Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir


sayfa1/4
d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
  1   2   3   4
DAVRANIŞCI YAKLAŞIM

Davranışçı yaklaşımların daha çok psikomotor davranışların öğrenilmesini açıkladığı kabul edilir.
Öğretim İlkeleri :

Yaparak öğrenme esastır.

Öğrenmede, pekiştirme önemli bir yer tutar. Pekiştirme, davranışların tekrar edilme sıklığını arttıran uyarıcıların verilmesi işlemidir

Becerilerin kazanılmasında ve öğrenilenlerin kalıcılığının sağlanmasında tekrar önemlidir

Öğrenmede güdülenmenin çok önemli bir yeri vardır.
KLASİK KOŞULLANMA

Koşulsuz (şartsız) uyarıcı;

Organizma için doğal olan ve tepkiyi otomatik olarak meydana getiren uyarıcıdır.

Koşullu (şartlı) uyarıcı;

Başlangıçta organizma için nötr uyarıcı iken, yani bir hareketi başlatıcı etkisi yokken, koşulsuz uyarıcı ile birlikte verilerek koşulsuz uyarıcının meydana getirildiği etkiyi bir süre sonra tek başına verildiğinde ortaya çıkaran uyarıcıdır.

Koşullu (şartlı) tepki;

Sadece koşullu uyarıcının meydana getirdiği doğal, otomatik tepkidir.

Koşulsuz tepki;

Koşulsuz uyarıcının organizmada meydana getirdiği doğal ve otomatik tepkidir.
Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir:

  1. Eş zamanlı Koşullanma:

Koşullu uyarıcı ile doğal uyarıcı aynı anda verilir.Salya başlayınca koşullu uyarıcı kesilir.

  1. Gecikmeli Koşullanma:

Koşullu uyarıcı verilir bir süre sonra doğal uyarıcı(et) verilir. Salgılama başlayınca koşullu uyarıcı kesilir.

  1. İz Koşullanma:

Koşullu uyarıcı(zil sesi) verilir fakat doğal uyarıcı (et) verilmeden önce kesilir. Daha sonra doğal uyarıcı verilir.

  1. Geriye Koşullanma:

Burada Koşullu uyarıcı doğal uyarıcıdan sonra verilir. Bu tür koşullamada hemen hemen öğrenme hiç gerçekleşmez.

  1. Zamana Bağlı Koşullanma:

Burada doğal uyarıcı belirli zaman aralıklarıyla verilir. Böylece bir önceki doğal uyarıcıdan itibaren geçen zaman Koşullu uyarıcı görevi yapar hale gelir. Koşulu davranım genellikle, doğal uyarıcının verilmesi gereken zamandan kısa bir süre önce görülür.

Koşullanma İlkeleri

          • Bitişiklik : Koşullu ve koşulsuz uyarıcıların art arda verilmesi durumu

          • Habercilik : Klasik koşullamanın meydana gelebilmesi için koşullu uyarıcının, kendisinden sonra koşulsuz uyarıcının geleceğine ilişkin haber verici nitelikte olması gerekmektedir.

          • Pekiştirme : Klasik koşullamada pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Pekiştirme, öğrenilen tepkinin organizmaya yerleşmesi ve aynı şekilde devam etmesi için yapılan işlem, pekiştireç ise bu işlem sırasında kullanılan araçlardır.

          • Genelleme : Aynı türden olan ya da birbirine benzer uyarılara karşı daha önce kazanılan tepkinin verilmesi. Bir başka deyişle, koşullu uyarıcıya benzer diğer uyarıcılara da koşullu tepki gösterme durumudur.

          • Ayırt etme : organizmanın koşullama sürecinde kullanılan koşullu uyarıcıyı diğerlerinden ayırt ederek tepkide bulunma eğilimidir.

          • Gölgeleme: İki koşullu uyarıcı birlikte verildiğinde ise, koşullama daha çok dikkati çeken koşullu uyarıcıya karşı meydana gelmekte, diğeri ise etkisiz kalmaktadır.

          • Sönme : Koşullu uyarıcının artık tek başına koşullu tepkiyi oluşturamaması. Bir başka deyişle, koşullu tepkinin kaybolması

          • Kendiliğinden geri gelme : Sönen koşullu tepkinin yeniden ortaya çıkması

          • Öğrenilmiş çaresizlik: Organizmanın ne yaparsa yapsın durumu değiştiremeyeceğini öğrenerek pasif olması ve bu pasifliği de tüm istenmeyen durumlara genellemesidir.


