1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı


sayfa1/5
d.ogren-sen.com > Kimya > Evraklar
  1   2   3   4   5
TÜRK CEZA YASASINA GÖRE

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNE ETKİLERİ” ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ*
*Adli Bilimler Dergisi Aralık 2009
Prof.Dr.İ.Hamit Hancı 1 , Doç.Dr. Faruk Aşıcıoğlu 2 , Doç.Dr. Çetin Arslan 3 , Prof.Dr.Hakan Coşkunol 4 , Prof.Dr.Hadiye Şirin 5 , Kim.Yücel Dener 6 , Prof.Dr.Yener Ünver 7 , Yard.Doç.Dr.Neşe Nur User 8 , Av.Devrim Karakülah 9 , Yard.Doç.Dr.Serpil Yaylacı 10 , Doç.Dr.Nevzat Alkan 11 , Psk.Nurhayat Yüksel N 12, Dr.Nuri İdiz 13, Hk.Özden Dülger 14, Prof.Dr.Göknur Aktay 15

, Uz.Dr.Ayfer Çolak 16

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A.D Başkanı - Adli Bilimciler Derneği Başkanı
2Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu
3 Yargıtay C.Savcısı
4 Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı , Toksikoloji ve İlac Bilimleri (BATI) Enstitüsü Müdürü
5 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji A.D
6Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Antalya Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Daire başkanı

7 Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi
8 Afyon Kocatepe Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
9 Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri
10 Acıbadem Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D
11 İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak. Adli Tıp A.D
12 Psikolog
13Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi, Ege Ü. BATI Enstitüsü.
14Adalet Bakanlığı . Hakim
15 İnönü Üniv. Eczacılık Fakültesi Dekanı
16Sağlık Bakanlığı Tepecik Eğitim Hastanesi Biyokimya Kliniği

Düzenleyen: YARGITAY BAŞKANLIĞININ KATKILARIYLA

ADLİ BİLİMCİLER DERNEĞİ
ÇALIŞTAY: CEZA YASASINA GÖRE

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMANIN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNE ETKİLERİ
Tarih: 13 Kasım 2009 Cuma. Saat:9.30
Yer:Yargıtay Konferans Salonu

Çalıştay Düzenleme Kurulu

Hasan Gerçeker: Yargıtay Başkanı

Prof.Dr.Hamit Hancı: Adli Bilimciler Derneği Başkanı

Nedim Baran Yargıtay 2. Ceza Dairesi Başkanı

Doç.Dr.Ali Rıza Çınar Yargıtay 2. Ceza Dairesi Üyesi

Halim Aşaner Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyesi

Doç.Dr.Çetin Arslan Yargıtay C.Savcısı

Av.Devrim Karakülah Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri
Konuşmacılar

Nedim Baran Yargıtay 2. Ceza Dairesi Başkanı

Doç.Dr.Ali Rıza ÇINAR Yargıtay 2. Ceza Dairesi

Prof.Dr.Yener Ünver. Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Halim Aşaner Yargıtay 9. Ceza Dairesi Üyesi

Doç.Dr.Çetin Arslan Yargıtay C.Savcısı

Av.Devrim Karakülah. Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri

Prof.Dr.Hadiye Şirin. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji A.D

Prof.Dr.Hakan Coşkunol. Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı , Toksikoloji ve İlac Bilimleri (BATI) Enstitüsü Müdürü

Doç.Dr. Nevzat Alkan. İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak. Adli Tıp A.D

Yard.Doç.Dr.Serpil Yaylacı. Acıbadem Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D

Yard.Doç.Dr.Neşe Nur User. Afyon Kocatepe Üniv. Tıp Fak. Acil Tıp A.D

Nurhayat Yüksel: Psikolog
İNCELEME

Alkol Dünyada kahveden sonra en sık tüketilen bağımlılık yapıcı, zihinsel ve fiziksel aktiviteyi etkileyici bir madde olmasına rağmen yine kahveden sonra en fazla tolere edilen içkidir. Bu nedenle birçok ülkede trafikte izin verilen alkol düzeyi bilimsel gerekçeler yanında toplumsal eğilimlerden etkilenmiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nda (KTY) , trafik suçları ile bu suçlar için çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ise, 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın (TCY) özel hükümlerin yer aldığı ikinci kitabında, "topluma karşı suçlara" ilişkin ikinci kısmın "genel tehlike yaratan suçlar" başlıklı birinci bölümünde 179 ve 180. maddelerinde düzenlenmiştir.

