Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi


sayfa1/2
d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2


Tanzimat Fermanı

Osmanlı‘daki Etkileri ve Uygulamaları
Seminer Çalıșması


Hazırlayan

Ayşe (Bilgili) Kazdal

(Öğrenci No: 0302423714)

Danıșman

Doç. Dr. Ali Fuat Örenç
Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

Tarih Bölümü-Haziran.2011

Giriș
Osmanlı‘da Tanzimat dȍnemi, fermanın 3 Kasim 1839 tarihinde (Sultan Abdülmecid döneminde) Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmasıyla bașlamiş olup 22 Kasim 1876 senesine kadar (1nci Meșrutiyete kadar) olan devresine verilen isimdir. Tanzimat, bir reformdur ve yeniden düzenlemeler demektir, Gülhane Hatt-ı Hümâyûn'u veya Tanzimât-ı Hayriye diye de anılır.[1]

Tanzimat hareketinin bașlayıșı konusunda hemfikir olunmasına rağmen bitiși konusunda farklı iki düșünce hakimdir. Kimi yazarlar I. Meșrutiyetin ilanı (1876) ile diğerleride II. Meșrutiyetin ilanı ile son bulduğunu kabul ederler. [1]

Tanzimat hareketi farklı șekillerde yorumlanmıș olup, tanzimatla batı taklitciliği yapıldığı, batıya ȍzenildiği ve Osmanlı’nın kendi ȍz değerlerinden koparak Avrupa’lılașmaya çalıștığı, bunların yanısıra Mısır meselesi , boğazlar ve Osmanlı’da ki gayrimüslimlerin ayaklanmaları karșısında Avrupa’lı ulusları yanına çekerek onları memnun etme hareketi olarak yorumlanmıștır. Tanzimat fermanı birtakım hukuki kurallar içersede hiçbir șekilde bir anayasa olarak kabul edilemez. Siyasi nitelikte bir belgedir. [1]

Tanzimat fermanında halka birçok temel hak ve ȍzgürlük tanınmıș , hükümdarın yetkileri kısıtladırılmıș olmasına rağmen bu belge çok dağınık ve karmașık bir șekilde ele alınmıș ve yazılmıștır. [4]

Prof. Dr. Ahmet Cevat Eren’e gȍre bu hareket Osmanlı da meșruti bir idarenin kurulmasına ve Osmanlı’daki gayrimüslimlerle müslümanların birbirlerini anlayıp yaklașmalarına sebeb olmuștur. Osmanlı Ìmparatorluğu kuruluș ve ilerleme devirleri boyunca Avrupa ile devamlı ilișki içinde olmuș , ȍzellikle yükselme devrinde birçok bakımdan Avrupa’yı etkilemiș ve dünya siyasetine yȍn vermiștir. Gerileme , bazı kaynaklara gȍre değișme ve yenileșme dȍneminde ülkede var olan toplumsal sorunların ve toprak kaybının sebebinin halihazırda bulunan kanunlar ve kurulușlar olduğunu dușunerek bunları değiștirme ve Avrupa’dan alma yoluna gitmiștir.[2] Çünkü 16. Asirda bașlayan problemler 18. Asırda dayanılmaz noktaya geldiğinde Avrupa medeniyeti çok ileri bir seviyedeydi, Osmanlı’da devletin birliğini muhafaza etmek ve devamını sağlayabilmek adına bu medeniyetten faydalanmak ihtiyacını duymuștur. [1]

”Lale devri “ ve bu devirde sadece yüzeysel olarak yapılan yeniliklerle batı ile temas III. Selim zamanında Avrupa ülkelerine yollanan elçiler vasıtasıyla dahada gelișmiș ve oradaki gelișmelerden çok etkilenmiștir. III. Selim zamanında Nizam-i Cedid adlı bir ıslahat programı hazırlanmıș, Avrupa’dan uzmanlar getirilerek ȍzellikle orduda yeni duzenlemeler yapılarak yeni bir ordu kurulmasına çalıșılmıștır.

[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.11-39

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanlı Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

[3] Inalcik, H., “Tanzimat’in Uygulanmasi ve Sosyal Tepkileri”, Belleten, cilt. XXVII s.624-690,(1964)

[4] Gözler, K., Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.3-44

Bu devirde çȍküșün nedeni olarak savașlardaki yenilgiler gȍrüldüğünden daha çok orduyla ilgili düzenlemeler yapılmak istenmiștir. Fakat Avrupa’da yașanan gelișmeler Fransız Ìhtilali ve bunun sonucunda gelișen fikir akımları ve ulusalcılık ve Avrupa uluslarının imparatorluğun bünyesinde yașayan teb’a yı kıșkırtarak isyanlara sebeb olması ve Sırp’ların istiklal davasıyla isyana kalkıșmaları Osmanli bașkentinde ulema yeniçeri ve halkin padișaha ve Nizam-ı Cedide cephe almasıyla bu hareket bașlamadan bitmiștir. [1]

Kabakcı Mustafa Pașa isyanı ve III. Selim’in hal’i ile bașlayan kargașa dȍnemi güçlü ayanlardan olan Alemdar Mustafa Pasanin Istanbul’a gelmesi ve II.Mahmut’un tahta geçmesiyle sonuçlanmıștır. Sadrazam olan Alemda Mustafa Pașa zamanında Ayanlar ile padișah arasında Sened-i Ittifak adı verilen bir sȍzleșme imzalandı. Bu Osmanlı tarihinde bir ilktir. Bu belgeyle padișahın yetkileri Ayanlar karșısında kısıtlanmıș oluyordu. 1808 yılında çıkan isyan sonucunda Alemdar Mustafa Pașa’nın hayatını kaybetmesiyle bu belge tamamen hükümsüz kalmıștır.[4]