Klasik Koşullanmanın Sınıf Ortamındaki Yeri

Korku Şartlanması

Örneğin; sınav korkusu olan bir öğrenci, sınav kağıtlarını görünce heyecanlanabilir. Bu heyecan onun sınav başarısını düşürebilir. Öğrencinin bu korku tepkisinin korkusuzluğa dönüşmesi için, sınav başlamadan önce öğrenciye rahatlık sağlayacağı düşünülen bir olay yaratılabilir. Örneğin bir fıkra anlatarak öğrencinin heyecan düzeyi düşürülebilir. Bu olay birkaç kez tekrarlandığında, anlatılan fıkraya geliştirilen tepki sınava girme olayına gösterilmeye başlar. Öğrenci sınava korkmadan girmeyi öğrenir.

Tutumların Şartlanması

Bir çok çocuk okulda meydana gelen olumsuz davranışlar karşısında okula karşı olumsuz tutum geliştirebilir veya bunun tersi olabilir. Bununla birlikte dikkat edildiğinde okula ve öğretmene karşı olumlu tutum aynı zamanda öğrencinin başarısını en çok etkileyen temel faktördür.
EDİMSEL KOŞULLANMA

Davranışın arkasından olumlu uyarıcı verilerek yapılan koşullamaya edimsel koşullanma denir.

Örneğin; öğrenci sorunun doğru cevabını bilir ve öğretmeni ona aferin der.

Tepkisel Davranış

Işık karşısında gözbebeğimizin büyüyüp küçülmesi, terlememiz, yüzümüzün kızarması tepkisel davranışlardır.

Edimsel Davranış

Konuşma, yürüme, bisiklet sürme ya da balık tutma gibi davranışlar edimsel davranışlardır.
Edimsel Koşullanma Süreci

-Yoksunluk

-Beslenme Mekanizması

-Manivelaya Basma

Edimsel Koşullanma İlkeleri

-Pekiştirici uyarıcıyla izlenen tepkiler tekrarlanma eğilimindedir,

-Pekiştirici uyarıcılar edimsel davranışların meydana gelme olasılığını arttırır.
Olumlu Pekiştireç

Ortama konulduğunda bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcıdır.

Olumsuz Pekiştireç

Ortamdan çıkarıldıklarında belirli bir davranışın yapılma olasılığını artıran uyarıcıdır. Organizmaya rahatsızlık veren uyarıcıdır.

  • Ceza

  • Sönme

  • Kendiliğinden Geri Gelme

  • Biçimlendirme / Şekillendirme

  • Ayırt Edici Uyarıcı ve Tepkiler

  • Ayırt Edici Edim

  • Zincirleme

  • Batıl Davranışlar

  • Koşullu Anlaşma

  • Premack İlkesi



Pekiştirme Türleri

Sürekli Pekiştirme

En basit pekiştirme tarifesidir. Deneğe yeni bir şey öğretilirken kullanılır.

Kesikli Pekiştirme

Aralıklı Pekiştirme

Sabit Aralıklı Pekiştirme: Organizmanın belli bir zaman dilimi içinde yer alan davranışları pekiştirilir. Önemli olan belli bir sürenin geçmesidir. Örneğin her ay maaş almak,dönem ödevleri vs.

Değişken Aralıklı Pekiştirme: Zaman sabit değildir. Ortalama zaman önemlidir.

Oranlı pekiştirme (Ürün Önemli)

Sabit Oranlı Pekiştirme: Organizmanın belli bir sayıdaki davranışı pekiştirilir. Örneğin 5 doğru cevaba bir puan verilmesi.

Değişken Oranlı Pekiştirme: Değişen sayılardaki tepkiler pekiştirilir. Önemli olan ortalama bir tepki sayısının pekiştirilmesi
BİTİŞİKLİK KURAMLARI (WATSON-GUTHRIE)

Watson öğrenmede, sadece bitişiklik ve sıklık ilkelerini kabul etmekte, pekiştirmenin gereğine inanmamaktadır.

En Son ve En Sık İlkesi: Watson, öğrenmede pekiştirme ya da ödüllendirmeden söz etmemiştir. Watson’a göre bir uyarıcıya verilecek tepki, o uyarıcıya karşı en son yapılmış ve en sık tekrarlanmış tepkidir. Bu ilkeye en son ve en sık tepki ilkesi adı verilmektedir.

