Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına


d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
Sayı:III
Türkiye’deki 100 Üniversitenin                           14.Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına

Konu; “İki bin iki yüz elli yıllık Arşimet Prensibinin, yeniden yazılarak evrenlleştirilmesidir.

 

Bilimde otorite olarak kabul edilen ve büyük adamlık Ünvanı yakıştırılan bazı bilim adamı ve düşünürlerin, ölümlerinden sonra devem eden otoritelerinin, bilimin ilerlemesine engel olduğu bilinen bir gerçektir.

 

   Bu görüşe örnek: Aristoteles ve Ptolemaeus ile Archimedes’i gösterebiliriz..
Aristoteles’in astronomi ve fizik alanındaki etkisi 2.000 yıl kadar sürmüştü. Ancak 17. yy. da, Aristoteles’in öğretilerinin olumsuz etkileri fark edilebilmişti.

 

İkinci kahramanımız Ptolemaeus’un (Batlamyus) M.S. 85 ve 165 yılları arasında yaşadığı kabul edilir.  bilime olumsuz etkisi 1.500 yıl kadar sürmüştü.

Kilisenin Batlamyus’un prensiplerini benimsemesi, gerçek bilimin gelişmesine engel teşkil ediyordu. Batlamyus’un düşüncesine aykırı fikirler ileri süren, İtalyan Guardino Bruno’nun başına gelenleri insanlık unutmadı.

 

Üçüncü kahramanımız Archimedes’e baktığımızda, çok yönlü bir araştırmacı ile karşılaşırız. Archimedes’in eğitim gördüğü, çalıştığı ve feyiz aldığı İskenderiye kütüphanesi M.S 415 yılında fanatik bir gurup tarafından yakılıp yıkılmıştı.  Bu antik kültür merkezinin yeniden hizmete açılması için yapılan çalışmalar bir süreden beri devam ediyordu.   23 nisan 2003 de davetli olarak katıldığım yeniden açılış merasimi ve sonrasında gördüğüm, el yazması antik bilim eserleri beni büyülemişti. Öklit ve Archimedes’in gezip dolaştığı alanlarda ve dehlizlerde dolaşmak heyecan verici idi. Archimedes burada Öklit geometrisi ile karşılamış ve çok etkilenmiş olduğu söyleniyordu. 

 

Archimedes'in çalışmaları ve buluşlarından bir şey kaybetmeden günümüze ulaşan,  mekanik alanındaki buluşlar arasında birleşik makaralar, sonsuz vidalar, hidrolik vidalar ve yakan aynalar bulunuyor.
Geometri ve fiziğin statik ve hidrostatik alanlarında önemli eserleri vardır. Geometriye yapmış olduğu katkılardan birisi, bir kürenin yüzölçümünün 4πr2 ve hacminin ise 4/3 πr3 eşit olduğunu kanıtlamasıdır. Hiçbir zaman değiştirilmesi mümkün olamayacak, görüş ve buluşlarının yanında bugüne kadar hiç eleştirilemeyen ve ismi ile anılan “Archimedes Prensibi” ni görüyoruz.

İlerleyen zamanda meydana gelen bilimsel gelişmelerin ışığında, bu prensibin yeniden ele alınmasının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.
Bugün Archimedes prensibini şöyle ifade ediyoruz:

Bir sıvı içine tamamen ye da kısmen daldırılmış bir cisim, yer değiştirdiği akışkanın ağırlığına eşit bir kuvvetle yukarıya doğru kaldırılır.”

 

Kaldırma kuvvetinin büyüklüğü, cisimle yer değiştiren sıvının

ağırlığına eşittir.”

Kaldırma kuvveti, yer değiştiren sıvının ağırlık merkezinden düşey doğrultuda

 yukarıya doğru etki eder.”  .

 

 Yaşamakta olduğumuz Bilgi Çağında, doğada var olduğu kabul edilen dört temel kuvvet;   “güçlü çekirdek kuvveti, zayıf çekirdek kuvveti, manyetik kuvvet ve kütle çekim kuvveti”  genel olarak kabul edilmiş durumdadır. Bunlar arasında “Sıvıların Kaldırma kuvveti” yok.  

 

Bu kuvvet nereden geldi? suya  daldırılan katı cisim, sudan çıkarıldığında, sudaki güç nereye  gidiyor? Gerçekten statik su veya sıvılar ile diğer tüm akışkanlarda, bilinen bir itme veya çekme (etkilme) güçü yoktur.
Aynı zamanda “suyun kaldırma gücü” söylemi termodinamik yasalarına da uyumlu görünmüyor.

Bu açıklamalardan sonra, akışkan, sıvı, gaz, buhar veya kolayca yer değiştirebilen nesnelerin hareket ve davranışları ile ilgili olayları bazı açıklayan;
yeni bir doğa kanunun varlığını ileri sürebiliriz. 

 

Yeni bir evrensel doğa kanunu;

(Archimedes prensibinin Bilgi çağındaki genişletilmiş yeni versiyonu)

 

Kütle çekimi etkisindeki, akışkan, gaz veya serbest hareket edebilen nesneler,  yoğunluk sırasına göre, en yoğunu en önde olmak üzere, çekim merkezi doğrultusunda sıralanırlar ve bu konumlarını korurlar.”

 

  • Yoğunlukları farklı olan  su, zeytinyağı ve benzini karıştırıp bir kaba koyduğumuzda, kütle çekimin etkisi ile bu üç maddenin ayrışarak, yoğunluklarına göre sıralandığını görürüz.

Yoğunluğu (µkg/m³) standartlarına göre:

Su 1,00 x 10³, Zeytinyağı 0.9 x 10³ ve Benzin 0,879 x 10³ olduğundan bu nesneler yoğunluklaına göre üç tabaka hailinde suyun üzerinde sıralanırlar.

