Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan


d.ogren-sen.com > Doğru > Oturum
D.6/99 Anayasa Mahkemesi 10/99
Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan

Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Başkan, Taner Erginel, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan, Gönül Erönen.
Anayasanın 148(1) maddesi tahtında.
Yüksek Mahkeme tarafından 66/99 sayılı Yargıtay/Ceza davasında (İstinaf Eden: Ali Riza Görgün ile Aleyhine İstinaf Edilen: K.K.T.C. Başsavcılığı – Lefkoşa arasında) sunulan konu.
A r a s ı n d a.

İstinaf Eden namına Avukat Ergin Ulunay ve Avukat Talat Kürşat

Aleyhine İstinaf Edilen namına ve Başsavcılık adına Kıdemli Savcı

Güven Silman.


Mahkemeye saygısızlık suçu – Cezai ve sivil anlamda Mahkemeye saygısızlık suçu – 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 52(2) maddesi – 52(2) maddeye göre yargıç ve iddia makamının bir kişide birleştiği nedeniyle bunun doğal adalet ilkelerine ve Anayasaya aykırı olduğu iddiası – Mahkemeye saygısızlık suçu, Mahkemenin bizzat gözü önünde işlenmişse ve adaletin tecellisini engelliyorsa Yargıcın suçun işlenmesine ilişkin başka kanıt aramadan 52(2) maddeyi işleme koyup Sanığı mahkum edebilmesi.
Eşitlik ilkesi – Yasa önünde eşitlik ilkesinin hukuksal durumları benzer olanalar için sözkonusu olması – Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz .
Savunma hakkı – Yargılanan bir kişiye savunma hakkı verilmezse o yargılama adil ve sıhhatli olamaz.
Cezai yargılama – Cezai yargılamada iddia, savunma ve yargıç üçlüsünün ayrı olması adil bir yargılamanın olmazsa olmaz koşuludur.
Hukukun üstünlüğü ilkesi – Hukukun üstünlüğü ilkesinin doğal adalet ilkelerini içermesi – Doğal adalet ilkelerinin en önemlilerinden birisi yargılanan bir kimseye savunma hakkının tanınmasıdır.
KONU: 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 52. maddesinin (2). fıkrasının Anayasanın 1, 8, 17, 18, 136, 142 ve 152. maddelerine aykırı olup olmadığı.
OLAY: Sanık, Lefkoşa Kaza Mahkemesi duruşma salonunda bulunduğu bir anda, Mahkemeye saygısızlık ettiği gerekçesi ile Kaza Mahkemesi Yargıcı tarafından mahkûm edilerek 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanık kararı istinaf etti. İstinaf duruşması sırasında Sanık ilgili Yasanın 52. maddesinin (2). fıkrasının Anayasanın “Konu” başlığı altında belirtilen maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdü. Yargıtay, İlgili Yasanın 52(2) maddesinin taraflar arasındaki ihtilafın hallinde etken olduğu kanaatine vardı ve havaleyi yaptı.
SONUÇ: 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 52(2) maddesinin Anayasanın 1, 8, 17, 18, 136, 142 ve 152. maddelerine aykırı olmadığına oybirliği ile karar verildi.

Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:

  1. Attorney-General v. Newspaper Publishing PLC, (1987) 3 All E.R. 276, 229.

  2. Attorney-General v. Leveller Magazin Ltd., (1979) AC sayfa 440,449.

  3. Parashuram Detoram v King-Emperor, (1945) AC.264.

  4. A.M. 12/85 – D.11/87.

  5. A.M. 10/91 – D.5/91.


Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:

  1. Halsbury’s Laws of England 4 th Ed. Vol. 9 para.5.

  2. Comptempt of Court by C.J. Miller 2. baskı, sayfa 1.

K A R A R




KONU:

Bundan sonra sadece İlgili Yasa olarak anılacak olan değiştirilmiş şekli ile 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 52.maddesinin (2).fıkrasının Anayasanın 1, 8, 17, 18, 136, 142 ve 152.maddelerine aykırı olup olmadığı.

I.OLAY:
Sanık, 26.11.1999 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinin duruşma salonunda bulunduğu bir esnada, burada detayına girmeye gerek bulunmayan nedenlerden ötürü, Mahkemeye saygısızlık ettiği gerekçesi ile Kaza Mahkemesi Yargıcı tarafından mahkûm edilerek 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanık 29.11.1999 tarihinde dosyaladığı bir istinaf ihbarnamesi ile bazı nedenler ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
İstinafın duruşmasının yapıldığı celsede Sanık İlgili Yasanın 52.maddesinin (2).fıkrasının Anayasanın “KONU” başlığı altında belirtilen maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdü ve konunun Yüksek Mahkemeye, Anayasa Mahkemesi olarak, havale edilmesi isteminde bulundu. Yargıtay da İlgili Yasanın 52(2) maddesinin taraflar arasındaki ihtilâfın hallinde etken olduğu kanaatına vardı ve istem doğrultusunda bu havaleyi yaptı.

