Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu


d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
SIRF 1960’LI YILLARDAKİ

ÖĞRENCİ OLAYLARINI DÜŞÜNSEK, O DA YETERLİ AMA…


Bugün öyle sahte ve sınırsız

bir özgürlükler döneminde yaşıyoruz

ki, bir kimse her an, İlâhî ve tabiî bir meşrûiyete

sâhip olan, İslâmî kardeşlik dışında, her hangi bir gruba illâ

girmek zorunda olduğu hissini taşıyor, içinden... Bilinmiyor ki, böyle kişilerin

asıl özgürlükleri o zaman yara almaya başlayacak!

Sonuçta,

İslâm ve Kültür câhilliği ile birlikte,

özgürlük adını taşıyan, ölçüsüz davranışların, insanları

bir bir ayrıştırdığını görüyorsunuz; ayrıca ek olarak, ölçülü davranışların

uzun süreden beri yer değiştirdiği, nefis, hırs, ihtiras, şiddet ve zevk ü safâ gibi, mânevî

hastalıkların eşliğinde…

Prof. Dr. Mustafa TEMİZ

27.012.2016
İslâmî ve Kültürel Boşluk
Öyle bir devirde yaşıyoruz ki, Türkiyemiz’de, İslâm ve Kültürümüz’le uyumlu olan, standart bir eğitim-öğretim formasyonu olmadığı için, her birimiz kendisini bir gruba illâ girmek zorunda hissediyor. Özgürlüğü1 savunanların çoğu da böyle… Günümüzdeki yanlış-lıkların birisi budur.
Bir Müslüman insan, İslâm ve Kültüründen habersiz olduğu, başka bir ifâdeyle ölçü kavramından yoksun olduğu için, esen rüzgâra kolayca kapılabilmekte, İslâm ve Kültürün verdiği inanç ve kuvvet kararlılığı enerjisinden mahrum olmaktadır. Bu nedenle o kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu, “Evrende boş kalan yer doldurulur2.” kânunu gereğin-ce, çevresel etkilenmelere ve / veyâ çevre şartlarına göre, ya şahsî çıkar hesaplarına ve menfaate ya da ideolojiye, olmadı, başka bir şeye yönelmeye hazır bir durumdadır.
İslâm ve Kültür boşluğu zayıflığı ile karşılaşmış insanlarımız, biraz akıllarını başla-rına toplayıp da tarafsız görünmeye çalışsalar bile, yine de özgür olamazlar. İşte böyle, etki, baskı ve mânevî hastalıklar yüzünden, bir gruba mensup olmak zorunda kalan bir kişi, geçek-ten, özgür davranamamaktadır. Özellikle İnönü zihniyetli bir kişi, diğer bir gruptan biriyle, gerçekten istese bile, açıktan açığa samîmiyet kuramaz / kırayor; tarafsız bir hizmet ya-payor. Dolayısıyla, bunlar, aşırı uçların veyâ farkında olmadan, emperyalistlerin âdetâ bir maşası olabiliyor. Çeşitli gruplara mensup olan, öğrencilerde de bu hususlar, daha çok ve bâriz olarak görülmektedir.
1960’lı Yıllardaki

Öğrenci Olayları
Sağcı ve solcu gençler arasındaki bugünkü ayrışma, örneğin benim ilk üniversite yıl-larım sırasında yoktu. O sıralarda farklı fikirli gençler, farklılıklarına rağmen, samîmi biçim-de arkadaşlık yapabiliyorlardı. Hattâ benim de her görüşten arkadaşım vardı, o zamanlar...
Ama bir müddet sonra, özellikle solcu arkadaşlar, yapılan (tertiplenen) forumlarda kafaları yıkanıp bilevilendikçe, derslerde sağcı arkadaşlarından önce sıralarını ayırıp farklı yerlerde oturmaya, sağ görüşlü arkadaşlarıyla konuşmamaya başladılar… Zaman ilerledikçe öyle duruma geldiler ki, bir adım daha ilerisi olarak, karşılaştıklarında, sık olmasa bile, tekme ve tokatlarla birbirlerine girişiyorlardı3, artıkO zamana kadar aynı sırada yan yana oturan, aynı fikirli sağcı arkadaşlar dahî, solcular tarafından tanınıp fişlenmemek için, ayrı ayrı yerlerde oturmayı tercih etmeye başlamışlardı. Hiç unutamam, çoğunlukla yana yana oturduğum İstanbullu bir arkadaşım da beni yalnız bırakmıştı.
Olaylarda başı, solcular çekiyorlar, bunlara o zaman komando deniyordu. O sırlarda ortalıkta dolaşan fısıltılar şöyleydi:
Kapitalistler ve masonlar, gençleri sağcı ve solcu olarak gruplandırıp birbirlerini haklatıyorlar, kendileri yüksekten seyredip keyiflerine bakıyorlar.” ya da “Hükümeti böy-lelikle meşgul edip, atları alanlar Üsküdar’ı aşıyorlar”
Bu günkü olayların iç yüzünün de, üç aşağı-beş yukarı, yine böyle ya da buna benzer olduğu kanaatindeyim. O zamanlar, Polis günümüzdeki kadar etkili olayor, olaylar, gün-den güne çığ gibi büyüyordu. Derslere devamı, ders çalışmasını unutmuş gibiydik, o zaman-lar…
Komandolar

