Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi


sayfa1/4
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3   4
VERGİ SUÇ VE CEZALARIN TÜRK CEZA KANUNU ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

Doç. Dr. Keramettin TEZCAN1

G İ R İ Ş : Vergi suçu; temel olarak devlet hazinesine karşı işlenen ekonomik niteliği olan suçlardır. Vergi suçlarında amaç, mükellef ve/veya sorumlularının vergi yasalarının emrettiklerini zamanında ve tam olarak yerine getirilmesidir2. Vergi mükellefi ve/veya sorumlularının ve ilişkide bulunan diğer üçüncü kişilerin3 vergi usul kanunlarında tanımı yapılan davranış biçimiyle vergi kanunlarının hükümlerini bilerek veya bilmeyerek ihlal etmeleri ise başka bir tanımla vergi suçudur. Vergi suçlarına sebebiyet verenlere vergi cezası uygulanır. VUK’nın 331. Maddesinde vergi cezası; vergi kanunlarına aykırı hareket edenlere verilen cezadır.

Vergi suçları, suçların belirlenmesi ve bir takım yaptırımların uygulanması ila yaptırımı uygulayacak görev ve yetki durumları, vergi kanunlarına aykırı davranışın sonucuna göre idari vergi suçları ve yargısal vergi suçları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır4. Bir yargısal karara ihtiyaç duyulmadan İdari tarafından uygulanan vergi suçları idari kabahat5 olup, cezalar idari yaptırım niteliği taşımaktadır6. Vergi suçları; bu suçların cezalandırılmasında vergi idaresinin hem taraf hem de yargıç pozisyonunda bulunması7 özelliğine bakılarak idari kabahat yani vergi zıyaı ve usulsüzlük kabahati olarak da nitelendirilmektedir.

Bu tip vergi suçları daha çok zarar kabahati ve tehlike kabahati niteliği taşımaktadır8. Zarar kabahati, vergi zıyaına (kaybına) neden olan ve neden olabilecek vergi kanunlarına aykırı davranışlardır. Çünkü zarar kabahati vergi zıyaının meydana gelmesine bağlanmış iken, tehlike kabahati hazinenin ileride karşılaşabileceği bir kaybın yani zararının önlenmesini amaçlamaktadır9.

Yargısal vergi suçları ise, suçun tanımı ve verilecek ceza miktarı vergi usul kanununda yer almakla birlikte ceza verilmesi ve yaptırım uygulanması ceza mahkemesi alanına giren suçlardır10. Bu suçlar hukuki konuları ve sosyal düzeni bozucu amaçları bakımından diğer ceza hukuku kapsamana giren suçlardan farkları yoktur.

Vergi ziyaı kabahati ve usulsüzlük kabahati, Vergi Usul Kanununun düzenlediği suç ve cezalardan idari (mali) nitelikli olanlardan olup, yalnız vergi hukukunu ilgilendirmekte ve bunlarda fiil ve yaptırım idari usullerle yapılmaktadır11. Tüm bu özellikler göz önünde tutulduğunda anılan vergi suçlarını “idarî kabahat”, bunlara ilişkin cezaları ise “idarî yaptırım” şeklinde nitelendirmek mümkündür.

Vergi Usul Kanununun 344. üncü maddesinde düzenlenen “vergi ziyaı cezası ile “usulsüzlük kabahat ve cezaları” bu kategoride değerlendirilecek mali nitelikli vergi cezalardır.

Vergi Usul Kanununun öngördüğü ve saptanması ve yaptırım uygulanması ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda idari nitelikle para cezası ile birlikte veya tek başına hürriyeti bağlayıcı ceza uygulanır12. Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçları ile 362 ve 363 üncü maddelerinde yer alan vergi mahremiyetinin ihlali ve yükümlünün özel işlerini görme suçları bu kapsamdaki suçlardandır13. Hapis cezasını gerektiren bu tür suçlarda ceza mahkemesinin görevli olması ve cezaya bağımsız bir mahkeme tarafından yapılan ceza muhakemesi sonucunda hükmedilmesi kişiler yönünden bir güvence oluşturmaktadır.

Bu tebliğde öncelikle vergi ceza hukuku kapsamındaki suç ve cezaları öncelikle “malî nitelikli suç ve cezalar” ve “ceza hukuku anlamında suç ve cezalar” başlıkları altında iki ayrı kategoride ele alınarak incelenmek suretiyle, tekerrür, suçlarda birleşme, ile hürriyeti bağlayıcı vergi suçlarında cezalandırma ve zamanaşımı üzerinde durulacaktır.