II.İDDİANIN GEREKÇESİ:
I. Havaleyi isteyen tarafın iddialarının gerekçesi özetle şöyledir;

Anayasanın 1.maddesi hukukun üstünlüğünü öngörmektedir. Hukukun üstünlüğü doğal adalet ilkelerini içermektedir. Esasen çağdaş ve medeni hukuk sistemlerinde doğal adalet ilkeleri her zaman göz önünde bulundurulur. İlgili Yasanın havale konusu edilen maddesi bu ilkeye tamamen ters düşmektedir. Çünkü sanığa, mahkûm edilmeden önce müdafaa hakkı verilmemektedir. Sadece ona verilecek cezaya ilişkin hafifletici sebepleri söylemesine izin verilir. Başka bir ifade ile ilgili madde hem iddia makamı hem de yargıç olarak görev yapmasına cevaz verir. Oysa ki yargı İddia Makamı, Savunma ve Yargıç üçlüsünden oluşmaktadır. Bu üçlüde iddia makamı ile yargıç bir kişide birleşirse hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yapılması gereken yargılanmanın tarafsız bir Mahkeme tarafından adil bir şekilde yapıldığı söylenemez. Ayrıca sanığa tanık çağırma hakkı verilmemektedir. Böyle bir hakkın sanığa tanınmaması Mahkemenin tarafsızlığına gölge düşmesine neden olmaktadır. Binaenaleyh İlgili Yasanın 52(2) maddesi hukuk üstünlüğünü öngören Anayasanın 1.maddesine aykırıdır.
İlgili madde Anayasanın eşitlik maddesini öngören 8.maddesine de aykırıdır. Çünkü Mahkeme içinde ve dışında işlenen suç diye bir suç ayırımı yapılmaktadır. Şöyle ki, mahkeme dışında işlenen bir suç ile itham edilen bir sanık, gerektiğinde tanık dinletmeye hakkı olduğu halde Mahkeme önünde işlenen bir suçtan ötürü yargılanan bir sanık böyle bir haktan yoksun bırakılmaktadır.
İlgili Yasanın havaleye konu olan yasa maddesi ayni zamanda Anayasanın 18(4) ve 18(5)(ç) maddelerine de aykırıdır. Bu fıkralar masumiyet karinesini ve sanığa tanıkları sorgulama hakkını öngörmektedir. Halbuki İlgili Yasanın ilgili maddesi, masumiyet prensibi ihlâl edilerek, adil bir şekilde yargılanmadan sanığın suçlu bulunmasına olanak tanımaktadır.
Anayasanın 136.maddesi mahkemelerin bağımsızlığı ile ilgilidir. Bu madde herhangi bir makam veya merciin, yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremeyeceğini tavsiye ve telkinde bulunamayacağını öngörür. Bundan güdülen gaye yargının tarafsızlığına gölge düşürülmemesini sağlamaktır. Öte yandan tarafsız ve hükümsüz konumlarını korumaları için mahkemelerin de bu gibi makam veya mercilerin yetkilerini gaspetmemesi gerekir. Bu argüman ayni zamanda Anayasanın 158.maddesi için de geçerlidir. Diğer bir ifade ile Anayasanın 158(4) ve (5).maddesi Başsavcıya KKTC Mahkemelerinde herhangi bir suç hakkında dava açma, izleme, devralma, devam ettirme veya ettirmeme yetkisini vermektedir. Halbuki, İlgili Yasanın ilgili maddesi savcılık görevini de yargıcın kullanmasına olanak tanımakla Anayasanın 158.maddesine de aykırı hareket edilmiş olur. Anayasanın 142.maddesi Mahkeme karar veya emirlerine aykırı hareket eden herhangi bir kişiyi hapis cezası da dahil olmak üzere cezalandırmayı öngörmekle birlikte burada “Mahkemeye saygısızlık suçu” belirtilmediği için Mahkeme önünde Mahkemeye karşı işlenen saygısızlık suçunun bu madde kapsamına alınabileceği düşünülemez.
Mahkeme önünde işlenen Mahkemeye saygısızlık suçu (Comtempt of Court) daha ziyade Anglo-Saxon hukuk sistemine özgüdür. Bu tür suç Türkiye ve Kara Avrupasında disiplin suçu olarak kabul edilir ve dolayısıyle bir sabıka kaydı olarak geçmez. Yaptığımız araştırmalar Mahkeme önünde işlenen “Mahkemeye saygısızlık” suçu hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen herhangi bir karara rastlamadık.