Canlara Bile Kıymışlardı
Devrimcilik ve Atatürkçülük söylemlerini en yüksek perdede tutarak, mücâdelelerini veren komandolar, yakaladıkları Amerikalıları, “Go home! Go home!’ deyip Dolmabahçe çevresinde ya da yakaladıkları yerlerde Deniz’e atıyorlardı. Çünkü bu komandolar, görü-nüşte4 emperyalizmle mücâdele (!) ediyorlardı.
Komandolar, bu olaylar sırasında Gümüşsuyu’nda Makine Mühendisliği Bölümü’nde bir profesörü, İ. T. Ü. Rektörü Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu’nu, ABD Büyükelçisini de öl-dürmüşlerdi.

Olayların İç Yüzü
Yıllarca sonra işin iç yüzü anlaşıldı, tabiatıyla ama olanlar târihe karışmıştı, artık… Ama târihin anbean (zaman zaman) tekerrür ettiğini unutmayalım… Nitekim aynı benzer olayların günümüzde de devam ettiğini görmüyor muyuz?
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, son yıllarda yazdığı yazılarında diyordu ki:
Türkiye’deki bu öğrenci olaylarının arkasında meğer CİA varmış… Bunu öğren-diğimde şaşırmıştım.”
Açıkça söylemek gerekirse, bu bilgiyi, Oktay Hoca’dan öğrendiğimde ben de şaşırmış bulunuyordum5.
Şimdi düşünüyorum da o zaman Vatan Aşkı uğruna (!) öğretim üyelerimizi ve hattâ Amerikan elçisini bile öldüren gaflet içindeki bu gençlerimiz, birilerinin (ABD’nin) maşaları olduklarını nasıl bileceklerdi? 6
Târihe Not Düşmek
Bunları detaylı olarak neden yazıyorum?
Bugünkü ABD düşmanlığı altında emperyalist geçinen, solcu, ulusalcı ve İnönü zih-niyetli gençlerle, o zamanki emperyalist güçlere savaş açan, komandolar arasında, arka-daki güçler açısından, ne fark var? Gerisini siz düşününüz!
Yoksa, bu günkü gençlerimiz, 20–30 yıl sonra, birer maşa olarak kullanıldıklarını öğrendiklerinde, hayal kırıklığı ve vicdan azâbı çekebilirler, bence! Vicdanları varsa ya da o-lup da o zamana kadar kalmış olursa, tabiatıyla… O zaman bu gençlerimizin, Memleketimiz açısından, boşa giden, vakit ve enerjilerine yazık olmaz mı? Geçmişten ders almak gerek-miyor mu?
Türkiyemiz’de şu anda Devlet ve / veyâ Hükümet’e îtaatsizlik anlamında yapılan, öğ-renci olayları, Kürtlere ve PKK’ya âit ne kadar başkaldırma ve sokak karışıkları varsa, bütün bunların arkasında, kuvvetle inanıyorum ki, daha düne kadar uçaktan attıklarıyla PKK’ya lojistik destek veren, ABD yine bu gün de onların arkasındadır. ABD, anıldığında, artık ak-lınıza derhal, “Tavşana kaç, tazıya tut!” atasözümüzü getirirseniz, o zaman dikkatli davran-mayı herhalde unutmazsı-nız!
Ne yazık ki, yaptıklarıyla insan hakları îtaatsizliklerinden habersiz olan, İslâm ve Kültür câhili gençlerimiz, bunları demokrasi ve özgürlüğün bir gereği zannediyorlar ve ta-biatıyla yanılıyorlar! Bir inceleme yaptığınızda, özgürlük zannettikleri dik kafalılıklarının ucunun, fark edemedikleri hâinliğe kadar uzandığını, artık ufak bir akıl yürütme ile kolayca anlayabilirsiniz.
Bendeniz, bu yüzden, şimdi söz dinlemeye yaklaşmayan, bu pırlanta gibi gençlerimiz için sâdece üzülüyorum. Şimdi, yüz derecedeki su gibi kaynayan, bu delikanlıların deli olan kanlarının kıvamı, bir gün normal biçimine dönecektir ama bu itaatsizliklerinin bedeli hiçbir zaman kendilerini bırakmayacaktır. Kıyâmet Günü’nün Adâlet Divânı’nda okutulmak üzere, insanoğlunun her şeylerinin, kusursuz, mânevî CD’lere de aralıksız olarak, kaydedildiğine ilişkin, bu câhilikleri, bir gün uyandıklarında, ortadan belki kalkacaktır fakat o zaman da iş işten geçmiş CD’ler dopdolu olacaktır.
Böyle baskılar altında yetişen, bir insan, sonunda hayatta ne olur? Kendi ideolojik taraftarları dışında, kimsenin güven duyamayacağı dengesiz, kararsız, yerine göre, ‘yalapdo-lap’ olan bir şey, yâni
Bunlar, teorik sözler olmaktan çıkıp her an gözlenen, sonuçlar oldu, artık… Şu sıra-larda geçmişten alınacak çok dersler var… Fakat çeşitli ideoloji ya da özenti uğruna, çoğu anne ve babalar, çocuklarının kanlarına girdiklerinin farkında değiller, İslâm ve Kültür câ-hilliğinin semeresi olarak… İslâm ve Kültür câhilliğine dayalı olarak, toplumumuzdaki koca terörleri, çeşitli cinâyet olayları, uyuşturucu kurbanları, genel ahlâkî düzeyin gittikçe düşme-si, kendiliğinden gelen normal şeyler mi zannediyorsunuz, yoksa? Şu satırları yazdığım şu sırada bile, ABD’nin Sûriye’deki ikiyüzlülükleri, yine en çok konuşulan konular arasındaydı.
Böyle haberleri dinleye, dinleye, artık böyle cinâyetlere de bağışıklık kazanıp duygu-suzlaşarak, bu kanlı hayâtı da artık kanıksamış ve normalleştirmiş duruma düşmüş bulunu-yoruz.