Tanzimatın hazırlıkları II. Mahmut zamanlarına rastlar. Bu padișahın zamanında Osmanlı Imparatorluğu çeșitli iç ve dıș sorunlarla boğușmasına ve islahata karșı olan muhalefete rağmen, ȍzellikle Viyana kongresinde Osmanlı devletinin ortadan kaldırılmasını isteyen “șark meselesi” kararlarından sonra, Mahmut II Islahat yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Yapılan bu ıslahat bir plan ve programa dayanmıyordu.Vak’a-i Hayriye adı verilen ve yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra devlet idaresinde birtakım duzenlemeleri içeren kararları kabul etti. Divan’i Humayun’a geniș yetkiler verdi. Bugünkü bakanlar kurulu niteliğindeki Meclis-i Vukela nın temelleri bu padișah zamanında atıldı. Fakat padișahin 1 Temmuz 1839'da ȍlümünden sonra Abdülmecit tahta çıktı. O sırada Hariciye Nazırı olan Mustafa Reşit Paşa Avrupa’da bulunuyordu ve batı uygarlığına hayran bir devlet adamıydı, Ìstanbul’a dȍndü ve dȍrt ay kadar bir hazırlıktan sonra padişahı ikna ederek Tanzimat fermanının yayınlanmasını sağladı.[1]

Ferman ȍnce Takvim-i Vekayi de yayınlanmıș ve sancak merkezleriyle șehrin büyük meydanlarında halkın ileri gelenleriyle halkın ȍnünde büyük merasimlerle anlatılması emredilmiștir. Bu reformlara uymayanların cezalandırılacağı ilan edilmiștir.[3]

Aşağıda orijinali ve yeni Türkçeye çevrilmiş olan yaklaşık üç sayfa olan fermanda, Osmanlı devletinin bir gerileme döneminde olduğu, fakat yapılacak

yeniliklerle ve çıkarılacak kanunlarla bu durumdan kurtulunacağı ve yeniden yükseliş dȍnemine geçilecegi belirtilmiștir. Ìçerik olarak Tanzimat, Osmanlı’ da siyasi, idari, iktisadi ve sosyal hayatında tümüyle değișimi ve yeniden yapılanmayı ifade eder. Kelime olarak Tanzimat, düzenleme, nizamlama veya yapılanma anlamına gelmektedir.[1]

Tanzimatın ilanı büyük tartıșmalara yol açmıștır. Bazılari bunu bir anayasaya benzetmis fakat diğerleri karșı çıkmıștır. Halbuki kapsamı daha çok


[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.11-39

[3] Inalcik, H., “Tanzimat’in Uygulanmasi ve Sosyal Tepkileri”, Belleten, cilt. XXVII s.624-690,(1964)

hükümet programına benzemektedir. [2] Bu ferman bir kanun degil Avrupa da da gȍrülen Charte diye adlandırılan halka verilmiș imtiyazlardır. [1]

Fermanın yayınlanmasının asıl nedenleri arasında en ȍnemlisi Avrupa dan destek almaktır. Bu sebepler arasinda Osmanlı daki bașıbozukluğun, giderilmesi, halkın devlete güveninin sağlanması, parçalanmanın engellenmesi, Gayrimüslim lerin devletin yanında olmasını sağlamaktir. [1]

Bu fermanla birlikte padișahların yetkileri meclislere ya da yetkili kișilere devredilmiștir. Buradaki amaç, yȍnetimi bürokrasiye devretmek ve merkezi yȍnetime geçmektir. Fermanla halka verilen sözlerin tamamının yerine getirilememesine rağmen yinede bu ferman, çağdașlașmaya ve cumhuriyete yȍnelmeye önayak olmuștur. Tanzimat Fermanın padişahın tek taraflı iradesiyle dayatilmasindan dolayi halk tarafından pek de anlaşılmamıștır. Fakat bu dönem Osmanlının ilk aydın kadrosunu yetiştirmiștir.

Sened-i Ìttifak, Tanzimat ve Islahat fermanları , I. ve II Meșrutiyetin ilan edilmesini ve cumhuriyete kadar devam eden anayasal demokratikleșlenin yolunu açmıștır.



Tanzimat Fermaninin sadeleștirilmis metni



Hariciye Nazırı Koca Mustafa Reşit Paşa ve orijinal metin

Herkesin bildiği gibi, devletimizde kuruluşundan beri Kuran'ın yüce hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tebaasının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli nedenlerle şeriata ve yüce yasalara uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. Oysa, şeriat yasaları ile yönetilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.
[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.11-39

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanlı Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

Tahta geçtiğimiz mutlu günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlemizin refahı amacına yönelik oldu. Eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu, verimli toprakları ve halkının yetenekleri gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Allah'ın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

Yüce Allah'ın yardımına ve Peygamberimiz hazretlerinin ruhaniyetine sığınarak, yüce devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için bundan böyle bazı yeni yasalar çıkarılması gerekli görüldü.

Söz konusu yasaların başında can güvenliği; ırk, namus ve malın korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma süresi gibi hususlar gelmektedir. Şöyle ki; Dünya'da can, ırz ve namustan daha kıymetli birşey yoktur. Bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa bile, canını ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur. Bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır. Buna karşılık, can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz, işi ve gücü ile devletine ve milletine yararlı olur.

Mal güvenliğinin olmadığı yerde ise kimse devlet ve milletine ısınamaz, ülkesinin yükselmesi ile ilgilenmez, hep korku ve üzüntü içinde yaşar. Buna karşılık, malından, mülkünden emin olmadığı zaman hep kendi işi ve işinin genişletilmesi ile uğraşır. Devlet ve millet gayreti, vatan sevgisi kendisinde her gün artar.