II. Başsavcılığın iddialarının gerekçesi özetle şöyledir:

Mahkemeye saygısızlık suçu kendine özgü bir suçtur. Bundan güdülen amaç yargı otoritesini sağlamak ve adaletin tecellisinde olası engelleri bertaraf etmektir. Savunma herhangi bir şekilde engellenmemektedir. Suç Mahkemenin gözü önünde Mahkemeye karşı işlenmiş bir suçtur. Mahkemenin gözü önünde işlenen suç ile mahkeme dışı başka bir yerde işlenen suç arasında eşitliğin sağlanması diye bir durum söz konusu değildir. Anayasanın 158.maddesi Başsavcıya özel yetkiler tanımıştır. Mahkemenin gözü önünde işlenen suç çok özel bir suç olup Ahkâm-ı Umumiye tarafından da tanınmaktadır. Bu suç için hemen anında ceza verilmesinin amacı adaletin yerine getirilmesinde var olan müdahaleleri ortadan kaldırmaktır. Mahkemeye verilen yetki Başsavcının yetkilerine bir tecavüz teşkil eder şeklinde yorumlanamaz.

III. İLGİLİ YASA METNİ:
9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 52.maddesi aynen şöyledir:
“52. (1) Bir kişi,
(a) yargısal işlemin yapıldığı veya yürütüldüğü bina içinde veya çevresinde, işleme veya huzurunda işlem yapılan veya yürütülen kişiye sözle veya hareket ile hürmetsizlik gösterirse; veya
(b) yargısal işlemler esnasında engelleme veya rahat-sızlığa sebep olursa; veya
(c) yargısal işlemlerin askıda veya kararlaştırılmamış olduğu sırada, işlemi yanlış aksettiren veya işlemin adil bir şekilde görülmesine halel getirici nitelikte olan veya adaletin seyrini engelleyen veya geciktiren veya işlemin huzurunda yapıldığı veya yürütüldüğü kişinin otoritesini küçük düşürücü nitelikte yazı yayınlar, konuşma yapar veya harekette bulunursa; veya
(ç) yasalar uyarınca, sadece tarafların ve avukatlarının veya başka temsilcilerinin ve mahkeme memur-larının hazır bulunmasına müsaade olunan bir yargısal işlemde alınan tanıklığı veya bir kısmını yayınlarsa; veya
(d) yargısal işlemlerde karar vermiş olan mahkeme hakkında şeref veya haysiyet veya onur kırıcı nitelikte yazı yayınlar, konuşma yapar veya harekette bulunursa;
(e) yargısal işlemlerde, tanığa gerek tanıklık yapmadan önce gerekse tanıklık yaptıktan sonra, tanıklığı ile ilgili olarak haksızca müdahaleye veya tesir etmeye, teşebbüs ederse; veya
(f) yargısal işlemlerde tanıklık yaptığı için müstahdemini azlederse; veya
(g) taşınmaz malın zilyetliğini mahkeme müzekkeresi uyarınca yakın bir geçmişte elde etmiş olan kişiden yasa dışı yollarla tekrar ele geçirirse; veya
(h )istisnai hallerde Yüksek Mahkemenin vermiş olduğu genel veya özel direktifler saklı kalmak koşuluyla
(i) bir mahkeme salonunda veya mahkemenin oturum yapmakta olduğu binada fotoğraf çeker veya çekmeye teşebbüs ederse; veya
(ii) yargıcın, ölüm sebebini tahkik eden sorgu yargıcının, mahkeme kamu görevlisi, avukat veya herhangi bir hukuk veya ceza işleminde tanık veya taraf olan herhangi bir kişinin, bu gibi bir yerde, fotoğrafını çeker veya çekmeye teşebbüs ederse veya yayınlamak maksadı ile portre veya herhangi bir şekilde resmini yaparsa; veya
(iii) (ii)’de gösterilen kişinin mahkeme salonunda veya mahkemenin oturum yapmakta olduğu binada bulunduğu esnada başka bir yerden fotoğrafını çeker veya çekmeye teşebbüs ederse; veya


  1. bu fıkranın (j) bendi kurallarına aykırı olarak çekilen bir fotoğrafı veya yapılan bir portre veya resmi veya bunların bir suretini yayınlarsa; veya


(k) yargısal bir işleme veya bu işlemin huzurunda yapıldığı veya yürütüldüğü kişiye kasten saygısızlıkta bulunursa,
suç işlemiş olur ve üç sene hapis veya beş yüz Kıbrıs Lirasını geçmeyen para cezasına veya her iki cezaya çarptırılabilir.
(2) Bu maddenin (1).fıkrasının (a), (b), (c), (h), (j) veya (k) bendleri kurallarına aykırı olarak işlenen bir suç mahkemenin gözü önünde işlenmiş ise mahkeme, suçlunun nezaret altına alınmasını emredebilir ve o günkü oturumuna son vermeden önce sanığı yargılayabilir ve yüz Kıbrıs Lirası para veya altı ay hapis cezasına veya her iki cezaya da çarptırılabilir.
(3) Bu madde amaçları bakımından-

“yargısal işlem” deyimi mahkeme salonunda, yargıç odasında veya yargıç huzurunda keşif veya inceleme yapılan yerdeki işlemi anlatır.

