Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale


sayfa1/3
d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2   3
BİR SAVAŞA VARMAYAN KUVVET KULLANMA YOLU OLARAK MÜDAHALE
1. Müdahale Tanımı
Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 2’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında (bundan sonra kısaca 2/4 olarak geçecektir) kuvvet kullanma yasağına yer verilmiş1, söz konusu yasağın kapsamı geniş tutulmuş ve açık bir dil kullanılmıştır. 2/4, kuvvet kullanma ile ilgili en önemli uluslararası hukuk kuralıdır, tek istisnası da meşru müdafaa hakkını düzenleyen antlaşmanın 51’inci maddesidir (Başeren, 2003:14,194).
BM sistemi içerisinde, 51’inci madde2 gereğince meşru müdafaa hakkını kullanan devlet, durumu Güvenlik Konseyi’ne iletecek, bu safhadan sonra BM antlaşması VII. Bölümde ayrıntıları tarif edilen ortak (kolektif) güvenlik sistemi devreye girecektir.
BM Antlaşmasında öngörülen ortak güvenlik sisteminin etkili bir şekilde hayata geçirilememiş olmasının ve barışı koruyacak ve sürdürecek mekanizmaların kurulamamasının, savaşa varmayan kuvvet kullanma yollarını tekrar hukuka uygun hale getirdiği tezini öne sürenler doktrinde azımsanmayacak kadar önemli bir yer tutmaktadır. Bir kuvvet kullanımının yoğunluğunun savaş eşiğinin altında kalması onun uluslararası hukuk kurallarına uygun olduğu anlamına gelmez. Ancak bazı kuvvet kullanımlarının durumunun tartışmalı olduğu, hatta 2/4’e aykırı olmadığı kimilerince öne sürülmektedir. Bu yollardan biri de müdahale (intervention, karışma) dir. (İpek, 2007).
Müdahalenin sınıflandırılmasında,

  • Askeri Kuvvet Kullanılmasını İçermeyen Müdahaleler,

- Askerî müdahaleler (Başeren, 2003:97-100) şeklindeki ayrımın önemli olduğuna dikkat çekilerek, bu çalışmada kuvvet kullanılmasını içeren ikinci grup müdahaleler üzerinde durulacağını belirtmekte fayda vardır.
Müdahale terimi, bu kapsamda, uluslararası ilişkilerde 19’uncu yüzyılda yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Ancak anlam belirsiz kaldı. Herhangi bir olayın savaş mı müdahale mi olduğu konusunda kesin bir ayrımın olmaması, devletlerin durumu kendi çıkarlarına hizmet ettiği şeklinde yorumlamasına neden oldu. Örneğin, 1902’de Büyük Britanya ve Almanya’nın Venezuela’ya uyguladığı ablukayı müdahale olarak değerlendiren ve karşı çıkan Amerika Birleşik Devletleri’ne, söz konusu Avrupalı Devletler tarafından, ortada bir müdahale değil, “savaş hali”nin mevcut olduğu yanıtı verildi (Chesterman, 2002).
Anlam belirsizliğini korumakla beraber, müdahale kavramının bazı tanımları aşağıdadır.
- Müdahale, silahlı saldırıya yakın bir hareket, siyasi, ekonomik baskı, kimi zaman açıkta bir savaş gemisi bulundurma, hatta devletlerin içişlerinin tartışılmasıdır (İpek, 2007).
- Müdahale, devlet egemenliği ilkesiyle, her devletin serbestçe karar vermesine izin verilen, politik, ekonomik, sosyal ve kültürel sistemin seçilmesi, dış politikanın ifade edilmesi gibi konularda zor kullanılması suretiyle, devletin egemenlik alanına girilmesidir. Zorlama unsuru, bilhassa kuvvet kullanılan müdahalelerde öne çıkmaktadır (Uluslararası Adalet Divanının 1986 tarihli Nicaragua v. United States of America Davası, aktaran Başeren, 2003).
- Bir devletin başka bir devletin iç ve dışişlerine zorlayıcı veya emredici bir şekilde ve bu devletin tutumunu değiştirmek ya da bu devlette bazı değişiklikler yapmak üzere dahil olmasıdır (Keskin, 1998).
- Kural olarak savaş dışında kalan ve savaş niteliği taşımayan silahlı kuvvet kullanımları (silahlı) müdahale olarak kabul edilmektedir. Savaşa varmayan kuvvet kullanma yöntemi olarak kullanılan silahlı karışma bir devletin başka bir devlete karşı kendi iradesini kuvvet kullanma yoluna başvurarak kabul ettirme eylemidir (İpek, 2007).
2. Müdahale Çeşitleri
Tanım konusunda olduğu gibi, müdahalenin sınıflandırılması konusunda da bir uzlaşı söz konusu değildir. Örneğin, vatandaşların dışarıda korunması için kuvvet kullanma konusu, bir müdahale çeşidi olarak sayıldığı gibi (Keskin, 1998), askeri kuvvet kullanılmasını içeren diğer tedbirler arasında da sayılabilmektedir (Başeren, 2003)
Benzer şekilde, müdahale edilen ülkenin çağrısı ile yapılan müdahaleler, bazı yazarlar tarafından iç çatışmalara müdahil olmanın özel bir durumu olarak ele alınırken (Gray, 2004), tek başına bir müdahale şekli olarak da kabul edildiği olmuştur (Keskin, 1998).
Bir fikir vermesi açısından çeşitli müdahale sınıflandırmaları aşağıya çıkarılmıştır.
- Müdahaleler, askeri kuvvet kullanılmasını içermeyen müdahaleler ve askeri müdahaleler olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan, askeri kuvvet kullanılmasını içermeyen müdahaleler, siyasi ve ekonomik müdahale olarak ikiye, benzer şekilde, askeri müdahaleler de doğrudan ve dolaylı müdahale olarak ikiye ayrılır (Başeren, 2003).

