Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… *


d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
YENİ-ESKİ, MİKRO-MAKRO, FRAGMAN-BÜTÜN, CİNSİYET-CİNSELLİK, BEDEN-TOPLUMSALLIK İKİLİKLERİNİN ÖTESİ… *

Ayten Alkan**

Cenk Özbay ile Ayfer Bartu Candan’ın, elinizdeki çok veçheli ve katmanlı derlemeleri için seçtikleri başlığın kendisi de çoğul okumalara açık: “Yeni İstanbul” Çalışmaları ve / ya da Yeni “İstanbul Çalışmaları”. Yeni İstanbul’un ancak yeni yaklaşımlar, yeni perspektif, kavram setleri ve dahası yeni sorularla ve / ya da eski soruların yeniden formülasyonuyla anlaşılabileceğini işaret eder gibi. En azından kitap baskıya girmeden okuma fırsatı bulabildiğim bu bölümün metinlerinin yaptığı tam da bu.

Bölüm yazarları birbirinden bağımsız araştırmalara imza atmış olsalar da hepsinin birçok ortak tespit, imkân, doğrultu ve / ya da yönelime işaret ettiklerini düşünüyorum. Bu ortaklaşmalardan bazıları, aynı zamanda, belli art-alan boşluklarına referans veriyor. Bahis konusu boşluklardan biri, örneğin, madun bedenlerin tarihsizliğiyse, bir diğeri de Türkiye coğrafyası şehir tarihi çalışmalarının fragmantal ve seyreltik birikimi. Ürünleri ağırlıkla 16. yüzyıl sonrasına yoğunlaşan Osmanlı şehir tarihçiliğinin pek de gelişkin bir çalışma alanı olmadığını söylemek mümkün (Uğur, 2005: 23-4). Söz konusu zafiyet, kaçınılmaz olarak Cumhuriyet Türkiyesi şehir tarihi çalışmalarını da etkilemiştir. Üstelik Türkiye tarihçiliğinin genel olarak ve çok büyük ölçüde devlet ve onun kurumlarına odaklanmış olmasından kaynaklanan sorunlar şehir tarihçiliğine de yansımıştır: Farklı yerleşimleri ele alan araştırmalar dahi, çoğunlukla, yerel özgüllükleri ve sosyo-kültürel ilişkilerle ekonomi-politik örüntüleri keşfetmeye çalışmaktansa Osmanlı taşra idaresinin farklılaşmalarına odaklanmıştır. Dolayısıyla, genel olarak Osmanlı, özel olarak Osmanlı şehri çalışmalarında, aşağıdan tarih imkânı sınırlı kalmıştır (N. Erdoğan, 2000 ve Quataert 2010). Madun bedenlerin tarihsizliği, genel olarak ana-akım tarih disiplininin egemen sınıflarla hemhal gelişim çizgisiyle olduğu kadar bu coğrafya-spesifik sınırlılıkla da ilgilidir.

Boşluklar ve boşlukların yüklendiği sessizliklerin norm, bilginin kısmî olduğu bu art-alandaki fragmanların neredeyse tamamı da, farklı dönemleriyle İstanbul’a ilişkindir.1 İşte, “Yeni” ve “Eski” şehir / mekân ve cinsiyet / cinsellik çalışmalarının ortaklaştığı en kayda değer yönelim, sanıyorum bu odak-yer (focus-locus)2. Söz konusu baskın yönelimin sebebi, basitçe; sadece sermaye, nüfus, mal ve hizmetlerin değil, aynı zamanda bilgi ve entelektüel faaliyetin de temerküzünde aranabilir. Bu basitleştirmeyle bir imkânı gözden kaçırmamak kaydıyla: İstanbul da “eski” ve ama daha çok “yeni” halleriyle -elinizdeki derleme gibi- çok katmanlı, çok veçhelidir. Bu haliyle mikro gibi görünenin prizmasından, orta-ölçekli ve makro okunaklılıklara kapı aralar.

