İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim


sayfa1/7
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3   4   5   6   7
GİRİŞ

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim dallarında yaygın olarak incelenmekte ve ortaya konulmaktadır. Bu bulgular ışığında bireylerin karar alma süreci üzerinde çalışan araştırmacılar ve düşünürler, ekonomik ve finansal kararların alınma sürecini açıklayan daha gerçekçi teorilerin zorunluluğunu ortaya koymaya başlamışlardır. Bu çerçevede finans literatüründe, psikoloji ve sosyoloji biliminin karar alma süreçleri ile ilgili teori ve bulgularından etkilenilerek yeni bir araştırma alanı doğmuştur. Davranışsal finans başlığı altında yer alan bu araştırmalarda, Bireylerin finansal kararlarını alma süreçleri incelenmekte, yatırımcıların irrasyonel davranışlarının fiyat oluşum sürecindeki etkileri ortaya konulmaktadır.

Ekonomi ve finans teorisinin büyük bölümü bireylerin rasyonel davrandıkları ve karar alma süreçlerinde mevcut tüm bilgileri dikkate aldıkları esasına dayanmaktadır. Bu çerçevede yıllar boyunca birçok ekonomi ve finans teorisi geliştirilmiş ve modeller üretilmiştir. Bununla birlikte, önemli sayıdaki araştırmada bireylerin sıkçarasyonel hareket etmedikleri, dolayısıyla finansal modellerin birçok durumda piyasaya uymadığı ortaya çıkmıştır. Bu noktada davranışsal finans gelişerek boşluğu doldurmuş ve insanların rasyonel değil “normal” kabul edilmesi gerektiğini, yatırımcıların, yatırım kararlarını alırken risk ve getiri dışında başka değişkenleri de gözettiklerini ve alınan kararların, faydayı maksimize eden değil, en iyi ihtimalle karar alıcının tatmin olduğu kararlar olduğu varsayımlarını geliştirmiştir. Davranışsal finansın, psikoloji ve insan davranışlarıyla ilgili diğer sosyal bilimlerin de desteği ile, etkin piyasalar hipotezinin yanında, mali piyasalardaki birçok anomalinin, piyasa balonlarının ve çöküşlerin anlaşılmasına önemli ölçüde ışık tutabileceğine inanılmaktadır.

Davranışsal Finans hakkında okuyucusuna genel bir bilgi sunmak olan bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde genel kavramlar üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise rasyonel olmayan yatırımcı davranışlarının hisse senetleri piyasasına etkisi incelenerek çalışma tamamlanmıştır.

BİRİNCİ BÖLÜM

    1. Davranışsal Finans

Davranışsal finans; psikoloji, sosyoloji, antropoloji bilimlerinden türetilmiş, insan davranışlarına dayanan kuramlardan yararlanarak finansal piyasaların davranışlarını anlamaya çalışır. Davranışsal finansın temeli, finansal piyasaların davranışları hakkındaki bilginin geliştirilmesinde yararlı olabilecek bu üç sosyal bilimden türetilen prensiplere dayanır1.

Araştırmacılarda önemli derecede ilgi uyandıran davranışsal finans, ekonomi ve finans açısından yeni gelişmekte olan bir alan olduğu için henüz çok iyi tanımlanmamıştır. Literatürde aşağıdaki tanımlamalara rastlanmaktadır2.

  1. Davranışsal finans, klasik ekonomi ve finansın, psikoloji ve karar alma ilkeleriyle birleştirilmesidir.

  2. Davranışsal finans, finans literatüründe gözlemlenen ve raporlanan anomalilerin nedenlerini açıklamaya çalışan bilimsel bir yaklaşımdır.

  3. Davranışsal finans, yatırımcıların finansal kararlarında sistematik olarak nasıl bilinçsel ve mantıksal hatalar yaptıklarının incelenmesidir.