- Pickering, her ne kadar tam olarak bir müdahale sınıflandırması yapmasa da, uzun süreli ve sık sık tekrarlanan savaşların neden olduğu yorgunluğun ve devletlerin geçmişte askeri müdahalelerde elde ettikleri zafer ve yenilgilerin yeni bir askeri müdahalede bulunma kararı verme durumundaki karar vericileri nasıl etkilediğini araştırırken, müdahaleleri;

* Müdahale edilen devletin (hedef devletin) hükümetini ne destekleyen ne de hedef alan müdahaleler,

* Hedef devletin hükümetini destekleyen müdahaleler,

* İsyancıları ya da muhalif grupları hedef alan müdahaleler,

* Hedef devletin hükümetini hedef alan müdahaleler,

* İsyancıları ya da muhalif grupları destekleyen müdahaleler,

* Üçüncü ülke hükümetlerini destekleyen ya da hedef alan müdahaleler,

* Bir toprak parçasında egemenlik sağlamış olan muhalifleri destekleyen ya da hedef alan müdahaleler olarak ayırmıştır (2001).
- Keskin, müdahaleleri;

* Yurt dışındaki vatandaşları korumak için müdahale,

* Devam eden iç çatışmalara müdahale,

* İlgili hükümetin çağrısı ile ya da önceden yapılan bir araştırmaya dayanarak yapınla müdahale,

* İnsani nedenlerle müdahale,

* Birlikte meşru müdafaa hakkının kullanılmasının bir parçası olarak müdahale başlıkları altında incelemiştir (1998).
- İpek ise müdahaleleri,