Örneğin, “Eski İstanbul” çalışmalarından birinde Serpil Çakır’ın (2009) içinde dolaştığı, kadınların şehir içindeki hareketliliğini ve giyim-kuşamını sınırlandırıp düzenlemeye yönelen fermanlardır. Takip ettiğimiz vektörlerse; Osmanlı toplumundaki dönüşümün hızı ve yönü, değişen birey-devlet ve cinsiyet ilişkileri, cinsiyete dayalı oynak mekânsal ve hukukî sınırlar, farklı kesimlerden kadınlarla erkeklerin yaşam deneyimleri ve bu deneyimlerin kapsam ve sınırları, biçimi ve niteliği değişen cinsiyet-yüklü egemenlik ve iktidar örüntüleri... Böylelikle İstanbul’un, görünürlüğü giderek artan kadın cinsiyle yeniden tanımlandığı bir sürecin anlatısının içinden, bütün bir “eski”den “yeni”ye geçiş sancılarını ve parametrelerini okumak mümkün hale gelir. Bilhassa da anahtar sözcüklerimizden birinin, “beden” ve dahası “madunların bedenleri” olduğu çalışmalarda…

Nitekim sembolik ya da fiziksel-mekânsal sınırlar; hem hegemonik normativitenin hatlarını belirginleştirmek, hem de hiyerarşik ilişkilere tâbi farklı toplumsal grupları ayrıştırmak için vardır ve beden; sadece sınıf, etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim ve yaş hiyerarşilerini değil, aynı zamanda fiziksel-mekânsal sınırlar üzerindeki denetimi zorlama, sürdürme ya da (yeniden)kurmanın da “yer”idir...3

Bu bölümde temaşa eyleyen queer ve/ya sakat bedenler (Yardımcı ve Bezmez), arzulaya(maya)n, arzusu denetlenen ya da kadın, göçmen ve kâğıtsız bedenler (Akalın ve Biricik) ve trans bedenler (Zengin) bizlere sınırların aynı zamanda ihlâl edilmek için de çizildiğini hatırlatır. Böylece, bir kez daha modern(ist) nötr beden tahayyülünün eşitlikçilik iddiasının sarsılışına tanıklık ederiz (Köse, 2010). Dışlanan, bastırılan, denetlenen, sömürülen, terbiye edilen ve / ya da görünmez kılınan ama öte yandan da çatlaklar, sızıntılar oluşturan, kendini dayatan, toplumsallığın kompartımanlarını geçirgenleştiren ve dolayısıyla aradaki sınırları ihlâl ve sınırlara isyan eden bedenlerin bilgisiyle, farklı paradigmatik kavrayışlardan da olsa “bedeni kendiliğin / öznenin kurulumunda öne çıkaran” H. Lefebvre, D. Harvey, E. Soja, M. Foucault, P. Bourdieu, M. de Certeau ve E. Goffman gibi teorisyenlerin kentsel (mekân) - özne ilişkisi’ne dair analizleri, iktidar’ın aynı zamanda mekân ve zaman yönetimi anlamına geldiğini ve bedenler üzerinden işlediğini işaret eden teorik açılımları böylece buluşur…

*

Bu bölümdeki “Yeni İstanbul” çalışmalarının tamamı, yeni-eski, mikro-makro, fragman-bütün, cinsiyet-cinsellik, beden-toplumsallık gibi dikotomilerin geçirgenliklerini ve(yahut) ilişkiselliklerini gösterip aşmak suretiyle, yukarıda izah etmeyi denediğim türden bir prizmatik / optik okuma imkânı sunuyor. Ayşe Akalın’ın yürüttüğü alan araştırmalarından elde ettiği veri ve gözlemlere dayandırdığı makalesinde, Laleli’de bir minibüs otoparkının karşı kaldırımından uluslararası enformel insan (kadın), mal, emek ve para akışları kadar bu akışlar etrafında örgütlenen iktidar örüntülerinin geçidini “seyretmek” mümkün. Bu anlamda, bahsi geçen yer, araştırmacının ifadesi olan “İstanbul’un küçük Gagavuzya’sı”ndan çok daha fazlası: Laleli’deki otoparkın mikro coğrafyası, aslolarak, bütün bu akışların ve örüntülerin merceği olarak cisimleniyor.