  4. Davranışsal finans, yatırımcıların finansal varlıklarının beklenen getirileriyle ilgili tahminlerde bulunurken nasıl sistematik hatalar yaptıklarının belirlenmesidir.

Bu tanımlamalardan da anlaşılacağı gibi davranışsal finans teorisi bilişsel psikoloji biliminin bireysel karar alma sürecine etkileri ile ilgilenmekte, rasyonel insanı teorisine alt yapı olarak kabul eden modern finans kuramlarından farklı bir yaklaşım izlemektedir. Psikologlar insanların sistematik bir şekilde optimal muhakemeden ve kararlardan hangi yollarla saptıklarını açıklayacak çalışmalar yapmışlardır. Davranışsal finans insan doğasına ilişkin bu bulguları finansal modellere aktararak iktisadi analizleri zenginleştirmektedir. İnsanlar geleneksel finans kurumlarında öngörüldüğü şekilde rasyonel değillerse, rasyonellik kavramı kaldırıldığında veya daha esnek ele alındığında ne olacağı davranışsal finansın konusunu oluşturmaktadır.

Ekonomi ve finans teorilerinin büyük bir bölümü insanların yatırım kararlarını verirken mevcut bilgiyi rasyonel olarak değerlendirdiği varsayımına dayanmaktadır. Bununla birlikte insanları etkileyen psikolojik faktörleri temel alan davranışsal finansta, yatırım kararları sürecinde bireylerin rasyonel olmayan davranış ve tekrarlanan yargılama hataları gösterdiğine ilişkin bir çok durum deneysel olarak ortaya konulmuştur. Psikoloji ve finans arasında köprü niteliği taşıyan Kahneman ve Tversky’nin 1979 yılında Econometrica’da yayımlanan makaleleri* ve geliştirdikleri beklenti (Umut) teorisi davranışsal finansın temelini oluşturmaktadır. Bu bölümde beklenti teorisinin savı, temeli ve yatırımcıları etkileyen ekonomik olmayan faktörler üzerinde durulmaktadır. Ancak önce finansal karar, risk ve belirsizlik kavramları ile finansal kararları yönlendiren geleneksel yaklaşımlar hususlarında bilgiler verilecektir.

Günümüz toplumsal yapısı çok değişkenli ve belirsizlik esaslı olmasıyla birlikte beklenmeyen zamanda beklenmeyen değişkenden beklenmeyen bir etkiye her zaman gebedir. Bu da Homo economicus’un tam bilgi sahibi ve yanlış yapmayan karar birimi olma özelliğini geçersiz kılmaktadır. İnsan davranışı, beklentileri ve karar alma mekanizmaları üzerine yaptıkları çalışmaları neticesinde, 2002 Nobel Ekonomi Ödülü, ABD'li bilim adamları Daniel Kahneman ve Vernon Smith'e verilmiştir. Aslen bir psikoloji profesörü olan Daniel Kahneman’ın insan sezgileri ve karar alma süreçleri üzerine yaptığı çalışmalar sadece psikoloji için değil ekonomi ve finans bilimleri için de önemli bir yer teşkil etmektedir. 1933 yılından beri yayında olan ve ekonomi alanındaki en prestijli akademik yayınlardan biri kabul edilen Econometrica’da Amos Tvesky ile ortak yayınlanan 1979 yılındaki makalesi son yirmi yılda en çok atıfta bulunulan yazılardan biri olmuştur3.

Davranışsal finans alanındaki çalışmalar iki ana konu üzerinde durmaktadır. Bunlardan birincisi; Bilişsel Kusurlar (anlama ve kavrama ile ilgili psikolojik kusurlar) diğeri de bu bilişsel kusurların karar alma sürecindeki etkileridir4.