I - İDARİ (MALİ) NİTELİKLİ SUÇ VE CEZALAR: İdari (mali) nitelikli suçlar vergi kanunlarına aykırı hareket olduğunu göstermesi nedeniyle vergi kabahatini gerektirmektedir. Vergi Usul Kanununun vergi suçu olarak düzenlediği bir kısım fiillerin yaptırımı sadece parasal ve vergi dairesi tarafından gerçekleştirilir14. Yaptırımları idare tarafından saptanan ve uygulanan bu fiiller, vergi usul kanunlarında yer almak suretiyle suçlar ve uygulanacak cezalar belirlenmiştir. Mali nitelikli bu vergi cezalarının temel amacını Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu verdiği kararla; “vergi kanunlarına karşı işlenen eylemler nedeniyle devletin gördüğü zarara eşit bir tazminat veya zam almak değil, zararı aşan tutarda karşılık almak yoluyla faili cezalandırmak ve söz konusu kanuna aykırı eylemi yani vergi suçunu önlemek olarak belirlemiştir15.

Kabahatin oluşması için olayın meydana gelmesi yeterli olmayıp, bu fiilin kanunda düzenlenmiş olması ve kabahat tanımına uygun olması gerekmektedir16. Bu unsura kanunilik yani tipiklik unsuru denir17. Kabahatlerin kanunilik unsuru; kabahat sayılan fiillerin kanunla düzenleneceği, konulup, kanunla kaldırılacağı, idari düzenlemelerle vergi kabahati oluşturulamayacağı18 güvence altına alınmaktadır. Aslında bu güvence Anayasanın 38. maddesiyle de güvence altına alınmıştır19. Çünkü kanunlar yapılırken cezaların önceden belirli olması, kanunla düzenlenmesi, geriye yürümemesi ve kıyas yasağı gibi ilkelerin üst hukuk normu olan Anayasa’nın 38. maddesine uygun olması gerekmektedir. TCK’nın 2. maddesinde tanımlanmış olan “Suçta ve Cezada Kanunilik” ilkesine göre, suç ve cezalarda kanunilik ilkesine göre kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açık bir şekilde ifade edilmesi, verilecek ceza miktarları ile uygulanacak tedbirler, ceza mahkumiyetinin hukuki sonuçları, bu yaptırımların süre ve miktarlarının da kanunla düzenlenmesi zorunludur. Bu madde ile belirlilik ilkesi ve kıyas yasağı ilkesi açıkca korunmuştur20. Vergi cezaları bu anlamda bir mali yükümlülük değil Anayasa’nın 38. maddesi anlamında cezadır. İdarenin düzenleme yapmasına, verginin kanuniliği ilkesi izin vermemektedir21.

