Raporu 06 mayis 2016


sayfa6/78
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Raporu
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   78

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Boşanma nedeniyle yaşanan olumsuzlukların, giderek artan kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin saptanması, mutlu ailelerden oluşan sağlıklı bir toplum yapısının oluşturulması, kadınların sosyal ve ekonomik özgürlüğünün temin edilmesi için gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa'mızın 98, İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1)

Aylin NAZLIAKA

Ankara

2)

Şenal SARIHAN

Ankara

3)

Ömer Süha ALDAN

Muğla

4)

Burcu KÖKSAL

Afyonkarahisar

5)

Tekin BİNGÖL

Ankara

6)

Yaşar TÜZÜN

Bilecik

7)

Özkan YALIM

Uşak

8)

Muharrem ERKEK

Çanakkale

9)

Gamze AKKUŞ İLGEZDİ

İstanbul

10)

Serkan TOPAL

Hatay

11)

Gülay YEDEKCİ

İstanbul

12)

Onursal ADIGÜZEL

İstanbul

13)

Bihlun TAMAYLIGİL

İstanbul

14)

Necati YILMAZ

Ankara

15)

Mustafa AKAYDIN

Antalya

16)

Devrim KÖK

Antalya

17)

Lale KARABIYIK

Bursa

18)

Mustafa Sezgin TANRIKULU

İstanbul

19)

İlhan CİHANER

İstanbul

20)

Ahmet AKIN

Balıkesir

21)

Tacettin BAYIR

İzmir

Gerekçe:

Ülkemizde işsizlik yoksulluk derinleşirken, gelir dağılımı her geçen yıl biraz daha bozulmaktadır. Yaşanan bu olumsuzluk aile kurumunu da derinden etkilemekte, boşanma sayısında büyük artış görülmektedir. Aile kurumunun dağılması çocuklar üzerinde sosyal ve psikolojik açıdan olumsuzluğa neden olurken diğer bir yanda boşanmak isteyen ya da boşanan kadınların büyük bölümü ayrıldığı eşi tarafından uygulanan şiddete maruz kalmaktadır.

Kadına yönelik her türlü şiddet Türkiye'de gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum sayılara vurulduğunda karşımıza yüzde bin 400 gibi ürkütücü bir tablo çıkmaktadır.

Kadına yönelik şiddet verileri toplum olarak sürüklendiğimiz utanç tablosunu göz önüne sermektedir. Sadece Ekim 2015'te 25 kadın öldürülmüş, 15 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edilmiş, 5 kadın ve kız çocuğuna zorla fuhuş yaptırılmış, 29 kadın yaralanmış, 6 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunulmuştur. 2015'in ilk 10 ayında ise 236 kadın öldürülmüş, 112 kadına tecavüz edilmiş, 157 kadın fuhuşa zorlanmış, 319 kadın yaralanmış, 179 kadın tacize uğramıştır. Bu veriler sadece medyaya yansıyan haberlerden toparlanmaktadır. Gerçek tablonun ise daha da ürkütücü boyutlarda olduğu ifade edilmektedir. Bu cinayetlerin failleri ise kadınların en yakınları olan, eşleri, sevgilileri, babaları, kayınpederleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Failler bu suçlara kıskançlık, namus ve boşanma gibi sözde gerekçeler ileri sürmektedir.

Gördüğü baskı, şiddet, ekonomik sorunlar ve sosyal dışlanmışlık nedeniyle kadınlar mecburen boşanma yolunu seçmektedir. Kadının boşanma nedenleri erkeklerin öldürme gerekçesi olamaz.

Aile kurumunun sürdürülmesi, aile bireylerinin ve toplumun her kesiminin istediği bir durumdur. Ancak boşanma kararı fiziksel ve psikolojik şiddet gören kadınların insanca yaşama hakkı adına verdiği bir karardır. Bu kararın şiddete gerekçe gösterilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.

Kadın aile üzerinden değil birey olarak tanımlanmalıdır. Türkiye bu tanımı imzaladığı uluslararası sözleşmelerle de kabul etmiş, bu konuda yükümlülük altına girmiştir.

Kadınları ekonomik ve sosyal hayattan çekerek eve hapsetmek isteyen, kadınların siyasal katılımı önüne engeller koyan, kadınları erkek egemen toplumun kurallarına hapseden anlayış ülkemizde yaşanan bu olumsuz tablonun baş mimarıdır.