Vergi konusuna gelince: Bir devlet, ülkesini korumak için askere ve gerekli öbür masraflara muhtaçtır. Bu, para ile olur. Para, tebaadan toplanacak vergiler ile oluştuğundan bunun en iyi şekilde toplanması gerekir.

Evvelce gelir sanılmış olan "yed'i vahit" belasından ülkemiz hamdolsun, kurtulmuşsa da yıkıcı bir yöntem olup hiçbir zaman yararlı sonuç doğurmamış olan iltizam usülü hala sürüyor. Bu, ülkenin siyasi işlerini ve mali konularını bir adamın keyfine, hatta cebir ve zulmüne teslim etmek demektir. Bu adam iyi bir insan değilse hep kendi çıkarına bakar, bütün davranışlarında kötülüğe, zulme yönelir. Bu nedenle, ülkemiz insanlarının her biri için, malına ve gelirine göre bir verginin saptanması ve kimseden bundan fazla birşey alınmaması gerekir. Yüce devletimizin karada ve denizdeki askeri masrafları ile öbür masrafları yasalarla belirlenip sınırlandırılmalı ve uygulama ona göre yapılmalıdır.

Askerlik de, yukarıda belirtildiği gibi, önemli konulardan biridir. Ülkenin korunması için asker vermek halkın başlıca borcudur. Fakat, bir memleketin mevcut nüfusuna bakılmaksızın, şimdiye kadar yapıldığı gibi, kiminden tahammülünden çok, kiminden az asker alınması hem düzesizliğe; hem tarım, ticaret ve bayındırlık işerinin kötü gitmesine; hem ömür boyu askerlik bıkkınlığa; hem de nüfusun azalmasına yol açar. Bu nedenle, her memleketten alınacak asker miktarı için uygun yöntem konulmalı ve dört veya beş yıl hizmet için sıra usulü getirilmelidir. Bunlar yapılmadıkça devletin kuvvetlenip gelişmesi, huzur ve asayişin sağlanması mümkün olmaz. Bütün bunların dayanağı yukarıda açıklanan hususlardır.

Bu nedenle, bundan böyle suç işleyenlerin durumları şeriat yasaları gereğince açıkca incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında, açık veya gizli, idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır. Hiç kimse, başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır. Herkes malına, mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır. Birinin suçluluğunun saptanması halinde mirasçıların o işle ilgileri bulunmayacağından, suçlunun malları elinden alınıp varisleri miras hakkından yoksun bırakılmayacaklardır.

Yüce devletimizin tebaası Müslümanlarla öbür milletler bu haklardan tam yararlanacaklardır.

Can, ırz, namus ve mal konularında, ülkemizin tüm halkına şeriat yasaları gereğince garanti verilmiştir. Öbür konularda da oybirliği ile karar verilmesi için, Meclisi Ahkam-ı Adliye üyeleri gerektikçe artırılacaktır. Yüce devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli günlerde orada toplanarak, görüşlerini çekinmeden açıkça söyleyeceklerdir. Can, mal güvenliğine ve vergilerin belirlenmesine ait yasalar böyle hazırlanacaktır.

Askerlikle ilgili konular Bab-ı Seraskeri Dar-ı Şurası'nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra sonsuza dek uygulanmaları için tasdik edilmek üzere tarafıma gönderilecektir. Söz konusu yasalar sırf din, devlet, ülke ve milleti kalkındırmak amacı ile çıkarılacaklarından, bunlara tam uyacağımıza yemin ederiz. Bu konuda, Hırka-i Şerife odasında, tüm din adamları ile bakanların hazır bulunacakları bir sırada yemin edecektir.

Din adamı ve vezirlerden yasalara aykırı hareket edenlerin, kanıtlanacak suçlarına göre, rütbelerine ve hatır ve gönüle bakılmaksızın cezalandırılmaları için özel ceza yasası çıkarılcaktır.

Memurlara yeterli maaş bağlanmış olup, henüz bağlanmış olanlarınkiler de belirlenecektir. Bu yolla da, şeriata aykırı olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü bir yasa ile ortadan kaldırılmış olacaktır.

Bütün bu sayılan hususlar eski hükümlerin tümden değiştirilmesi demek olacağından işbu fermanımız İstanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır. Bundan başka, dost devletlerin de bu yönetimin sonsuza dek uygulanmasına tanık olmaları için fermanımız, İstanbul'daki tüm büyükelçilere resmen bildirilecektir.

Allah hepimizi başarılı kılsın; yasalara uymayanlar Allah'ın lanetine uğrasın ve ömürleri boyunca rahat yüzü görmesin. Amin. 3 Kasım 1839

Anlaşılacağı gibi yazılım bakımından bu ferman, o dönemde Osmanli Imparatorlugunda gorulen kargasa ve düzensizliklerden dolayı yazilmis ve asıl amacın herkesi memnun etmek olduğu bildirilmiștir. Padişahın yetkilerinin sınırlanacağı ve devlet yȍnetiminde yeni bir yapılanmaya gidileceği anlatılmaktadır. Padişah’ın da bundan sonra kanunlara uyacağını taahhüt etmektedir. Bu fermanin yayınlanmasından sonra ırk, din, mezhep, dil, farkı olmaksızın herkesin kanunlar önünde eşit olacağı belirtilmektedir. Fermanın sonunda Padișah’ın bir șekilde yemin etmesi iseyapacaklarının güvencesi olarak gȍrülmüștür. Hatt’in imparatorluğun her tarafinda ilanı çeșitli toplum kesimlerinde değișik tepkilere yol açmıștır. Müslümanlar gayrimüslimlere verilen haklardan dolayı kızıyor, șeriata uygun hareket edilmediğini düșünerek lanetliyorlardı. Ulema ve Ayanda onları devamlı kıșkırtıyordu. Hristiyan tebaa ise fermanı gayet memnun bir sekilde karșilamıș ve bunu kendileri açısından yeni bir çağın bașlangıcı olarak gȍrmüștur.[3]