IV. İLGİLİ ANAYASA METİNLERİ:
“Madde 1.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan lâik bir Cumhuriyettir.


“Madde 8.

  1. Herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasa önünde eşittir. Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz.




  1. Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.




(3) Ekonomik bakımdan güçsüz olanların Anayasa ve yasalar ile elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar, bu madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.



“Madde 17.

(1) Kimse, bu Anayasa ile veya bu Anayasa gereğince kendisine gösterilen mahkemeye başvurmak hakkından yoksun bırakılamaz. Her ne ad altında olursa olsun adli komisyonlar veya istisnai mahkemeler oluşturulması yasaktır.


  1. Herkes, yurttaş hak ve yükümlülüklerinin veya kendisine karşı yapılan bir suçlamanın karara bağlanmasında, yasa ile kurulan bağımsız, tarafsız ve yetkili bir mahkeme tarafından, makul bir süre içinde adil ve açık bir surette davanın dinlenmesi hakkına sahiptir. Karar gerekçeye dayanır ve açık bir oturumda okunur.




(3) Ulusal güvenlik, anayasal düzen, kamu düzeni, kamu güvenliği veya genel ahlâk yararına olduğu veya küçüklerin çıkarları veya tarafların özel hayatlarının korunması için gerekli olduğu ve yayının, adaletin sağlanması için mahkemece zararlı görüldüğü özel durumlarda, mahkeme duruşmanın kısmen veya tamamen kapalı yapılmasına karar verebilir.


(4) Herkes:

(a) Mahkeme önüne çıkarılması nedenlerinin kendisine bildirilmesi;



(b) Davasını mahkemeye sunmak ve bunu hazırlamak için gerekli zamana sahip olmak;


(c) Delillerini göstermek veya tanıkların yasaya uygun olarak doğrudan doğruya sorguya çekilmesini istemek;


(ç) Kendisinin veya yakınlarının seçtiği bir hukukçu tutmak ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, yasanın gösterdiği şekilde kendisine parasız bir hukukçu atanması;


(d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak, hakkına sahiptir.



“Madde 18.

(1) Kimse, işlendiği zaman yasaca suç teşkil etmeyen bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu sayılamaz; herhangi bir suç için, işlendiği zaman yasanın bu suç için koyduğu cezadan daha ağır bir cezaya çarptırılamaz.


(2) Bir suçtan dolayı beraat eden veya hüküm giyen bir kişi, aynı suçtan dolayı tekrar yargılanamaz. Kimse, aynı eylem veya ihmalden dolayı, bu eylem veya ihmal ile ölüme sebebiyet verilmiş olmadıkça, iki defa cezalandırılamaz.


(3) Hiçbir yasa, suçun ağırlığı ile orantılı olmayan bir ceza koyamaz.


(4) Bir suçtan sanık herkes, suçluluğu yasaya uygun olarak ispat edilinceye kadar suçsuz sayılır.



(5) Bir suçtan sanık herkes, en azından:

(a) Hakkında yapılan suçlamanın nitelik ve nedeninin anladığı bir dilde ve etraflı şekilde derhal kendisine bildirilmesi;


(b) Savunmasını hazırlaması için yeterli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;


(c) Kendi kendini bizzat veya seçeceği veya eğer yeterli mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin sağlanması için gerekli görülüyorsa, kendisine parasız olarak atanacak bir hukukçu aracılığı ile savunmak;


(ç) İddia tanıklarını bizzat veya avukatı vasıtasıyla sorguya çekmek veya çektirmek ve savunma tanıklarını da iddia tanıkları ile aynı koşullar altında getirtmek ve sorguya çekilmelerini sağlamak;


(d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından parasız yararlanmak, hakkına sahiptir.


(6) Malların toptan müsaderesi cezasının konması yasaktır.



“Madde 136.

(1) Yargıçlar, görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, yasaya ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlarına göre hüküm verirler.


(2) Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında, mahkemelere ve yargıçlara emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.


(3) Görülmekte olan bir dava hakkında, Cumhuriyet Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz; görüşme yapılamaz veya herhangi bir demeçte bulunulamaz. Yasama ve Yürütme organları ile Devlet Yönetimi makamları, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organ ve makamlar, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.



“Madde 142.

Yüksek Mahkeme veya herhangi bir mahkeme, bir karar veya emrine uymayan herhangi bir kişiyi, sözkonusu karar veya emre uyuncaya kadar ve herhalde on iki ayı aşmayan bir süre için hapsetme yetkisine sahiptir.






“Madde 158.

(1) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesi bağımsız olup Başkanı Başsavcıdır. Başsavcının yokluğunda kendisine Başsavcı Yardımcısı vekillik eder.