Demokrasi ve adalet, ekonomik ve sosyal kalkınma, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olması, toplumun ve siyasal iktidarın bu konuda kararlı adımlar atmasıyla mümkün olacaktır. Aksi takdirde Türkiye bu çağdışı tabloya mahkum olmaya devam edecektir.

Boşanma nedeniyle yaşanan olumsuzlukların, giderek artan kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin saptanması, mutlu ailelerden oluşan sağlıklı bir toplum yapısının oluşturulması, kadınların sosyal ve ekonomik özgürlüğünün temin edilmesi için gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Anayasa'mızın 98, İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

9. İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve 24 Milletvekilinin, boşanan kadınlara sosyal destek politikalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/14):

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Özellikle taciz ve kötü muamele içeren evlilikler içerisindeki kadınların yaşadıkları sorunların araştırılarak evlilik bağını sonlandırmak isteyen kadınlara yönelik sosyal destek politikalarının belirlenmesi için Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla teklif ederiz.

1)

Filiz KERESTECİOĞLU DEMİR

İstanbul

2)

Pervin BULDAN

İstanbul

3)

Meral DANIŞ BEŞTAŞ

Adana

4)

Behçet YILDIRIM

Adıyaman

5)

Berdan ÖZTÜRK

Ağrı

6)

Dirayet TAŞDEMİR

Ağrı

7)

Sırrı Süreyya ÖNDER

Ankara

8)

Ayşe ACAR BAŞARAN

Batman

9)

Mehmet Ali ASLAN

Batman

10)

Saadet BECEREKLİ

Batman

11)

Hişyar ÖZSOY

Bingöl

12)

Mizgin IRGAT

Bitlis

13)

Altan TAN

Diyarbakır

14)

Çağlar DEMİREL

Diyarbakır

15)

Feleknas UCA

Diyarbakır

16)

İmam TAŞÇIER

Diyarbakır

17)

Nimetullah ERDOĞMUŞ

Diyarbakır

18)

Nursel AYDOĞAN

Diyarbakır

19)

Sibel YİĞİTALP

Diyarbakır

20)

Ziya PİR

Diyarbakır

21)

Mahmut TOĞRUL

Gaziantep

22)

Abdullah ZEYDAN

Hakkari

23)

Mehmet Emin ADIYAMAN

Iğdır

24)

Erdal ATAŞ

İstanbul

25)

Besime KONCA

Siirt

Gerekçe:

Aile, karşılıklı görev ve sorumluluklara dayanan, tarihsel olarak ekonomik ve ideolojik koşullarla değişegelmiş bir yapıdır. Ne var ki, aile tarih ötesi, ekonomik ve politik şartlardan bağımsız, mutlak ve ideal bir yapı gibi tariflenmekte; bu ideal yapının "korunması" gereği özellikle yeni-muhafazakar siyasetçilerce sıkça gündeme getirilmektedir. Bu siyaset anlayışı, aile içindeki iktidar ilişkilerini ve kadın-erkek eşitsizliğini gizleyerek ev içi şiddet, işsizlik, boşanma, yoksulluk gibi konuları ailenin çözülmesiyle açıklamakta, ailenin ne şartta olursa olsun korunmasını öncelemektedir.

Neo-liberal politikalar sonucu kısıtlanan sosyal güvenlik ve refah hizmetlerinin aileye -esasen ailedeki kadınlara- devredilmesi de "ailenin güçlendirilmesi" söylemiyle meşrulaştırılmaktadır. Tüm dünyada kentleşme, kadınların işgücüne katılımının artması, kadınların güçlenmesi ve aile içinde yaşadıkları sorunlara karşı çıkabilmeleri sonucu boşanma oranları artsa da Türkiye, boşanma oranları bakımından OECD ülkeleri arasında sonlarda (27.sırada) yer almaktadır. Aslında Türkiye'deki sorun, boşanma oranlarının yükselmesi değil; taciz ve kötü muamele içeren evlilikler içindeki kadınların boşanmak istediklerinde eşleri ve aileleri tarafından baskıya ve şiddete maruz kalmaları ve maalesef öldürülmeleridir.