Özet olarak Tanzimat Fermanı'nın bașlıca esasları șunlardır:

-Müslüman ve Hıristiyan bütün halkın ırz, namus, can ve malı devlet garantisi altında bulunacak.
-Vergiler herkesin gelirine göre, düzenli bir șekilde alınacak.
-Askerlik ișleri düzene konulacak.
-Mahkemeler açık olacak. Hiç kimse mahkeme edilmeden cezalandırılmayacak.
-Herkes malına sahip olup, miras bırakılabilecektir.
-Her türlü rüșvet ve iltimas kalkacaktır.
-Herkes kanun önünde eșit olacak.

Bu fermanla birlikte birçok yenilik gelmiştir. Bu yazıda bu yeniliker ve sonuçları aşağıdaki başlıklar altınde irdelenecektir.

  1. TEMEL HAK VE HURRİYETLER

  2. MERKEZ YÖNETİMİ-ÜLKE YÖNETİMİ

  3. GÜVENLİKLE İLGİLİ DUZENLEMELER-ASKERLİK VE ZAPTİYE

  4. EĞİTİM-ÖĞRETİM

  5. BASIN-YAYIN-HABERLEŞME

  6. YARGI-HUKUK

  7. EKONOMİ VE MALİYE

  8. SANAYİ VE TİCARET



_______________________________________________

[3] Inalcik, H., “Tanzimat’in Uygulanmasi ve Sosyal Tepkileri”, Belleten, cilt. XXVII s.624-690,(1964)

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER
Tanzimatla birlikte o zamanki Avrupa ve Amerika daki kadar olmasa bile birçok temel haklar ve hurriyetler verilmistir. Insan onuruna saygı ilkesi, yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, kiși dokunulmazlığı gibi bazı temel haklar kabul edilmiștir. Özellikle vergilendirme ve askerliğe ilişkin temel ilkeler de iyileștirmeler çok ȍnemlidir. Fermanda bu iyileștirmeler için yeni kanunlarin çıkarılmasının gerekli olduğu belirtilmiștir. Fermanın yorumunda kazanılan haklar așağıdaki bașlıklar altında sıralanabilir; [2]

  • Mali Güce Göre Vergi  

Iltizam usulu kardirilarak halktan bundan sonra emlak miktarı ve gücü ȍlçüsünde adil vergi alınacaktır. Bu ișler için Muhassıl-Emval denen memurlar gȍnderilmiștir. Bȍylelikle mali ișler merkezin kontrolune alınmıștır.[1] Fazla vergi istenmemesi emredilmiștir. Halkın șikayetçi olduğu angarya usulü imparatorluğun her tarafından kaldırılmıștır. Cizye yeni bir duzene sokulup kocabașılar tarafından toplandı. Böylelikle fermanda mali güce göre vergi ilkesinin geçerli olacağı belirtmiștir.[1]

  • Asker Almada Adalet

Fermanda devletin güvenliğı için asker vermenin gerekli olduğu belirtilmiștir. Ancak Ferman asker alımlarının düzensizliğinden bahsederek eșitsizliği dile getirmiș olup askerlikte zaman sınırlamasıda getirmiștir Buna gȍre her memleketten luzum halinde dört veyahut beş yıl askerlik yapmak üzere asker alımları yapılacaktır. Yani omurboyu askerliğin üremenin kesilmesine gibi haksızlıkları durdurulmuștur.[4]

  • Ceza Yargılamasına İlişkin Güvenceler-kanunlar çerçevesinde ceza

Ferman suç davalarının kanunlar çerçevesinde ve halka açık bir șekilde yapılacağını belirtmektedir. Yargılanmadan kimseye ceza verilemez ve herkesin yargilanma hakkı vardır. Dolayısıyla Padişahlara verilen ceza verme yetkisi mahkemelere devredilmektedir.[4]

Can Güvenliği

Başkasının hak ve hürriyetlerini ihlal etmemek koșuluyla bütün vatandașlar can güvenliğine ve seyahat hürriyetine sahiptir. Kișisel hürriyet konu olduğunda Müslü­man ve gayr-i müslim arasında fark olmayacaktır. Bir kimsenin canına, malına ve namusuna karsi ișlenen suçlar cazalandirilacaktir. [4]
[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.11-39

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanli Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

[4] Gözler, K. Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.3-44


  • İnanç ve İbadet Hürriyeti

İslam hukukunda sadece dininden dönenler cezalandırılır. Hiç kimse Müslüman olmaya zorlanamaz. Gayr-i müslim vatandașların ma'betlerinde dini gȍrevlerini yerine getirmesine imkanlar tanınır ve ma'betleri korunur. [4]

  • Mülkiyet Hakkı

Herkesin mal, mülk edinme hakkı ve çalışma hürriyeti vardir. Malı ve mülkü üzerinde her türlü tasarrufa sahiptir. Bȍylece mal ve mülk güvenliği sağlanmıștır. Mülkiyet hakkına sadece gayr-ı meşru olması halinde el konulabilir. Serveti büyük olanlara zekat ve fitre gibi yükümlülükler getirmektedir. [4]

  • Malina Mülküne el koyma yasağı

Fermana göre, suç işleyen bir kimsenin malına el konmamalıdır. Çünkü, el koymak demek suçlunun mirasçılarını mağdur etmektir.