Anımsanacak olursa, ışığın kırılması, ister bir prizmanın ışığı dalga boylarına ayırması suretiyle olsun, ister merceğin nesneleri büyütmesi / küçültmesi ya da yakınlaştırması / uzaklaştırmasıyla olsun; bize gerçekliğin o ana dek ve / ya da başka yolla görmediğimiz bir veçhesini sunar. Bu manada, prizmatik / optik okuma imkânına, ıraksak (konveks) ya da yakınsak (konkav) türevleriyle, Akalın’ın olduğu kadar diğer bölüm yazarlarının da çalışmalarında ziyadesiyle el verdiklerini düşünüyorum. “Mikro / makro çalışma” ayrıştırmasının anlamını yitirişi de böylesi bir imkâna yaslanır. İmkân’la aynı kökenden gelerek zaten söz konusu potansiyeli bize oldum olası fısıldayan mekân, bundan böyle bir mercek ya da prizmadır: İç içe geçmiş farklı düzeylerdeki süreçlerin, farklı coğrafyaların ve dahası farklı zaman dilimlerinin hemhal olmuş etkilerini billurlaştırıp bileşenlerine ayırmaya ve tahlile ya da tekil olarak gözlenen olguların, özgüllüklerin bir tarihsel momentte / lokasyonda (veya bir başkasında) tezahürünün sentezine elverişli bir zemin sunar. 

*

Bölüm yazarlarının açığa çıkardığı bir diğer potansiyel; cinsiyet, cinsellik ve beden politikaları’yla kapitalizmin yeni mekânsal ekonomi-politiği’nin birbirine dışsal veyahut paralel değil, dahası bundan böyle birbirini örtük biçimde varsayarak da değil, bilâkis içkin bir ilişkisellikle kurulup işlediği bilgisi.4 Söz konusu –bundan böyle sadece içkin de değil, aynı zamanda yapısal- ilişkiselliği görebilmek için, sosyal bilimler geleneğinde et­nisite, sı­nıf, cin­si­yet, cinsel yönelim gibi öznel, sosyo-ekonomik ve politik değişkenlerin, nasıl ilintilendirilegeldiklerini anımsamak gerekiyor –elbette, bunu deneyen ender girişimler bağlamında… Hâkim eğilim; bahsi geçen ve aslında toplumsallığı kat ederek biçimleyen bu değişkenleri, bir aslîlik / talîlik hiyerarşisine tabi tutarak, eklenebilir-çıkarılabilir birer “ek” olarak görme mistifikasyonuyla malûldür (Alkan, 2012). Kurumsal ya da kurumsal olmayan siyasal alanda olduğu kadar teoride de bu kategorileri birbiri­ne kar­şıt, ket vu­ran ve / ya da bir­bi­ri­ni dış­la­yan parametreler ola­rak ele alma ve bu anlamda toplumsal bütünlüğü tam da modernleşmeci paradigmaya denk düşecek biçimde kompartımanlar içinde anlamaya çalışmanın kaçınılmaz yetersizlikleri belki de en çok (sosyal) mekân çalışmalarında toplumsal dinamiklerin analitik ifadesini zorlar. Zira “… ‘kimlik’ başlığı altında küçümsenen tüm bu ezilme pratikleri kentsel alanın yeniden tanımlanmasını gerektirecek kadar kurucu unsurlardır.” (Göral, 2011) Bölüm yazarlarının çalışmaları; bu anlamda, (kentsel) mekânsal formasyon ve süreçlerde üst üste binen, bir­bi­ri­ni ku­ran, bes­le­yen, kimi zaman da çe­liş­ki­ler oluş­tu­ran bu farklılaşma (güç’ten dolayımlanmayan bir toplumsal farklılaşma olamayacağına göre de eşitsizleşme) vektörlerini ilişkisel olarak çevrime alan az sayıda yakın zamanlı çalışmanın5 takipçisi olarak da görülebilir.