İnsanlar, aklî bunalımların pençesinde kıvranıyor, bugün… Duygusuzluklarımız, bu bunalım sarhoşluğundan geliyor. Bu gidişin, günümüzde çok az kişiyi kara kara düşündür-düğü bugünlerde, daha da endişeli olanı şu ki, insanlarımızın büyük bir kısmı, mânevî bu-nalım fitnesi içinde kıvranıyor ama kimse asıl teşhisi düşünecek bir durumu da yakalaya-mıyor.

Toplumumuz, yıllar boyu Dinini, Kültürünü öğrenmekten alıkonulduğu için, şimdi bunun bir sonucu olarak, insanlarımızın büyük bir çoğunluğu, yıllarca katmerleşmiş mânevî bunalımlar içinde bulunuyor; doğruyu ve yanlışı artık ayırt edemez bir hâldedir... Bu bunalımların, bunalım kaynaklarının teşhis edilmesinin şifrelerini gittikçe görünmez bir hâle getirmesinden, artık hepimiz, endişe duymalıyız!
Yaklaşık 70-80 yıl içinde ekilenler, en acı meyvelerini bugün artık vermeye başlamış-tır. Bu acı meyvelerin tehlikeli tohumları toprağa dökülmeye aynen devam ederse, bunların meyveleri de her bir gelecekte mutlaka biçilmeye başlayacak, o günler belki de bugünleri dahî aratacaktır. Bu sonuçları şimdiden göremez isek, belki gelecek nesillerin günahları da bize eklenecektir. Bu Bilim ve Teknoloji döneminde zaman, hissiyatla değil, akıl ile düşünme za-mânı olmalıdır. İleride belki bunları düşünecek kadar zamânımız da kalmamış olabilir, çünkü...
Neden kalmamış olabilir?
Türkiyemiz’in kaderi üzerinde bir araya gelmeye yetkili olanların çoğu da, akıl bu-nalımı içinde bulunuyor da, ondan… Bu yüzden, onların çoğu da gerçekleri idrak edemiyor-lar, artık... ‘Sapıttılar’ demeye dilim varmıyor… Öyle ki hasta ruhlar, şifâ olacak çâreleri bile göremeyecek bir bunalıma sürüklenmiş durumda olduklarından, hayâtın zararlı akışını algılayamayacak bir hâl içindedirler.
Bir genellemeye gidilecek olursa, bütün bunların temel noktasına vardığınızda, sınırsız bir özgürlük ve / veyâ İslâm ve Kültür dışı özenti havasının bulunduğunu, bunun da demok-rasi ve lâikliğin yanlış yorumlanmasından ileri geldiğini görürsünüz7. Hâlbuki bu olumsuz sonuçların çoğunun, sınırsız özgürlük ve özenti hevesleriyle, kendi Din ve Kültürlerini bile dışlamış olmaktan geldiğinin8 bilincine de vakıf değildirler9.