İ

 

  • Deniz taşıtları, deniz suyundan daha az yoğun olduklarından su üzerinde durabiliyorlar. (Denizaltılar, depolarına su alarak yoğunluklarını artırarak dalıyorlar)

 

  • Yeryüzü katmanları da, kütle çekiminin etkisi ile, dünya özeki etrafında yoğunluklarına göre, katmanlar halinde sıralanmışlardır.    

 

    1. Barisfer (Çekirdek katmanı)    

    2. Pirosfer  (Mağma)

    3. Litosfer (Yer kabuğu)

    4. Hidrosfer(Su katmanı)

    5. Atmosfer (Gaz katmanı)


 

  • Güneş’in uyduları, yoğunluklarına göre güneş etrafındaki yörüngelerini almışlardır. Planetlerin yoğunluklarını (Su =1) olarak aldığımızda; Merkür 5.44, Venüs 5.25, Dünya 5.52, Mars 3,94, Jüpiter 1.3, Satürn 0.7  öte gezgen olarak Uranüs 1.3, Neptün 2.1, Plüton 2,02  olarak bilinmektedir. Uyumsuz görünen bu üç gezenden Plüton’un gezegen sayılamayacağı konusunda haberler gelmişti.

 

  • Kuyruklu yıldızların kuyruklarının, güneş rüzgarlarının itmesi ile oluştuğu ve güneşe aksi yönünde yer aldığı şeklindeki açıklama doğru değildir. Güneşin çekim alanındaki kuyruklu yıldızın, çekirdeğine oranla daha az yoğun olan parçacıkları, yoğunluk sırasına göre dizilerek yıldızın kuyruğunu oluştururlar. 

 

  • Ayın kütle çekim kuvvetinin etkisi ile okyanuslarda, biri Aya bakan ve diğeri tam ters yüzünde olmak üzere iki kabarıklık meydana gelir. Gelgit  olarak adlandırılan bu kabarma ve alçalma, dünyanın ve Ayın dönmesine bağlı olarak yer değiştirerek bir günde iki defa görülür. Dünyanın aya bakmayan yüzeyindeki denizlerin yükselmesi, okyanus sularının yoğunluklarının, litosfere göre daha az yoğun olmasındandır. (Kütle çekim alanının etkisinde bulunan deniz suları, aydan dünya merkezine doğru uzanan çekim kuvveti karşısında, daha yoğun olan litosferin gerisinde yerini almıştır ve konumunu dünyanın dönmesine rağmen korumaktadır.)

 

  • Okyanus yüzeyinde buharlaşan bir parsel suyun yoğunluğu, kuru havadan daha az yoğun olduğu için hemen yükselmeye başlar, atmosfer içindeki eşit yoğunluğa ulaştığında orada kalarak buluta dönüşür.




  • Orta büyüklükteki bir bulutun çapı 1 kilometre, hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1 ile 5 milyon kg su vardır. Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmeleri, üzerinde durduğu kuru havadan daha az yoğun olmasındandır. Bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa, aynı hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Kütle çekim alanında akışkan nesneler yoğun olanı altta olmak üzere, kütle çekim merkezi yönünde sıralarını alırlar ve bunu korurlar.

 

  • Güneşten gelen ışıma ile bazı yerlerde hava ısınır. Isınan havanın yoğunluğu azaldığından, kütle çekiminin etkisi ile yerini daha yoğun havaya bırakmak üzere,  yerin çekim doğrultusunun aksi yönünde yükselir.    

 

 

Archimedes prensibini yenilediğimizde, bir çok doğa olayının tabi olduğu temel prensibe ulaşmış olacağız; Sıvı, gaz  veya kolayca yer değiştirebilen nesneler, kütle çekim kuvvetinin etkisinde kaldıklarında, en yoğun olanı önde olmak üzere, yoğunluklarına göre, kütle çekim merkezi doğrultusunda sıralanır ve bu konumlarını korurlar genel prensibe ulaşmış oluyoruz.

 

Böylece, teknelerin suda yüzmeleri, rüzgarların meydana gelmesi, su buharının yükselerek bulutları oluşturması, gezegenlerin güneş etrafında dizilmeleri, kuyruklu yıldızların kuyrukların yönü, gelgit olayında dünyanın aya bakmayan yüzeyinde suların yükselmesi konularına açıklık getirmiş olacağız.

 

Sonuç; Yeni bir doğa yasası ile birlikte, ayrıca Kütle çekim kuvvetinin, yeryüzünü ve evreni şekillendirmekten öte, çevreyi kirletmeyen, madde tüketmeden enerji üretmekte olduğunun ilk işaretlerini görmüş olduk.

 



Latif Mutlu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurucusu


www.latifmutlu.com

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconİstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü-Vezneciler

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconBİr kamuoyu eğİLİm araştirmasi çERÇevesinde tüRKİYE’deki Sİyasi partilerin...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconAvukat Murat yildirim uluslararasi son geliŞmeler işIĞi altinda denetçİNİn...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconTestin tamamı (100) sorudur. Cevaplandırma süresi (100) dakikadır

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconMerinos “100 kişiye 100 otomobil” kampanyasında ikinci 50 talihli belli oldu

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconForbes Dergisi tarafından bugün dünyanın en değerli markası olarak...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconG. Sınav: Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü ve Geleneksel Türk Müziği...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconG. Sınav: Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü ve Geleneksel Türk Müziği...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına icon3- aylık prim ve hizmet belgesinin, Mahiyeti bölümü, belgenin asıl,...

Türkiye’deki 100 Üniversitenin 14. Mayıs. 2010 Fizik Bölümü Başkanlarına iconKas ve iskelet sistemi muayene yöntemleri omuzun fiZİk muayenesi


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com