Yatırımcılar üzerinde yapılan araştırmalar yatırımcıların yatırım kararlarında rasyonel olarak tercihlerini maksimize etmek, portföylerini çeşitlendirmek ve riskte kaçınmak istemelerine rağmen bunu gerçek hayatta yaptıkları yatırımlarında gerçekleştiremedikleri saptanmıştır. Buna temel gerekçe olarak ise; bilişsel kusurlar gösterilmektedir. Bu psikolojik önyargılar sonucunda, bireysel yatırımcılar, kazanan hisseleri olması gerekenden daha erken elden çıkarırken, kaybeden hisseleri ise çok uzun süre elde tutmakta, sürü davranışı göstermekte, kendilerine olan aşırı güvenlerinin sonuçları olarak çok sık ve zararına işlem yapmakta, aşina oldukları hisselere duygusal olarak bağlanmakta, aşırı ve düşük reaksiyon göstermekte, kendi doğrularını destekleyici bilgiyi arama ve diğer bilgileri reddetme eğiliminde olmaktadır. Bir başka değişle; yatırım kararları rasyonel kararlar olmaktan çıkmakta, bunun yerine daha çok kişinin sezgi ve hislerine dayalı alınmaktadır5.

Davranışsal finans genel olarak insanların nasıl davrandıklarını ortaya koymaya çalışmaktadır. Yatırımcıların, yatırım kararlarını alırken neleri dikkate aldıkları incelendiğinde sadece risk ve getiri değişkenlerini değil bunların yanında başka değişkenleri de gözettiklerini ve bütün değişkenlerin değerlendirmesinin kusursuz bir süreç olmadığını sonuç olarak da alınan kararların, faydayı maksimize eden değil, en iyi ihtimalle karar alıcı durumundaki yatırımcıyı tatmin eden kararlar olduğu varsayımı davranışsal finans konusunda yapılan araştırmaların çıkış noktasıdır6.

Davranışsal finansı geleneksel finansal analizlerden ayıran bir fark da kullanılan metodolojidir. Geleneksel finans araştırmalarında genellikle önce bir model ortaya atılmakta ardından yapılan ampirik çalışmalarla bu modelin doğruluğu araştırılmaktadır. Davranışsal finansta ise, önce piyasadaki davranış biçimleri gözlenmekte sonra bu gözlemlerin sonucuna göre davranış biçimlerini açıklayan bir model oluşturulmaya çalışılmaktadır7.

Son yıllarda, psikologlar insanların sistematik bir şekilde optimal muhakemeden ve kararlardan hangi yollarla saptıklarını açıklayacak çalışmalar yapmışlardır. Davranışsal finans bazı finansal problemlerin, rasyonel insan modeli yerine tam anlamıyla rasyonel olmayan insan modeli kullanılarak daha kolay çözülebileceğini tartışmaktadır. İnsanlar geleneksel finansal modellerde öngörüldüğü şekilde rasyonel değillerse, rasyonellik varsayımı kaldırıldığında veya daha esnek ele alındığında ne olacağı davranışsal finansın konusunu oluşturmaktadır8.

    1. Davranışsal Finans’ın Anlaşılabilmesi İçin Bazı Temel Kavramlar

1.2.1. Finansal Karar Kavramı ve Kapsamı

Gelecekle ilgili olarak alınan tüm kararların, mutlaka finansal bir boyutu vardır. Bu bağlamda, gereksinim duyulan kaynakların en uygun yerden, en uygun koşullarda bulunması, en uygun yatırım alanına aktarılması ve sonucun kontrol edilmesi süreci olarak tanımlayabileceğimiz finans ve buna yönelik alınacak kararlar, finansal karar olarak nitelendirilebilir9.

Finansal kararları, işletmeler ve bireylerin finansal kararları olarak sınıflandırmak mümkündür. İşletmeler ve bireyler açısından finansal kararlarda, para ve sermaye piyasalarından kaynak bulma veya mevcut kaynaklardan yatırım alanlarına kaynak aktarma olarak iki boyut mevcuttur. Üretilen, edinilen fonların hangi alternatifler ve kriterler ışığında, hangi yatırım alanlarına, nasıl tahsis edileceği konularına ilişkin süreç finansal karar alanını oluşturmaktadır.