Özetlemek gerekirse, Allâhü Teâlâ’ya tam teslim olmadan, hiçbir Müslüman, gerçek-ten özgür olamaz. Özgürlük yolu, İslâm ve Kültürümüzü özümlemekten geçmektedir. Değer yargılarımızı özümlediğimiz oranda özgür olabiliriz!10 Özgürlüğün belli bir oranından sonra, kendini aşabilmenin sınırı başlar. Özgürlüğü değerlendirebilmek ve kendini aşabilmek zor şeyler… Bunları artık öğrenmek zorundayız! Bunun için, ilk önce kendinizi, sırf maddeden olmadığınıza, önce bir inandırınız ve sonra da ona göre düşünüz!
Eğer bugün, “Gözümle görmediğime inanmam” diyecek kadar aptal iseniz, akılsız-ların ya da akıllarını kısa devre edenlerin gürûhu içinde olduğunuzu unutmayınız! Çünkü a-kıllı olmak demek orta ölçülü olmak, aşırılıklardan, dış özentilerden uzak olmak demektir. Bir tecrübe olarak bilinmektedir ki, özgürlüğün ilk belirtilerinden biri, ‘mâkul ve orta ölçülü’ bir davranış sergilemektir11.
Şimdi bir düşününüz! Her birimizin en azından bir çivisinin gevşemiş ya da yerinden çıkmış, sallandığının veyâ koptuğunun farkına mıyız? Şu sırada doğru dürüst bir mâkul dü-şünene ya da ölçülü ve mâkul davrana hiç rastlayabiliyor musunuz?
Sırf Kendim? Olmuyor İşte
Kendi sınırlı özgürlüğümden çok memnunum. Ölçülerimi seçerek, özgürlüğümün sı-nırlarını, İslâm ve Kültürümüz’den aldığım dayanaklara (referanslara) göre ayarladım / a-yarlıyorum. Biliyorum ki, İslâm ve Kültürümüz’ün bu dayanaklarını, Milletimiz’in millet ol-ma prensipleri oluşturuyor. Bu Milletin bir ferdi olarak, bana bunlardan başka daha sağlam olan başka bir yol gösterebilir misiniz? Kültürler çoktur ama İslâm ve Kültürümüz’ün dışın-dakiler, bize yaramazlar12
Türkiye’mizde akl-ı selîm istikâmetinde, İslâmî ve Kültürel ölçüleri izleyenler, çok azalmış bulunmaktadır. Örneğin, tecrübenin diliyle diyorum ki, hiçbir kesime ve hiçbir hizip ya da politik gruba dâhil olmadığım, her yerde, her hususta ve herkese karşı mâkul ve iyi ni-yetli13 olduğum hâlde, kimseye yaranamamışımdır¥!
Farz edelim ki, bunun yarısı benim hatâlarımdan kaynaklanıyor. Peki diğer yarısı? Şimdiye kadar, yalnızca akl-ı selîmim sâyesinde izlediğim ölçülü davranışlarımın (Orta Yol’un) hâkim olması nedeniyle, kazandığım gözlem, deneyim ve keşfime göre, bu diğer ya-rısını, insanlarımızdaki İslâmî ve Kültürel câhilliğe ayırmanın isâbetsiz olmadığına inanmı-yorum.

