Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır


sayfa1/6
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Kurallar
  1   2   3   4   5   6




TİCARET HUKUKU

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır. Ticaret hukuku medeni hukukla da yakından bağlantılıdır. Medeni hukuk kişiler arasında günlük hayattaki ilişkileri (ticari işletmeyle ilgili olmayan ilişkiler) düzenlerken, ticaret hukuku ticari işletmeyle ilgili olanları düzenler. Bu sebepledir ki, “Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanunu’nun ayrılmaz bir cüzüdür.”
Ticaret hukukumuzun temel kaynağı, 1956 tarihli Türk Ticaret Kanunu’dur. Türk Ticaret Kanunu, 10 maddelik bir başlangıç kısmından sonra beş kitaba ayrılır: Ticari İşletme, Ticaret Şirketleri, Kıymetli Evraklar, Deniz Ticareti ve Sigorta Hukuku.

TİCARİ KAİDELER VE UYGULAMA SIRASI :


  1. Âmir Hükümler:


Özel hukukumuzda hâkim olan irade serbestisini sınırlayan âmir hükümler tatbik edilir. Örneğin, bir ticari borç için TTK Madde 8 uyarınca serbest tayin edilebilen faiz oranı, âmir kanun hükümlerini aşacak şekilde tespit olunmuşsa, mukavele hükmü değil, âmir kanun hükümleri uygulanır. Örneğin, kaçakçılık yapmak üzere yapılan bir anlaşma âmir kanun hükümlerini ihlâl ettiğinden muteber olmaz.


  1. Mukavele Hükümleri :


BK 19’a göre, âmir kanun hükümlerine ve ahlâk ve adaba aykırı olmamak şartıyla, taraflar mukavelenin kanun ve şartlarını diledikleri gibi tespit edebilirler.


  1. Tefsiri Hükümler :


Bir konuda âmir kanun hükmü yoksa ve anlaşma yapılmamışsa tefsiri kaideler uygulanır. Örneğin, kolektif şirkette idarenin hangi ortakta olduğu açıkça belirtilmemişse, her ortak kanunen idareci sayılır. Poliçede vade gösterilmemişse senet görüldüğünde ödenir.


  1. Ticari Örf ve Âdet :


Kapatılmış faturanın fatura bedelinin ödendiğine dair delil teşkil etmesi, ticari örf ve âdet icabıdır. Ancak ticari örf ve âdetlerin uygulanabilmesi için, ya tüm tarafların tacir olması ya da tacir olmayan tarafın bu örf ve âdetleri bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir.

  1. Genel Hükümler :


Âmir hükümler, mukavele, tefsiri kaideler ve örf ve âdet bulunmayan hallerde ihtilâf genel hükümlere (Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu) göre halledilir.

Örf ve âdet kaideleri : Yazılı olmayan, fakat uzun zaman tatbik edilmesi sonucunda kanun kuvveti kazanmış bulunan örf ve âdet kaideleri ve teamüller.

Ticari işler : 1) Bir ticari işletmeyi ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin, Türk Ticaret Kanunu’nda tanzim edilen işler ticari işlerdir. Örneğin, kambiyo senetlerinin tanzimi, ciro ve tediyesi gibi. 2) Ticaret Kanunu’nda düzenlenmeyen, fakat bir ticari işletmeyi ilgilendiren işler.


Ticari Davalar :
“Her iki taraf için ticari sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın :


  1. Ticaret Kanunu’nda;

  2. Medeni Kanun’un belirli maddelerinde (rehin karşılığı ikraz hükümleri);

  3. Borçlar Kanunu’nun belirli maddelerinde;

  4. Alameti farika, ihtira beratı ve telif haklarına ilişkin mevzuatta;

  5. Ticarete mahsus yerlerle ilgili özel hükümlerde ve

  6. Bankalar ve Ödünç Para Verme İşleri Kanunlarında


düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak ticari işletmeleri ilgilendirmeyen havale, vedia ve telif hakkı davaları istisnadır.”
TİCARİ İŞLETME

“Ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır.”

Ticari işletmenin tanımı =



İktisadi faaliyetler, gelir temin etmek amacıyla yapılan bütün işlerdir. Her ticari işletme bir iktisadi faaliyettir, fakat her iktisadi faaliyet bir ticari işletme değildir. Ticari işletme, gelir sağlamak amacıyla kurulmuş, sürekli, bağımsız ve esnaf faaliyetlerini aşan faaliyetler anlamına gelir.
Ticari teşebbüs, piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan ve satan gerçek ve tüzel kişileri ve bağımsız karar verebilen ve ekonomik bir bütün oluşturan birimler anlamına gelir.
İktisadi işletme kavramı, gelir temin etmek amacıyla emek ve sermayenin müstakil bir organizasyon oluşturacak şekilde birleşmesi ve faaliyete geçmesidir.