  • Eşitlik İlkesi ( din, mezhep, ırk ve dil ayrımı gȍzetmeksizin)

Eşitlik temel hakların en önemlilerinden biridir. İslam hukukunda da herzaman temel bir hak olarak görülmüştür. Burada hu­kuki eşitlik ȍnemlidir. Kanunlar ve mahkemeler önünde bütün halk eşittir. Ülkede herkes için tek kanun geçerli olacaktir. Gayr-i müslimlerin ȍzel durumlari gȍzȍnüne alınarak kendi kanunlarının uygulanmasını isteme hakkları da vardir. [4]

  • Kanunların Hazırlanması: Kanunlari hazirlama yetkisi meclis-i Ahkam-i Adliye’ye verilmis olup padisah tarafindan onaylama yetkisi verilmistir.

Abdülmecid o dȍnemine kadar Padişahlara ait olan ceza verme yetkisinden vazgeçilmektedir. Cezaların şeriata uygun olarak sadece mahkemeler tarafından verileceğini belirtilmektedir. Padişahın istediği konuda buyruk çıkarma hakkını sınırlandırmıștır. kanunları hazırlama yetkisini bir kurula vererek, sadece onama yetkisini kendisine bırakmiștır. [4]

  • Kanunun Üstünlüğü İlkesi

Hukukun üstünlüğü herkes tarafindan kabul edilecektir. Buna Padișah, ulema da dahildir

Yukarida belirtilen temel hak ve hürriyetler, bazı uygulama aksaklıkları hariç genelde Osmanlı tarafından kabul edilmiş ve uygulanmıștır. [4]
ÜLKE YÖNETİMİ - MERKEZİ YÖNETİM



Tanzimat, siyasi tarihimizde modernleşme girișimlerini temsil etmesi nedeniyle çok ȍnemlidir. Bu girișimlerin en ȍnemlisi idari ve askeri alanda yapılan reformlarla zayıflayan merkezi otoritenin yeniden güçlendirilmesi için yapılan reformlardır.

__________________________________________

[4] Gözler, K. Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.3-44

Devlet ile halk arasındaki davaların görüșülmesi için Meclis-i Vala-i Ahkâm-ı Adliye teșkilatı kurulmustur. Ceza Kanunu (1840) veTicaret Kanunu (1849) gibi birçok kanun çikarıldı. 1867'de (Şura-yı Devlet (Danıștay) kuruldu. 1874 yılında Ìstanbul Sultani Mektebinde (Galatasaray) hukuk bȍlümü açıldı. Hukuk Fakültesi II. Abdülhamit (1878) tarafindan hukukçu ihtiyacını karșılamak icin kuruldu.[1]

Meclis-i Vala-yi Ahkam-ı Adliye, II. Mahmut döne­minde kurulmuş, fakat esas etkinliğini Abdülmecit zamanında gös­termeye başlamıştır. Üyeleri Padişah tarafından üst düzey devlet görevlileri arasından atan­maktadır. Danışma Meclisi niteliği yaninda, yasal düzenlemeler, yargı ve yürütme gibi iş­lerinin bir kısmını da yerine getirmektedir. Danıșma meclisi niteliğide tașıyan bu kurul parlementer sisteme geçiste onemli bir gȍrev üstlenmiștir. [2]

Bu kurul devletin yönetimini, eğitimi, öğretimi ve ekonomiyle ilgili kanunların hazırlanmasında ȍnemli rol oynamıștır. Ayrıca ağır suç işleyenle­rin, devlet malını zimmetine geçiren ve rüşvet alan me­murların yargılanmalarıyla ilgili kararlar almistir. [2]

Ayrica çeșitli meclisler kurularak padișahın tek bașına karar vermesinin ȍnüne geçilmiș, Avrupada’ki meșruti krallık rejimlerinin kurullarina benzetilmeye çalıșılmiștır. Fakat bu kurulların çalıșmalarının uzun surmesi ișlerin geç kalmasına ve halk’da memnuniyetsizliğe sebeb olmuștur. Tanzimatın eleștirilen noktalarından biride budur. [2]

Ülke yȍnetiminde yapılan en ȍnemli yeniliklerin bașında tașra teșkilatında yapılan düzenlemeler olmuștur. Ìltizam usulü kaldırılmıș Sancak yȍnetimleri muhassıllara verilerek ”muhassillik Meclisleri” olușturulmuștur. Vergilerin toplanması sorumluluğuda bunlardandı. Ancak bu uygulamalar bașarılı olamadı ve tekrar eski sisteme dȍnülmüștür. Tașra teșkilatında gȍrülen en ȍnemli yeniliklerden biride “Kaza” ların olușturulmasıdır. Yȍnetici olarak Kazaların bașına halkın seçtiği kaza müdürleri getirilmiștir.[2]

Batı benzeri Giyim-kuşam, yeme-içme, barınma ve eğlenme öncelikle Ìstanbul'da görülmekle birlikte , valiler aracılığıyla ülke geneline yaydırılmaktadır. Sosyal alanda en önemli değișim kılık kıyafet alanında olmuştur. Bundan sonra devlet dairelerinde erkekler fes ve pantolon giymeye başlamışlar. Kızlar için yeni okullar açılmıştir. Halk ilk kez roman ve tiyatro ile karşılaşmaktadır. Bu yeni yaşam tarzı edebiyat ve sanat alaninda gelișmeler devlet yȍnetiminde bürokrasinin yaygınlaşmasınada yol açmistir. Bu durum. Tanzimat karşıtlarının yoğun tenkitlerine ve halk arasında da şikayetlere sebep olmuștur.[2]
GÜVENLÌKLE ÌLGÌLÌ DÜZENLEMELER-ASKERLÌK VE ZAPTÌYE
Tanzimat dȍneminin en ȍnemli yeniliklerinden biri askerlik alanında olmuștur. Askerlik alanında yapılan yenilikler, meclislerde tartıșıldıktan sonra padișahın onayına sunuldu ve 1843 yılında tȍrenle açıklandı. Osmanlı toprakları beș
______________________________________________________________