Pınar Selek’in, 2001 yılında yayınladığı Maskeler, Süvariler, Gacılar: Ülker Sokak – Bir Alt Kültürün Dışlanma Mekânı başlıklı çalışması, bana kalırsa, “kentsel dönüşüm ve mutenalaştırma”nın Türkiye sosyal bilimlerinin tartışma alanına henüz yerleşmediği bir dönemde açığa çıkardıklarıyla, bu bağlamda da –yazarının dahi böyle bir iddiası olmamasına karşın- bir “ilk” addedilmeli. 1996 baharında İstanbul, ironik bir biçimde, “sürekli ve dengeli, insanca yaşamaya elverişli ve hakça yerleşimler” temel hedefiyle toplanacak olan BM Habitat-II İnsan Yerleşimleri toplantısına hazırlanıyordu. Şehrin misafir salonu görücüye çıkarılmak üzere, bir yandan Maçka - Harbiye kongre vadisinde kaldırımlar yenilenmiş, diğer yandan da sokak köpekleri, sokakta yaşayan çocuklar ortalık yerden toplanıp bodrum katına atılmış ve nihayet Cihangir Ülker Sokak’ta ikamet eden trans kadınlara yönelik “mahalle ahlâkı” nutukları eşliğinde bir “temizlik operasyonu” başlatılmıştı.6

Yaklaşık 17 yıl sonra, Bahar 2012’de, “deprem riski altındaki yerleşim yerlerinde gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm”ün, bizzat Başbakan Erdoğan tarafından, İstanbul’un dört ilçesinde eş zamanlı olarak ve telekonferans teknolojisinin kullanıldığı naklen yayınla startı verildi.7 Takiben, Ülker Sokak benzeri bir zorla yerinden etme sürecine tanıklık etmek için çok beklemedik. TOKi başkanlığı dönemini, Harvey’in “yaratıcı yıkım” tezlerinin8 en saf örneğini verircesine, “İstanbul'da yıkmaktan daha güzel bir şey  yok!” vecizesiyle taçlandırmış9 olan Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın heveskâr rüyalarını süsleyen süreç 10, ilk dört ilçeden biri olan Avcılar’da, translara yönelik yeni bir linç kampanyası, yerinden etme ve dahası cinayetlerle başladı. 1999 Marmara depremi sonrasında değişim değeri ziyadesiyle düşen Avcılar’a yerleşen trans bireyler, bu kez beklenen rant artışı dolayısıyla ama yine riyakârca “gayri-ahlâkilik” kisvesi altında şiddetin türlü biçimlerine maruz kalıp bir kez daha sürgüne mecbur tutuldular. O dönem adı çok duyulan Meis Sitesi sakinlerinden Alev’in Sonbahar 2012’de aktardığı gözlemleri, ön plana çıkarılan ahlâk argümanının seçiciliğini de özetler niteliktedir: Bizden rahatsız olduğunu söyleyen, bu binadan yürüyüşe katılan insanlar buraya geldiler ve önce buradan bir daire aldılar. Çok rahatsız oldular bir tane daha aldılar. O kadar çok rahatsız oldular ki bir daire daha aldılar!” 11 