Guthrie Öğrenmenin tek bir ilkeyle açıklanabileceğini savunmuştur. Bu tek yasa bitişikliktir. Bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin, daha sonra, aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi vardır. Bir başka deyişle Guthrie’nin bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliğidir.

  • Öğrenmede Tek Deneme

  • Sonunculuk İlkesi

  • Hareket Eden Uyarıcı

  • Güdülenme / Dürtüler

  • Amaçlar

  • Pekiştirme

  • Ceza

  • Unutma


Guthrie’nin Cezanın Uygulanışına İlişin Görüşü

  • Ceza, cezalandırılan davranışın zıttı olan bir davranışı meydana getirmelidir.

  • Ceza, cezalandırılan davranışı meydana getiren uyarıcının bulunduğu bir durumda uygulanmalıdır.

  • Sadece duyguları tahrik eden ceza, cezalandırılan davranışın süreğenleşmesini sağlamaktadır.

Premack İlkesi

Bu ilke, "herhangi iki tepkiden, yapılma ihtimali yüksek olan, yapılma ihtimali düşük olanı pekiştirir" kuralına dayanmaktadır. Pekiştireç olarak, uyarıcı yerine faaliyet kullanılmaktadır. Premack ilkesi uygulanırken, hangi davranışların öğrenci için daha yüksek ve daha düşük düzeyde pekiştirici olduğu iyi belirlenmelidir.

Bu ilkenin uygulandığı öğrenciler, ikinci davranışa kilitlendiği için ilk davranışı istenilen şekilde yapamayabilirler. Çünkü zihni alacağı pekiştireçle meşguldür.

Diğer yandan, bu ilkenin çok sık uygulanması, yapılan her olumlu işin karşılığını istemeye yol açabilir. Bu nedenle ihtiyatlı olarak kullanılmalıdır.

Bir öğretmen öğrencisine "ödevini yaptıktan sonra oynayabilirsin" dediğinde, ya da sınıftaki öğrenci­lere "matematik sorularını çözdükten sonra resim yapabilirsiniz" teklifini getirdiğinde Premack ilkesini kullanmaktadır.
Alışkanlıkları Yok Etme Yöntemi

Örneğin, çocuğunu özel bir okula göndermek isteyen anne, bu fikre karşı olan babaya yavaş yavaş fikrini kabul ettirir. Okulun niteliklerinden bahseder daha sonra resmi okulları yumuşak bir şekilde eleştirir.

Eşik Yöntemi: Uyarıcı çok az dozda verilerek istenmeyen tepkinin çağrışımı, ortaya çıkması engellenir.

Bıktırma Yöntemi: Tüm uyarıcılar orijinal tepkiden, bir başka değişle, istenmeyen tepkiyi yapmaktan yoruluncaya, bıkıncaya kadar verilir. Örneğin, atı eyere alıştırmak için, atın üstüne eyer yerleştirilir, üstüne de atı terbiye eden kişi biner ve at eyeri atmaktan vazgeçinceye kadar koşturulur. Yorulunca eyeri atmaktan vazgeçip normal olarak yürümeye başlar.

Zıt Tepki Yöntemi: İstenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı ile birlikte, ona zıt olan onunla rekabet edebilecek istenen davranışı meydana getiren uyarıcı sunulur. Örneğin, kediden korkan bir çocuğa annesi kedi hediye eder. Kedi korku yaratan uyarıcıdır. Anne ise sevilen güven duyulan uyarıcıdır. İkisi birlikte sunulduğunda anneye duyulan güven kediye karşı da olacaktır.
BAĞLAŞIMCILIK KURAMI (THORNDIKE)

-Bağlaşımcılık: Thorndike uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına inanmaktadır, Bu kuram bağlaşımcılıktır. Bağlaşım, uyarıcı ve tepki arasında sinirsel bağın kurulmasına işaret etmektedir.

-Seçme ve Bağlama

-Öğrenme küçük adımlarla oluşur.

Thorndike’nin Öğrenme Kuramının Temel Kanunları

Hazır Bulunuşluk Kanunu

- Bir kişi, etkinlik göstermeye hazır ise, etkinliği yapması mutluluk verir.

- Bir kişi, etkinlik göstermeye hazır fakat, etkinliği yapmasına izin verilmese, bu durum bireyde kızgınlık yaratır.

- Bir kişi, etkinlik yapmaya hazır değil ve etkinliği yapmaya zorlanırsa kızgınlık duyar.