* İnsani nedenlerle müdahale,

* Yurt dışındaki vatandaşları korumak için müdahale,

* Devam eden iç çatışmalara müdahale,

* İlgili hükümetin çağrısı ile müdahale başlıkları altında incelemiş ve bazıları tarafından zaman zaman saydığı bu dört müdahale şeklinin hukuka uygun olduğunun öne sürüldüğünü belirtmiştir.
Bu çalışmada, müdahale başlığı altında insani müdahale, yurt dışındaki vatandaşların korunması için müdahale ve devam eden iç çatışmalara müdahale konularına değinilecektir.
3. Uluslararası Hukuk Açısından Müdahale
Devletler, uluslararası hukuk açısından egemen eşit kabul edilirler. Yani, uluslararası hukuk karşısında tüm devletler ilke olarak aynı hukuksal statüye sahiptir. Buna devletlerin egemen eşitliği ilkesi denmektedir. Devletlerin egemen eşitliği ilkesinin doğal bir sonucu olarak birbirlerinin iç işlerine de müdahil olmamaları gerekir. Buna da içişlerine karışmama (müdahil olmama, müdahale etmeme) ilkesi denilmektedir (Pazarcı, 2008:150-151).
Ancak, uygulama da sık sık müdahalelere rastlanmaktadır. Birkaç örnek vermek gerekirse, SSCB 1956’da Macaristan’a 1968’de Çekoslavakya’ya, 1980’de Afganistan’a, ABD ise Latin Amerika da 1952’de Guatemala’ya, 1961’de Küba’ya, 1965’te Dominik Cumhuriyeti’ne, 1973’de, Şili’ye, 1982’de Grenada’ya,1989’da Panama’ya, müdahale ederken, Afrika’da, 1964’te Kongo’ya, 1978’de Zaire’ye, Asya’da Vietnam’a müdahale etmiştir. İngiltere ve Fransa 1956’da Mısır’a, Belçika, 1960 ve 1964’te Kongo’ya, 1978’de Zaire’ye, 1971’de Hindistan Bangladeş’e, 1974’te Türkiye Kıbrıs’a, 1976’da İsrail Uganda’ya, 1977’de Almanya Somali’ye, 1978’de Tanzanya Uganda’ya, 1978’de Vietnam Kamboçya’ya, 1982’de İsrail Lübnan’a, 1978’de Hindistan Sri Lanka’ya müdahale etmiştir (Keskin,1998).
Bu listede sayılanlardan daha fazla müdahale olduğu da dikkate alındığında, müdahaleler ile ilgili hukuki düzenlemelerin gözden geçirilmesi faydalı olacaktır. Öncelikle, çalışmanın konusu olan kuvvet kullanılmasını içeren müdahaleler, kuvvet kullanma yasağını düzenleyen 2/4’ün kapsamı içindedir. Yani, kuvvet kullanılan müdahaleler, iç işlerine karışmama ilkesini olduğu kadar kuvvet kullanma yasağını da ihlal ederler (Keskin, 1998).
Bu genel ilkenin yanı sıra, BM bünyesindeki çeşitli belgeler de kural olarak müdahale yasaklanmıştır. Örneğin, 375 sayılı Genel Kurul kararının ekinde yer alan Devletlerin Hak ve Ödevleri konulu deklarasyonun 3;
- Birinci maddesinde, özgürlüğün her devletin hakkı olduğu, bu nedenle de başka herhangi bir devletin dikte etmesine mahal olmaksızın, yönetim şeklinin seçilmesi de dahil olmak üzere tüm yasal yetkilerini kullanacağı,
- İkinci maddesinde, uluslararası hukukun öngördüğü muafiyetler saklı kalmak kaydı ile, her devletin ülkesi üzerindeki herkes üzerinde yargılama yetkisi olduğu,