Alp Biricik’in, Şehrin ‘Açık Saçık’ Yerlerini Kapamak: İstanbul’da Seks Sinemaları” başlıklı makalesinin açılışını, “soylulaştırma, Galata Port projesi, kentin ‘(yeni) zengin sınıfı ve ‘yabancı turistler’ için yer açma çabaları” ile yapması, işte tam da bu cinsellik ve cinsiyet-yüklü mekânsal ekonomi-politiğin ayırdında bir kavrayış zemini sunuyor. Neoliberalizm ile yeni-muhafazakârlığın birbirine volan kayışı işlevi görmesini daha iyi anlayabileceğimiz zeminlerden biri de bu aynı zamanda. Ölüme sebebiyet verme, gözaltında çıplak arama, keyfi gözaltı vb. gibi devlet şiddeti pratiklerinin muktedirlerce yeniden ve pervasızca “genel ahlâk”a uygun bulunduğu12 ya da bu Sunuş metninin kaleme alındığı günlerde –sanki sürpriz bir skandalmışçasına- “17 Aralık Operasyonu” başlığıyla ülke gündemine yerleşen rüşvet, imar usulsüzlüğü, gayrimenkul rantları üzerinden haksız zenginleşme vb. gibi suçların ivedi siyasi hesabının verilmediği bir konjonktürdeyse, ahlâk’la vurulanların kimler ve hangi değerler olduğundaki keyfiliği bir kez daha görebilmemiz için de bir manivelâ.

Aslı Zengin, kapitalizmin yeni mekânsal ekonomi-politiğiyle beden politikaları arasındaki, altını çizmeye çalıştığım içkin ilişkiselliği, “kentsel dönüşüm” kavramının nesnel, akademik, siyasî ve popüler gündemde henüz yer edinmediği dönemlere taşıyıp bir tarihsel arka plan da sunuyor bize. 1960’lardan başlayarak Beyoğlu özelinde yaptığı, kendi ifadesiyle, mekânın üretiminin ve paylaşımının cinsellik ve cinsiyet üzerinden nasıl örgütlendiğini ve kentsel dönüşüm süreçlerinin tarihsel ve toplumsal olarak inşa edilmiş cinsiyet normlarını, ahlaki kodları ve cinselliği bünyesine katarak nasıl işlediğini” ortaya koymak.

*

Akademik kurumsal yapılanma içinde olduğu kadar (lütfen tahsis edilmiş ve tahsis edildiği anda da yalıtılmış disipliner odacıklar) ve aslında buna da bağlı olarak, aşağı yukarı son 10 yıldır düzenlenen birçok sosyal bilimler sempozyumu ile kimi derleme kitapların organizasyonuna hâkim olan bir yapı var: Ayrı bir alt-bölüm, ayrı bir oturum, ayrı bir başlık açmak ve ana-akım ve / ya da aslî belirleyicilikte addedilmeyen ne varsa, oraya sıkıştırmak, kimi zaman da amiyane tabiriyle tıkıştırmak: Sakatlar, LGBTİ, Kadınlar, Gençler, Yaşlılar… vb. Norm ve normdan sapan kavrayışının iyi-niyetli görünen tekerrürü, “alan açmak” lütfuyla birincil / ikincil hiyerarşisinin yeniden kabulü ve dahi yeniden üretimi, gettoları yasallaştırmak suretiyle mesuliyetini yerine getirmiş bir sınır bekçiliği… Özbay ve Bartu Candan’ın derlemesini, baskıya girmeden önce tamamıyla okuma imkânım olmadı. Fakat sadece bölümlendirme ve bölümler için uygun görülen çalışmaların başlıklarına baktığımda, geçirgenliklerin kabul edilerek sınırların gevşetildiği, farklı analiz odaklarının ve düzeylerinin birbirleriyle diyaloga sokulduğu intibaını edindim. Örneğin, “Emek ve Ekonomi” bölümünde yer alan “İstanbul’da Mekân, Cinsiyet ve Endüstriyel İstihdam” (S. Dedeoğlu) ile “’Çalışabilirsiniz, Eğer...’: Katılım Bankaları’ndaki Örtülü Kadın Çalışanlar ve Bedenin Örgütsel Kontrolü” (D. Salman), “Beden ve Cinsellik” bölümünün baskın sorunsallarıyla buluşturularak da okunabilir… Ve giderek diğer bütün makaleler… Sosyal bilimlerin disipliner ve analitik bölünmelerinin, siyasî / tarihsel art-alanı ve faniliğimizin sınırlılıkları bir yana, pratik bir gayeyle de ortaya çıktığını anımsamayı ihmal etmemek, bu anlamda hepimize iyi gelebilir: “Sosyal gerçeklik nedir? Ve onu nasıl anlayabiliriz?” Parçaları birbirlerinin içinden geçirip sentezlemenin vakti çoktan gelmişti. İçinden geçtiğimiz yakın dönemde bu coğrafyada ortaya çıkan ve yaygın olarak “Gezi Direnişi” olarak nitelenen sosyal kalkışmanın bize “teorik ihtiyaç” olarak dayattıklarından biri de bu olsa gerek.