Tekrar Kanunu

-Uyarıcı tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlenir. Tekrar yasasının bu bölümü kullanma yasası olarak adlandırılmaktadır. Tekrar devam etmediğinde, ya da sinirsel bağ kullanılmadığında uyarıcı durumlar ve tepkiler arasında bağlaşımlar zayıflar. Tekrar yasasının bu bölümüne de kullanılmama yasası adı verilir.

Etki Kanunu

Uyarıcıya karşı yapılan tepki, haz verici bir durum yaratırsa, uyarıcı ve tepki arasındaki bağın gücü artmaktadır. Pekiştirme ile davranış biçimlendirile bilinirken; cezalandırma, istenmeyen davranışı yok etmemektedir.

BİLİŞSEL YAKLAŞIM

Bilişsel psikologlar insanı edilgen (pasif) bir yaratık olarak değil, algılayan, uyarıcıları işleyen, anlamlandıran etken (aktif) bir sistem olarak görürler. Onlara göre insanı diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik, insanın gelen uyarıcıları işleyebilme, anlamlandırabilme yeteneğidir.

Biliş: Kısaca insan zihninin dünyayı ve çevresindeki olayları anlamaya yönelik yaptığı zihinsel işlemlerin bütünüdür.

  • Dıştan alınan uyarımların algılanması

  • Elde edilen bilgilerin belleğe depolanması

  • Hatırlanması

  • Zihinsel ürünlerin kalite ve mantık yönünden değerlendirilmesi, biliş kapsamına giren zihinsel süreçlerle ilgili etkinliklerdir.


Temel İlkeleri

  • Öğrenme süreçleri insana özgü olabilir.

  • Zihinsel olaylar araştırmanın odağıdır.

  • Bireyler öğrenme sürecinde aktif bir biçimde yer alır.

  • Bilgi örgütlenir.

  • Açık davranış değişikliği görülmeyebilir.

  • Eski bilgi-yeni bilgi ilişkilendirilir


Bilişsel Yaklaşımın Öğretim İlkeleri

  • Yeni öğrenmeler önceki öğrenmelerin üzerine inşa edilir

  • Öğrenme bir anlam yüklemedir

  • Öğrenme uygulama şansı tanımalıdır

  • Öğretmen otorite figürü olmamalıdır

  • Öğrenme, öğretmen ve öğrencinin karşılıklı etkileşimi ile gerçekleşir


Davranışçı Yaklaşımla Bilişsel Yaklaşım Arasındaki Farklar

  • Davranışçı psikologlar ,davranışa neden olan ve davranışı takip eden uyarıcıları gözleyerek, öğrenmeye açıklık getirmeye çalışmışlardır.

Bilişsel kuramcılar ise, uyarıcının birey tarafından algılanmasından itibaren, bireyde meydana gelen içsel süreçler ve öğrenmeye etki eden bireysel özelliklerle ilgilenmektedirler.

  • Davranışçı yaklaşıma göre davranış öğrenilir,

Bilişsel yaklaşıma göre bilgi öğrenilir. Bilgide meydana gelen değişiklikler davranışa yansır.

  • Her iki yaklaşımda pekiştireçlere önem verir.

  • Davranışçı yaklaşımda pekiştireç davranışı kuvvetlendirir ve dıştan verilen pekiştireçler öğrenmede önemli rol oynar.

Bilişsel kuramcılara göre dıştan verilen pekiştireçler öğrenen için , yaptığı davranışın doğruluğu hakkında dönüt sağlar.

  • Her iki yaklaşımda da öğrencinin aktif olmasını gerektirir.

  • Ancak davranışçı yaklaşımda uyarıcılarla etkileşimde bulunmak ve pekiştireç almak için aktif olmalıdır.

Bilişsel yaklaşımda ise öğrenen, dikkatini kontrol ederek uyarıcıları seçerek, onları anlamlı hale getirip kodlayarak öğrenme sürecinde aktif olarak katılır.

  • Davranışçı kuramlar çoğunlukla hayvanlar üzerinde araştırmalar yaparak öğrenmeyi açıklayan genel ilkeleri bulmaya çalışmışlar. Bu nedenle basit davranışların kazandırılması üzerinde durmuşlardır.