(2) Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıcı atanabilmek için gerekli niteliklere sahip kişiler arasından atanır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adliyesinin daimi üyesidir. Başsavcı, Yüksek Mahkeme yargıçlarının bağlı olduğu aynı koşul ve kayıtlarla görev yapar ve görevine ancak Yüksek Mahkeme yargıçlarına uygulanan aynı nedenlerle ve aynı usulle son verilebilir.


(3) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başsavcısı, Devletin, Cumhurbaşkanının, Başbakanın, Bakanlar Kurulunun, bakanların ve diğer Devlet organlarının hukuk danışmanıdır. Kendisine bu Anayasa veya yasa tarafından verilen veya emrolunan diğer bütün yetkileri kullanır ve görevleri yapar.


(4) (a) Başsavcı, kamu yararının gereğine göre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mahkemelerinde, herhangi bir suç hakkında dava açmak, izlemek, davayı devralmak, devam ettirmek veya ettirmemek yetkisine sahiptir. Ceza mahkemelerinde, kovuşturmanın kesinyöntemi ve sorumluluğu Başsavcıya aittir. Bu yetki doğrudan doğruya kendisince veya yönerisine uygun olarak Başsavcı Yardımcısı veya savcılar tarafından kullanılır.


(b) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile, davasız çözüm-lenmesine yasa ile olanak tanınan yol trafik suçlarını, kendi yönerisi ve sorumluluğu çerçevesinde mahke-melerde kovuşturmak üzere, uygun göreceği bir polis mensubunu yetkilendirebilir.


(c) Başsavcı, gerekli gördüğü hallerde, Resmi Gazete’de yayımlayacağı bir emirname ile bakanlıkların veya diğer kamu kuruluşlarının taraf olduğu davalarda, ilgili bakanlık veya diğer kamu kuruluşlarında görevli ve avukatlık yapmak ehliyetine sahip bir hukukçuyu, bu davaları mahkemelerde yürütmekle yetkili kılabilir.


(5) Başsavcı, Devletin taraf olduğu hukuk ve Anayasa davalarında Devleti veya organlarını da temsil etme yetkisine sahiptir.


(6) Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcılar, herhangi bir mahkemede dinlenilmek hakkına sahiptirler ve bu hakkın kullanılmasında, mahkeme önüne çıkan bütün diğer kişilere karşı öncelik kazanırlar.


(7) Başsavcı, her takvim yılı sonunda, Hukuk Dairesinin genel işleyişi ve görevlerinin yürütülmesinde görülen aksaklık veya varsa nedenleri hakkında Cumhurbaşkanına, Cumhuriyet Meclisine ve Bakanlar Kuruluna rapor verir ve alınmasını gerekli gördüğü önlemler hakkında tavsiyelerde bulunur.


(8) Bu Anayasanın kuralları saklı kalmak kaydıyla, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hukuk Dairesinin kuruluşu, işleyişi, Başsavcı, Başsavcı Yardımcısı ve savcıların nitelikleri ile atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması ve diğer özlük işleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıçların güvenceleri kurallarına göre yasa ile düzenlenir.



V. İNCELEME:
Tarafların duruşma esnasında ileri sürdüğü iddia ve görüşler, Anayasaya aykırı olduğu iddia edilen hükümler, Anayasaya aykırılık iddialarına dayanıklık edilen Anayasal kurallar ve bunlar ile ilgili gerekçeler incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