TCY 179. maddesinde kasten trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu düzenlenmiştir. Yargıtay da kararında, bu maddede düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun, ancak kasten işlenebileceğini açıkça belirtmiştir.
TCY 179. maddesinin ikinci fıkrasında (179/2) "Tehlikeli araç kullanmak suretiyle" trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu düzenlenmiştir.

Bu hükme göre; "Kara, deniz, hava veya hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Bu fıkrayla düzenlenen suç somut tehlike suçudur.

TCY 179. maddesinin üçüncü fıkrasında (179/3) ise "Alkol ve Uyuşturucu Madde Etkisi ya da Bir Başka Nedenle Güvenli Sürme Yeteneğini Kaybetme Durumunda Araç Kullanma" bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Ancak, bu suç için uygulanacak yaptırım (ceza) açısından yasanın ikinci fıkrasına gönderme yapılmıştır.
Bu hükme göre, "alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir biçimde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra (m.179/2) hükmüne göre (bir aydan iki yıla kadar) cezalandırılır." Görülüyor ki trafik güvenliğini tehlikeye sokma, soyut tehlike suçu olarak öngörülmüştür.

2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nda da alkollü araç kullanma eylemi idari yaptırıma bağlanmıştır (m.48/5).

Türk Ceza Yasası’nın 179/3. maddesindeki suç, Alman Ceza Yasası’nın 316. maddesinde düzenlenen suçla aynı niteliktedir.

Ceza Yasamız, "güvenli sürme yeteneğini yitirmiş (kaybetmiş)" kişilerden gelecek tehlikeyi önlemek amacı ile bu durumda olup da araç kullananların eylemini suç olarak düzenlemiştir.

TCY 179/3 Düzenlemesinde, güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesi çeşitli nedenlere bağlanmıştır. Birincisi, alkol ya da uyuşturucu madde etkisiyle güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine karşın (emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen) araç kullanma eylemidir. İkincisi ise yasada "başka bir nedenle" diye ifade ediliştir. Bundan dolayı alkol ve uyuşturucu madde etkisi dışında "güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine" neden olan herhangi bir neden, yasada belirtilen "başka bir neden" sayılabilir. Örneğin madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, yorgunluk, uykusuzluk gibi güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesine yol açan her türlü neden olabilir. Hastalık, bedensel eksiklik ya da ilaç etkisi de bu kapsamda değerlendirilebilir.
TCY 179/3 de "alkollü araç kullanma" bağımsız bir suç olarak yer almaktadır.

Karayolları Trafik Yasası’nda alkollü içki almış olarak araç kullanma belli koşullarda yasaklanmıştır. Karayolları Trafik Yasası’nın 48. maddesine göre alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır. Bu yasa maddesine dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe göre, alkollü içki almış olarak, kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı öngörülmüştür. Taksi ya da dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler (Yönetmelik m. 97 / 4-b-1) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol yoğunluğu/ miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar (Yönetmelik m.97 / 4-b-(2)). Bu yasaklara aykırı davranan kişiler için Karayolları Trafik Yasası’nın 48. maddesinde idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bunlar, araç kullanmaktan yasaklama, sürücü belgesinin geri alınması ve idari para cezalarıdır.
TCY 179/3. maddesindeki suçun benzeri Alman Ceza Yasası’nın 316. maddesinde (StGB § 316) düzenlenmiştir.

Alman Ceza Yasası madde 316:

(1) Her kim, alkollü içecek ya da diğer bir uyuşturucu madde alması nedeniyle taşıt aracını (Fahrzeug) güvenli bir şekilde kullanamayacak durumda olduğu halde, trafikte (315-bis 315 d) kullanırsa bir yıla kadar özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis cezası) ya da para cezasıyla cezalandırılır. Yeter ki, eylem (fiil) madde (paragraf) 315a ya da 315c’deki cezaları gerektirmesin.

(2) Eylem (fiil) taksirle işlense de yine birinci fıkra hükümlerine göre cezalandırılır.

Almanya'da Karayolları Trafik Yasası’nda da alkollü araç kullanma eylemine yer verilmiştir (StVG 24a)
Suçlar öğretide “tehlike suçları” ve “zarar suçları” diye ikiye ayrılmaktadır.