Bu ölçülü davranışlarımın farkına varan tecrübeli bir öğretim üyesi, benden “yarana-madım” sözünü duyduğunda bana, “Sen öyleyse hiç kimseye kendini kullandırmamışsın…” demesin mi?
İlkin biraz duraksamıştım ama sonra bunu, hemen, değerlendirmekte gecikmedim: Bu “yaranamadım” sözünün rahatlatıcı bir yorumunu duyduğum o anda, üzerimdeki olumsuz psikolojik baskısının da hafiflemeye başladığını memnûniyetle hissetmiştim:
Demek ki’, “Mustafa, ‘kullandırmamışsın’ kelimesinden anlaşıldığına göre, sen şu ana kadar hep özgür kalmışsın! Yolun Doğru Yol’dur. Bu Yol’dan ayrılma! demiştim kendi kendime, o zaman
Bence asıl gerçek özgürlük, işte buydu! Kula kul olmamaktı… Bu özgürlüğün bir başka mânası ise, ‘ben aslında beni kendilerinden saymayanların hepsindendim / hepsin-denim’ idi.
Ama bu çılgınlıklar dünyâsında, İslâm ve Kültür câhilliği14 nedeniyle, akıldışı olaylar o kadar çoğalmıştır ki, ölçülü davranışın yâni İslâmî Orta Yol’un, bilim ve teknolojik araştırmaları dışında, kullanılması çoktan unutulmuş olduğu için, gerçek özgür olanlar da çok azalmış bulunuyor, bugün
Sonuç
Bugün öyle sahte ve sınırsız bir özgürlükler döneminde yaşıyoruz ki, bir kimse her an, İlâhî ve tabiî bir meşrûiyete sâhip olan, İslâmî kardeşlik dışında, her hangi bir gruba illâ girmek zorunda olduğu hissini taşıyor, içinden... Bilinmiyor ki, böyle kişilerin asıl özgür-lükleri o zaman yara almaya başlayacak!
Sonuçta, İslâm ve Kültür câhilliği ile birlikte, özgürlük adını taşıyan, ölçüsüz davra-nışların, insanları bir bir ayrıştırdığını görüyorsunuz; ayrıca ek olarak, ölçülü davranışların uzun süreden beri yer değiştirdiği, nefis, hırs, ihtiras, şiddet ve zevk ü safâ gibi, mânevî hastalıkların eşliğinde…

1 Temiz, M., Özgünlük ve Özgürlük, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/bilimkosesi.htm YA DA http://mtemiz.com/bilim/bilimkosesi.docx, En Son Erişim Târihi: 19.10.2013.

2 Temiz, M., Başarı ve Mutluluk, Niyet ve Özgür İrâdenin (İrâde-i Cüzziye’nin) Sorumlulukları, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://gayalo.net/dosyalar/BA%C5%9EARI%20VE%20MUTLULUK.pdf, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

3 Temiz, M., Atatürkçü Ha!, Teşhiste Sakalım Turnosol Kâğıdı Olmuştu, Artık Her Atatürkçüyüm Diyene İnanamıyorum!, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, YA DA http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

4 Temiz, M., Atatürkçü Ha!, Teşhiste Sakalım Turnosol Kâğıdı Olmuştu, Artık Her Atatürkçüyüm Diyene İnanamıyorum!, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, YA DA http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

5 Temiz, M., Atatürkçü Ha!, Teşhiste Sakalım Turnosol Kâğıdı Olmuştu, Artık Her Atatürkçüyüm Diyene İnanamıyorum!, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, YA DA http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

6 Temiz, M., Atatürkçü Ha!, Teşhiste Sakalım Turnosol Kâğıdı Olmuştu, Artık Her Atatürkçüyüm Diyene İnanamıyorum!, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, YA DA http://mtemiz.com/bilim/ATATÜRKÇÜ%20HA!..%20Teşhiste%20Sakalım%20Turnosol%20Kâğıdı%20Olmuştu%20Artık%20Her%20Atatürkçüyüm%20Diyene%20İnanamıyorum!...pdf, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

7 Temiz, M., Cumhûriyet Döneminde Nerden Nereye, Bu Aziz Millet “Allah” kelimesinin Yasaklandığı Dönemleri bile Yaşamıştır, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://gayalo.net/dosyalar/CUMÛRİYET%20DÖNEMİNDE%20%20NERDEN%20NEREYE...pdf YA DA http://gayalo.net/dosyalar/CUMÛRİYET%20DÖNEMİNDE%20%20NERDEN%20NEREYE...doc, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

8 Temiz, M., Alındığı İnternet Elektronik Adresi, Gerçekler mi Geliyor?, http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.pdf, YA DA http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.doc, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

9 Temiz, M., Taksim Gezi Parkı Olaylarının Düşündürdükleri-Olayların Mânevî Boyutu, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://mtemiz.com/bilim/TAKSİM%20GEZİ%20PARKI%20OLAYLARININ%20DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-OLAYLARIN%20MÂNEVÎ%20BOYUTU.pdf YA DA

http://mtemiz.com/bilim/TAKSİM%20GEZİ%20PARKI%20OLAYLARININ%20DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-OLAYLARIN%20MÂNEVÎ%20BOYUTU.docx, En Son Erişim Târihi: 25.10.2013.