Boşanmak isteyen kadınlar yalnızca şiddet görecekleri korkusuyla değil, sosyal ve ekonomik güvenceden yoksun olacakları için de evliliklerini sürdürmeye mecbur bırakılmaktadırlar. İçinde bulundukları evlilikleri sonlandırmak isteyen kadınların birçoğu, evlilik dışında kendilerini ve hanede birlikte yaşadıkları kişileri idame ettirebilecek ekonomik olanaklara sahip değiller. Kadınların istihdama katılımı Türkiye'de %27.1 gibi düşük bir oranda seyrettiğinden kadınların çoğu evlilikleri boyunca ücretli bir işte çalışmıyorlar. Boşanma durumunda da iş bulmakta güçlük çekiyor; cinsiyetçi iş bölümü sebebiyle düşük ücretli ve güvencesiz, ailelerini geçindirmelerine imkan vermeyen işlerde çalışıyorlar. Devlet ve işyerleri yaygın, ücretsiz ve ulaşılabilir çocuk bakım hizmeti sunmadığından kazandıklarıyla çocuk bakımı masraflarını karşılayamıyorlar.

Önyargılar, toplumsal roller, boşanmış kadınlara yönelik çevre baskısı, kadınların tekrar evlenmeye zorlanmaları sebebiyle boşanma, kadınların ancak en son olarak başvurabildikleri bir durumdur.

"Aileyi korumak" adı altında kötü evliliklerin devamının özendirilmesi, şiddete karşı koruyucu ve güçlendirici önlemler almak yerine karakollar ve ŞÖNİM’ler aracılığıyla kadınların şiddet uygulayan erkeklerle bir araya getirilerek arabuluculuk yapılması, sığmaklarda kadınları güçlendirici, kadın dayanışmasını esas alan destek mekanizmaları bulunmadığından kadınların bir hapishane gibi tarif ettikleri sığınaklara yerleşmek istememeleri, kadına yönelik şiddeti önemli ölçüde artırmaktadır. Bu yaklaşımla kurgulanan, kadını değil, aileyi korumayı esas alan politikalar, kadınların kötü muameleye maruz kaldıkları evliliklerinin içinde sıkışmalarına sebep olmaktadır.

Taciz ve kötü muameleye dayalı evliliklerde çocuklar da fiziksel ve psikolojik zarar görmektedir. Şiddet içeren bir evliliğin devlet tarafından "çocukların korunması" maksadıyla sürdürülmesinin teşvik edilmesi Türkiye'nin imzacısı olduğu ve taraf devletleri, çocukları bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunmakla yükümlü kılan Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır.

Türkiye'de, eşi vefat etmiş kadınlar ile boşanmış kadınlar benzer yoksulluk koşullarıyla baş etmeye çalışmalarına rağmen, eşi vefat etmiş kadınlar için Sosyal Yardım Programlarından boşanmış kadınlar yararlanamıyorlar. Bu durum, devletin sosyal politika oluştururken hak ve ihtiyaç saikiyle değil siyasi saiklerle hareket ettiğini ortaya koymaktadır.

Pek çok ülkede evliliğini sona erdiren kadınlara yönelik sosyal destek programlan oluşturulmuştur. Boşanmış kadınların işgücüne katılımını kolaylaştıracak önlemlerin alınması; tüm bireylere tanınması gereken yaşlı, hasta ve çocuk bakım hizmetlerinin boşanmış kadınları da kapsayacak şekilde genişletilmesi, maddi, hukuki ve psikolojik destekler kadınların devam ettirmek istemedikleri evliliklerini sonlandırmalarına yardımcı olmaktadır. Türkiye'de de boşanan kadınlara yönelik sosyal destek politikalarının araştırılması amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla teklif ederiz.

10. Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ve 24 Milletvekilinin, boşanma olaylarının sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/15):
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   78

Benzer:

Raporu 06 mayis 2016 iconBasin bülteni mayis – 2016

Raporu 06 mayis 2016 iconZafer ticaret merkezi YÖnetiCİLİĞİ 01 mayis 2016 – 31 ocak 2018 tarihleri arasi iŞletme projesi

Raporu 06 mayis 2016 iconÖzel Günler : 23 Nisan : 19 Nisan 19 Mayıs : 16 Mayıs Ramazan Bayramı...

Raporu 06 mayis 2016 iconTrabzon … İdare Mahkemesi’nin 2016 / … Esas, 00/ 00 / 2016 tarih...

Raporu 06 mayis 2016 iconSınır Ticaretinin Düzenlenmesine İlişkin Karar 2016/8478 (18. 03. 2016 T. 29657 R. G.)

Raporu 06 mayis 2016 iconSİRKÜler (İİB-2016/252) (15. 03. 2016)

Raporu 06 mayis 2016 icon1. sinav sorulari (8 mayis)

Raporu 06 mayis 2016 iconYargitay kararlari dergiSİ mayis ayi

Raporu 06 mayis 2016 iconBmw group, Mayıs ayında 109

Raporu 06 mayis 2016 iconRaporu I. GİRİŞ


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com