Vergi Ziyaı kabahatlerinde maddi unsur; hareket ve sonuçtan oluşmaktadır. Kanun sonuç doğuran hareketi suç saymaktadır. Kanun koyucu vergi ziyaı suçunda vergi kaybına yol açan her türlü işlemin, suçun hareket unsurunu oluşturduğu ve sonuç unsuru olarak ta vergi kaybının ortaya çıkmış olmasına bağlamaktadır22. Bu anlamda hareket kanunun emrettiği davranışta bulunmamak veya yasakladığı fiili yapmaktır. Bu fiiller icrai (neticeli) ve ihmali (neticesiz) hareketler olarak ortaya çıkmaktadır. Vergi ziyaı kabahati neticeli aynı zamanda icrai bir kabahattir. Vergi ziyaı olmadığı sürece kabahat oluşmaz. Ancak neticesiz kabahatler ise hareketin yeterli sayıldığı fiillerdir. Örneğin beyannamenin kanuni süresinde verilmemesi ihmali (neticesiz) bir harekettir23. Vergi kabahatinin vergi kaybına ilişkin kısmının maddi unsuru VUK’nın 341. maddesinde düzenlenmiş24 olan vergi kabahatinde aramak gerekmektedir. Kanun koyucu, vergi ziyaı kabahatinin oluşmasını söz konusu fiillerle vergi kaybının ortaya çıkmasına bağlamıştır. Bu ödevlerin mücbir sebepler dışında yerine getirilmemesi  halinde vergi ziyaı kabahatinden bahsetmek mümkün olacaktır.
Kabahatlerde suçun manevi unsuru; eskiden bu tarafa sürekli tartışılır hale gelmiş, bazen taksire bazen da bilinçli taksire bağlanmaya çalışılmıştır. Kabahatler kanunu ile birlikte idari nitelikteki vergi cezaları da ceza kanunları ile izah edilmeye çalışılmış, Kabahatler Kanunun 2. maddesinde kanunun karşılığında idari yaptırım uygulamasını öngördüğü haksızlığın anlaşılacağı o halde mali nitelikteki vergi cezalarına sebep olan fillerin suç yerine kabahat olarak tanımlaması manevi unsura da açıklık getirmektedir25. Suçun manevi unsur o halde deylem sahibinin kusurlu iradesidir. Vergi kabahatlerinin cezalandırılmasında kabahat kalıbına uygun bir eylemin varlığı bu eylemin kusurlu bir iradenin bir ürünü olması gerekmektedir26. Kusurlu irade olmadan kanuna aykırı eylemin suç sayılması mümkün değildir. Eylem sahibinin kusurlu iradesi, kasıt ve taksir şeklinde ortaya çıkabilir27. Vergi kabahatlerin kusurla işlenebileceğinden vergi kabahatleri için kasıtla işlenebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından kabahat sayılması için kast aranmaz28. Mali nitelikli bir suçun işlenmiş sayılması için muhatabın mutlaka kasten kanuna aykırı davranması şart değildir. Taksirli hatta ihmalli bir davranış bu suçun oluşması için yeterlidir29. Vergi kabahatlerinde bir kısım fiiller kasta bakılmaksızın yaptırıma tabi tutulur ve yaptırımı cezai değil parasaldır. Bu nedenle bu fiillerin suç oluşturup oluşturmadığı açısından taksir yeterlidir. Vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarını bu tür fiillere örnek olarak gösterilebilir
Bu suçların oluşmasında kast unsurunun aranmasına gerek bulunmamaktadır. Vergi Usul Kanunu mad. 344 hangi fiillerin yalnız parasal cezayı gerektiren vergi ziyaı kabahati oluşturacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu madde hükmü gereğince vergi ziyaı kabahati işleyenlere ve bu kabahate iştirak edenlere VUK’nın 344. maddesi kapsamında vergi ziyaı cezası kesilir.

Vergi ziyaı cezası bu kapsamda tek bir fiili gibi görünüyorsa da bu fiiller kendi içerisinde orta nitelikli, ağır nitelikli ve hafif nitelikli fiiller olmak üzere üç ayrı katogori de incelenebilir30. Bu şekilde katagorilendirme bir mutlak değil nispidir. Yani verilecek cezalarla orantılı olarak bu ayrım yapılmıştır. Bu ayrımın yapılış nedenlerinden biriside VUK’nın 344. maddesinde toplu olarak hüküm altına alınmış olan bu cezaların daha iyi anlaşılmasının sağlanması amaçlanmıştır31.

Vergi ziyaı kabahatinde orta nitelikli filler; hafif nitelikli ve ağır nitelikli filler dışında kalan ve sayısı yüzleri aşacak fiilleri içeren VUK’nın 341. maddesin kapsamında değerlendirilecek bu fiillerle “vergi ziyaı, “mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi ile şahsi, medeni veya aile durumları hakkında gerçeğe aykırı beyanlar yapmak suretiyle vergi kaybının ortaya çıkmasını sağlayacak şekilde verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi32, şahsi medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile daha önce ödenene vergilerin vergi dairesinden haksız yere geri alınması yani iadesidir” vergi kabahati işlenmesidir. VUK’nın 341. maddesinde sayılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verenlere ziyaa uğrattıkları verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir (VUK mad. 344/2).

Hafif nitelikli fiiller; mükellef nezdinde vergi incelemesine başlanılmadan ve takdir komisyonuna sevk edilmeden pişmanlık hükümlerinden faydalanılmadan kanuni süresi geçtikten sonra beyannamenin verilmesidir. Bu şekilde verilen beyannameler üzerinde kesilecek vergi ziyaı cezası ziyaa uğratılan verginin yarısı olarak uygulanacaktır33.