[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.11-39

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanli Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

büyük ordu bȍlgesine ayrıldı. Ikisi Ìstanbul’da bulunan orduların üçüncüsü Anadolu’da dȍrdüncüsü Rumeli’de, beșincisi ise Arabistan’da bulunuyordu. 1848 yılında Irak ve Hicaz orduları tesis edilerek bunlara eklenmiștir. Askerliğin süreye bağlanması ve kura usulü getirilmiștir. Askerlikten muaf tutulacak kișiler ve gayri muslimlerin askerlik hizmetlerini nasıl yerine getirecekleri karara bağlanmıștır. Orduların çağin koșullarına gȍre eğitilmesi ve valilerin ordu komutanı olması ilkesinden vazgeçilmiștir. Askeri okullar ülkenin genelinde yayginlaștırıldı ve bu okullarda modern askeri tekniklere gȍre eğitim veren kadrolarla eğitim yapılmıștir. Askeri sistemdeki bu durum imparatorluğun sorunlarını bilen ve çȍzüm arayan kadroların imparatorluğun çȍküșünü geciktirdiği șeklinde yorumlanabilir. [2]

Tanzimatla birlikte mevcut kurumlarda yapılan düzenlemelerin yanında yeni teșkilatlarında kurulduğunu gȍrüyoruz. Bunlardan biride Zaptiye teșkilatıdır. 1844’te Tımar teșkilatı tamamen kaldırılarak, zaptiye teskilatı kurulmuștur. Zaptiye teskilatı 39 yıl boyunca ȍzellikle Istanbul için en ȍnemli iç güvenlik kurumu olmuștur.[5] Zaptiye neferleri aylığa bağlanmıș günümüz polis ve jandarmasının yaptığı iși üstlenmistir. Suç ișlemeleri halinde ilk zamanlarda eyalet meclislerinde yargılanan neferler daha sonra asker olduklari gerekçesiyle askeri birliklerde yargılanmaya baslandı. Bu ȍrgütün bașarılı olması sonucunda iç güvenlikte olumlu gelișmeler olmuștur. Tımar toprakları ellerinden alınan kișilerede zaptiye neferi olma hakkı verilmiștir. 1845 yılında Zaptiye Mușirliği kuruldu.[2]

Tanzimat Fermanı ile askerlik, ocak hizmeti olmaktan çıkıp gayri muslimler dahil herkes için vatan görevi sayıldı. Askerlik ilk kez bir sureye baglandi 5 yıl gorev yapma zorunluluğu getirildi. 1846 da da asker alımlarinda kura usulune geçildi.[2] Avrupa gezisinde Avrupa ülkelerin donanmalarýna hayran kalan Sultan Abdülaziz yeni bir donanma kurulması için emir verdi ve dünyanın üçüncü büyük savaș filosu olușturuldu. Askeri okulların çoğalması eğitimin modernlesmesi ile kaliteli subaylar yetiștirildiki bu da Ìmparatorluğun ayakta kalmasını sağladi.[2]

EĞİTİM-ÖĞRETİM
Bu fermanda eğitimle ilgili hiç bir madde olmamasına rağmen Mustafa Reșid Pașa modern ve bilgili bir toplum olușturabilmek için eğitimin șart olduğuna inanıyordu, fakat Uleme buna karșı direniyordu.[6] Medreselerin etkisi azaltilarak gayrimuslimlerin de okuyabileceği eğitim sitemine geçildi. Rüstiye okullarının açılmasına hız verildi. Kızlar için de tașrada ve vilayet merkezlerinde Rüștiye okulları açıldı. Mekatib -i Umumiye Nezareti 1846 kuruldu. Harbiye, Bahriye ve Tıbbiye haricindeki bütün okulların kontrolü bu nezarete verildi. Darülmuallim (öğretmen) okulu 1848 yılında açıldı.[2] yılında Lise-üniversite arasında bir okul olan Mekteb-i Sultan-i ( Galatasaray) Fransızca ve batılı ilk eğitim veren okul olarak 1868'de açıldı. [6] Aynı dȍnemde 6 yașındaki her

____________________________________________________________________

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanli Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

[5] Sönmez, A. “Zaptiye Teşkilatı’nın Düzenlenmesi (1840-1869)”, Tarih Araştırmaları Dergisi, Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tarih Bölümü, Mart 2006, Sayı 39, 199-219 ss

[6] Necati Cemaloglu (2005). Osmanlı Devleti"nde Yapılan Tanzimat Reformlarının Eğitim Sistemine Etkileri, Uygulamaları ve Sonuçları. Manas Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, 14(153-165)
çocuğun ilkokula bașlama mecburiyeti getirildi. Sibyan okullarına ȍğretmen yetiștirmek için ȍgretmen okullari kuruldu. Kız ve erkek sanat okulları, ve madencilik için Maadin Mektebi açıldı. Mühendis yetiștirmek için Mülkiye Mühendis ve Islah-i sanayi mektebi kurulmuștur. Ayrica Tibbiye ye ȍgretmen yetiștirmek için Mektebi Tibbiye-I Mülkiye açılmıștır. [1]
BASIN-YAYIN-HABERLEŞME
Tanzimatla birlikte basin ve yayın faaliyetlerinde de önemli geliş­meler olmuştur. Bu dönemde ilk defa özel gazeteler çıkarıl­maya başlanmıstır. Agah Efendi ilk özel gazete Tercü-man-ı Ahval'i 1860'da çıkarmaya bașlamıștır. Tasvir-i Efkar ise 1862'de yayınlanmıștır. Ceride-i Havadis ve diğer gazeteler bun­ları izlemiștir. Ìlk bilimsel dergi olan Mecmua-i Fünun 1862 yayınlanmıștır.

