Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş "m Abdullah Öcalan"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını


sayfa1/71
d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   71
ERNK mühürlü yazıların ve sahteliği mahkeme kararından anlaşıldığını, Doğu PERİNÇEK'in bir devlet operasyonu başlıklı kitabında da yayınlandığını,

Korkmaz Yiğit, Semih Tufan Gülaltay, Akm Birdal, Mesut Yılmaz suikastına ilişkin saygılarımızla biten yazının dergiye gelmiş bir yazı olduğunu,

Gizli başlıklı belgelerin Fikret BİLA'nın kitabında yayınlandığım,

Ergenekon'dan Haberler başlıklı haberleri internetten aldığını,

Aramalarda evinde çıkan Mit Müsteşarlığına ilişkin Başbakanlığa yazılmış ÇOK GİZLİ ibareli Türkiye'de bazı şahısların öldürüleceğine ilişkin bazı grupların eleman tuttuğu şeklindeki Teoman KOMAN imzalı belge ile ilgili;

Bu belgenin kendisinden çıkmadığını, arama tutanağında da olmadığını,

Daha sonra tutanağın 98. maddesinden l'den 11 l'e kadar numaralandırılmış 92 ve 93 nolu belge olarak bulunduğu hususu ile ilgili olarak;

Bunun Uğur MUMCU'nun dosyasından gelmiş olabileceğini, avukat Ceyhan MUMCU'dan Uğur MUMCU'nun öldürülme dosyasından almış olduğunu, oradan çıkmış olabileceğini, ancak bu konunun basma yansıdığını, bu konuyu hatırlamadığını,

ERGENEKON yapılanması ile alakalı basından çıktığı kadar haberi olduğunu, ERGENEKON örgüt üyesi olmadığını, İşçi Partisinin en üst organı olan Merkez Karar Kurulu Üyesi olduğunu, siyasal faaliyette bulunmak için en ileri aracın siyasi parti olduğunu, bir yasadışı örgütlenme içinde bulunmak siyasi parti yöneticiliği ve faaliyeti ile bağdaşmayacağını,

Tuncay GÜNEY'in beyanları ile ilgili;

Beyanlarında geçen Halit GÜNGEN'in 2000'E DOĞRU dergisinin Diyarbakır muhabiri olduğunu, bu konuyla alakalı hatırladığı kadarıyla 16 Şubat 1992 tarihli 2000'E DOĞRU dergisinin o sayısında kapağında Hizbullah Çevik Kuvvet Merkezinde Eğitildi başlığı atılmış olduğunu, dergide buna ilişkin fotoğrafta bulunduğunu, bundan iki gün sonra derginin Diyarbakır şubesinde Halit GÜNGEN"in öldürüldüğünü ve o tarihten beri bu olayın faili meçhul olduğunu, herhangi bir dava açılmadığını, Bu olayla alakalı Tuncay GÜNEY'e "bu çocuğu Türk Gladiosu öldürdü, bunu biz biliyoruz, ama tekrar ittifak yaptık Kemalist Sosyal İttifakı derler" şeklinde Tuncay GÜNEY'e bir beyanının olmadığını, Tuncay GÜNEY'in iddia ettiği gibi biz bazı şahıslarla alakalı fotoğrafları montaj yapıp satmadıklarını, İddia edildiği gibi Tuncay GÜNEY'den makaralı film almadığını, Tuncay GÜNEY'in belirttiği gibi DHKP/C'nin üst düzey kadrolarının polislerden oluştuğunu söylemediğini, Tuncay GÜNEY"in dediği gibi Sabancı cinayetinden sonra Sabancı Center a gittiklerini, bir şahsın açıklama yapacağını söylemiş olduğunu, gittiklerinde de böyle bir şahsın açıklama yapmadığım, Tuncay GÜNEY'i de kovduğunu,

Doğan ERBAŞ ve Doğu PERİNÇEK ile Abdullah ÖCALAN"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan ERBAŞ "m Abdullah ÖCALAN"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını,

TUNCAY GÜNEY'in beyan ettiği gibi Çevik BİR'in PKK'ya silah sattı şeklinde değil, ÇİLLER'in özel örgütünün PKK'ya silah sattığı şeklinde bazı haberlerinin olduğunu,

