2. Metinsellik Ölçütleri


sayfa1/5
d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2   3   4   5

2. 5. 4. 1. Metinsellik Ölçütleri


Bağdaşıklık: Bir yazının metin olmasını sağlayan tümceler arasındaki ilişkiyi metin içi bir dille sağlayan özelliklerin tümüne verilen addır (Günay, 2007: 71-74).

Tutarlılık: Bir metindeki cümleler arasındaki bağlantıların kurularak anlamsal ve mantıksal olarak düşüncelerde bir boşluk oluşturmadan metni bir bütün olarak ele alınmasıdır.

Amaçlılık: Bir yazarın kafasındaki düşünceyi yazı vasıtasıyla okuruna iletebilmesidir (Çoşkun, 2005: 45). Yani yazarın metni oluşturmak için seçtiği her cümle ifade etmek istediği fikre hizmet etmelidir. Okuyucunun kafasında o mesajla ilgili bilinçli bir yapı oluşturmalıdır.

Bilgisellik: Metnin okuyucuya en az bir yönden yeni bir bilgi vermesidir. Bilgi verme süreci bilinenden yola çıkılarak onun üzerine inşâa edilen veya eldeki bilgiye çeşitli yönlerden bağ kurularak gerçekleşebilir. ‘‘Bilgisellik yönden ögeler içeren bir metin eski ve yeni bilgiler arasındaki dengeyi kurarak okuyucunun ilgisini metinde tutmayı başarabilir.’’ (Coşkun, 2005: 46).

Durumsallık: Yazılan metnin amacına göre hitap ettiği kitlenin durumuna göre ve konusuna göre uyum içerisinde olmasıdır (Coşkun, 2007: 239).

Kabuledilebilirlik: Metnin yazılış amacı ile metinde işlediği durumun uygunluk içerisinde olması ve okuyucunun hayal dünyasında yeni ufuklar açarak onu esere bağlamasıdır (Çeçen, 2011: 137)

Metinlerarasılık: Hiçbir metin tek başına bir anlam ifade edemez. Her metin kendisinden önce yazılmış olan metinlerden biçim ve içerik olarak değişik oranlarda etkilenerek bir durumu ifade etmeye çalışır. Bunu yaparken önceki metinlerden etki gücünden yararlanarak ele alınan bilgilerin üzerine yeni bilgiler kurmaya çalışır (Günay, 2007: 211). Metinlerarasılık okuyucun önceki bilgileriyle yeni bilgilerini bağdaştırma imkânı verdiği ölçüde başarılı olur.

2.5.4.2. Hikâye Edici Metinler


Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde en önemli materyal ders kitabıdır. Ders kitabını eğitim faaliyetlerinde anlamlı kılan içindeki metinlerdir. Bozkurt (2007: 18)’un aktardığına göre; “ders kitaplarındaki metinler incelendiğinde bilgilendirici metinler ve hikâye edici metinler olmak üzere iki başlıkta toplandığı görülmektedir.”(Akyol, 1999: 7).Bu çalışmada hikâye edici metinler üzerinde durulacaktır.

Belli bir olay kurgusu içerisinde bir olayın geçtiği yer, olayın gerçekleştiği zaman dilimi, olayı gerçekleştiren kişiler çerçevesinde yaşanmış veya yaşanabilir olayların ele alındığı edebi türe hikâye veya öykü denir (Aktaş ve Gündüz, 2011: 339).

‘‘Okuyucuya yorum yapma (Bruner, 1990), anlamı açıklama, (Gudmundstottir, 1995), organize etme, hatırlama (Bruner, 1990; Shank, 1999) ve problem çözme (Jonassen ve Hernandez-Serrano, 2002) fırsatları sunan etkili bir metindir.” (Akt. Akyol, 2011: 161).

“Hikâye (öykü) sözcüğü hayal veya gerçek arasında bir olay etrafında oluşturulmuş edebi metinlerdir.” (Arı, 2008: 41).

Hikâye edici metinlere bakıldığında olaylar bir kurgu içerisinde ve aşamalı olarak ilerleyen bir zaman diliminde gerçekleşmektedir. Günümüzde post modern hikâyecilik olarak adlandırılan tarz için zaman ve olaylar yönünden aşamalılık söz konusu değildir.

Hikâyelerde ön plâna çıkan unsura göre hikâye edici metinler “olay hikâyesi” veya “durum hikâyesi” olarak adlandırılır.

Olay hikâyesi; olayların serim, düğüm ve çözüm perspektifinden ele alındığı hikâyelerdir.

Durum hikâyesi; hayattan bir veya bir kaç kesit alarak çeşitlilik yönüyle dar bir mekânda geçen olayın ele alındığı hikâyelerdir.