- Üçüncü maddesinde, başka bir devletin iç ve dış işlerine karışmaktan kaçınmanın her devletin görevi olduğu,
- Dördüncü maddesinde, başka bir devletin ülkesindeki iç çatışmaları (civil strife) kışkırtmaktan kaçınmanın ve kendi ülkesinin bu amaçla kullanılmasının önlenmesinin her devletin görevi olduğu,
- Sekizinci maddesinde, her devletin diğer devletlerle olan anlaşmazlıklarını uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atmayacak şekilde barışçıl yollarla çözme yükümlülüğü olduğu,
- Dokuzuncu maddesinde, her devletin, savaşı bir ulusal politika aracı olarak görmeme, başka bir devletin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı ile uluslararası hukuk ve düzene ile ters düşecek kuvvet kullanımından ya da kuvvet kullanımı tehdidinden kaçınma yükümlülüğü olduğu,
- On birinci maddesinde, her devletin, dokuzuncu madde hilafına başka devletlerin toprak kazanımını tanımaktan kaçınma yükümlülüğü olduğu,
- On dördüncü maddesinde, her devletin, diğer devletlerle olan ilişkilerini uluslararası hukuk çerçevesinde ve uluslararası hukukun devlet egemenliğinin üzerinde olduğu prensibine uygun olarak yürütmesi yükümlülüğü olduğuna değinilmiştir.
Her ne kadar genel kurul kararları bağlayıcı değil ise de, Devletlerin Hak ve Yükümlülükleri bildirgesinin, devletlerin egemen eşitliğine vurgu yaptığı ve genel anlamda savaşı, daha özelde ise müdahaleyi politikanın bir aracı olmaktan çıkarma yolunda üye devletlerin temayülünü yansıttığını söylemek de yanlış olmayacaktır.
Müdahaleye ilişkin olarak, Genel Kurul’un 2131(XX) sayılı Müdahalenin Reddi (Declaration on the Inadmissibility of Intervention in the Domestic Affairs of States and the Protection of Their Independence and Sovereignty) kararını4 da incelemek gerekir.
Söz konusu kararın;
- Birinci maddesinde, hiçbir devletin her ne sebeple olursa olsun başka herhangi bir devletin iç ve dış işlerine doğrudan ya da dolaylı olarak müdahale edemeyeceğine yer verilmiş ve silahlı müdahale ve diğer tüm karışma formları ya da bunların yapılacağına dair tehdit kınanmıştır.
- İkinci maddesinde, hiçbir devletin başka bir devletin egemenlik haklarını kullanmaktan alıkoymak ya da kısıtlamak için ekonomik sosyal yada başka bir vasıtayı kullanamayacağı, kullanımını destekleyemeyeceği, hiçbir devletin başka bir devletteki iç çatışmaya (civil strif) müdahil olmayacağı, bir devletin rejimini yıkmaya yönelik terörist veya silahlı faaliyetleri organize etmeyeceği, bunlara yardımda bulunmayacağı, mali kaynak sağlamayacağı, kışkırtmayacağı veya hoşgörü ile karşılamayacağı hususları düzenlenmiştir.
- Üçüncü maddesi, insanları ulusal kimliklerinden mahrum bırakmak için kuvvet kullanmanın onların devredilemez haklarına bir müdahale olduğu ve karışmama (non-intervention) ilkesine aykırı olduğu hükmünü amirdir.