Bilişsel kuramcılar ise kavram ve ilke öğrenme problem çözme eleştirel düşünme gibi bilişsel yönü ağırlık taşıyan daha karmaşık davranışların öğrenilmesi açıklamaya çalışmışlardır.
BİLİŞSEL KURAMLAR
Gestalt Yaklaşımı

Gestalt sözcüğü yapı biçim örüntü anlamına gelmektedir. Buna göre bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki ilişkiler algılama ve öğrenme açısından çok önemlidir. Öğeler arası ilişkiler, Gestalt psikolojisinin özünü oluşturur. Gestalt psikolojisinin temsilcileri davranışların bir bütün olduğunu, bunun parçalara ayrılamayacağını savunmuşlardır.
Gestalt Yaklaşımının İlkeleri

Şekil-Zemin İlişkisi

Bütün algılamalarda bir şekil ve bir zemin vardır.

Süreklilik İlkesi

Algı alanında bulunan ve aynı yönde giden birimlerin birbiriyle ilişkili görünme eğilimine süreklilik ilkesi denir.

Benzerlik İlkesi

Bazı özellikler şekil renk gibi birbirine benzer olan nesneler birlikte kümelendirerek algılanma eğilimi gösterirler.

Yakınlık İlkesi

Yerleştirme yönlerine göre birbirine daha yakın olan nesneler birlikte kümelendirerek algılanırlar.

Tamamlama ilkesi

Bir nesne şekil vb. uyarıcının tümü görülmese bile tümü görülüyormuş gibi algılama tam olur.
Gestalt Kuramının Eğitime Yansıması

  • Öğrencilerin içeriğin yapısını ve öğeleri arasındaki ilişkiyi görmeleri sağlanmalıdır.

  • Öğrenciler bir bütün olarak tanınmaya çalışılmalıdır.

  • Öğretim programları öğrenciyi etkin kılacak şekilde planlanmalı,uygulanmalı ve değerlendirilmelidir.

  • İçsel pekiştireçlere önem verilmelidir.

  • Yeni öğrenme konuları öğrencilerin ön bilgileriyle ilişkilendirilerek kazandırılmalıdır.

  • Öğrenmeyi sağlamak için fiziksel çevrenin yanı sıra psikolojik çevrede düzenlenmelidir.

  • Olumlu bir ders için çok örnek verip,açıklamaları öğrencilerin yapması beklenmelidir.

  • Öğrencilerin yeni öğrendikleri bilgileri unutmamaları için öğrenciler tekrar yapmaya yönlendirilmelidir.


Bilgi İşleme Kuramı

Bu kuram bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlama aşamalarıyla ilgilenir. Birey belli bir zaman ve yerde öğrendiği bilgiyi istediği yer ve zamanda uygulama yetisine sahiptir. Bu kuram bireyin;

  • Bilgiyi toplama

  • Örgütleme

  • Depolama

  • Hatırlama

aşamalarıyla ilgilenir.


Bilgiyi İşleme Kuramının İki Temel Sayıltısı Vardır:

-Öğrenme sürecine öğrenci aktif olarak katılmak zorundadır. Birey dışarıdaki uyarıcıların duyu organlarına gelmesini beklemek yerine, onları arama eğilimindedir. Birey etkileşim kurduğu uyarıcılara kendisi anlam verir ve yorumlar.

-Önbilgiler ve bilişsel beceriler öğrenmeyi etkiler. Bireyin ön bilgileri ve bilişsel becerileri duyularına gelen uyarımları anlamasına ve yorumlamasına yardımcı olur.
Bellek : Geçmiş yaşantılardan öğrenilmiş şeyleri akılda tutabilme gücü olarak tanımlanabilir.




Bellek Türleri

Bilgiyi işleme kuramına göre üç tür bellek vardır

a. Duyusal kayıt

b. Kısa süreli bellek / İşleyen Bellek

c. Uzun süreli bellek

Duyusal Bellek

  • Bilgiyi edinmenin ilk aşamasıdır. Bu aşamada çevredeki uyarıcılar , uyarıcının özelliğine göre, beş duyu organımızdan biri tarafından alınarak sinirleri uyarır.

  • Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık 1-3 saniye duyusal belleğe kayıt olur.

  • duyusal kayıt anlık bellek olarak da isimlendirilir.

  • Bilginin duyusal kayıtta korunma süresi duyu organına göre farklılık gösterir

  • Ayrıca uyarıcının şiddeti de ( görüntünün parlaklığı, sesin yüksekliği) uyarıcının duyusal kalıtta kalma süresini uzatır.

  • Ancak hangi duyu olursa olsun süre oldukça kısadır.