1.2.2. Risk ve Belirsizlik Kavramları

Birden fazla seçenek arasında tercih yapma sorunu olarak finansal karar alma, geleceğe yönelik bir eylemdir. Geleceğin bugünden kesin olarak öngörülemiyor olması ise risk ve belirsizlik kavramlarını ortaya çıkarır. Risk ve belirsizlik kavramları içerdikleri anlamın nitelikleri açısından farklılık gösterir. Risk sözcüğü olumsuz bir anlam taşırken, riski de kapsayan belirsizlik olumlu ya da olumsuz bir anlam içermez. Belirsizlik, gelecekte karşılaşılabilecek koşullar ve durumlar tanımlanabildiği ve olasılıkları hesaplanabildiği ölçüde riske dönüşmektedir. Risk kavramını bir iktisadi kaybın oluşmasına ilişkin olarak belirsizlik ya da istenilmeyen bir olayın meydana gelme belirsizliği olarak tanımlanabilir. Yani iktisadi anlamı ile “risk, ölçülebilir bir belirsizliği ifade eder10.”

1.2.3. Geleneksel (Standart) Finans Teorileri

1.2.3.1. Beklenen Fayda Teorisi

İlk olarak Bernoulli tarafından ortaya atılan ardından John Von Neumann ve Oscar Morngenstren adlı iki araştırmacı tarafından yayınlanan “Theory of Games and Economic Behavior” isimli eserle formülize edilen beklenen fayda teorisi, geleneksel finansın temelini oluşturmaktadır. Bu teoriye göre insan, rasyonel bir varlıktır. Rasyonel insan veya iktisadi insan (Homo economicus) ise kendi menfaati yönünde hareket eden, kararlarını alırken faydasını maksimize etme amacı güden, duygularından arınmış hipotetik bir insanı ifade etmektedir. Beklenen fayda teorisine göre insanlar, riskli ya da belirsizlik taşıyan fırsatları onlardan beklenen yararları karşılaştırarak seçerler11.

Beklenen fayda teorisi aşağıdaki varsayımlara dayanır12:

1. İnsanlar bir belirsizlik durumu ile karşılaştıklarında, bu durumun gerçekleşmesine ilişkin ”objektif olasılığı” tespit ederler. Bu işlemi yaparken Bayes teoremini kullanırlar ve herhangi bir seçeneğe dair

yanlılık göstermezler.

2. Çok azdan iyidir. Eğer A, B’den fazla fayda sağlıyorsa, karar verici A ile B arasından mutlaka A’yı seçecektir.

3. Alınan kararlar tutarlıdır. A, B’den , B de C’den fazla fayda sağlıyorsa karar verici A ile C arasında bir tercih yapması durumunda A’yı tercih edecektir.

4. Karar verici karşılaştığı belirsiz olaylara ilişkin olasılıkları tespit ettikten ve bu olasılıklara göre her olaya ilişkin beklenen faydasını hesapladıktan sonra bunları kendi fayda fonksiyonu içinde bir sıraya koyar. Karar vericinin amacı faydasını maksimize etmektir ve önündeki seçenekler içinde bu amacı sağlayan tercihi seçer.

5. Söz konusu fayda fonksiyonu çanak şeklindedir bu da “Azalan Marjinal Fayda Kuralı”nın geçerli olduğunu gösterir.

Beklenen fayda teorisi bir insanın nasıl hareket ettiğinden çok nasıl hareket etmesi gerektiğine yönelik bir yaklaşımdır. Yani rasyonel yatırımcı davranışlarını tanımlamaktadır. Bu teoriye karşı yapılan itirazların temelinde ise, gözlemlenen insan davranışlarının teoride tarif edilen ya da varsayılanlardan farklı olması yatmaktadır.

Davranışsal finans’ın ve bu alanda yapılan çalışmaların anlaşılabilmesi için davranışsal finansın odak noktası olan insan ve etkin piyasa hipotezi gibi bazı temel kavramlarında net bir şekilde bilinmesi gerekmektedir.