TUNCAY GÜNEY ile 2-2,5 yıllık bir dö^aTrr^tlannın olduğunu, ancak iddialarının hayal mahsulü olduğunu, onun iddia ettf|i Jibi Vİ^K^CÜK'ün selamı ile bazı

n ^ (- «vf^ll

haberler yayınlamadıklarını ancak Tansu ÇİLLER in özel örgütü ile alakalı olarak Susurluk döneminde bazı yayınlarının olduğunu ancak bunları Veli KÜÇÜK'ün talimatı ile yapmadıklarını,

Elizabeth SHALTON"m o dönem Amerikan konsolosu olduğunu, Amerikanın Adana konsolosu olduğunu, Tansu ÇİLER'i siyasete girmesine aracı olan şahıs olduğunu, Eşref BİTLİS'in öldürülmesi ile alakalı bu kadının parmağı olduğuna ilişkin bazı haberler yayınladıklarını, Tuncay GÜNEY'in bu beyanlarının doğru oluğunu, Tuncay GÜNEY'in bu konuda beyanları olayın tekrarından başka bir şey olmadığını ancak bu yayınladıkları şeyleri öğrendiği için yayınlamış olduğunu,

ULUSAL KANAL ile ilgili olarak;

Böyle bir soru soramayacağımızı, bu konuda ayrı bir soruşturma açmamızı gerektiğini, Ulusal Kanal televizyonunun 29 Ekim 2000 tarihinde kurulduğunu, bundan daha önce Cumhuriyet gazetesi ile birlikte ulusal bir televizyon kurulmasının gündeme geldiğini ancak o dönemde mali imkânlar yetersiz olduğu için İlhan SELÇUK"un siz yapın biz destekleyelim dediğini, İlhan SELÇUK"un da çeşitli toplantılara katıldığını, birlikte ulusal bir televizyon kurulması amacıyla bu toplantılara katıldığını, İlhan SELÇUK ile Doğu PERİNÇEK"in zaman zaman bu tür konularla alakalı görüşmeler yaptıklarını, Yeditepe İletişim AŞ diye bir yayın şirketlerinin olduğunu, bu şirket altında 1995-2000 yılma kadar Yeditepe Kanalı adı altında İstanbul da bölgesel yayın yaptıklarını, 2000 yılından sonra Türkiye çapında yayın yapma karan aldıkların ve bu karardan sonra kanallarının adının ULUSAL KANAL olduğunu, 2000 yılından itibaren İbrahim BENLİ, Murat KARA YALÇIN, Hüseyin Macit YUSUF gibi bazı şahıslan da şirket bünyesine alarak kanalın Türkiye çapma yayılması için teknik vericiler ve malzemeler alındığını ve ulusal yayına başlanıldığını, o dönem itibariyle küçük küçük bölgesel çaplı kişiler şirketin belli bir hissesine ortak olmak suretiyle bir gelir elde edildiğini, bu gelirlerin toplanmasıyla şirket ulusal yayma başladığını, Tuncay GÜNEY"in iddia ettiği şekilde Devlet BAHÇELİ"den para alınma imkanı olmadığını ancak o dönem itibariyle Mehmet PERİNÇEK'in Rus arşivlerinde Ermeni belgelerinin alınması ile alakalı bir Başbakanlık tanıtma fonundan bu belgelerin tercümesinin yapılması için bir ödeme talep edildiğini ama bu projenin kabul edilmediğini, kanal dediği şekilde kurulmuş olduğunu, Aynca televizyon araştırma ve geliştirme projesi olarak bahsedilen belgenin Ulusal kanalın kurulması gerçeği ile hiçbir alakası olmadığını, Gürbüz ÇAPAN'la da hisse devri konusunda hiçbir görüşme yapmadıklannı,