Kısa Süreli Bellek

  • Kısa süreli bellek duyusal belleğe gelen bilgilerin davranışa dönüşmesini ya da uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlar.

  • Kısa süreli bellekte bilgiyi korumak için sürekli tekrar etmek gerekir

  • Kısa süreli bellekte bilgiler etkindir.

  • Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır

  • Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir


Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için;

Gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, zihinsel tekrar gerekir.
Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır:

Birincisi, bilgiyi kısa süre için de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi de, zihinsel işlemlerin yapılmasıdır. Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır.
Öğrenmeyi ve hatırlamayı doğrudan etkileyen bu işlevler şunlardır:

Karşılaştırma – eşleştirme, Bütünleştirme, Tekrar, Davranış
Kısa süreli belleğe gelen bilgi;

a) bireye gerekli değilse unutulur,

b) bilgiyi korumak için tekrar edilir,

c) kodlanarak ya da

d) uzun süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek bilgi işlenir.
Uzun Süreli Bellek

  • Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir

  • Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve miktarda depolar ve asla unutmayız

  • Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır

  • Kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.


Uzun Süreli Belleğin Bölümleri

  • Anısal bellek (episodic memory): kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür

  • Anlamsal bellek (semantic memory): uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür.

  • İşlemsel belleği (procedure memory): belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür .




BELLEĞİN GELİŞTİRİLMESİ

Kümeleme ve bellek genişliği

Kümeleme olayından yararlanarak her küme içine giren birimlerin sayısını arttırabiliriz. Böylece kısa süreli bellek 7 birimlik bir kapasitede kalsa bile her birimin içeriği daha karmaşık ilişkilerin bulunduğu bir küme oluşturur

Hayal Etme (İmgeleme) ve Kodlama

Hayal etme yoluyla hatırlamayı kolaylaştırmak mümkündür. Hatırlamayı kolaylaştırmak için hatırlanacak bilgiyi veya olayı kodlama sırasında belleğe yardımcı olacak bir düzenleme kullanmak gerekir.

Herkes kendine göre belleğe yardımcı bir düzen geliştirebilir. Ancak en çok kullanılan 2 türü vardır. 1: yer çağrışımlı yöntem. 2: anahtar kelime yöntemi.

Bağlam

Bir konu belirli bir yerde belirli saatlerde belirli bir süre için öğreniliyorsa o konu en iyi yine aynı koşullar altında hatırlanır

Örgütleme (organize etme)

Öğrenme aşamasında öğrenilecek bilgiyi size anlamlı gelecek biçimde örgütlemektir

Ara-bul-geriye getir için alıştırma yapma

Bir bilgiyi kodlarken onu nasıl arayıp-bulup-geriye getireceğinizi planlar ara-bul-geriye getir ip uçlarını açık seçik belirterek alıştırma yaparsanız hatırlamanız o kadar kolaylaşır.

Altı Aşamalı Bellek Geliştirme Yöntemi

Aşama 1. Gözden geçirin

Aşama 2. Soru hazırlayın.

Aşama 3. Okuyun

Aşama 4. İlişkiler kurun

Aşama 5. Tekrar edin.

Aşama 6. Yeniden gözden geçirin
Yürütücü Kontrol Süreçleri

Öğrenme sırasında dış dünyadaki uyarıcıların duyu organları tarafından alınması ve sırasıyla duyusal, kısa süreli ve uzun süreli belleğe işlenmesi ve gerektiğinde yeniden çağrılması için gerekli olan süreçlere yürütücü kontrol süreçleri denir.
Algı

İnsanların çevrelerinden duyu organlarına gelen ayrı ayrı uyarımların anlamlı biçimde örgütleyerek duyumlarına anlam veren süreçtir. Büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.

Algıyı etkileyen bir başka etken Beklentilerdir.

  • Tamamlama

  • Yakınlık

  • Benzerlik

  • Basitlik

Zemin – Figür İlişkisi

İnsanlar çevrelerindeki birçok uyarıcıdan bazılarını figür bazılarını ise zemin olarak algılarlar

Birey figür olarak algıladığı uyarıcıyı öğrenir.

Algıda Seçicilik

-Yabancı farklı uyarıcılar dikkat çekicidir.

-Çok yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok orta derecede karmaşık uyarıcılar daha dikkat çekicidir.

-Öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker

-Bireyin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayan uyarıcılar dikkat çeker

Dikkat

  • Öğrenme, dikkat etme süreciyle başlar.