Havaleyi isteyen tarafın üzerinde en fazla durduğu ve argümanlarını en çok teksif ettiği nokta Anayasanın 1.maddesinde ifadesini bulan hukukun üstünlüğü ilkesine havale konusu olan İlgili Yasanın 52(2) maddesinin aykırı olduğu noktasıdır.
Hukukun üstünlüğü ilkesinin doğal adalet ilkelerini içerdiğine kuşku yoktur. Doğal Adalet ilkelerinin en önemlilerinden biri de yargılanan bir kimseye savunma hakkının tanınmasıdır. Bu hakkın tanınmaması sonucu verilen kararın adil ve sıhhatli olduğu söylenemez. Cezai yargılamada iddia, savunma ve yargıç üçlüsünün ayrı olması adil bir yargılamanın olmazsa olmaz koşuludur.
Ayrıca iddia veya şikayetçi makamının yargıç makamı ile bir kişide birleşemiyeceği ilkesi uzun yıllardan beri kabul edilmiştir. Aksi bir durum “nemo judex in causa sua” ilkesine ters düşmektedir. Bu bakımdan gerek savunma ve gerekse iddia makamı ile yargıcın bir kişide birleşemiyeceği konusunda havaleyi isteyenler tarafından ileri sürülenleri ve ayrıca atıfta bulunulan öğreti ve içtihat kararlarında söylenenleri benimseriz.
İki tür Mahkemeye saygısızlık suçu vardır; cezai ve sivil. Önümüzdeki konu cezai saygısızlık olduğu için bu kararda sadece bu tür saygısızlık üzerinde duracağız.
Saygısızlık suçu çeşitli şekillerde tüm çağdaş ülkelerin hukuk sistemlerinde vardır. Bu suçun ihdasındaki gaye adaletin tecelli etmesi sürecinde önüne çıkan engellerin kaldırılmasıdır. Halsbury’s Laws of England 4th Ed.Vol.9 paragraf 5’de de ifade edildiği gibi saygısızlık suçu için mahkemeye verilen para cezası veya hapis cezası ile cezalandırabilme yetkisi her mahkemede olması gereken bir yetkidir. “The power to fine and imprison for a contempt committed in the face of the Court is a necessary incident to every court of Justice.” Mahkemenin elinde olan bu yetki o kadar geniştir ki, cezalandırılan eylemin mutlaka Mahkemenin gözü önünde olması gerekmez. Bu konuda yukarıda atıfta bulunulan eserin 5.paragrafına yollama yapmanın yararlı olacağı inancındayız. Sözü edilen 5.paragraf şöyledir:
5.Conduct amounting to contempt. The power to fine and imprison for a contempt committed in the face of the court is a necessary incident to every court of justice. Although the boundaries of this kind of contempt have not been precisely defined, a contempt in the face of the court may be broadly described as any word spoken or act done in, or in the precincts of, the court which obstructs or interferes with the due administration of justice or is calculated to do so. In order to constitute a contempt in the face of the court, it appears to be unnecessary that the act of contempt should take place wholly, or in part, in a court room itself; nor does it seem to be necessary that all the circumstances of the contempt should be within the personal knowledge of the judicial officer dealing with the contempt.”
Saygısızlık suçu çok eskilere dayanır. Sir John Fox’un History of Contempt isimli yapıtının 1.sayfasında belirtildiği gibi bu suçun tarihçesi 12.asra kadar dayanmaktadır. (Gör: Contempt of Court by C.J.Miller 2.baskı sayfa 1.) Suçun neyi hedeflediği ise Attorney - General v. Newspaper Publishing PLC, (1987) 3 All ER.276, 299 CA de şöyle belirtilmektedir.
“The law of contempt is based on the broadest of principles, namely that the courts cannot and will not permit interference with the due administration of justice. Its application is universal.”

Keza cezai saygısızlık (criminal contempt) için 1979 AC sayfa 440, 449 da yer alan ve Attorney – General v. Leveller Magazin Ltd. isimli kararda Yargıç Diplock şunları söyledi.

“My Lords, although criminal contempts of court may take a variety of forms they all share a common characteristic: they involve an interference with the due administration of justice, either in a particular case or more generally as a continuing process. It is justice itself that is flouted by contempt of court, not the individual court or judge who is attempting to administer it.”
Saygısızlık suçunun her çağdaş ülkenin hukuk sisteminde var olduğu bilinmektedir. Nitekim, Türkiyede de durum aynidir. Prof.Dr. Baki Kuru’nun Hukuk Muhakemeleri Usulü isimli eserin 125. sayfasında şunlar yer almaktadır.

“Hakim, duruşma âdabı (düzeni) dışına çıkan tarafı bundan yasaklar (men eder; m.78,I).

Taraflardan biri, mahkeme huzurunda uygun olmayan davranışlarda bulunursa, hâkim kendisine ihtarda bulunur. Taraf bu ihtara uymazsa, hâkim, o tarafın derhal dışarıya çıkarılmasını emreder ve gerekiyorsa kendisini bir vekil tâyinine (tutmaya) zorlar (m.70,I) 18.