Ağır nitelikli fiiller; Ağır nitelikli fiiller nitelikleri itibariyle özellikli fiiller olup, aynı kabahat kapsamında kalan fiillerden daha ağır biçimde cezalandırıldığı için vergi ziyaı kabahatinin bu kısmına nitelikli vergi kabahati denir34. Ağır nitelikli fiiller kapsamında vergi ziyaına sebebiyet verenlere35, vergi ziyaı kabahati için öngörülen vergi ziyaı cezasının üç katı bu fiillere iştirak edenlere 1 katı tutarında ceza kesilir (VUK. mad. 344/3 – 359)36.

Usulsüzlük kabahati ve cezası; Vergi Usul Kanununda mad. 351, 353, mük. 355. maddelerinde düzenlenmiş ve “vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesi” olarak tanımlanmıştır.

Usulsüzlük kabahati vergi ziyaı suçundan farklı bir suç kategorisidir. Yukarıda belirtildiği üzere vergi ziyaı suçunda “vergi kaybı” bulunduğundan bu suç bir “zarar suçu” olarak nitelendirilir. Zira vergi ziyaı suçunun işlenmesi sonucunda devlet hazinesi vergi kaybı biçiminde bir zarara uğramaktadır. Oysa usulsüzlük suçunda henüz bir vergi kaybı meydana gelmemekte, sadece vergi yükümlüsü veya vergi sorumlusu vergi yasalarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine aykırı37 davranarak vergi kaybı için elverişli bir ortam yaratmaya çalışmakta bu durum da hazinenin vergi kaybına uğratılması tehlikesini ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Bu nedenle usulsüzlük suçları “tehlike suçu” olarak nitelendirilir38. Vergi Usul Kanunu usulsüzlük suçunu, işlenen fiillerin ağırlığına göre birinci derece ve ikinci derece usulsüzlükler ve özel usulsüzlükler olmak üzere iki ayrı kategoriye ayırmıştır.

II- CEZA HUKUKU ANLAMINDA VERGİ SUÇLARI VE CEZALARI: Ekonomik suçlara ekonomik ceza verilmesi temelde bir yaklaşım olmakla birlikte vergi suçları kapmasında olan ve kamu düzenini sarsan nitelikteki suçları hürriyeti bağlayıcı cezalarla cezalandırılması öngörülmüştür. Vergi suç ve cezalarına ilişkin genel kuralların TCK’da değil de özel kanun olan vergi kanunlarında düzenlenmesi onun suç olmasını engellememektedir. TCK’nın 5. maddesi “bu kanunun genel hükümleri özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır” hükmü ile vergi suçlarında TCK hükümlerinin uygulanacağını belirlenmiştir39.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun yürürlüğe girmesi suç ve kabahatler birbirinden ayrılmış suçlar ceza kanununda kabahatler ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hüküm altına alınmıştır. Temel ceza kanunu VUK’daki “Ceza Hükümleri” başlıklı maddelerdeki düzenlemeleri de etkilemiş bu kanunlarda yapılan yeni düzenlemelere uyum sağlamak amacıyla ceza normu içeren birçok kanunun yanı sıra VUK’da da değişiklikler yapmak üzere 5728 sayılı yasa ile VUK’da yapılan değişiklikler yapılarak temel ceza kanunu ile uyumlu hale getirilmiştir.

Ceza mahkemelerinde yargılanarak hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılması hükme bağlanmış olan eylemler VUK’nın 359, 360, 362 ve 363. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu suçlar kaçakçılık suçları (VUK mad. 359), kaçakçılığa iştirak suçu (VUK mad. 360), vergi mahremiyetini ihlal suçu (VUK mad. 362), mükelleflerin özel işlerini yapma suçu (VUK. mad. 363).

Suçun varlığının ispatında ve cezalandırılmasın da en önemli husus suçun unsurlarının tam olarak oluşmasıdır. Cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tam olarak oluşmadan suçlunu (fail) cezalandırılamayacağı ceza hukukunun temel ilkesi olup, varsayımlara dayalı ve kıyas yoluyla ceza verilemeyeceği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Bir suçun ortaya konulabilmesi için kanundaki tipe uygun, hukuka aykırı, kusurlu bir fiilin bulunması ve fiilin suç olarak teşkil edebilmesi için şu dört unsur olan kanuni unsur (tipiklik) maddi unsur (fiil), manevi unsur (kusur) ve hukuka aykırılık unsurlarının bulunması gerekmektedir40.