  • Uyarıcı ya da uyarıcılara tepkiye yönelmedir.

  • Hangi bilginin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler. Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar.

Kodlama

  • Uzun süreli bellekte var olan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir

Hatırlama

  • Uzun süreli bellekteki bilgiler yeri geldikçe hatırlama süreci ile kısa süreli belleğe çağrılarak etkin hale getirilir.

Örgütleme

  • Düzenleme ya da bilgiyi gruplama, tutarlı yapılar oluşturma, kodlamaya yardım eden önemli bir süreçtir.


SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

Sosyal öğrenme kuramı, davranışların kazanılmasını bilişsel süreçlerle açıklayarak davranışçı kuramcılardan ayrılır. Ayrıca öğrenmede sosyal faktörleri vurgulayarak davranışçı ve bilişsel kuramların arasında yer alır.
VYGOTSKY-SOSYOKÜLTÜREL TEORİ
Vygotsky , bireyin etkileşimde bulunduğu, ailenin, arkadaşların, öğretmenlerin, kısacası içinde yaşadığı çevrenin, ve bunların iletişim için kullandığı yazı, konuşma, dil ve kültürel sembollerin öğrenme üzerine etkilerini açıklayan bir yaklaşımın kurucusudur.
Vygotsky’e (1978) göre bilişsel gelişim çocuğun o toplumun daha gelişmiş üyeleri ile etkileşimin ürünüdür. Bu etkileşim sayesinde çocuk daha sonra karşılaştığı sorunları çözerken kullanabileceği birikimi elde eder, yeni ve karmaşık zihinsel beceriler kazanır (Çeçen, 2000).

Vygotsky’nin yaklaşımı, sosyal öğrenme ve bilişsel öğrenme teorilerini birleştirmektedir.
Vygotsky’nin gelişim ve eğitime getirdiği en önemli kavram “Yakın Gelişim Alanı” (Zone of Proximal Development)dır. Bu aynı zamanda Vygotsky’nin en çok bilinen kavramıdır.. Vygotsky’e göre çocuk için öğrenmede temel iki düzey vardır . Bunlardan birincisi hali hazırda var olan gelişim düzeyidir; çocuğun herhangi bir yetişkinin yardımı olmaksızın, bağımsız olarak kendi kendine sağlayabileceği gelişim düzeyidir.İkincisi ise ileri gelişim düzeyi; bir yetişkinin rehberliğinde çalıştığında gösterebileceği potansiyel gelişim düzeyidir. Bu ikisi arasındaki fark, çocuğun “Yakın gelişim alanıdır” (Kerr,1999; akt, Çeçen,2000).
Örnek: Altı yaşındaki bir çocuk oyuncağını kaybetmiş ve babasından yardım istemiştir. Babası en son oyuncağı nerede gördüğünü sormuş çocuk hatırlamadığını söylemiştir. Babası daha sonra soruları artırarak, odanın içinde mi dışında mı, banyo da mı, mutfakta mı gibi hatırlatıcı ve yönlendirici sorular sorunca çocuk hatırlamış ve evet arabada bırakmıştım demiş. Bu durumda, problemi ne çocuk, ne de baba tek başına çözmüştür. İkisi birlikte çözmüştür. Bu şekilde üst düzey öğrenmelerde, etkileşim çocuğun yakın gelişim alanını geliştirir (Woolfolk,1998, akt;Çeçen,2000).
Çocuğun öğrenme kapasitesinin artırmak için, çevresindeki yetişkinlerle, öğretmenlerle ve diğer çocuklarla etkileşmesi sağlanmalıdır. Çocuğun onları gözlemesi, onlarla oyun oynaması, onlardan yardım alması, bu Yakın Gelişim Alanı”na olumlu etki eder. Vygotsky çocuğun kavram gelişiminde sosyal çevrenin ve kültürün etkisinin sadece doğrudan yardım alarak değil, dil yoluyla dolaylı olarak ta var olduğunu belirtir.
Vygotsky, çalışmalarını, bilişsel gelişimde "sözlü düşünce" başlığı altında, dilin rolü üzerine yoğunlaştırmıştır.Vygotsky’e göre tüm kişisel psikolojik süreçler, çocuk ve yetişkinler arasında oluşan etkileşimle başlar. Bunun etkileşimin en önemli öğelerinden biri “dil” dir. İnsanların bütün kişisel psikolojik süreçleri, kültür tarafından biçimlendirilmiş sosyal süreçler olarak başlar.
Sosyal çevre kültürü ve dili oluşturur, dil kavram gelişimini etkiler, kavramlar düşüncenin temel taşlarıdır, böylece dil düşünceyi etkiler .
Vygotsky’ e göre oyun , çocuğun düşünce ve dil gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Oyun, okul öncesi bir çocuk için Yakın Gelişim Alanının ortaya çıkmasında büyük bir etkiye sahiptir.
Sonuçlar:

