Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi


sayfa1/4
d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar
  1   2   3   4
İÇİNDEKİLER

TARİHTE TÜRK-AFGAN İLİŞKİLERİ

BİRİNCİ BÖLÜM

AFGANİSTAN’IN STRATEJİK DURUMU ile SİYASİ, DİN, DİL, NÜFUZ ve ETNİK YAPISI….2

AFGANİSTAN TARİHİ………………………………………………………………………………3

İKİNCİ BÖLÜM

OSMANLI DÖNEMİNDE TÜRK-AFGAN İLİŞKİLER ile İNGİLİZLERİN AFGANİSTAN’I İŞGALİ, 1nci ve 2nci İNGİLİZ-AFGAN SAVAŞI ve AFGANİSTAN’A RUS SALDIRILARI….....5

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

ATATÜRK ve CUMHURİYET DÖNEMİNDE TÜRK-AFGAN İLİŞKİLERİ ile SOVYETLERİN AFGANİSTAN’I İŞGALİ………………………………………………………………………………8

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

GÜNÜMÜZDE TÜRK-AFGAN İLİŞKİLERİ……………………………………………………….16

BEŞİNCİ BÖLÜM

SONUÇ………………………………………………………………………………………………26

ALTINCI BÖLÜM

EKLER………………………………………………………………………………………………...28

YEDİNCİ BÖLÜM

KAYNAKLAR………………………………………………………………………………….29

Yazan: İzzettin Çopur

(E) Albay

TARİHTE TÜRK-AFGAN İLİŞKİLERİ

BİRİNCİ BÖLÜM

AFGANİSTAN’NIN STRATEJİK DURUMU İLE SİYASİ, DİN, DİL, NÜFUZ VE ETNİK YAPISI

Ortadoğu ile Uzakdoğu arasında bir köprü ve geçiş yeri olan, Rusya için sıcak denizlere inen yol üzerinde bulunan, İngilizlerin sömürgesi Hindistan’ın kuzeyinde yer alan ve stratejik öneme haiz olan Afganistan; zamanla Sovyet ve İngiliz devletleri arasında tampon bölge konumuna düşmüş ve bu emperyalist devletler tarafından işgal edilmiştir.

c:\documents and settings\kullanıcı\belgelerim\taramalarım\2012-06 (haz)\tara0007.jpg

Afganistan’daki bilhassa kırsal kesimlerde karmaşık kabile yapısının bulunması, kabileler arasında kan davasının yaygınlığı, din’in, eğitimde, siyasette, yargıda ve ekonomide etkisinin büyük olması, okur-yazar oranının düşük oluşu, geçmişten bugüne çağdaş ve modern düşüncedeki liderlerin azlığı, teknik olanakların yetersizliği, yolların ve buna bağlı ulaşım ağının kifayetsizliği (ülkede demir yolu yoktur), ekonomik gelişimin darlığı bu ülkenin geri kalmışlığının önemli sebeplerindendir.

Afganistan’ın dini İslam’dır. İslamiyet’in Afganistan’a ulaşması Halife Hz. Osman veya Muaviye devrinde olur. Genel olarak iki resmi dil kullanılmaktadır. Bunlar Peştu ve Dari dilidir. Afganistan nüfuzunun yüzde yetmişinden fazlasının Türkler ve Türk asıllı kavimlerden oluşmuş olduğu ortaya çıkmaktadır.1 Afganlar ve Tacikler, ülkenin en eski halklarıdır. Halkın geri kalan bölümü, Türk asıllı Özbek, Kırgız, Hazar ve Türkmenlerdir. 14 milyon Afgan nüfusunun genel olarak; Peştun % 52, Tacik % 21, Hazara % 9, Beluç % 7, Özbek % 6, Türkmen % 2, diğerleri ise % 3’dür.2

Bugün bile öğrencilerin % 20’si, 3 yıllık ilköğrenimlerini, camilerdeki geçici küçük dersliklerde gerçekleştirmektedir. Öğretim programlarının önemli bir bölümünü Kuran dersleri oluşturmaktadır. Devletçe yapılan harcamalar doğrudan doğruya mollalara yapılmaktadır.3