Zarar suçlarında, failin yaptığı hareketle suçun (maddi) konusu üzerinde bir zarar meydana gelmektedir. Tehlike suçlarında ise suçun (maddi) konusunun tehlike ile karşı karşıya gelmesi yeterlidir. Hareketin/davranışın yöneldiği suçun (maddi) konusunun objektif olarak tehlikeye sokulması yeterlidir.

Tehlike suçları, somut ve soyut tehlike suçları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Somut tehlike suçlarında (konkrete Gefährdungsdelikte), hareketin, suç konusu üzerinde gerçek bir tehlike yaratmış olması gerekmektedir. Yalnızca hareketin yapılmış olması yeterli değildir. Somut tehlike suçunda, zarar tehlikesi oluşmadığında bu suç da gerçekleşmez. Somut tehlike suçlarında, hareket ile somut tehlike arasında nedensellik ilişkisi (bağı) aranır. Suçun gerçekleşmesi için ya suçun konusu üzerinde, somut olarak tehlike yaratılmış olmalıdır ya da tehlikenin gerçekleşmesinin olanaklı bulunması gerekir.

Soyut tehlike suçlarında (abstrakte Gefährdungsdelikte), hareketin/davranışın (devinimin) suç konusu üzerinde tehlike yaratıp yaratmadığı aranmaz. Daha doğrusu suç tanımındaki davranışın/hareketin (devinimin) yapılması (icrai) ya da yapılmaması (ihmali) ile birlikte tehlikenin gerçekleştiği kabul edilir. Böylece tehlikenin bulunduğu bir karinedir/varsayımdır.

Suç tanımındaki davranışın/hareketin yapılması ya da yapılmaması, suçun oluşumu için yeterlidir. Bu nedenle suç konusu üzerinde, tehlike yaratıp yaratmadığı araştırılmaz. Öğretide bunlara “genel tehlike suçları” da denilmektedir. Hareket/davranış (devinim) ile sonuç (netice) arasında nedenlik ilişkisi aranmaz.

TCY 179/3. de alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle güvenli bir biçimde araç kullanmayacak, durumda olmasına karşın araç kullanılması, suçun maddi öğesidir (unsurudur).

Madde başlığı trafik güvenliğinden söz ettiğine göre, araç "trafik" de kullanılmalıdır.
TCY 179. maddesinde, "araç" tanımına yer verilmemiştir. Bu maddenin her üç fıkrasında da düzenlenen suçla ilgili olarak ortak özellik, deniz, hava ya da demiryolu "ulaşım aracı"nın söz konusu olmasıdır.

Alkolün Etkisiyle Güvenli Bir Şekilde Araç Kullanamayacak Duruma Gelme

Yasakoyucu "alkol", "uyuşturucu madde" etkisiyle ya da "başka bir nedenle" "güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma" gelmiş olmayı aramaktadır. Güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma gelme durumunun, yaşanan örneklere baktığımızda çoğunlukla alınan alkolden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.

Yasakoyucu, alkollü araç kullanma eylemini Ceza Yasasında suç olarak düzenlerken yalnızca alkolün alınmasını bu suçun oluşumu için yeterli görmemiştir. Alkolün etkisiyle “güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma" gelmeyi aramıştır. Ceza Yasasında düzenlenen "alkollü araç kullanma" suçunun oluşumu için alkollü olarak araç kullanmak yeterli değildir.
Ceza Yasasında düzenlenen, "alkollü araç kullanma suçunun oluşumu için alkol almış kişinin bu alkolün etkisiyle "güvenli bir şekilde araç kullanamayacak duruma gelmiş" olması gerekir. Başka bir deyişle "güvenli sürme yeteneklerinin alkolün etkisiyle kaybedilmesi" bu suçta koşul olarak aranacaktır.

Türkiye'de alkollü araç kullanma suçunun düzenlendiği Karayolları Trafik Yasası ve Yönetmeliği’nde ise belli araç sürücüleri için, alkollü araç kullanma kesinlikle yasaklanmıştır (KTY.m.48; Yönetmelik m.97).

Alkollü içki almış olarak araç kullandığı saptanan diğer araç sürücülerinden, yönetmelik ile belirtilen miktarın üzerinde kanlarında alkol bulunduğu belirlenenler için ise Trafik Yasasında, çeşitli idari yaptırımlar öngörülmüştür.