Ticari işletmelerin çeşitleri:
İşletme büyüklüğü temel alınarak yapılacak bir ayrıma göre büyük işletmeler ve küçük ve orta boyutlu işletmeler olarak; iş kolu esasına göre endüstri, ticaret ve hizmet işletmeleri olarak; ürettikleri malların niteliğine göre üretim malı üretenler ve tüketim malı üretenler olarak; sahipliğine göre özel sektör ve kamu sektörü işletmeleri olarak; hukuki yapısına göre ise tek kişi işletmesi, âdi ortaklık, şahıs şirketleri, sermaye şirketleri ve kooperatif işletmeleri olarak sınıflandırma yapmak mümkündür.
TTK’na göre, büyüklüklerine göre esnaf işletmeleri ve ticari işletmeler olarak, faaliyet alanlarına göre ise fabrika, ticarethane, zirai işletme ve sanatsal işletmeler olarak sınıflandırma yapılabilir.
Fabrika tanımı:
TTK Madde 12: “Ham madde veya diğer malların makine veya başka teknik vasıtalarla işlenerek yeni veya değerli ürünler meydana getirildiği yere fabrika denilir.”

Ticari işletmenin unsurları :


  1. Şahıs unsuru : Ticari işletme emek ve sermayenin örgütlenmesi anlamına geldiğine göre, insan gücünün bulunması gerekir.

  2. Mamelek unsuru : Maddi ve gayri maddi mal ve haklardan meydana gelen malvarlığı bulunmalıdır.

  3. Gelir amacı bulunmalıdır.


Ticari işletmenin nitelikleri :


  1. Devamlılık (süreklilik): Tanımda geçen süreklilik kavramı, işletmenin arızi veya tesadüfi olarak değil, sürekli işletmek niyeti ve kastıyla açılması anlamına gelmektedir.




  1. Bağımsızlık: Bu kavramın amacı, işletmenin kendisi ile şubeleri arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Şubeler bağımsız olmadıkları için ayrı bir ticari işletme sayılmazlar. Tüm şubeleri ve merkeziyle birlikte ticari işletme bir bütün teşkil eder.




  1. Gelir sağlama amacı: Bu kriter, işletmenin çeşitli yollarla ekonomik menfaat elde etme amacını güttüğü anlamına gelmektedir.




  1. Esnaf faaliyetini aşma kriteri (işletmenin ticari muhasebeyi gerektirecek hacimde olması: Bu kriteri anlamak için esnafın ne anlama geldiğine bakalım.



Esnaf tanımı:
TTK Madde 17: “İster gezici olsun ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri.” Bu kişiler tacir sayılmazlar.

Ticari İşletmenin Merkezi ve Şubeleri:
İşletmenin idari, hukuki ve ticari faaliyetlerinin toplandığı yer işletmenin merkezidir. Her tacir, işletmesini ve bazı ilgili hususları işletme merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır. Her işletmenin bir merkezinin bulunması zorunludur.
Ticari işletmenin tek merkezden yönetilemeyecek kadar büyümesi halinde, çeşitli yerlerde faaliyetini sürdürebilmek için şubeler açması zorunlu hale gelir.
(a) Şube merkezin bir parçasıdır. Şubenin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur.
(b) Şube, dış ilişkilerinde bağımsızdır.
(c) Şubenin merkezden ayrı bir yerde bulunması gerekir.
(d) Şubelerin de bulundukları yerin ticaret siciline tescil edilmeleri gerekir. Tescil, şubenin açılmasından itibaren 15 gün içinde yapılır. Ayrıca, ticaret odasına da kaydolmaları gerekir.
(e) Şube, merkez ile aynı ticaret unvanını kullanır, ancak şube olduğunu belirtmek zorundadır.
(f) Merkezi yurtdışında bulunan işletmelerin Türkiye’deki şubelerinin başına tam yetkili bir ticari mümessil tayin etmeleri zorunludur.
(g) Ticari işletmenin devri halinde, şube de devredilmiş sayılır.