1.2.4. Rasyonalite ve İnsan

İktisadi denklemlerin oluşturulması için 18. ve 19. yüzyıllarda temel insan modeli olarak “Homo economicus” ortaya konulmuştur. Homo economicusun üretim, mübadele ve tüketim faaliyetlerinde bugüne ve geleceğe ilişkin tam bilgiye sahip olup, karar ve eylemlerinde her zaman tutarlı ve saf akılcı hareket ettiği öne çıkarılmaya çalışılmıştır. İktisadi faaliyetleri ve ilişkileri anlamayı kolaylaştırmak bakımından başarılı olan, homo economicus örneğindeki modelleme, gerçek yaşamın karmaşık yapısı karşısında anlama ve açıklama güçlüğünü ortadan kaldıramamaktadır13.

Günümüz toplumsal yapısı çok değişkenli ve belirsizlik esaslı olmasıyla birlikte beklenmeyen zamanda beklenmeyen değişkenden beklenmeyen bir etkiye her zaman gebedir. Bu da Homo economicus’un tam bilgi sahibi ve yanlış yapmayan karar birimi olma özelliğini geçersiz kılmaktadır14.

İnsanın yaratılışı gereği bazı yönleriyle mükemmel olmaktan uzak olması aldığı karar ve davranışları da etkilemektedir. Be sebeple, birçok dış etkenden etkilenen karmaşık süreçler içerisinde karar vermek durumunda kalan insan davranışları çoğu zaman yanlış veya çelişkili olabilmektedir. İnsan davranışlarını mükemmel ve tam anlamıyla rasyonel olmaktan uzaklaştıran en büyük etken ise insan duygularının da karar alma sürecine katılmasıdır15.

Sonuç odaklı olan homo economicus, kendisine sunulan seçenekler arasından akılcı seçimde bulunarak beklenen faydası en yüksek olan seçeneği kendisi için seçmeyi amaçlamaktadır. Oysa alternatif bir tür olarak yaratılan homo sociologicus ise daha çok sebep odaklı olup, bireysel seçimleri şekillendiren konularla ilgili sürece önem vermektedir. Homo economicus sınırlamalara odaklanırken; homo sociologicus; din, gelenek, ideoloji, kitlesel eğilimler, karmaşık etkileşimler gibi çok boyutlu, çok değişkenli yapıları incelemektedir16.

Yine homo economicus’a alternatif olarak yaratılan diğer bir tür olan homo socio-economicus ise insanın iktisadi ve sosyolojik boyutlarının yanında psikolojik boyutlarını da ele almaya çalışmaktadır. Sabit bir doğaya sahip olmayıp, her şeyi maksimize etmeye çalışan rasyonel bireyle, karmaşık durumlara bağlı, zihni dağınık birey arasında esnek bir türdür.Soyutlamanın olmadığı bu türde insan psikolojisi de dahil olmak üzere bütün insani öğelerin birlikteliği söz konusudur17.

Rasyonel davranış varsayımı, karar verecek olan kişinin kararları sonucu meydana gelecek olayları tam olarak bildiğini kabul etmektir. Bu durumda, rasyonellik ek bir varsayım olarak tam bilgiyi içermek zorundadır. Tam bilgi ise, ancak ve ancak belirgin ortamlarda vardır. Bu nedenle, verdiği karar sonucu ortaya çıkacak olan sonuç kesindir. Ancak, gerçek hayatta insanın çevresinde birçok belirsizlikler vardır. Kişilerin mevcut iktisadi durum hakkında tam bilgilerinin olmaması bu belirsizliklerden en önemlisidir. Burada, bilgi eksikliği, kişilerin karar aldıkları ortamı tam olarak algılamalarına imkan vermemekte, bu nedenle, alınan kararın sonuçları kesin olmaktan uzaklaşmaktadır. Ayrıca, bilgi, tam olarak var olsa bile, bilginin kişiye ifade ettiği anlam, insanın akılsal konumuna bağlıdır. Çünkü, bilgi bir akılsal süreç içinde işlenir ve bir anlam kazanır. Bu konumun değişmesi, aynı bilginin farklı kişiler tarafından farklı olarak anlaşılması demektir.