10 Temiz, M., Gerçek Özgürlük İçin Atılan Yüce Adımlar: İslâm’a Yürüyüş – I: Cat Stevans - Yusuf İslâm ve Yusuf Sûresi, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/GERÇEK%20ÖZGÜRLÜK%20İÇİN%20ATILAN%20YÜCE%20ADIMLAR%20-%20I.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/GERÇEK%20ÖZGÜRLÜK%20İÇİN%20ATILAN%20YÜCE%20ADIMLAR%20-%20I.docx, En Son Erişim Târihi: 19.10.2013.

11 Temiz, M., Ehli-Sünnet (Orta Yol Ehli) ve Aşırı Uçlar, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/EHLİ-SÜNNET%20(ORTA%20YOL’DAN%20GİDENLER)%20VE%20AŞIRI%20UÇLAR.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/EHLİ-SÜNNET%20(ORTA%20YOL’DAN%20GİDENLER)%20VE%20AŞIRI%20UÇLAR.docx, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

12 Temiz, M., Hâricî Özentiye Kapılmış Kuşlar Tüylerini de Yolmuşlar ama..., Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://gayalo.net/dosyalar/HÂRİCÎ%20%20ÖZENTİYE%20KAPILMIŞ%20KUŞLAR%20TÜYLERİNİ%20DE%20YOLMUŞLAR%20AMA....pdf YA DA http://gayalo.net/dosyalar/HÂRİCÎ%20%20ÖZENTİYE%20KAPILMIŞ%20KUŞLAR%20TÜYLERİNİ%20DE%20YOLMUŞLAR%20AMA....doc, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.

13 Temiz, M., Dilekçe Ve Mutluluğun Formülü, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/DİLEKÇE%20VE%20MUTLULUĞUN%20FORMÜLÜ.pdfYA DA http://mtemiz.com/bilim/DİLEKÇE%20VE%20MUTLULUĞUN%20FORMÜLÜ.docx, En Son Erişim Târihi: 11.10.2016.

¥¥ Bir gruba yaslanmış olsaydım, benim için, o grubun baş tacı olabilmek de elbette zor değildi.

14 Temiz, M., Kültürel Câhilliğimizin Tatsız Meyveleri, Nereden Nereye Geldik, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.com/bilim/KÜLTÜREL%20CÂHİLLİĞİMİZİN%20TATSIZ%20MEYVELERİ.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/KÜLTÜREL%20CÂHİLLİĞİMİZİN%20TATSIZ%20MEYVELERİ.docx, En Son Erişim Târihi: 20.10.2013.


SIRF 1960’LI YILLARDAKİ

ÖĞRENCİ OLAYLARINI DÜŞÜNSEK O DA YETERLİ AMA…

Prof. Dr. Mustafa TEMİZ


sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconDöküntü, bir hastalığın neden olduğu, görülebilir bir lezyondur....

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconDoğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan"ın yakalanmasından...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu icon1. Kimi zaman sözcükler cümlede kullanımlarına göre farklı anlamlar...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconUlaşması adına olabilecek en sıkı kalite kontrolü ile üretilmiş ve...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconBay A, bir süredir ilgi duyduğu 16 yaşındaki Bayan B’ye evlenme vaadinde...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconİnsanın değerli bir varlık olduğunu kabul etmezsek ne etiği

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconAnkara'da yaşanan bir olayda, bir kurum Genel Müdürü, daire başkan...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconTapu sicilinin açıklık ilkesine göre tutulan resmî bir sicil olduğunu,...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconKцyьmьzьn kurulu?u olan 1878 tarihi bir ba?lang?з olarak al?n?rsa,...

Kişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir. Böyle İslâmî ve Kültürel eğitimsiz durumdaki bir insanın rûhî boşluğu iconİsimler dilde bir kimseyi (Mr. Smith-Jane), soyut kavramları (beauty-anger),...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com