AFGANİSTAN TARİHİ

Afganistan, M.Ö. 500’de iki asra yakın İranlıların hâkimiyetinde kalmıştır. Makedonya Kralı Büyük İskender, çıktığı meşhur doğu seferinde İranlıları yenerek Afganistan’ı işgal etmiştir. Daha sonra Yunan idaresinde kurulan Baktriana devleti, Afganistan’a hâkim olmuştur. Bu devlette M.S. 50 yılında yıkılmıştır.4

Afganistan’da ortaya çıkan ilk Türk devleti, M.Ö. II. yüzyılda yaşayan Sakalardır. Sakalardan sonra sırayla Yue-çiler, Kuşaniler, Akhunlar (Eftalitler) ve Gök-Türkler Afganistan’a hâkim olmuşlardır. M.S. 560-650 yılları arasında Afganistan’ın kuzey doğu bölgelerini Türgişlerin (Batı Türkleri) yönetimi altına girmiştir. VII. yüzyılın sonlarına doğru, Afganistan toprakları, Arap ordularının istilasına uğramış ve İslamiyet, Afganistan’da kısa sürede yayılmıştır.

IX. yüzyılın ilk yarısında ise Afganistan topraklarının büyük kısmını, İran’da kurulan Samaniler devleti ele geçirmiştir. Samani ordusunda yer alan Türkler, buradan ayrılarak Sebük Tekin önderliğinde Afganistan’da Gazne şehir merkezi olmak üzere 20 Nisan 977’de Gazne Devleti’ni kurmuşlardır. 5 Özellikle Gazneli Mahmut döneminde (999-1030) Türk-İslam nüfuzu Afganistan’a iyice yerleşmiş ve Hindistan’a kadar yayılmıştır.

http://www.kulturelbellek.com/wp-content/uploads/2012/05/gazne.jpg

Gazneli Mahmud’un Zafer Anıtı (Gazne)
Gazneli Mahmut’un oğlu Mesut’un 1040 yılında Selçuklulara yenilmesi ile Afganistan’da Türk hâkimiyeti başka bir Türk devleti olan Selçuklulara geçmiştir. Selçuklulardan sonra Afganistan’a Urlular sonrada yine bir Türk devleti olan Harzemşahlar egemen olmuşlardır.1220 yılından sonra Moğollar Afganistan’ı işgal ederek 1,5 asır’a yakın bir süre Afganistan’a hâkim olmuşlardır. Moğol hâkimiyeti, o zamana kadar Kuzey Afganistan’a yerleşmiş olan bazı Türk boylarını batıya, Anadolu’ya doğru göç etmek zorunda bırakmıştır. 6

Moğol hâkimiyeti, XIV. yüzyılın sonlarında Timur tarafından yıkılmıştır. Timur’un ölümünden sonra torunu Muhammet Babür, 1505’te Afganistan’da yeni bir Türk devleti olan Babürlüler devletini kurmuştur. Babür devletinin zayıflaması üzerine Nadir Kulu (Şah) adındaki bir Türk’ün komutasındaki Türkmen ordusu, 1734-1747 tarihleri arasında Afganistan’a hâkim olmuştur. Nadir Şah’ın ölümünden sonra yönetime onun ordusunda komutanlık yapmış olan Afgan Abdali kabilesinin lideri Ahmet Han Abdali geçmiştir. Ahmet Han Abdali, yeni kurulan bu devlete ilk defa Afganistan adını vermiştir. Abdali (Eftalit) kavmine Dürrani adı da verilmiştir.7

Yaklaşık 2000 Yıl Türklerin hâkimiyetinde olan Afganistan’da yaşayan bütün milletler ve dinler,varlıklarını korumuşlardır. Ahmet Han Abdali (Dürrani)’nin kurduğu bugünkü Afganistan devletinin başlangıcı 1747 olarak kabul edilir. Afganlar olarak iktidara gelen Abdalıların, Eftalit-Akhunların uzantısı olduğu bilinmektedir. Abdalılar, Gılcaylar veya Halaçlar, Çağatay Türkleri ve Taymaniler gibi Afganlaşmış Türk kabileleridir.