Hikâye geçmişten günümüze hem sözlü olarak hem de yazılı olarak etkili bir öğrenme – öğretme aracıdır. Sahip olduğumuz kültürel özellikler sayesinde çok küçük yaşlardan itibaren hikâye ile tanışırız. Birey hikâye edici metinler hakkında, bireysel farklılıklara göre, kişinin içinde bulunduğu çevrenin yapısına göre ve bireyin hikâye edici metinle karşılaşma sıklığına göre az veya çok hikâyeyle ilgili bilgi sahibi olur. Bir metni anlamlandırarak, onu yorumlayabilmek o metin ile ilgili genel bilgilere sahip olmaya bağlıdır.

Sözlü ve yazılı hikâyeler üzerine yapılan araştırmalarda hikâyeyi oluşturan temel kalıpların varlığından söz edilmiştir. Bir hikâye kurgusu genel olarak çatışma üzerine kurulur. Lukens’e göre bu çatışma dört şekilde ele alınır.

  1. Tabiat ve karakter arasındaki çatışma

  2. Toplum ile karakter arasındaki çatışma

  3. Karakterler arasında çatışma

  4. Karakterin kendi iç çatışması (Akyol, 1999: 56).

Yapısal olarak hikâyeler incelendiğinde hikâyelerin sahip olduğu bir şemadan, kalıptan, hikâye elementlerinin varlığı kabul edilmiştir. Bu araştırmaların başlıcalıları: Harris ve Graham (1996), Stein ve Glainn (1979), Akyol (1998), Hoey (1983), Van dijk (1980), Barlet (1932), Rumelt (1975), Brown (1975), Paris (1975) şeklindedir.

Bir metnin hikâye edici bir metin olarak kabul edilebilmesi için belli kriterler var mı sorusuna cevap arayan araştırmacılar genel hatlarıyla benzer sonuçlara ulaşmışlardır. Coşkun (2005) doktora tezinde bu konuyla ilgili yapılan çalışmaları derleyerek bir hikâyede bulunması gereken elementlerin varlığından söz eder ve bunlarıAna karakter, mekân, zaman, başlatıcı olay,amaç,girişim,sonuç,tepkiolarak belirtir. (2005: 275-277). Hikâye elementlerini şöyle açıklayabiliriz:

  1. Ana karakter: Hikâyedeki olayların merkezinde yer alan kişidir. Özellikle olayların çözümü konusunda ön plâna çıkar. Hikâyedeki diğer karakterlere göre baskın bir yapıya sahiptir.

  2. Mekan: Olayların gerçekleştiği yerdir. Gerçekten var olan bir yer veya kurgulanmış bir yer de olabilir. Tekin (2001:129)’e göre, ‘‘hikâyede mekan unsuru olayların geçtiği yer ve çevre hakkında bilgiler verir’’(akt: Bozkurt, 2007: 25). Karakterleri yaşadığı yerin özellikleri vasıtasıyla belirgin hâle getirerek olayın yaşandığı toplum yapısı hakkında bilgiler verir.

  3. Zaman: Hikâye edici bir metin okuyucuya olayın yaşandığı zaman dilimi ile ilgili açıktan veya dolaylı yollar ile de olsa bilgi vermelidir. Eskiden belli bir dönemden başlayıp ardışık bir süreç ile ele alınan bu yapı günümüz hikâyelerinde ardışıklıktan sıyrılarak geri dönüşler ileriye gidişler şeklinde de görülebiliyor.

  4. Başlatıcı olay: Hikâyenin kurgusunun üzerine kurulacağı, hikâyede çözülmesi gereken problemin fitilini ateşleyecek olan olay veya durumdur.

  5. Amaç: Ana karakterin problem karşısında aldığı karardır.

  6. Girişim: Problemin çözümünde ana karakterin aldığı karar çerçevesinde icraata başlama aşamasıdır.

  7. Sonuç: Girişim aşamasında kullanılan çözümlemeye yönelik teknik ve taktiklerin başarılı olup olmadığını ele alan bölümdür. Bu bölümde genel olarak okuyucuya mesajlar içeren yargıları bulmak mümkündür.

  8. Tepki: Olaylar karşısında ana karakterin takındığı duyuşsal ve bilişsel tutumlardır.

Bir metnin nasıl oluşturulduğu bilgisi o metni anlamak için önemlidir. Hikâye edici metinlerin oluşumunu öğrenmek hikâye edici metinlerle yürütülen her türlü eğitim – öğretim faaliyetinde bireye iletilmek istenen mesajı en kolay ve net şekilde aktarılmasını sağlar.