Ticari İşletme Rehni:
Bir tacir, aldığı krediler karşılığında gayrimenkullerini teminat gösterebilir. Bu, tapuya tescille kurulan bir rehindir ve buna “ipotek” denilir. Tacir, menkul mallarını da rehin verebilir, ancak bunun için ilgili menkul malların kural olarak alacaklıya teslim edilmesi gerekir. Buna “menkul rehni” denilir. Menkul rehni, ancak malların alacaklıya teslimiyle kurulur, fakat bu durum ticari hayatın gereklerine uygun değildir, çünkü tacir hem satın aldığı makineleri elinde tutarak işletmek, hem de bunları borcuna karşılık teminat göstermek ister. Bunun için,Ticari İşletme Rehni Kanunu çıkartılmıştır.
Ticari işletme rehni sözleşmesi, bir tarafta tacir veya esnaf olan rehin veren ile diğer tarafta banka, özel finans kurumları veya diğer kredi kuruluşlarından olan rehin alan arasında imzalanan bir sözleşmedir. Ticari işletme rehninin kapsamı içinde ticaret unvanı, işletme adı, makineler, araç ve aletler, motorlu nakil araçları, patentler, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınai haklar bulunabilir.
Borçlu borcunu ödemediği takdirde, ticari işletme rehnine dahil olan unsurlar icra dairesi aracılığıyla satılarak nakde çevrilir. Elde edilen satış gelirinden borç ödenir.
Rehnin kaldırılmasına hukukta “rehnin fekki” adı verilir. Rehnin sicilden silinmesine ise “rehnin terkini” adı verilir.
TACİR

Tacir tanımı:
TTK Madde 14: “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.”


  1. Hakiki şahıs (gerçek kişi) tacirler :


Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseler.
“Küçük ve mahcurlara ait ticari işletmeyi onların adına işleten veli ve vasi, tacir sayılmaz. Tacir sıfatı, temsil edilene aittir. Ancak kanuni mümessil ceza hükümleri bakımından tacir gibi mesuldür.”
“Şahsi halleri veya yaptığı işlerin mahiyeti veya meslek ve vazifeleri itibariyle kanuni veya kazai bir yasağa” tâbi bulunan hakiki şahıslar, bu yasağa aykırı olarak bir ticari işletmeyi kendi adlarına işletirlerse, yasağa bakılmaksızın tacir sayılırlar.
Örneğin, devlet memurlarının, noterlerin ve avukatların ticaret yapması yasaktır.
“Ticaret yapmaları bir şahsın iznine veya resmi bir makamın ruhsatına tâbi olanlar” izin ve ruhsat almadan ticari işletme açmışlarsa tacir sayılırlar.

Örneğin, banka ruhsatı almak gibi.
“İster gezici olsunlar ister bir dükkan veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler.”
“Eşlerin hiçbirisi, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararları göz önünde tutulmalıdır.”


  1. Hükmi şahıs (tüzel kişi) tacirler :




  1. Ticaret şirketleri :


Kollektif, âdi komandit, anonim, limited, kooperatif ve hisseli komandit şirketler. Ticaret şirketleri, ticaret siciline tescille birlikte tüzel kişilik kazanırlar ve tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren tacir sıfatına da sahip olurlar.


  1. Ticari işletme işleten dernekler:


MK Madde 56: “Dernekler, en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluğudur.”
Burada sözü edilen, gayelerine varmak için bir ticari işletme çalıştıran derneklerdir. Kamu yararına çalışan dernekler bir ticari işletme işletseler bile tacir sayılmazlar (Bunun amacı, derneklerin iflasını önlemektir).


  1. Özel kanunlarla kurulan teşekkül ve müesseseler :


“Kendi kuruluş kanunları gereğince, hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere, Devlet, Vilayet ve Belediye gibi kamu hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar.”
“Teşekkül” : İktisadi Devlet Teşekkülü = Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsleri.
“Kuruluş” : Kamu İktisadi Teşekkülleri : Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmetleri üretmek ve pazarlamak amacıyla kurulan, kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsleri.
“Müessese” : Sermayesinin tamamı bir İktisadi Devlet Teşekkülüne veya bir Kamu İktisadi Teşekkülüne ait olan ve ona bağlı olarak çalışan işletme veya işletmeler topluluğu.



  1. Donatma İştirakleri :


“Birden ziyade şahsın müşterek mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, aralarında yapmış oldukları bir akit gereğince, hepsinin nam ve hesabına deniz ticaretinde kullanmaları halinde bir donatma iştiraki kurulmuş sayılır.”
“Tacirlere dair hükümler donatma iştiraki hakkında da uygulanır.”