Karayolları Trafik Yasası’nda öngörülen, kabahat niteliğindeki “alkollü araç kullanma" eyleminde, alkolün etkisiyle "güvenli sürme yeteneklerini kaybetme durumunun” yönetmelikte belirlenen miktarın üzerinde kanlarında alkol bulunduğunun ölçülmesi ile oluşacağı öngörülmüştür.

Yönetmelikte, araç sürücüleri için kandaki alkol miktarı/yoğunluğu/değeri 0.50 promilin üzeri olarak düzenlenmiştir (m.97).
Alman Karayolları Trafik Yasası’nda belirlenen miktar/değer 1998 yılına kadar 0,80 promil iken, Mayıs 1998 yılından itibaren 0,50 promil'e düşürülmüştür.
TCY da "güvenli bir şekilde araç kullanamama” tanımına yer verilmemiştir. Ayrıca, hangi miktardaki/yoğunluktaki/değerdeki alkolün etkisiyle güvenli sürme yeteneğinin kesin ya da göreceli olarak kaybedileceği de belirlenmemiştir. Bu nedenle, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası ve Yönetmeliği’nde belirtilen alkol miktarı TCY daki "alkollü araç kullanma" suçu bakımından gözetilemez.
TCY da, alkolün etkisiyle araç kullanamayacak durumda olmadan (alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olma…) söz edilmiş; bu duruma gelmiş sayılabilmek için kanda bulunması gereken alkolün miktarı/yoğunluğu/değeri konusunda bir ölçü öngörülmemiştir.

Trafik kazalarının yaygın nedenlerinden birinin, alkollü araç kullanma olduğu çoğu ülkede saptanmıştır. Bu nedenle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 219. toplantısında 22 Mart 1973'te bir tavsiye kararı alınmıştır. Tavsiye kararında, alkolün etkisi altındayken kamuya açık bir yerde araç kullanan kişinin, araç kullanmada yetersizliği kanıtlanmışsa ya da kanındaki alkol miktarı/değeri/yoğunluğu 80 mg/100 mg ise önleyici cezalar uygulanmalıdır. Ancak üye devletlerin daha düşük miktarda/değerde/yoğunlukta alkol düzeyi belirleyebileceği de öngörülmüştür. Bu tavsiye kararında hem esasa hem de usule ilişkin ilkeler belirlenmiştir.
Alkol, öncelikle beyni etkileyerek sürücünün algılama, kavrama, dikkat, karar verme ve uygulama yeteneğini bozmaktadır. Bu nedenle sürücü, fren, gaz pedalı, debriyaj ve direksiyonu dengeli kullanamayacağı için, yol, kavşak geçme, şerit değiştirme ve dönmeler zorlaşır.

Alkolün etkileri kandaki yoğunluğuna/miktarına/değerine göre değişmektedir.

Bu, kişiden kişiye de değişir. Ancak bazı araştırmalar alkol alanların almayanlara göre 2-6 kat fazla kaza yaptığını göstermiştir.

Az miktarda/değerde/yoğunlukta alkol alımının bile, bir işin yapılması için gerekli beceri, dikkat ve özende azalmaya neden olduğu tıp biliminde kabul edilmektedir.

Aynı miktarda alınan alkol, herkeste aynı kan/alkol bileşimine yol açmaz. Çeşitli etmenler rol oynar: Örneğin vücut ağırlığı, cinsiyet, alkolün türü (içindeki alkol oranı), içme süresi vb. Gerginlik, yorgunluk, hastalık, ilaçlar ve uyuşturucular, alkolün etkisini artırırlar. Gençler (25 yaş altı) alkole karşı yetişkinlerden daha duyarlıdır. Hiçbir madde (kahve vb) alkolün etkisini azaltmaz.
Alkol gerçekte , Karbon atomuna doğrudan doğruya -OH grubunun bağlı olduğu organik bileşiklere verilen genel addır.