Kanuni unsur; kanunilik unsurunun temeli bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan ceza hukukunda bu tür kötüye kullanımları önlemek amacıyla benimsenmiş en temel ilke kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ile kıyas yasağıdır. Buna suçta ve cezada kanunilik ve belirlilik ilkesi denir. Bu ilkeler Anayasa’nın 38. Ve TCK’nın 2. maddesinde güvence altına alınmıştır. Ceza hukukunda suçun var olması o suçla ilgili olarak kanunda açık şekilde gösterilmiş kanun tipine bağlıdır41. Bu nedenle herhangi bir suça ceza verilebilmesi için bunun kanunda düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bir kişiye belirli bir suçtan dolayı ceza verilebilmesi için o suçun tüm unsurlarının örtüşmesi gerekmektedir. Bu kanunilik unsuruna tipiklikte denir42.

Suçun maddi unsuru; kanunun tanımladığı bir fiilin olması ve ceza verilebilmesi için suçun maddi unsurunda hareket ve neticenin bulunması gerekmektedir. Ceza hukukunda illiyet bağının kurulabilmesi için hareket ve neticenin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle kaçakçılık suçları açısından suçun maddi unsurunda VUK’nın 359. maddesinde belirtilen hareketlerden sadece birisinin yapılmış olması suçun oluşması açısından yeterlidir. Kaçakçılık suçu bu anlamda hareket suçu, tehlike suçu ve şekli suç niteliği taşımakta, ayrıca vergi ziyaının meydana gelmiş olması aranmamaktadır 43. Suçta belirtilen netice gerçekleşmemiş ise suç tamamlanmamış olur. Bu nedenle bir suçtan bahsedilebilmesi için maddi unsurunun yani illiyet bağının ortaya konulması gerekmektedir.

Manevi unsur (kast);TCK’da suçun oluşması kastın44 varlığına bağlanmıştır (TCK mad. 21/1). Şayet suçun işlenmesinde kasıt yok ise suçun diğer unsurları tamamlanmış olsa bile ceza uygulanamayacaktır. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kastın olmamsı suçun oluşmasına engeldir. Suçun oluşması için failin bu suçu bilerek ve isteyerek işlemesi gerekmektedir. Çünkü TCK’nın mad. 21/1’de kasıt suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istereyek gerçekleştirilmesidir. Vergi suçları açısından suçun manevi unsurunun değerlendirilmesinde taksirden45 bahsedilemeyeceği için vergi suçlarına karşı bir cezalandırmada kastın varlığı önem arz etmektedir.

Vergi suçlarının fiillerinin taksirle işlenebileceğine dair bir kanunda veya maddelerde belirleme yapılamadığından vergi suçlarına ilişkin fiiller ancak işlendiğinde ceza uygulaması ile karşı karşıya kalabilecektir. Ancak, suçun hareket unsuruna bakıldığında hüküm altına alınmış olan fiillerin işlenmesinde kast unsurunun aranması46 ve vergi suçlarında mahkeme karar verirken kastın bulunup, bulunmadığını araştırması ve buna göre karar vermesi gerekmektedir. Vergi kaçakçılığı suçlarında kastın varlığının tespitinde suçun unsurlarının tespiti ve değerlendirme yetkisi mahkemeler tarafından yapılması gerekirken 4369 sayılı yasa ile VUK’nın 359. Maddesindeki “bilerek” kelimesi kaldırılmış olmasına rağmen, hiçbir yasal yetki verilmediği ve kanunda böyle bir tanımlama yapılmadığı halde Maliye Bakanlığı yasaya aykırı çıkardığı 306 no.lu tebliğ47 ile muhteviyatı itibariyle yanıltıcı ve sahte belge kullananlarda kastın varlığının böyle bir belgeyi bilerek ve isteyerek kullanıp kullanmadığı yetkisinin vergi inceleme elemanlarının yetkisine bırakılması açıkca hukuka aykırılık içermektedir.

Vergi suçunun kasta dayalı bir suç olması başka kast unsurunun kimin tarafından değerlendirileceği başkadır. Savcıların dahi kastın araştırılmasında yetkili görmediği bir hususta inceleme elemanının yetkili olduğunu düşünmek mümkün değildir. Bu tebliğe rağmen vergi suçlarını Cumhuriyet savcılığına bildirmemek vergi inceleme elemanı tarafından görevi ihmal veya kötüye kullanma suçuyla karşı karşıya getirebilir48. İnceleme elemanları ancak suçun manevi unsurunun gerçekleşmediğini her türlü delili göstererek raporlarına işleyebilirler. Vergi suçu raporlarında suçun manevi unsurun değil maddi unsurunun kesin ve ayrıntılı olarak tespit edilmesi daha doğru bir yaklaşımdır. Çünkü vergi inceleme raporu vergi suçunu tespit eden inceleme elemanın mütalaasını içermesi gereken bir belgedir49.