Ancak Cumhuriyet gazetesinin Cumhuriyet kanalı diye bir kanal kurduğunu daha sonra yayın hayatına başlamadığını, onlann aldığı malzemelerin bir kısmını zaman zaman kendilerine aldıklannı, bu konuyla alakalı da hem Gürbüz ÇAPAN hem de İlhan SELÇUK ile görüşmelerinin olduğunu, Tuncay GÜNEY'in Ulusal kanalın kurulmasına ilişkin yaptığı suçlamalann gerçekle hiçbir alakasının olmadığını ancak bir takım görüşmeler zaman değiştirerek ilişkiler değiştirilerek bir suç haline getirilmek istendiğini,

c)-Aramalarda elde edilen deliller;

Şüphelinin Fatih İlçesi Çakırağa Mahallesi Cerrahpaşa Caddesi No:5/9 sayılı adresinde yapılan aramada;

DİJİTAL MALZEMELER

(1) adet SEAGATE marka SN:5JVFDMZ9 seri nolu 80 GB. harddisk,

(1) adet SEAGATE marka SN:5CT0S0AR seri nolu 13 GB. harddisk,



(1) adet QUANTUM marka SN:168302767583-A seri nolu harddisk olduğu değerlendirilen cihaz,

(26) adet Disket,

(263) adet CD,

(2) adet VHS kaseti,

(1) adet PANASONIC marka 60 S model DVC,

(1) adet üzerinde Kemal BİTLİS yazılı RAKS marka 90'lık teyp kaseti,

(1) adet lacivert renkli markasız, üzerinde Made in KORE A flash disk,

Şüphelinin Fatih İlçesi Çakırağa Mahallesi Cerrahpaşa Caddesi No:5/9 sayılı adresinde yapılan aramada yapılan incelemede;
DOKÜMANLAR

Şüphelinin Fatih İlçesi Çakırağa Mahallesi Cerrahpaşa Caddesi No:5/9 sayılı adresinde yapılan aramada elde edilen;;

İSTİHBARAT NİTELİKLİ DOKÜMANLAR;

l'den 6'ya kadar numaralandırılmış üzerinde Hilton yazılı not kâğıdı incelendiğinde;

1-2-3-4-5. sayfalarında gazete haberleri ile alakalı el yazması notlar olduğu, 6. sayfasında "-M.Barlas'm kardeşi ABD'li kadına evli. Yeniköy (Veya Yeşilköy olabilir) Fahiş fiyata İngilizce dersi veriyor" şeklinde yazı bulunan not kâğıdı olduğu görülmüştür.

l'den 25' kadar numaralandırılan Ahmet Köse ibaresi ile başlayıp istifa ettirilecek ibaresi ile biten değişik ebatlarda el yazması doküman incelendiğinde;

21. Sayfasında:

Ö. A.

—Hanefi Avcı ile diyalogu var

—Zaman'm Ankara Temsilcisi ile ilişkisi var

—Poliste yenileşmeci kanadı savunan

—İng.'de devlet 8 yıl okutmuş

—Aydın ve batıcı

—İzmir Em Md. Hasan Yücesan istemiyordu —Polis okullarında konferanslar veriyor —Demirel'in vücut dilini yazdı Mersin Polis dergisinde yazdı, şeklinde yazı

24. Sayfasında:

E. D. 20-35 yaşlarında. Fethullah Gülen'in öğrencisi ve yakın adamı. İstanbul üniversitesi mezunu. Zamanda çalışıyordu. 1990'larda, tarikatın Bakırköy sorumlusu. Tarikatta çok seviliyor. Şu an ABD'de. En az üç aydır. Tel: 00 16172862785, şeklinde yazı bulunan doküman,

l'den 22'ye kadar numaralandırılan Mehmet Eymür ile konuşma ile başlayıp Selemi Selam ile biten doküman incelendiğinde; " ■











1-3 sayfalar arası; Üstünde el yazması "Doğu'ya özel" yazan, 29 Kasım 1990 Ankara tarihli M.Eymür'le konuşma başlıklı içeriğinde " Özel Harp Dairesi, Hiram Abas'm öldürülmesi, Mit" gibi konular içeren altı isimsiz imzalı istihbarat nitelikli olduğu değerlendirilen yazı,