Referanslar

Af Örgütü (2013) Gezi Parkı Eylemleri: Türkiye’de Toplanma Özgürlüğü Hakkı Şiddet Kullanılarak Engelleniyor.

Alkan, Ayten (2012) Şehircilik Çalışmalarının Zayıf Halkası: Cinsiyet, Nermin Abadan Unat’a Armağan – Birkaç Arpa Boyu: 21. Yy’a girerken Türkiye’de Feminist Çalışmalar, der. Serpil Sancar, İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, s. 343-414.

Bayraktar, Sevi (2011) Makbul Anneler, Müstakbel Vatandaşlar: Neoliberal Beden Politikalarında Annelik, Ankara: Ayizi Yayınları.

Çakır, Serpil (2009) Osmanlı’da Kadınların Mekânı: Sınırlar ve İhlâller, Cins Cins Mekân, der. Ayten Alkan, İstanbul: Varlık, s.76-101.

Giddens, Anthony (1984) The Constitution of Society: Outline of the Theory of Structuration, Oxford: Blackwell.

Gottdiener, Mark (1984 / 2001) Mekân Kuramı Üzerine Tartışma: Kentsel Praksise Doğru, çev. Çağatay Keskinok, Praksis S.2 -Kent ve Kapitalizm- (Bahar 2001) 248-70. [orijinali: Smith, Michael Peter (ed.) (1984) Cities in Transformation, London: Sage içinde]

Erdoğan, Necmi (2000) Devleti İdare Etmek: Mâduniyet ve Düzenbazlık, Toplum ve Bilim 83, s.8-31.

Faroqhi, Suraiya (2011) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler, çev. Neyyir Berktay, İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.

Göral, Özgür Sevgi (2010) İstanbul’un Yeni Yoksulluk ve Dışlanma Pratiklerine Ayazma’dan Bakmak, değ. G. Kılıçoğlu, Bilim ve Sanat Vakfı Bülteni 73.

---------- (2011) Kentsel Dönüşüm Projelerine Muhalefet Etmek: Kentsel Muhalefetin Cinsiyeti, İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 44, s.67-81.

Harvey, David (1973) Social Justice and the City, London: Edward Arnold.

---------- (2003) Paris, Capital of Modernity, New York & London: Routledge.

---------- (2008) The Right to the City, New Left Review, 53.

Keskinok, Çağatay (1997) State and the (Re)Production of Urban Space, Ankara: METU.

Köse, Elifhan (2010) Kitap İncelemesi: Ayten Alkan, Cins Cins Mekân, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, S. 65-1, s. 237-41.

Leeuwen, Richard van (2012) Bir Osmanlı Şehri: Şam - Vakıflar ve Şehir, çev. H.Ebru Aksoy, İstanbul: Küre Yayınları.

Öz, Yasemin (2009) ’Ahlaksızlar’ın Mekânsal Dışlanması, Cins Cins Mekân, der. Ayten Alkan, İstanbul: Varlık, s. 284-302.

Özbay, Cenk, Ayşecan Terzioglu ve Yeşim Yasin (der.) (2011) Neoliberalizm ve Mahremiyet: Türkiye'de Beden, Sağlık ve Cinsellik, İstanbul: Metis.

Özuğurlu, Aynur (2005) Poverty or Social Reproduction of Labour: Life in Çöplük District, yayınlanmamış Doktora tezi, Ankara: ODTÜ Sosyoloji Bölümü

Schumpeter, Joseph Alois (1942) Capitalism, Socialism and Democracy, US.