Matbuat Nizamnamesi 1864'de yürürlüğe girip ȍn san­sür kaldırılmıștır. Tanzimat öncesinde ha­berleşme "Menzil Teşkilatı" ile yapılmaktaydı. Tanzimatla birlikte bütün eyalet merkezlerinde birer postane açılmıștır. Avrupa dan gelen Mustafa Sa­mi Efendi Posta Müdürü olmuș ve posta işleri bir düzene konulmuştur. Mektup, para ve eşya taşıma işleri, uzaklıklar göz önünde alınarak çizelgeler hazırlanmıştır.

Osmanlı yönetimi, Kırım Savaşı vesilesiyle telgrafla tanışmış ve 1868'lerde büyük kentlerle İstanbul arasında telgrafla haberleşme sayesinde Hükümet vilayetlerden cabuk haber alma ve direktif verme olanağı­na kavuşmustur. Hızlı haberleșme en çok ticaretin gelişmesinde et­kili olmuștur. [2]
YARGI-HUKUK
Din farkılıklarına bağlı ayrıcalıkların kaldirilmasiyla birlikte bütün vatandaşlar "Osmanlı vatandaşı" olarak sayılmıștır. Yeni Ceza Kanunnamesi 1840 ta hazırlanmıștır. Buna gȍre rüșvet ve iltimas ortadan kaldırılacak, cana ve mala yapılan tecavüzler engellenecek. Devlet memurlarının keyfi davranıșlarına son verilip halkın temel hakları düșünülmüștür.[1] Hükümet Meclis-i Vala yı aynı zamanda Yüksek mahkeme gibi çalıștırmıș ve suç ișleyen devlet memurlarını yargılamıștır. Bu mahkemenin yükünün ağirlașması üzerine daha sonra gȍrevlerinin bazıları, Sura-yı Devlet ve Divan-ıAhkam-i Adliye aktarıldı. Tașrada ise Nizamiye mahkemeleri kurulmuı olup ayırım gȍstermeden Müslüman ve gayrimüslimleri yargılamıștır.[2]

Cevdet Pașa tarafında olușturulan Mecelle Komisyonu çeșitli kanunlardaki dağınık hükümleri toparlayıp Ìslam hükukunu yeniden yayınlamıștır. 1851 madde olan Mecelle, Türk medeni hukukunun yayınlanmasına kadar kullanılmıștır.[2]


[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.82-83

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanlı Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

Adliye teșkilatinda ticaret mahkemeleri kurulmuș, yeni ticaret kanunlari yapılmıș ve daha laik bir adliye sistemine geçilmesinin temelleri atılmıștır.[1]

Bu dönemde "Ìnsan hakları ve vicdan hürriyeti" bakımından çok önemli gelișmeler olmuștur. Halk arasinda dil, din ve ırk ayırımı kaldırılmıș ve herkesin kanun önünde eșit olduğu ve kimsenin yargılanmadan idam edilmeyeceği belirtilmiștir. Zenci esirliği yasaklanmıștır.

Tanzimat Fermanında kanunların üstünlüğü ve bağlayıcılığı çok açıktır hem Padişahı, hem ulemayı, hem de vüzerayı bağlar.[4]
EKONOMİ VE MALİYE
Avrupa devletleriyle yeni ticari anlașmalar yapılmıș. devlet tekellerinin kalkması sonucunda Osmanlı ülkesi ithal mallarıyla dolmuș ve ülke ekonomisi bundan büyük zarar gȍrmüștür. Ayrıca Osmanlı esnaf ve sanatkarıda yabancılarla rekabet edemeyerek pazar bulma olanağını kaybetmiștir.[2] Ìlk bütçe 1841-1842 yılında hazırlanmıștır. Resmi vergiler dışında kalan vergiler yasaklanmıștır. Kaime-i Nakdiye-yi Mutebere adıyla para yerine geçecek kağıtlar basılmaya bașlanmiș, hazine bonosu olarak piyasaya sürülen bu kağıtlar karșılık gȍsterilmediğinden fazla itibar gȍrmemiștir. Ekonomideki gelișmeler sonucunda Bank-ı Dersadet adıyla bir banka kurulmuștur. Bu banka iflas edip devleti 600 000 Lira zarara uğratmıștır. Daha sonra Ìngiliz sermayesiyle Bank-ı Osmani (Osmanlı Bankası) kurulmuștur. Bu banka devlet bankası ișlevi yanında ticaret bankası olarakda çalıșmıștır. [2]

Vergi düzenlemerinde yapılan en ȍnemli yenilik herkesin cemaatlerine gȍre belirlenerek vergilendirilmesi olmuștur. 1860’da mal ve mülk sayımı yapılmıș yeni usüle gȍre vergiler getirilmiștir. 1865 yilinda vergi ve diğer gelirlerin toplanması için Umur-ı Maliye Nizamnamesi ile Tahsildarlar Hakkında Nizamname çıkarılmıștır. Meskenlerden ve kira getiren yapılardan binde dȍrt, tüccarların yıllık kazançlarından yüzde üc vergi alınacaktır. [2]