  • Teselsül :


“İki veya daha fazla kimse, içlerinden yalnız biri için veya hepsi için ticari sayılan bir iş nedeniyle diğer bir kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse, mukavelede aksi kararlaştırılmadıkça, müteselsilen sorumlu sayılırlar. Ticari borçlara kefalet halinde, asıl borçlu ve kefil arasındaki ve kefiller arasındaki ilişkilerde de bu hüküm uygulanır.”


  • Alacaklının talep hakkının doğduğu an ve şartlarda müşterek borçluların her biri borcun tamamından sorumlu olmayı kabul etmişse, bunların sorumluluğu müteselsildir.

  • Alacaklı müteselsil borçluların hepsinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte serbesttir.

  • Borcun tamamen ödenmesine kadar bütün borçluların sorumluluğu devam eder.


Faiz:
“Ticari işlerde faiz oranı serbestçe tayin olunabilir.” Bazı istisnaları var.
“Aksine mukavele yoksa, ticari borcun faizi vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar”.
Faizin tanımı = Faiz, para alacağının medeni semeresidir.
Basit Faiz – Bileşik Faiz :
Basit faiz, bir alacağa belli bir zaman için işletilen faizdir. Sadece anaparaya işletilir. Bileşik faiz ise faizin faizidir.
Kapital Faizi – Temerrüt (Gecikme) Faizi :
Kapital faizi, bir alacağa kanunen veya iradi olarak vadeye kadar işletilen faizdir. Temerrüt (gecikme) faizi ise, zamanında ödenmeyen alacağa, vadeyi geçen günler için, kanuni veya iradi olarak işletilen faizdir.
İradi Faiz – Kanuni Faiz :
Bir alacağa tarafların mutabakatıyla tahakkuk ettirilen faiz iradi faizdir. Kanuni faiz ise, tarafların iradesi ve anlaşması olmaksızın, bir alacağa kanunen tahakkuk ettirilen faizdir. Örn. ticari işlemlerde, iradi olarak kararlaştırılmamış olsa bile, faiz işletilir.
FATURA:
Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere, emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır.
“Faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.”
Bunun iki anlamı vardır :


  1. Faturayı alan kimsenin faturaya sekiz gün içinde itiraz hakkı vardır. Bu itiraz vaki olmuşsa, faturayı tanzim edenin bu vesikanın doğru olduğunu ispat etmesi gerekir.




  1. Mezkur müddet içinde itiraz yapılmamışsa, itiraz etmeyen kimse fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.



AYIP İHBARLARI :
Ayıp ihbarları için üç ayrı süre vardır :


  1. İki günlük ihbar süresi :


Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise, alıcı durumu iki gün içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.
Bu süre, malın tesellüm edildiği günü takip eden ilk iş günü başlar.


  1. Sekiz günlük ihbar süresi :


Ayıplar açıkça belli değil, ancak muayene sonucunda anlaşılabilecek nitelikte ise, alıcı bu muayeneyi teslim tarihinden itibaren 8 gün içinde yaptırmak ve yine bu süre içinde ihbarda bulunmakla yükümlüdür.


  1. Altı aylık ihbar süresi :


Satılan malın ayıbı “adi bir muayene ile meydana çıkarılamayacak” nitelikte, yani ayıp ancak malın kullanılması suretiyle anlaşılabilecek tipte ise, ihbar süresi teslim tarihinden itibaren altı aydır.

İhbarların noter, telgraf veya iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesi gerekir.

  1   2   3   4   5   6

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconA eşitler arası ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları özel hukuk kurallarıdır. B

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconRoma’nın hukuk düşüncesi en fazla Borçlar hukuku sahasında kendini...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconProf. Dr jur.İbrahim kaplan medeni Hukuk – Borçlar Hukuku Öğretim...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconCeza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconMiras hukuku, gerçek kişinin ölümü veya gaipliği halinde, bu kişinin...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconYrd. Doç Dr. Mete Tevetoğlu, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku abd öğr.Üyesi

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconCeza hukuku, suç adı verilen insan davranışının yapısını inceleyen...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır icon1866 y?l?nda Moskova’da do?an Kandinsky ьniversitede Hukuk ve ?ktisat...

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconBÜTÇe hukukunun hukuk sistemi İÇERİSİndeki yeri

Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarını içeren ve Borçlar Hukukunun alt dallarından biri olan bir hukuk branşıdır iconCeza hukukunun tanimi ve hukuk düzeni İÇİndeki yeri


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com