Selek, Pınar (2001) Maskeler, Süvariler, Gacılar: Ülker Sokak – Bir Alt Kültürün Dışlanma Mekânı, İstanbul: Aykırı. (gözden geçirilmiş 2. baskı – 2007, İstanbul: İstiklâl)

Şengül, Tarık (2009) Kentsel Çelişki ve Siyaset, 2.b., Ankara: İmge.

Quataert, Donald (2010) Osmanlı Çalışmaları ve Aşağıdan Tarih, Tarih, Sınıflar ve Kent içinde, çev. E. A. Aytekin, der. Besime Şen ve A. Ekber Doğan, Ankara: Dipnot, s.20-33.

Uğur, Yunus (2005) Şehir Tarihi ve Türkiye’de Şehir Tarihçiliği: Yaklaşımlar, Konular ve Kaynaklar, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi 3/6, s.9-26.

Werlen, Benno (1988) Gesellschaft, Handlung und Raum, Stuttgart: Franz Steiner, [İngilizce basım: (1993) Society, Action and Space, tr. Gayna Walls, London: Routledge]


* Entelektüel ve akademik faaliyetin ürünleri çoğu zaman boşluğa bir dilek feneri bırakmak gibidir; mumun alevi de söndükten sonra gözden kaybederiz onu. Bazen hiç yüz yüze gelmemiş olduğumuz bir öğrenciden posta kutumuza düşen ileti, bazen de ancak çalışmalarından tanışık olduğumuz meslektaştan gelen rica, o fenerin rotasından haberdar eder bizi. Dilek fenerimin uğraklarından birinde kayıt tutan ve yeni bir dilek tutmama imkân sağlayan Cenk Özbay ve Ayfer Bartu Candan’ın yanı sıra, bu bölümün son derece yaratıcı yazarlarına da çok teşekkür ederim. Ayrıca, prizmaların ve merceklerin dünyasından sosyal bilimlere nasıl fikir devşirebileceğimize dair izahatlerini sabırla benimle paylaşmakla kalmayan, metnin birçok bileşenine değerli eleştiri ve katkılarda bulunan sevgili Levent Mertoğlu’na da kalpten minnettarım: Bir başka dilek fenerini gökyüzüne göndermiş olduğumu, vaktin bir yerinde hepten unutmuşum, hatırlattığı için de…

** Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.

1 Birkaç yakın zamanlı önemli istisna için bkz.: Canbakal, 2009 (Antep), Faroqhi 2011 (Anadolu kentleri), Kaygalak, 2008 (Bursa) ve Leeuwen, 2012 (Şam)

2 “Odak-yer”i; mekânın toplumsal olarak üretildiği, olayların geçtiği yer (locus) ile toplumsal faillerin ve davranışsal birimlerin yöneldiği şey (focus) olma özellikleri arasındaki diyalektiğin ürünü olduğu, toplumsal faillerin etkinlikleriyle (yeniden)yapılandığı, (yeniden)üretildiği ve dönüştüğü, dolayısıyla toplumsal faillerin nesnel ve öznel deneyimlerinin mekâna anlam yükleyip onu (yeniden)tanımladığı, öte yandan mekânsal biçimlerin de faillerin davranış kalıplarında belirli etkiler yarattığı ve bütün bu süreçlerin belirli yapısal ve tarihsel koşullar altında gerçekleştiğinin altını çizen bir kuramsal kavrayışa göndermeyle kullandım. (Bkz. Giddens, 1984; Gottdiener, 1984; Keskinok, 1997; Şengül, 2001, Werlen, 1988)

3 Buna karşılık, şimdiye değin Türkiye sosyal bilimlerinde beden ile (kentsel) mekânı buluşturan çalışmalar yok kertesindedir. Elinizdeki bölümü oluşturan bu makalelerin kıymeti bir de buradan kaynak alır.