SANAYİ VE TİCARET
Tanzimat la birlikte devlet ve mutesebbisler eliyle sanayileşme başlamis olup ȍzellikle askeri ihtiyaçları karșılamak için atölye ve tesisler kurulmuștur. Istanbul ve bazı sehirlerde eski fabrikalar yenilenmis ve yenileri kurulmustur. Bunlar arasinda Feshane, Basmahane, Techizat-i Askeriye, Tophane, Porselen ve Izmirde kagit fabrikalari sayilabilir. Ayrica Bursa’da ipek, Adana ve Tarsur’ta pamuk ipligi fabrikalari kurulmuștur.[1] Yedikule-Küçükçekmece arasında bir sanayi parkı kurulmuștur. Bakırköy'deki baruthanenin yanına bir iplik bükme, dokuma ve

[1] Eren, A.C., Tanzimat Fermanı ve Dȍnemi. Derin Yayınları. Kasim 2007, s.82-83

[2] Çadırcı, M., “Tanzimat” Osmanlı Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

[4] Gözler, K., Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.3-44

pamuklu basma fabrikası, Hereke'de bir pamuklu dokuma fabrikası kuruldu. Ayrıca Zeytinburnu'nda demir işleme ve makine imalathanesi, kumaş ve pamuklu çorap üretim tesisi kurulmuștur. Yerli malı kumaș ȍzendirilmiș ve devlet memurlarınında yerli malı kumaş kullanmaları zorunlulu olmuștur. Bu fabrikalar için eleman yetiştirecek bir sanat okuluda açılmıștır.

1838 de İngiltere ile yapılan Balta Limanı Ticaret Anlaşması (bugünkü gümrük birliği benzeri) Osmanlı'nın zararına gelişmiş ve dışa bağımlılığı daha da artırmıştır. Osmanlı‘nın ticareti genellikle Ingiltere ve Fransa ileydi. Ingiliz-Rus ihtilafı Ingilizlerin Osmanlı’larla ticaretini daha da geliștirmiștir. Bu ticaretler sırasında Osmanlı yararına gibi gȍzüken artıșlarla birlikte yabancılara daha çok kolaylık ve muafiyet tanınmıștır. Buda Osmanlı’yı dıșarıya daha çok bağımlı yapmıștır.[2]
TANZÌMATIN SONUÇ VE TEPKÌLERÌ
Tanzimat Fermanı'nın ve reformlarinin halk tarafından tam olarak anlaşılması için Anadolu ve Rumeli'ye memurlar gönderilmiștir. Tanzimat Fermani ȍncelikle Müslüman halk tarafından büyük bir olumsuzlukla karșılandı. Müslüman halk gayri muslimlere verilen fazla haklardan hoșlanmadı. Ulema ve bazı Valiler halkı kıskırttı. Seriatın çignendiği ve gayrimuslimlerle müslümanların aynı seviyeye indirildiği bütün Osmanlı’ya yayıldı. Hedeflenen merkeziyetçi yapı da yetkileri azalan valileri ve ulamayı rahatsız etti. [2]

Halep, Bosna, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bazı aileler çocuklarının mecburi olarak askere gitmelerine karşı çıktı.

Tanzimat'ın din ve mezheb eşitliği ile birlikte Hıristiyan mezhepler arasında da sorunlar çıktı. Diğer mezheplere göre daha güçlü ve ayrıcalıklı olan Ortodoks

lar rahatsız oldu. [2]

İngiltere ve Fransa bu reformları olumlu karşılarken, Ruslar bunun Osmanlı üzerindeki Batılı etkinin arttıracağını ve kendi etkilerinin azalacağını düşünüp olumsuz karşıladı. Kavalalı Mehmet Ali Paşa fermânın amacının kendisine karşı yapıldığını düsündü.[2]

Bu döneminde güçlenen Yeni Osmanlılar ise bazı uygulamalara karşı çıktılar ve bunların bir çoğu Abdülaziz tarafindan sürgüne gönderildi veya yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.

Tanzimat Fermanın padişahın tek taraflı iradesiyle dayatilmasindan dolayi halk tarafından pek de anlaşılamadı. Fakat bu dönem Osmanlının ilk aydın kadrosunu yetiştirmiștir.

_______________________________________________________________

[2] Cadirci, M., “Tanzimat” Osmanli Ansiklopedisi, c6, s183-198 Ankara 2000.

ISLAHAT FERMANI ( 1856 )
Tanzimat Fermanı'nın eksikliklerini gidermek amacıyla 1856 yılında Islahat Fermanı hazırlandı. Sadrazam Ali Pasa, Hariciye Nazırı Fuat Pasa, Seyhulislam Arif efendi ve diğer bazi devlet adamlari ile Ingiltere, Fransa ve Avusturya sefirlerinin bulunduğu bir komisyon kurulmuștur. Bu komisyon Tanzimat fermanının ȍzellikle azınlık hakları konusunda yeterli olmadığını yeni bir fermanın gerekli olduğuna karar vermiștir.[1] Yeni Ferman Paris Konferansı sırasında açıklandı ve Paris andlașmasını hazırlayan devletlere bildirildi.[4] Fermanın sadeleștrilmiș șekli așağıdadır.
  1   2

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconİstanbul üNİversitesi hukuk faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconFen-edebiyat fakültesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconTc hacettepe üNİversitesi hukuk faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconEge üNİversitesi İletiŞİm faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconTc ufuk üNİversitesi hukuk faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconTc ufuk üNİversitesi hukuk faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconBAŞkent üNİversitesi Tİcari BİLİmler faküLtesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconSÜleyman demirel üNİversitesi (isparta)//Tıp Fakültesi

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconAnkara Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi onunden

Ístanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi iconZirve Üniversitesi Eğiitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümü


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com