- Beşinci maddede, her devletin politik, ekonomik, sosyal ve kültürel sistem seçme konusunda, başka hiçbir devletin müdahalesi olmaksızın devredilemez hakları olduğuna değinilmiştir.
- Altıncı maddede, tüm devletlerin self-determinasyon hakkı ile toplumların ve devletlerin bağımsızlık haklarına saygı gösterme zorunluluğuna dikkat çekilmiştir.
Görüldüğü üzere Müdahalenin Reddi kararı, bir devletin başka bir devletin iç ve dış işlerine karışmasını, bunun için kuvvet kullanmasını, ya da kuvvet kullanma tehdidinde bulunmasını, başka bir devlet içinde iç çatışmaya yada hükümetleri devirmeye yönelik her türlü destek vermeyi, hata bu faaliyetlere hoşgörü ile yaklaşmayı kınamıştır.
1970 tarihli Dostça İlişkiler Kararı (Friendly Relations Resolution) da, Müdahalenin Reddi kararı ile ortaya konulan anlayışı tekrarlamıştır (Gray, 2004:60). Dostça İlişkiler Bildirisi’ne göre “Her devletin, diğer bir devletteki bir iç savaşı veya terörist hareketlerini örgütlemekten, tahrik etmekten, onlara yardım etmekten veya bu hareketlere katılmaktan veya kendi ülkesinde böyle hareketlerin yapılmasına yönelik organize faaliyetlere (bu paragrafta zikredilen hareketler kuvvet kullanma tehdidi veya kuvvet kullanmayı içerdiği zaman) göz yummaktan kaçınma görevi vardır.” (İpek, 2007)
Görüldüğü, üzere müdahaleyi yasaklayan ve kınayan hukuki alt yapı, BM çatısı altında mevcuttur. Gray’a göre, özellikle iç çatışmalara kuvvet kullanılarak müdahil olunmayacağı konusundaki hukuki statü yeterince açık ve ihtilaftan uzaktır. Sorun, devletlerin Soğuk Savaş döneminde Afrika, Latin Amerika ve Asya’da arkasında durdukları sözde savaşlarda (proxy wars) da görüldüğü üzere uygulamasından kaynaklanmaktadır (2003:60).
4. İnsani Müdahale
(Silahlı) insani müdahale, bir devlet ya da devletler topluluğu tarafından yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerini engellemek üzere, bir başka ülkenin egemenliğindeki topraklar üzerinde kuvvet kullanılmasıdır. NATO’nun Kosova’daki etnik temizliğe son vermek üzere harekete geçmesi örnek olarak verilebilir. Bu kapsamda, askeri güç, doğrudan insanlara ve mahallere yapılan saldırıları önlemek üzere yapılan operasyonlara angaje olacak, barışın yada istikrarın korunması gibi diğer operasyonlar kapsam dışında kalacaktır (Rice&Denn, 2007).
İnsani müdahale; kötü muameleye maruz kalmış bireylerin korunması için, hariçten aktörlerin, ciddi boyuttaki insan hakları ihlallerini durdurmak veya engellemek üzere, bir başka ülkede, genellikle eylemleri ya da ihmalleri bu ihlallerle sebebiyet verenlere karşı kuvvet kullanmasıyla karakterize edilir (Heinze, 2004)
Bir başka tanıma göre, insani müdahale, bir devletin başka bir devletin vatandaşlarını kendi devletlerinin zulmüne karşı korumak için ülkesi dışında münferiden kuvvet kullanmasıdır ( Başeren, 2003:174).