4 Ayırt edici olarak mekânın ekonomi-politiğine yoğunlaşmış olmamakla beraber, “yeni” kapitalizmin cinsiyet, cinsellik, mahremiyet ve beden politikalarıyla ilişkilenme hatlarını belirginleştiren yakın zamanlı ve “yerli” bir derleme için bkz. Özbay, Terzioğlu ve Yasin, 2011.

5 Örn. Bayraktar, 2011; Göral 2010 ve 2011, Özuğurlu, 2005.

6 Daha etraflı bir değerlendirme için bkz. Öz, 2009.

7 İktidarın payandası basın yayın organlarında “Dev Dönüşüm” olarak duyurulan ve “İstanbul’a iki yeni şehir, üçüncü boğaz köprüsü, üçüncü havaalanı, Kanal-İstanbul” gibi büyük yatırım projeleriyle eşzamanlı ilerleyeceği müjdelenen bu geniş kapsamlı yıkım – yeniden yapım sürecini mümkün kılan düzenleme, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun adıyla yasalaştı. Belirtilmeli ki bahsi geçen yasa; kentsel / yerel hizmetlerin, yatırımların, gayrimenkullerin ve doğal kaynakların sermayeye aktarımının bir yandan yasal zeminini sağlayan, bir yandan da kentsel alanlara bu minvaldeki müdahaleleri yeniden ve güçlü bir biçimde merkezî iktidarın alanına taşıyan bir dizi düzenlemenin sonuncusu ve en geniş kapsamlısıydı.

8 “Yaratıcı Yıkım” (creative destruction) kavramı 1842 - 1913 yılları arasında farklı bağlamlarda Bakunin, Nietzsche ve Sombart’ça kullanılmış; Harvey tarafındansa, aslolarak, iktisatçı Schumpeter’den (1942) şehrin kapitalistik ekonomi-politiğine uyarlanmıştır. Şehrin her seferinde daha verimli, kârlı bir üretim-tüketim zincirine dönüşebilmesi için durmadan yıkılıp yeniden inşa edilmesi döngüsüne dikkat çeken Harvey’e göre (1973), “Sermaye birikiminin tarihi; yaratıcı yıkım etkinliğinin tarihidir. Böylece mekân, sadece kendi başına varlığı olan bir nesne değil, kapitalist üretim tarzındaki toplumsal ilişkiler sonucunda üretilen bir meta, bu ilişkilerle yeniden üretilen ve bu ilişkileri etkileyen bir dinamik olur.” Ayrıca bkz. Harvey, 2003 ve 2008.

12 Bkz. Af Örgütü, 2013 ve ayrıca kendini itiraf eden bir “izahat” için bkz. “Adalet Bakanı: ‘Mahkûmları Utandırmadan Soyuyoruz’.” http://www.radikal.com.tr/turkiye/adalet_bakani_mahkumlari_utandirmadan_soyuyoruz-1163979




sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconEski veri tabanındaki bilgiler yeni yılda yeni veri tabanına devredilerek çalışılacak ise

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconEski traktörümü 14. 000 Tl saydım. Yeni traktöre de 30. 000 Tl fark...

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconYeni sanilan bin yildan eski (eskimemiŞ) kurallar

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * icon1. makro iKTİsat; konusu-iLGİ alani

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconŞEHİRCİLİK Çalişmalarinin zayif halkasi: CİNSİyet*

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconİşyeri sicil numarası bölümü mahiyet (M), işkolu kodu, eski ve yeni...

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconKonu: 77 Seri Nolu Harçlar Genel Tebliği: Yeni Harç İstisnaları ve...

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconMikro Ekonomi 1 Bölüm 4: Talep, Arz ve Fiyat

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconMikro Ekonomi 4 İşsizlik ve İstihdam (Unemployment and Employment)

Yeni-eski, Mİkro-makro, fragman-büTÜN, CİNSİyet-cinselliK, beden-toplumsallik iKİLİkleriNİN Ötesi… * iconKİRa sözleşmesi (Yeni bk m. 229- 378 maddeleri arasında genel olarak...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com