  1. Kaçakçılık Suç ve Cezaları: Vergi Usul Kanunun dördüncü kitap, ikinci kısım üçüncü bölümünün başlığı 5728 sayılı yasanın 276. maddesi ile “suçlar ve cezalar olarak değiştirilmiş, bu başlığın altında yer alan fiillerin hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırması hüküm altına alınmıştır. Kaçakçılık suçunun oluşabilmesi için VUK’nın 359. Maddesinde tadadı olarak sayılan fiillere sebebiyet verilmesinin suçun oluşumu için (suçun diğer unsurlarının da oluştuğu varsayımı ile) yeterli olduğu kaçakçılık suçlarının oluşabilmesi için vergi ziyaının varlığı şart değilidir50. Bu suçlar nedeniyle ayrıca vergi ziyaına sebebiyet verilmiş ise 3 kat parasal ceza uygulanır. VUK’nın 359. maddesinde sayılan suçunun hareket unsurunu oluşturan nitelikli fiiller; 1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapmak; gerçekte olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi olmayan adlara hesap açmak; defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahını azaltacak şekilde başka defter, belge veya kayıt ortamlarına kaydetmek (ikinci defter tutmak), Defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek veya gizlemek51; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek veya kullanmak52, 2) Defter kayıt ve belgeleri yok etmek; defter sayfaları yok edilerek yerine başka yaprak koymak veya hiç yaprak koymamak; belgelerin asıl ve suretlerini tamamen veya kısmen sahte53 olarak düzenlenmesi veya bu belgelerin kullanılması. Belge aslı veya sureti düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak, 3) Belgelerin Maliye Bakanlığınca anlaşmalı olmadığı halde basılması, sahte olarak belge basmak veya bu belgeleri kullanmak.