Taraflardan birinin vekili (avukatı) mahkeme huzurunda uygun olmayan davranışlarda bulunursa, hâkim, vekile de ihtarda bulunur ve ihtara uymayan vekilin (avukatın) dışarıya çıkarılmasına karar verir (m.70II; AK m.58II) 19.
Hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi (dinleyici, tanık, avukat, tarafı) derhal duruşma salonundan çıkartır (m.150,II). Hâkim, gerekli olan hallerde taraflara söz verebilir; gerekli değilse tarafların söz söylemelerini yasaklar (men eder, m.150,II).
Kanun, duruşmanın disiplininin bozulduğu daha ağır hallerde, hâkime duruşmanın disiplinini bozan kimseyi20 cezalandırma yetkisini de tanımıştır (m.150,II):
Bir kimse, mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söyler veya davranışta bulunursa, derhal tutuklanır21. Hâkim, bu kimseyi 24 saat içinde dinleyerek, bir haftaya kadar hafif hapis veya 3 liradan 125 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırabilir (m.150,III; karş. CMUK m.379).
(Yukarıdaki alıntıda parantez içine alınanlar “m” Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunun maddesini, “AK” – ise, Avukatlık Kanunu’nu murat eder.)
Yukarıdaki alıntıdan da görülebileceği gibi Türkiyede de – tabii değişik biçimde- mahkemeye saygısızlık suçu vardır ve uygulanmaktadır. İddia edildiği gibi verilen ceza sabıka kaydı olarak geçmediği doğru olsa bile bu husus, suçun bizzat kendisinin bir tür suç olduğu gerçeğinin varlığına gölge düşürmez.
Bir suçun hukuka uygun bir şekilde işlendiğinin kanıtlanması ve sanığın tüm savunma haklarından yararlanması çağdaş hukuk sistemlerinin özünü teşkil etmektedir. Çünkü bir suçun işlenmesi mutlaka suçu işleyenin mahkûmiyetini intaç ettirmez. O suçu işleyen kişinin suçluluğunun her türlü makul şüpheden ari olarak iddia makamınca kanıtlanması gerekir. Mahkûmiyet, ayrıca ya tanıklar veya sanığın bizzat kendisinin ikrarı veya yasaların öngördüğü sair biçimler ile gerçekleşebilir. Yargıç kendisine ibraz edilen ve sanığın suçluluğunu kanıtlayıcı şahadeti dikkate aldıktan ve böyle bir şahadete her türlü makul şüpheden ari olarak itibar ettikten sonra sanığı mahkûm edebilir. Mahkemeye saygısızlık suçu mahkemede, yargıcın bizzat gözü önünde işlenmişse ve böyle bir davranış adaletin tecelli etmesini engelliyorsa, ilgili yargıç için suçun işlenişine ilişkin başka kanıt aramaya gerek yoktur. Böyle bir durumda adalete karşı yapılan müdahaleyi sona erdirmek için, İlgili Yasanın 52(2) maddesini işleme koymaktan başka çare yoktur. Hatta sırf adalete yapılan müdahaleye son vermek için bu maddeyi işleme koymak yargıcın adli görevinin bir parçasıdır. Mahkemeye saygısızlık suçunun kesin tarifini yapmak olanaksızdır. Bu suç olaydan olaya değişkenlik arzedebilir. Her mesele kendine has olgular çerçevesinde değerlendirilmelidir. Neyin mahkemeye saygısızlık oluşturduğuna ilgili mahkeme veya istinaf yapılması halinde buna Yargıtay karar verecektir. Hemen altını çizerek vurgulamak isteriz ki mahkemelerde böyle bir yetki bulunmakla birlikte, suçun mahiyeti icabı bu tür cezalandırma yöntemine son derece ender durumlarda ve suçun işlendiğine kesin bir şekilde kanaat getirildiği zamanlarda başvurulmalıdır. Nitekim Parashuram Detoram v King-Emperor 1945 AC 264. davasında Lord Goddard’ın söyledikleri dikkate değerdir. Lord Goddard sözü edilen içtihat kararının 270. sayfasında şunları söylemiştir.
“Their Lordships would once again emphasize what has often been said before, that this summary power of punishing for contempt should be used sparingly and only in serious cases. It is a power which a court must of necessity possess; its usefulness depends on the wisdom and restraint with which it is exercised, and to use it to suppress methods of advocacy which are merely offensive is to use it for a purpose for which it was never intended.”
Mahkemeye saygısızlık suçunun ihdas ve cezasını öngören havaleye konu İlgili Yasanın 52(2) maddesinin eşitlik ilkesini öngören Anayasanın 8.maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Mahkemeye saygısızlık suçu İlgili Yasanın 52.maddesi ile iki türde gerçekleşebilir. Bunlar mahkeme önünde işlenen ve mahkeme dışında işlenen suçlardır. Her iki suçun işleniş şekilleri değişiktir ve esasen bundan ötürüdür ki bunlar için öngörülen cezalar da değişiktir. Eşitlik ilkesi ancak hukuksal durumları benzer olanlar için sözkonusudur. Nitekim T.C. Anayasa Mahkemesi E.1996/1, K.1996/18 sayılı ve AMKD’de sayı 33, cilt 1, s.134 sayfa 142’de vurgulandığı gibi;
“Yasa önünde eşitlik ilkesi”, hukuksal durumları benzer olanlar için sözkonusudur. Bu ilkeyle, yasa önünde eşitlik, yani hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin bozulması yasaklanmıştır. Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı düzenlemeyi eşitlik ilkesini aykırı değil, geçerli kılar. Anayasa’nın amaçladığı eylemli değil, hukuksal eşitliktir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Kişisel nitelikleri ve durumları özdeş olanlar için yasalarla değişik kurallar konulamaz. Ancak, durumlarındaki değişikliğin doğurduğu zorunluluklara, kamu yararı ya da başka haklı nedenlere dayanılarak yasalarla farklı uygulamalar getirilmesiyle, eşitlik ilkesinin çiğnendiği sonucu çıkarılamaz.”
Eşitlik ilkesi için ayrıca bak AM 12/85 D.11/87 ve AM 10/91 D.5/91 sayılı içtihat kararları.
Yukarıdaki nedenlerle havale konusu maddenin eşitlik ilkesini öngören Anayasanın 8.maddesine herhangi bir aykırılığı yoktur.
Havaleye konu olan İlgili Yasanın 52(2) maddesinin Anayasanın 17 ve özellikle 18(5)(ç) maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Bu maddeler altında ileri sürülen argümanlar ise daha ziyade hukukun üstünlüğü veya hukuk devleti ilkeleri açısından incelenirken ileri sürülen argümanların aynisidir. Dolayısıyle bu maddeler üzerinde daha fazla durma gereği yoktur.
Havaleyi isteyen taraf İlgili Yasanın 52(2) maddesinin Anayasanın 136 ve 158(4) ve (5) maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş ve bu babta bu maddelerin mahkemelerin bağımsızlığını öngörürken, mahkemelere herhangi bir makam veya merciin emir veya talimat veremiyeceği buna mukabil mahkemelerin de başka makam veya merciin yetkisini gaspedemiyeceğini ileri sürdü. Bu bağlamda, mahkemenin Başsavcının yetkisine tecavüz ettiği iddia edildi. Bu iddia ile hemfikir değiliz. Daha önce söylendiği gibi mahkemeye saygısızlık suçu kendine özgü bir suçtur. Mahkemenin bu suçu, istisnai dahi olsa cezalandırma yetkisi ile donatılması halinin Başsavcının yetkilerine müdahale veya tecavüzde bulunur şeklinde yorumlanmasına olanak yoktur.
Anayasanın 142.maddesinin ise konumuz ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