Ahmet Han Abdali, bu devleti kısa bir zamanda imparatorluk haline getirmiştir. Afgan İmparatorluğu, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nden sonra ikinci büyük İslam devleti olmuştur.8 Ahmet Şah, 1772 Şubatında hükümet ve devlet işlerini oğlu Timur’a devretmiş ve 14 Nisan 1772’de vefat etmiştir.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/03/portrait_miniature_of_ahmad_shah_durrani.jpg/200px-portrait_miniature_of_ahmad_shah_durrani.jpg http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/0/0d/dost_mohammad_khan_of_afghanistan.jpg/220px-dost_mohammad_khan_of_afghanistan.jpg

Ahmet Şah Durrani Dost Muhammed Han
Timur Şah, hükümet merkezini Kandahar’dan Kabil’e nakletmiş, 1783’de vefatından sonra yerine oğlu Zaman Şah, ondan sonra da 1800 senesinde Dürrani (Sadozaylar) hanedanından Mahmut Şah, Afganistan tahtına geçmiştir. Mahmut Şah’ın, Muhammedzay (Barakzay) ailesinden olup Afgan halkı tarafından sevilen Feth Han’ı öldürtmesi üzerine ağabeyi Dost Muhammed, (Daha sonra istikbalin büyük hükümdarı) topladığı kuvvetlerle Mahmut Şah’ın ordusunu 1818’de yenilgiye uğratmış böylelikle Kabil merkez olmak üzere Afganistan’ın büyük bölümü Muhammedzay’ların (Barakzay) kontrolüne geçmiştir. Bu suretle Afganistan tarihinde Dürrani (Sadozaylar) ailesinin hâkimiyeti sona ermiş ve Muhammedzay’ların (Barakzay) ailesinin saltanatları başlamış oluyordu.9 EK-A

İKİNCİ BÖLÜM

OSMANLI DÖNEMİNDE TURK-AFGAN İLİŞKİLERİ ile İNGİLİZLERİN AFGANİSTAN’I İŞGALİ, 1nci ve 2nci İNGİLİZ-AFGAN SAVAŞI ile AFGANİSTAN’A RUS SALDIRILARI

Türklerin Afganistan ile ilk ilişkileri

Türklerin Afganistan ile ilişkileri; Gazneli Mahmut döneminde (999-1030) başlamış, Türk devleti olan Selçuklulardan sonra 1762 yılında Osmanlı Sultanı III. Mustafa ile devam etmiştir. Afganistan lideri Ahmet Han Abdali, Afganistan’ın yönetimini aldığı dönemde İran’ın sergilediği yayılmacı Şii tehlikesine karşı Osmanlı devleti ile ortak hareket etmek istemiş, bu maksatla Osmanlı Padişahı III. Mustafa’ya 24 Kasım 1762 tarihini taşıyan bir mektup göndermiştir. Bu mektupta Ahmet Han Abdali, Sultan III. Mustafa’dan İran üzerine bir sefer düzenlemesini istemiştir. Osmanlı Sultan’ı bu mektuba karşı “İran’la barışı bozup buraya sefer yapmanın doğru olmayacağını” 10 bildirmiştir.

İngilizler Afganistan’ı işgal ediyor

Afganistan tarihinde Dürraniler (Sadozaylar) ile Muhammedzay (Barakzay) ailelerinin taht kavgaları ile kardeşler arasındaki çatışmalardan istifade eden ve Rusların Hindistan’a doğru yayılmalarını önlemek isteyen İngilizler, 1839 yılı sonlarında Afganistan’ın Kandahar kentini mukavemetsiz olarak işgal ettiler. İngiliz işgal kuvvetleri, Afganistan’ın başkenti Kabil vadisinin girişindeki stratejik öneme haiz olan Gazne kalesini de ele geçirmişlerdi.

İngiliz askerlerinin Afganistan’da Afgan kadınlarına yönelik istekleri, Afganlıları, İngilizlere karşı ayaklandırmış ve ilk ayaklanma harekâtı, Kabil’in dış mahallesinde konuşlanmış olan İngiliz garnizonuna karşı yapılmıştır. İngiliz işgal kuvvetleri sorumlusu Binbaşı Pottinger, Afganistan emir’i Dost Muhammed’in (1834-1863) büyük oğlu Muhammed Ekber Han ile bir anlaşma imzalayarak kuvvetleri ile birlikte Afganistan’ı terk etmek üzere Kabil’den ayrılır. Fakat İngiliz birlikleri çekilirken İngilizlere karşı büyük kin ve nefret duyan Afgan kabilelerinin saldırısına uğrar. Bu saldırıda İngiliz birliklerinde önemli kayıplar olmuş ve İngiliz Hükümeti istifa etmek mecburiyetinde kalmıştı.