Yukarıdaki sayılan fiillerden birinci grupta yer alan suçların cezası on sekiz aydan üç yıla kadar hapis; ikinci grupta yer alan suçların cezası üç yıldan beş yıla kadar hapis, 3. Grupta yer alan fiillerin cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür (VUK mad. 359)54.
Temel ceza kanunlarında yapılan değişikliklerle getirilen normlarına uyum sağlamak için VUK’da yer alan vergi suçları ve cezalarına ilişkin maddelerde önemli değişiklikler yapılmıştır. Yeni ceza kanununda “cürüm” ve “kabahat” ayrımı terk edilmiş, hürriyeti bağlayıcı ceza olarak sadece hapis cezası öngörülmüş, hapis, ağır hapis ve para cezaları uygulamasına son verilmiştir. Bu çerçevede, TCK’nın genel hükümleri içinde yer alan kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesi (TCK md. 50), hapis cezasının ertelenmesi (TCK md. 51) gibi hükümlerin vergi cezalarına etkileri dikkate alınarak, özellikle VUK’nın 359. maddesinde düzenlenen kaçakçılık suçlarına ilişkin cezalandırma sınırları yeniden değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Kaçakçılık suçu ve cezaları yönünden VUK’nın 359. maddesindeki ikili yapı, TCK’ya uyum çerçevesin de üçlü yapıya dönüştürülmüştür. Buna göre; yeni düzenlemede VUK’nın 359. maddesinin (a) fıkrasında sayılan suç fiilleri aynen korunurken, bu fiillere öngörülen ceza “on sekiz aydan üç yıla kadar hapis” cezası olarak belirlenerek, cezanın alt sınırı 18 aya çıkarılmış, cezalandırma TCK’nın 50. maddesinin dışına çıkarılarak paraya çevrilmesi kısmen de olsa önlenmiş, ancak ertelenmesinde 51. madde hükümlerinin dikkate alınması veya hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. Maddesinin uygulanması söz konusu olmuştur.
VUK’nın 359. maddesinde yapılan diğer bir değişiklik (b) fıkrasının birinci ve ikinci alt bentlerinin yer alan fiiller birbirinden ayrılmış 359. maddenin (b) fıkrasının ilk alt bendinde sayılan fiiller, yeni 359. maddenin (b) fıkrasında yer alan aynen korunmuş olup, Defter kayıt ve belgeleri yok etmek; defter sayfaları yok edilerek yerine başka yaprak koymak veya hiç yaprak koymamak; belgelerin asıl ve suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenmesi veya bu belgelerin kullanılması. Belge aslı veya sureti düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak, fiilleri işleyenler için hapis cezası “üç yıldan beş yıla kadar hapis” olarak belirlenmiş, cezasının alt sınırı üç yıl olarak belirlenmek suretiyle alt sınırda artış yapılmış55 söz konusu fiilleri işleyenler için; hapis cezasının paraya çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinden yararlanma imkanı ortadan kaldırılmıştır.
359. maddenin (c) fıkrasında yer alan fiiller bazı değişikliklerle yeniden düzenlenmiş ve cezası daha da ağırlaştırılmıştır. Bu fıkra da, Maliye Bakanlığınca anlaşmalı olmadığı halde basılması, sahte olarak belge basmak veya bu belgeleri kullanmak fiillerinin cezası “iki yıldan beş yıla kadar” ceza olarak belirlenmiş, alt sınırın iki yıl belirlenmesi ile fillerin durumuna göre hapis cezasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinde yararlanma imkanı sağlanmıştır56.
Vergi Suçlarının bildirilmesinde VUK’nın 367. maddesi ile düzenleme yapılmıştır. Yaptıkları incelemeler sonucunda hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren kaçakçılık ve iştirak suçlarını tespit eden inceleme elemanları57 durumu cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadırlar. Bunun tam tersi Cumhuriyet savcılarının da kaçakçılık suçu işlendiğine dair bilgi sahibi olmaları halinde bu durumu ilgili vergi dairesine bildirirler ancak dava açmazlar, inceleme sonucunu bekleyerek, inceleme sonucunun Cumhuriyet Savcılığına bildirilmesine kadar beklerler. Cumhuriyet savcılığı kamu davasının açılması için gerekli şartların oluştuğuna karar verir ise kamu davası açar58. Ceza davasının açılması ve yürütülmesi CMUK’a tabi olsa da vergi suçları CMUK’tan ayrılarak VUK’nın 367. maddesi vergi suçuna ilişkin hazırlık soruşturmasını vergi inceleme elemanlarına bırakmıştır. Vergi suçunun inceleme elemanı tarafından savcılığa bildirilmesi dava şartıdır59.


  1. Hürriyeti Bağlayıcı Diğer Suç ve Cezalar: Temel ceza kanununa uyum çerçevesinde 5728 sayılı Kanunla VUK’da yapılan değişikliklerle diğer vergi suçlarına verilecek cezalara da açıklık getirilmiştir. VUK’nın 362. maddesinde, vergi mahremiyetini ihlal suçunu işleyenlere TCK’nın 239. maddesi hükümlerine göre60 ceza verileceği hükme bağlanarak bu madde hükmüne göre “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ve “beş bin güne kadar adlî para” cezası verilmesi hüküm altına alınmıştır. Bu suçun tekrarı hali için öngörülen yaptırım kaldırılarak genel hükümlerin uygulanma olanağı ortaya çıkarılmıştır.