Bu çalışmada alkol olarak , etil alkol (etanol) kastedilmektedir. Etanol : CH3 – CH2 – OH

İçinde % 0.5 den fazla alkol (etanol)  bulunan ve keyif veren içkilere “Alkollü İçkiler” denilmektdir
Etanol, yakıcı tadda, berrak, renksiz, akıcı ve uçucu bir sıvıdır. Hafif bir kokusu vardır. Saf halde zor ayırdedilir. Sedatif, trankilizan, hipnotik ve anestezik etkilidir. Genel görüşün aksine uyarıcı değildir. Aç karnına emilim fazladır. Sodalı (şampanya gibi) içkilerin emilimi hızlıdır. Kan alkolü saatte % 15 -20 mg kadar okside olarak tükenir. Oksidasyon hızında kişinin kilosu ve kan alkol düzeyi etkilidir.

Alkol, Arapça Al-kuul kelimesinden türemiştir. İlk kez 8. yüzyılda İslam Bilgini Cabir İbn Hayyan tarafından üzüm şırasından çekildiği sanılmaktadır.

Alkol çeşitli içkilerin bileşiminde değişik oranlarda bulunur (Hacmen).

  • Boza, Şıra gibi içkilerde % 4,

  • Meyve şaraplarında % 5-11,

  • Bordo şaraplarında% 7-12,

  • Şampanyada % 10-13

  • Rakıda % 40-45,

  • Kanyakta % 40-70,

  • Cinde % 51-55,

  • Viskide % 40-70,

  • Vermutta % 14-16,

  • Birada % 3-5,

  • Likörde % 20

Alkol alımında görülen klinik belirti ve semptomlar;

1-Alınan alkol miktarı,

2-Alkol alındıktan sonra geçen süre,

3-Kişinin alkole toleransı (Akut ve Kronik Tolerans)

4-Açlık-Tokluk durumu

5-Alkol alma hızı

6-Yaş

7-Cinsiyet

8-Vücut ağırlığı

9-Alınan diğer ilaç ve bitkisel maddeler

10-Sıcak havadan soğuğa çıkma

11-Korku/stres

12-Aniden ayağa kalkma ile ilgilidir.

Alkole tolerans kişiden kişiye değiştiği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabilir.
Hacmen bira %4-8, şarap % 9-14, rakı, votka, cin, rom, viski gibi içecekler ise %35-45 oranında etil alkol içerirler.
Ağız yolundan alınan alkolün %20'si mideden, %80'i ince bağırsaklardan özellikle de ince barsaklardan doğrudan emilir. Ağız, yemek borusu ve kalın bağırsaklardan da emilebileceği bilinse de bu değerler ihmal edilebilir düzeydedir. Alkol (etil alkol) aldıktan sonra suda kolay eriyerek kolayca kana (sıvılara) geçer. Kan alkol değeri, alkol alımından sonraki 1-2 saatte en yüksek düzeye ulaşır, sonra zamanla azalır. Alınan alkol karaciğerde okside edilerek (yakılarak) tüketilir. Alınan alkolün %5-8'i solunum ve idrar yolu ile değişime uğramadan, az bir kısmı ise ter ya da gaita ile atılır. Yaklaşık vücut kilosu başına 1 saatte 100 – 110 mg. etanol vücuttan elimine olur Kan alkol değerinin miktarının/yoğunluğunun ortalama saatte %15 azaldığı kabul edilmektedir.
Etil alkol merkezi sinir sistemini olumsuz etkileyen bir maddedir. Alkol alanlarda önce psişik inhibisyonlar ortadan kalkar, bunu muhakeme ve karar verme yeteneğinin kayboluşu izler, psikomotor koordinasyon kabiliyeti bozulur. Dikkat azalır ve refleks aktive hızı düşer, bellek kusurları gelişir .
  1   2   3   4   5

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconAnkara üNİversitesi tip faküLtesi adli tip anabiLİm dali cebeci-ankara

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconAv. Devrim karakülah. Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconSAĞlik hukuku sertiFİka programi adli Bilimciler Derneği sahumer...

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconSÜleyman demirel üNİversitesi (isparta)//Tıp Fakültesi

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconTÜrk ceza kanunu’nda tanimlanan yaralama suçlarinin adli tip açisindan değerlendiRİlmesi

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconE- uluslararasi adli BİLİŞİm sempozyumu uluslararası Adli Bilişim...

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconDoç. Dr. Serap utaş Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconOturum Başkanı: Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya (İstanbul Teknik Üniversitesi)

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconAnkara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Gürsel baran konuşmasında

1 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A. D başkanı Adli Bilimciler Derneği Başkanı iconAdli İdare Sistemi: Yargı birliği sistemidir. Anglo-sakson sistemdir....


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com