Hindistan’da göreve yeni başlayan İngiliz valisi Ellenborough, Afganlara yaptıklarının hesabını sormak amacıyla iki ordu ile Afganistan’ın Kandemir ve Celalabat kentleri üzerinden ilerleyerek geçtikleri yerlerdeki bütün Afganistan yerleşme merkezlerini ve ahalisini imha edip, 15 Eylül 1842’de Kabil’i yeniden işgal etmişlerdir. İngilizlerin intikam harekâtında, hayatlarını kaybeden Afganlıların sayısı 70.000’in üzerinde idi. Böylece İngilizler, kaybettikleri 17.000 kişilik Kabil garnizonunun intikamını fazlasıyla almış oldular. 11

Osmanlı Padişahı, Afganistan’dan Ruslara karşı yardım istiyor

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit, Afganistan Emiri Şir Ali Han’a bir elçilik heyeti göndererek, Afganistan’ında Ruslara karşı harekete geçerek Hive (Türkmenistan) ve Buhara (Özbekistan) gibi İslam memleketlerini kurtarmasını ve Osmanlı Devletine yardım etmesini istemiştir. Ayrıca İngiltere ile dostça ilişkiler kurmasını tavsiye etmiştir. Afgan Emir’i ise “İngiltere’ye güvenmediğini, Rusya ile şimdilik ilişkilerini kesmek istemediğini” söylemekle yetinmiştir.12

Allah’ım beni dostlarımdan koru

Sovyetler, Hindistan’a komünizmi yerleştirmek için, stratejik ehemmiyeti büyük olan Afganistan’a nüfuz etmek istiyordu. Sovyet emperyalizminin bu tehlikesini ilk gören Atatürk olmuştur. “Biz ne Bolşevik’iz, ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkârız.” Diyen Atatürk, Sovyetlerin Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmesine fırsat vermemiştir.13

Afganistan, özellikle XIX. yüzyıl boyunca, Rusların ve İngilizlerin doğal yayılma alanlarının tam ortasında yer alması ve “Büyük Oyunun” bir parçası olması nedeniyle, bu iki ülkenin baskısını sürekli üzerinde hissetmiştir. Afganistan’da XIX. yüzyılda yaşadığı bu zor durumu o tarihlerde İngiliz basınında karikatürize eden bir söz oldukça güzel özetlemektedir. “Allah’ım beni dostlarımdan koru!” Karikatürde İngiltere aslanla, Rusya ise ayıyla tasvir edilmekte, bu ikisinin arasında da Afganistan’ı temsil eden bir insan (o günkü Afganistan Emir’i Şir Ali) durmaktadır.14

c:\documents and settings\kullanıcı\belgelerim\resimlerim\resim\resim 024.jpg

İkinci İngiliz-Afgan savaşı

İngiliz hükümetinin Hindistan valisi Lord Lytton’un, Afganistan Emir’i Şir Ali’yi haksız yere Afganistan Emirliğinden uzaklaştırmaya çalışması, 2nci İngiliz-Afgan savaşının başlamasına neden olmuştur. İngiliz işgal kuvvetleri, üç koldan ilerleyerek Afganistan’a ait Celalabat, Peyvar, Kotal ve Kandahar kentlerini ele geçirdi. Çaresiz kalan Şir Ali, sorumluluğu büyük oğlu Yakup Han’a devrederek Rusya’ya gitmek üzere Afganistan’ı terk etti. Maksadı, İngiliz işgalini Rus çarına şikâyet etmekti. Ancak emeline kavuşamadan yolda öldü. ( 21 Şubat 1879)

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/29/battle_in_afghanistan.jpg/300px-battle_in_afghanistan.jpg