Mükelleflerin özel işlerini yapma suçu; VUK’nın 363. maddesinde ise, mükelleflerin vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili olarak yapamazlar. Özel işlerini yapma suçunu işleyenlerin TCK’nın 257/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılacağı belirtilmiş61, bu suçu işleyenlere söz konusu madde hükmünce “bir yıldan üç yıla kadar hapis” cezası uygulaması öngörülmüştür.
VUK’nın 5. maddesinin altıncı fıkrası “… mükelleflerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüz edilemez” şeklinde değiştirilmiş olup, bu suçun cezası düzenlenmemiştir. Bu durumda genel kanun durumundaki TCK’nın 125. maddesinde düzenlenen “Hakaret” suçu için öngörülen cezanın verilmesi gerekmektedir. Buna göre, haysiyet ve şerefe tecavüz suçuna verilecek ceza, “üç aydan iki yıla kadar hapis” veya “adlî para cezası” olmaktadır62.
Zirai faaliyette bulunan çiftçiler VUK’nın 243. Maddesine göre, zirai işletmelerinin bulundukları köy ve mahallelerin muhtarlarına ekim sayım beyanında bulunma mecburiyeti getirmiştir. Bu beyana uymayanların denetim ve bildirimine ilişkin işlemlerden muhtar ve ihtiyar heyeti sorumludur. VUK’nın 246. maddesinde, görevini ihmal veya suiistimal eden muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerinin TCK’nın 257. maddesinde düzenlenen “Görevi Kötüye Kullanma” suçuna ilişkin hükmüne göre cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, ekim sayım beyanlarını denetlememe suçuna verilecek ceza TCK’nın 257. Maddesindeki görevi kötüye kullanma suçu olmaktadır. Ekim sayım beyanlarının denetleme suçuna verilecek ceza görevi kötüye kullan suçu için öngörülen ceza olmaktadır. Bu kapsamda suç işleyenler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis” cezası olmaktadır.
İştirak suçu; 5728 sayılı kanunla temel ceza kanununa uyum çerçevesinde, VUK’nın 360. maddesinde yer alan “iştirak” hükmü kaldırılarak madde “Cezadan İndirim” şeklinde değiştirilerek sadece iştirake ilişkin bir ceza indirimi müessesesine dönüştürülerek iştirak suçunun TCK’nın genel çerçevesi içerisinde cezalandırılması öngörülmüştür.

VUK’nın 360. maddesindeki yeni düzenleme ile “359. maddede yer alan suça iştirak edenler ayrıca bir menfaatlerinin bulunmaması63 halinde TCK’da suça iştirak hükümlerine göre verilecek cezanın yarısının indirileceği” hükme bağlanmıştır64.
Dolayısıyla VUK’nın 360. maddesinin yeni düzenlemesi sonucunda kaçakçılık suçunda “iştirak” uygulaması kaldırılmış değildir. Sadece bu konu ile ilgili hükümler VUK yerine TCK’da düzenlenmiş olup, VUK’ da maddi menfaatin olmaması durumunda indirim uygulanması ile ilgili özel bir hüküm getirilmiştir.
3- 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu (YTCK)'nda Erteleme ve Hükmün Açıklanmasını Geriye Bırakma: hükümlüye, öngörülen deneme süresi dahilinde kendisi için getirilen koşulları gerçekleştiren ve yeni bir suç işlemediği taktirde hapis cezasının infaz edilmemesi güvencesi veren bir kurum olarak düşünülmüştür65. Gerçekten de 5237 sayılı TCK m.51’e bakıldığında belirli koşulların gerçekleşmesi durumunda denetim süresinin iyi hal ile geçirilmesi durumunda mahkum olunan cezanın infaz edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir (m. 51/8). Deneme süresini ertelemeyi düşürmeden geçiren kimsenin iyi hal sahibi olduğu ve hukuk düzenini ihlal etmeyeceği, cezanın yerine getirilmesi yoluna gitmeden de düzenli bir hayat sürmeye alışmış olduğu karinesi kabul edilmektedir66.
Bu bilgiler ışığında erteleme; hükümlünün, cezasını çekmesinin, belli bir süreyi suç işlemeden geçirmesi şartına bağlı olarak geri bırakılması, dolayısıyla bu sürenin sonunda, ya mahkumiyetin hiç vaki olmamış sayılması, ya da sadece cezanın çekilmiş kabul edilmesidir67.
  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconTÜrk ceza kanunu’nda tanimlanan yaralama suçlarinin adli tip açisindan değerlendiRİlmesi

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconVergi mahremiyeti İlkesiNİn biLGİ edinme hakki çERÇevesinde değerlendiRİlmesi

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconCeza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen...

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconYeni tck. Yeni Türk Ceza kanunu, Türk ceza kanunu değişikliği

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconYeni tck. Yeni Türk Ceza kanunu, Türk ceza kanunu değişikliği

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconSuç sebebiyle yapılan yargılamaya “Suç Yargılaması” denilir. Ceza...

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconTÜrk ceza kanunu(tbmm’ce Kabul Edilen Metin)

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconCeza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen...

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconTürk Ceza Kanunu 99. maddesi, çocuk düşürtme suçunu düzenlemektedir. Madde metnine göre “

Vergi suç ve cezalarin türk ceza kanunu çERÇevesinde değerlendiRİlmesi iconBİr kamuoyu eğİLİm araştirmasi çERÇevesinde tüRKİYE’deki Sİyasi partilerin...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com