Eğitim öğretim faaliyetleri içerisinde metinler çok önemli bir yere sahiptir. Öğrencilerin okumayı öğrenmelerinden sonra yaygın ve örgün eğitimin her kademesinde işlenen dersler için metin vazgeçilmezdir. Duman ve Çiftçi (2007: 34)’ye göre; okumayı gerektiren metin okuldaki etkinliklerin % 83 nü işgal eder.

Eğitim ve öğretimin amaçları genel olarak şu şekilde ifade edilebilir:

  • Bireyi eğitmek, bireyin sosyalleşmesini sağlayarak kendisini anlama olanağını sunmak,

  • Bireye kendi başına öğrenme faaliyetlerinde bulunabilme yetisini kazandırmak, iletişim olanaklarından en iyi şekilde yararlanarak duygu ve düşüncelerini ifade edebilmek,

  • Yeni öğrendiği bilgileri öncekilerle sentezleyerek gelecek nesillere aktarmak,

  • İş veya okul döneminde hangi konum veya durumda olursa olsun sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirme,

gibi insanı değerli kılacak ve sosyal düzene karşı faydalı olabilecek bir birey yapmaya çalışmak eğitim ve öğretim faaliyetlerinin en önemli amaçlarındandır. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde önemli bir yeri olan metnin ele alınması bu yüzden anlamlıdır.

İnsan fiziksel ve bilişsel olarak yıllara göre değişiklik gösterir. Bu değişiklikler üzerine yapılan araştırmalarda araştırmacılar bireyin yaşadığı bu değişiklikleri belli yaş dönemleri arasında sınıflandırmışlardır. Piaget, Freud, Gagne, Erikson bunların başlıcalarıdır. Bireyin ilgi alanları her dönemde farklılık gösterebilir. Bu farklı ilgi alanlarını tespit ederek ona uygun olarak eğitim vermek eğitimcilerin en önemli vazifesidir. Karakuş (2007: 55)’un aktardıgına göre bilişsel olarak farklı dönemlerde yer alan bireyler için “yaşa göre metin türü” uygulamaları yapılmalıdır.’’ (İşeri, 1998: 8; Aytaş, 2001: 162-163.).

Çalışmada yer verilen 7. sınıf öğrencileri ele alındığında 12- 15 yaş grubunda yer alan birey topluluğundan söz edilebilir. Bu dönemdeki bireyler somut işlemler döneminden soyut işlemler dönemine geçiş sürecindedir. Karakuş (2007: 56) göre soyut işlemler dönemi 12 yaşından itibaren başlar ve en üst bilişsel beceri dönemidir. Bu dönemde bireyin hayal dünyası gelişmiştir. Bireyler kendilerini okudukları metinlerde geçen kahramanlarla özdeşleştirmeye çalışırlar. Önceki dönemde somut olan şeylerden hareketle dünyayı algılamaya çalışan bireyler soyut kavramları da kullanmaya başlarlar. Özgün bir şeyler yapabilme, eleştirel düşünebilme mantığının filizlendiği dönemdir. Ergenlik dönemininde genel olarak bu dönemde yaşandığı göz önüne alındığında ve ergenlik döneminde bireylerin fizyolojik ve bilişsel olarak geçirdiği değişim bu dönemi oldukça önemli bir dönem yapar. Bu dönemde kişinin en çok ihtiyaç duyduğu şey başta kendisi olmak üzere insanları ve olayları anlamak ve anlamlandırmak daha sonra kendini ifade edebilmektir.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı bu dönemdeki bireylerin psikolojik olarak kendilerini iyi hissedebilmesi, ilgi alanları göz önüne alınarak oluşturulan metinlerle onların dikkatini eğitim – öğretim faaliyetlerinde yoğun hâlde tutmak önemlidir. Çocuğun küçüklüğünden beri çevresinden dinlediği hikâyeler vasıtasıyla bilinç altlarında hikâye kurgusu ile ilgili az veya çok bir yapı oluşmuştur. Hikâye edici metinlerin 12-15 yaşındaki bireylerin ilgisini çekecek nitelikte bir yapıya sahip olmaları ve bu dönemdeki bireylerin hikâye edici metinler ile ilgili hazır bulunuşluğa sahip olmaları somut işlemden soyut işlemlere geçişi kolaylaştıracaktır. Bu yönüyle çalışmada hikâye edici metinlerin seçilmesi anlamlıdır.

Hikâye edici metinlerin etkili bir şekilde öğretilmesi ve bireylerin bunları kullanması için hikâye elementlerinin öğretilmesi yetmeyebilir. Bunlara ek olarak metnin iç yapısı ve bütünüyle ilgili birbirini tamamlayan iki kavram olan bağdaşıklık ve tutarlılık kavramlarını da öğretilmesi şarttır.
  1   2   3   4   5

sosyal ağlarda paylaşma




Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com