II. İngiliz-Afgan Savaşı
Afganistan Emir’i Yakut Han, İngiliz temsilcisi Sir Louis Cavagnari ile 20 Mayıs 1879’da Gandamak’da buluşarak sulh antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşmaya göre Yakut Han, İngiliz ajanlarının Afganistan topraklarında serbestçe dolaşmalarına müsaade ediyordu. İngiltere, ikinci İngiliz-Afgan savaşı sonunda 1880 yılı içerisinde Afganistan ile imzaladığı bir antlaşma ile de Afganistan’ı nüfuz ve himayesine aldıktan sonra Afganistan’ı terk etmeye başlamış, ancak arkasında harap olmuş, düşman kamplarına bölünmüş bir halk da bırakıp gitmişlerdir.

Afganistan’a Rus saldırıları

Merv (Türkistan) ile Afganistan’ın Herat bölgesi arasında Pencdeh vadisinde yaşamakta olan Sarık Türkmenleri ile Afganistan hükümeti arasında anlaşmazlıktan ve Sarıklıların Rusların idaresini kabul etmelerinden istifade eden Ruslar, 30 Mart 1885 tarihinde Pencdeh vadisine girerek Afgan topraklarında ilerlemeye başladılar. Rus ve Afgan ordularının Ak-Tepe mevkiinde yaptıkları muharebede Afgan birlikleri mağlup olmuştur. Afgan Emiri Abdurrahman Han (1880-1901) İngilizlere müracaat ederek Rusların ilerlemelerine mani olunmasını istemiş ve sonuçta İngilizler duruma müdahale ederek Pamir bölgesi (Hindikuş dağlarının doğusunda) hariç bugün de hala geçerli olan Rus-Afgan hududunu tespit eden antlaşmayı, 22 Temmuz 1887 tarihinde imzalamışlardır.15

Durand Hattı Antlaşması

İngilizler; 1880 Gandamak Antlaşması hilafına Afgan kabilelerini ezmek ve onları zorla itaat altına almak ve birbirlerinden ayırmak amacıyla Afganistan’ın bölünmez bir parçası olarak kabul edilen Peşaver, Kuvatta, Svat, Bacur ve Çitral gibi pek çok Afgan yerleşme merkezlerini, Hindistan ve daha sonra Pakistan sınırları içinde gösteren Durand Hattı Hudut Antlaşmasını, 12 Kasım 1893’de Afgan Emiri Abdurrahman Han ile birlikte imzalamışlardır.

c:\documents and settings\kullanıcı\belgelerim\resimlerim\resim\220px-abdur_rahman_khan.jpg

Emir Abdurrahman Han

İngilizlerin, Afgan Emir’ini tehdit ederek imzalattıkları bu yeni hudut antlaşması ile bir kısım Afgan halkının haksız yere anavatandan ayırmaları, bütün Afgan milletinin kalbinde onarılması güç olan bir yara açmıştır. İngilizlerin kendi menfaatleri uğruna yaptıkları bu büyük hata, bugün bile Afganistan ile Pakistan gibi kardeş iki Müslüman devlet arasında süregelen ve her an patlamaya hazır bir itilafın amili (sebebi) olmuştur.16
  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconKhaled Hosseini Afganistan, Kabil'de bir diplomatın oğlu olarak doğdu....

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconKişisel Bilgiler Ad Soyad Tanju Kariyer Do ğ um Tarihi 01. 01. 1987...

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconAnayasa mahkemesi’Nİn yeni yapisi neler getiRİyor

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconTÜrk sinemasi’nin ekonomik yapisi ( 1896 – 2005 )

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi icon1945 yılına kadar tek parti ile yönetilmiştir. Bu dönemde açılan...

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconBÖLÜM 10 TÜrk miLLÎ EĞİTİm sistemi Nİn yapisi ve özellikleri

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconYabanci dil-i, yabanci dil-ii ders notlari

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi icon*Stratejik plan hazırlarken okul/kurumlarımıza örnek sunmak amacıyla tasarlanmıştır

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconHacettepe üNİversitesi stratejik değerlendirme, uygulama ve araştirma...

Afganistan’nin stratejik durumu ile siyasi, DİN, DİL, NÜfuz ve etnik yapisi iconBu yönerge, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Düzenleme Genel...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com