Tanımlar arasında dikkat çeken husus, birinci ve ikinci tanımda kuvvet kullanan çoğul (devletler topluluğu, hariçten aktörler) olabilirken, ikinci tanımda sadece bir ülkenin münferiden kuvvet kullanımına değinilmiş olmasıdır.
Bugün, birinci tanımda verilen örnekte olduğu gibi, birçok yazar (özellikle, Amerikan yazarlar) NATO’nun Kosova’ya müdahalesini insani müdahale kapsamında değerlendirmektedir. Bu nedenle, bu çalışmada da, Kosova örneğine değinilecektir.
a. NATO’nun Kosova’ya Müdahalesi:
17 Şubat 2008 itibari ile Sırbistan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova, Sırbistan, Arnavutluk, Karadağ ve Makedonya ile komşudur. Bölgede, Slav ve Arnavut halkları 8’nci yüzyıldan bu yana birlikte yaşamıştır. Bölge, 14’üncü yüzyılın ortalarına kadar o zamanki Sırp İmparatorluğu’nun merkezi olmuştur. Bu nedenle Sırplar tarafından, devletlerinin doğduğu yer olarak kabul edilmektedir ve çok önemlidir. Ancak, aradan geçen yüzyıllarda etnik denge Arnavutlardan yana değişmiştir.
Sırbistan’ın 1389 Sırpsındığı/Kosova Savaşı’nda uğradığı yenilgi neticesinde Kosova, Müslüman Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçmiştir. Yüzyıllarca süren bu dönemin ardından Sırbistan ancak 1913’te Kosova’nın denetimini yeniden ele almış ve bölge daha sonra Yugoslav Federasyonu’na bağlanmıştır.
Sırplar ve Arnavut kökenliler arasında bölgenin denetimi için yaşanan rekabet 20'inci yüzyıl boyunca sürmüştür. 1960'larda bölgede Arnavut ulusal kimliğinin bastırılmış, buna karşılık Belgrad yönetimi tutumunu yumuşatmış, böylece Arnavut kökenliler Kosova ve Yugoslav yönetimi içinde tutunabilmeyi başarmıştır.
Ancak Yugoslav Devlet Başkanı Tito’nun ölümü ardından bağımsızlık eğilimleri de güç kazandı. Kosova'nın Yugoslav yönetimi içindeki etkisinden duyulan rahatsızlık, Slobodan Miloşeviç döneminde iyice su yüzüne çıktı.1989'da Yugoslavya devlet başkanı olan Miloşeviç bölgenin özerklik haklarını geri alma yönünde adımlar attı. 1991’de Arnavut liderlerin bağımsızlık ilanına rağmen 1990’lar boyunca süren pasif direniş hareketi bağımsızlık ya da özerkliğin iadesini sağlamayı başaramadı.
1990’lı yılların ortalarında Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK) adlı etnik Arnavut gerilla örgütü, Sırp hedeflerine saldırılarına hız verdi. Saldırıları büyük ve şiddetli bir Yugoslav askeri harekâtı takip etti (www.bbc.co.uk).
Bu askeri harekât esnasında, 24 Mart 1999’daki NATO müdahalesinin başlangıcına kadar 2.500 insan hayatını kaybetti, 230.000 kişi ise göçe zorlandı (Mandelbaum, 1999).
Slobodan Miloşeviç’in krize çözüm çabalarını reddi ve Kosovalı Arnavutlara karşı uygulanan zulüm nedeniyle, bir müdahale gereği olup olmadığı tartışılırken, Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle, Sırbistan’a kuvvet kullanımı için Güvenlik Konseyi’nden karar alınamamış, bunun üzerine NATO kuvvet kullanımına gitmiştir. Yine insan hakları ihlallerinin önemli bir gerekçe yapıldığı Irak savaşında da savaşı başlatan güçler, Güvenlik Konseyi’nin kararını beklemeden kuvvet kullanımına gitmişlerdir (İpek,2007).
NATO müdahalesi daha çok hava bombardımanı şeklinde oldu, 24 Mart 1999’da başladı ve 11 hafta (78 gün) sonra sona erdi (Ratliff, 2001).
Hava bombardımanı, Arnavutları Sırp güçlerinden korumak için yapıldı. Ancak, Sırp güçleri bombardımana yanıt olarak Arnavutlara karşı etnik temizlik kampanyasına girişti. Hatta, bazı yazarlara göre, Sırp güçlerinin Mart 1999’dan önceki hedefleri UÇK mevzi ve büroları iken, bombardımanların başlaması ile saldırılar soykırım boyutuna ulaştı, sonuçta bombardımanların bitmesinden sonra, ölü sayısı dörde katlandı (bombardımandan önce 2500, sonra 10.000), yerinden edilmiş kişi sayısı ise altı kattan fazla (bombardımandan önce 230.000, sonra 1.400.000) arttı.
  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconKullanma talimatı üzerinde onay tarihi olarak ne yazılmalıdır?

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconBir yayı sıkıştıran veya geren cisme, yay eşit büyüklükte ve zıt yönde kuvvet uygular

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconKцyьmьzьn kurulu?u olan 1878 tarihi bir ba?lang?з olarak al?n?rsa,...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconİsimler dilde bir kimseyi (Mr. Smith-Jane), soyut kavramları (beauty-anger),...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconOlağanüstü hal döneminde; memur olarak çalışmaktayken merkezi yerleştirme...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconGenel olarak örgütler ve özelde de bir örgüt türü olarak işletmeler...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconEkonominin en eski kavramlarındandır
«Verimli fakat işlenmemiş bir toprak farzedelim. Hiçbir hazırlık yapmaksızın bu toprağa bir miktar tohum atılsın Kullanılan tohum,...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconYoklukta verilen hüKÜM ( Temyiz Süresinin Sanığın Bu Hükmü Usulüne...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale iconRoma Cumhuriyeti, hükümetin bir cumhuriyet olarak işlediği Antik...

Bİr savaşa varmayan kuvvet kullanma yolu olarak müdahale icon2. ÜNİte kuvvet ve hareket


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com