Bir diğer belirsizlik kaynağı, içinde bulunduğumuz ve bilgi çağı gibi isimlerin verildiği bu dönemde ekonominin içinde bulunduğu teknolojik değişim sürecinin kişilerce tam olarak anlaşılmamış olmasıdır. Değişen teknolojinin gerekleri doğrultusunda bilgilerini yenileme olanağı olmayan veya bu olanağı tam anlamıyla kullanamayan yatırımcılar, hızla değişen bilgilerin getirdiği veya getireceği sonuçları tam olarak anlayamayacakları için, etkin ve etkili karar almakta zorlanacaklardır18.

Davranışsal Finans’da insanlar rasyonel değil “normal” kabul edilirler. Davranışsal Finans’a göre yatırımcıların, yatırım kararlarını alırken risk ve getiri dışında başka değişkenleri de gözettiklerini ve bütün değişkenlerin değerlendirmesinin kusursuz bir süreç olmadığını sonuç olarak da alınan kararların, faydayı maksimize eden değil; en iyi ihtimalle karar alıcının tatmin olduğu kararlar olduğu öne sürülmektedir. Çevre ile iyi geçinen şirketlere yatırım yapan “yeşil fonlar” veya sigara, alkol gibi toplum tarafından iyi karşılanmayan ürün üreten firmalara yatırım yapmayı reddeden “sosyal sorumlu fonlar” insanların sadece getirilerini maksimize etmeye çalışmadıklarını göstermektedir19.

Yakın bir geçmişe kadar ekonomide iktisadi adam (Homo economicus) modeli kullanılmaktaydı. Ancak insanın pek çok yönünü ihmal eden ve bu nedenle ekonomiyi ve ekonomik hayatı doğru bir şekilde açıklamaktan uzak olan bu insan modeli son yıllarda terkedilmeye başlandı. 10 Aralık 2002 tarihinde psikoloji profesörü Daniel Kahneman (Princeton Üniversitesi) ve ekonomi ve hukuk profesörü Vernon L. Smith (George Mason Üniversitesi) Davranışsal Finans bilimine katkıları nedeniyle Nobel ödülüne layık görülmüşlerdir. En önemli katkılarından biri ise, daha gelişmiş bir insan modelini sunmalarıdır. Bu yeni modelle birlikte, hiç hata yapmayan, hep en doğru kararları veren, en üst seviyede rasyonel insan kavramı artık güncelliğini yitirmiştir.
  1   2   3   4   5   6   7

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconHukukun inceleme alanını insan davranışları oluşturur. Bir insan...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconDaha once Amed, Mardin ve ulkemizin diger bir cok bolgesi ve calismalar...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconWord sizi pek fazla zorlamamıştı. Biraz zaman ayırırsanız Word'ü...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconBir toplum birimidir insanlan bir araya getiren toplumlan igerir. Sosyoloji

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconErken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconInsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalıdır

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconBilimsel çalışmalarla uğraşan kimselere “bilim insanı” denir. Bilim...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconRus avangart sanatinin çÖZÜlmemiŞ sanatçisi-pavel filonov
Иckyccтвo) grubu modern üslupta faaliyet göstermekteydi. Klasik üslubun modern üslupla kaynaştığı çok başarılı eserler de sergilenmekteydi...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconTariHİn tanimi: Tarih geçmiş zamanlarda yaşayan insan topluluklarının...

İnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin modellemesinden daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu olgu psikoloji ve sosyoloji gibi bilim iconAtatürk devrimleri arasında siyasi bir devrim niteliğindedir. Çok...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com