1.Düşünce ve konuşma öz oluşum bakımından farklı köklere sahiptir

2. Çocukta konuşmanın gelişmesinde düşünce öncesi bir aşama, düşüncenin gelişiminde ise dil öncesi bir aşamanın varlığı kesinlikle saptanabilir.

3. Bu ikisi belirli bir ana kadar birbirlerinden bağımsız doğrultular izlerler.

4. Belirli bir noktada bu doğrultular kesişir ve bunun üzerine düşünce sözlü, konuşmada ussal hale gelir.
“Çocuğun zihinsel gelişimi düşüncenin toplumsal araçlarına yani dile egemen olmasına bağlıdır “ (Vygotsky,1998, s.81)
Vygotsky’nin düşüncelerden yola çıkarak, öğretimsel uygulamalarda dikkat edilecek unsurlar şunlardır:

  • Çocuğun dile hakim olması için gelişme çağında onunla sürekli konuşulmalı, sorduğu sorular cevaplanmalı, ona hayal gücünü geliştirecek masallar anlatılmalıdır.

  • Öğretmenler, öğrenmenin sosyal yanını göz ardı etmemelidirler. Öğrencinin, diğer öğrencilerle ve öğretmenlerle etkileşimleri, ona sosyal, duygusal ve bilişsel özellikler kazandırır. Bu sosyal etkileşimlerle çocuk ben merkezcilikten uzaklaşır. Diğer çocukların bilgiyi nasıl kazandıklarını öğrenir. Kendini açıklamasına, başkalarının fikir, görüş ve sorunlarını tartışmasına katkıda bulunur. Özellikle Vygotsky, yetişkin rehberliğinin, yakınsal gelişim alanını etkili olarak kullanmayı sağlayarak çocuğun bilişsel gelişiminin hızlandırdığını belirtmektedir( Glassman,1994, akt;Çeçen,2000).

  • Çocuğun diğer çocuklarla etkileşimi bilişsel gelişimini besler.

  • Öğretim, çocuğun gelişimini ileriye götürebildiği ölçüde iyidir. Öğretim, çocuğun yakın gelişim alanını etkili olarak kullanmasını sağlamalıdır. Bu nedenle, doğrudan bire bir öğretim ve çocukların çocuklarla ve yetişkinlerle etkileşimlerini sağlayan öğretim biçimleri çocuğun bilişsel gelişiminde önemli rol oynar

  • Çocukların nasıl düşündüğü ve bilişsel gelişimin nasıl oluştuğu, onlara yapılacak öğretimin nasıl olması gerektiğini belirlemektedir.

  • Çocuklar yetişkinler gibi düşünemezler. Bu nedenle eğitimciler öncelikle çocukların nasıl bilişsel işlem yaptıklarını, problemlere, olaylara nasıl baktıklarını diğer bir deyişle bilişsel gelişim düzeylerini tanımalıdırlar..
  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconTamsayılar ile cebirsel ifadeler ile işlem yapma

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir icon1. Hayat kurtarmak amaci ile hava yolu açikligi saglandiktan sonra,...

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconKara yolu ile yapilan yolcu taşimaciliğI İŞlerinde risk değerlendirmesi kontrol listesi

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir icon07. 02. 2013 tarih ve 28552 sayılı R. G. ile değişik ek 42

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconBati’da insanlik, baticilarimiz ile biRLİkte, batiyor mu?

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconDers notlarını esas kitaplar ile biRLİkte

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconA. tariF (5146 s. Kanunun 1’nci maddesi ile değişik)

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir icon1 Bu Protokolün amacı; kıyı ve sahil şeritleri ile dolgu alanlarının...

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir iconMüvekkilimizin alacağının yasal faizi ile birlikte tahsili istemidir

Doğal uyarıcı ile koşullu uyarıcının birlikte verilişi beş değişik işlem yolu ile olabilir icon4822 yasa ile değİŞİK 4077 sayili tüketiCİNİn korunmasi hakkinda kanun


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com