VI.SONUÇ:
Sonuç olarak, 9/76 Mahkemeler Yasasının 52(2) maddesinin, Anayasanın 1, 8, 17, 18, 136, 142 ve 158.maddelerine aykırı olmadığına, oybirliği ile, karar verildi.


(Salih S. Dayıoğlu) (Taner Erginel)

Başkan Yargıç

(Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan) (Gönül Erönen)

Yargıç Yargıç Yargıç
30 Aralık 1999

EK GÖRÜŞ

Sayın Başkanın kararında belirttiği görüşlere katılıyorum. Kararda vurgulandığı gibi Mahkemeye saygısızlık suçu sui generis (kendine özgü) bir suçtur. Yargı fonksiyonunun zorunlu bir gereği olarak ortaya çıkan bu suçta sanığa suçu kabul etmeme ve dolayısıyla kendini savunma olanağı verilmemektedir. Bireyi en doğal hakkı olan kendini savunma hakkından mahrum ettiği için saygısızlık suçunun sadece zorunlu olan ender hallerde gündeme getirilmesi gerekir. Ayrıca suçun sınırlarını belirlemeye çalışmamız yararlı olacaktır.
Kanımca Mahkemeye saygısızlık suçunun sınırlarını belirlememizde bize suçun amacı yardımcı olabilir. Mahkemeye saygısızlığın bir suç haline getirilmesinin nedeni yargılamanın adil bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktır. Genellikle saygısızlık yapan kişiyi salondan çıkarmak veya gürültü yapılması halinde Mahkeme binasından uzaklaştırmak yargılamanın adil bir şekilde devamı için yeterli olduğundan saygısızlık suçunda bireylerin önemli bir mağduriyete uğramaları söz konusu değildir. Buna karşılık istisnai hallerde bireylere ciddi cezalar verilmesi gündeme gelebilir. İşte bu durumlarda hatırlamamız gereken önemli husus şudur: Bir kişiye ciddi bir ceza verebilmek için işlenen suçun mens rea yani kast unsurunu içermesi gerekir. Ceza Hukukunun en önemli prensiplerinden biri budur. Mahkeme, eğer saygısızlık yapan kişiye ciddi bir ceza vermek niyetindeyse o kişinin saygısızlık kastıyla hareket edip etmediğini araştırmak zorundadır. İstenmeyerek, yanlışlıkla veya başka amaçla söylenen sözler veya yapılan hareketler nedeniyle bir kişiyi salondan çıkarmak doğru olabilir. Çünkü yargılamanın adil bir şekilde devam etmesi bunu gerektirebilir. Ancak o kişiye daha ciddi bir ceza verilecekse Mahkemeye saygısızlık kastıyla hareket ettiğinden şüpheden ari bir şekilde emin olunması gerektiği kanısındayım.

(Taner Erginel)

Yargıç





sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconDavaciya ve rilen diSİPLİn cezasinin yasal dayanağinin anayasaya...

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconT. C. Anayasa mahkemesi

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi Başkanlığından

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi Başkanlığından

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi Başkanlığından

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi Başkanlığından

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi Başkanlığından

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconD. 4/2003 Anayasa Mahkemesi: 24/2002

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconD. 5/2003 Anayasa Mahkemesi: 35/2002

Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan iconAnayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 59. maddesine göre hazırlanmıştır


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com