4-8 sayfalar arası; 30.10.1990 tarihli Erekoğlu ile konuşma başlıklı içeriğinde "Mit, Darbe Mehmet Eymür Hiram ABAS, Askeri Liseler" hakkında bilgi içeren istihbarat nitelikli olduğu değerlendirilen yazı olduğu görülmüş ve 6. sayfasında "Albay'm anlattığı bir başka olay; (Biz 2000'e Doğrunun çok eski sayılarından birinde bu olayın bir yönünün yazdık, Adnan bilir) ibaresi bulunan yazı,

8-10 sayfalar arası; Üstünde el yazması "Adnan 7.10.90" yazan M. Kaynak ile görüşme başlıklı içeriğinde " MİT, darbe" gibi konular içeren istihbarat nitelikli olduğu değerlendirilen yazı,

19-21 sayfalar arası: 26.11.90 tarihli elyazması S. Yalçın imzalı, 20. sayfasının altında el yazması " Bu adam MİT'çi. Bize niçin gelmiş olabilir? Kim göndermiş olabilir? Gelip bunları söylemiş ve gitmiş. Geliş amacı bu bilgileri vermek. Adnan" ile biten içeriğinde " Özal, askeri komutanlar" hakkında bilgi içeren istihbarat nitelikli olduğu değerlendirilen yazı ve 21. sayfası imzasız Türk Halkına başlıklı mektup,

22.sayfası: 4.12.90 tarihli "Adnan'a" baylıklı "Selami, Selam" imzalı içeriğinde " MÇP, Ferruh Sezgin" hakkında bilgi içeren istihbarat nitelikli olduğu değerlendirilen yazı,

l'den 8'e kadar numaralandırılan Çevik bir Erol Özkasnak ibaresi ile başlayıp bir hükümet kurulmalı ile biten doküman incelendiğinde;

Çevik Bir-Erol Özkasnak ekibinin Amerikancı darbe girişimini açıklıyoruz başlığı altında 21 Aralık 1998'de Çevik Bir liderliğinde Mason Atatürkçüleriyle birlikte yönetime el koymayı planladıklarım, darbenin sağ-sol olmak üzere iki kanadının olduğunu, Sağ kanadın başbakanının Yalım Erez Sol Kanadın başbakanının Mümtaz Soysal olduğunu, Cumhurbaşkanlığı için Yekta Güngör Özden'de birleştiklerini ancak bunu Org. Hüseyin KIVRIKOĞLU'nun önlediğini, 28 Şubatta da darbe yapmak istediklerini bunu Org. KARADAYI'nm önlediğini,

Örgüt Şeması:

Asker: Org. Çevik Bir, Korg. Çetin Saner, Koramiral Atilla Kıyat, Tümg. Erol

Özkasnak

Mit: Miktad Alpay, Mehmet Eymür Polis: Cevdet Saral, Osman Ak

Sivil: Yekta Güngör Özden, İlhan Selçuk, Çetin Yetkin, Uluç Gürkan (el yazısı) Emekli Subay: Kemal Yavuz, Orhan Kabibay, İlhan Baş şeklinde liste bulunan

doküman

l'den 23'e kadar numaralandırılan "Sabatayıst isimlerin menşei" ibaresi ile başlayıp, Ayhan IŞIK ibaresi ile biten içeriğinde fotoğraflar bulunan doküman incelendiğinde;

Sabatayıst isimlerin menşei başlığı altında Sabatayıstlarm kullandığı belirtilen isim ve soy isimler ve Sabataylıst başlığı altında Türkiye' de Sabatay Sevi'nin tarikatına bağlı yüz binlerce insanın yaşadığı belirtilerek siyasiler, gazeteciler, sanayici-işadamı,sinema-tiyatro, eğlence, yazarlar, televizyon, bürokrasi, serbest meslek, karikatüristler, üniversite, askerler başlıkları altında Türkiye' deki tanınmış Sabatayıst olduğu belirtilen şahısların isimleri verildiği ve devamında bu isimlerden bazılarının fotoğraflarının bulunduğu doküman,



l'den 12'ye kadar numaralandırılan "bilsan ile ilişkiler nasıl başladı?" ile başlayan, hayır yoktur ile biten doküman incelendiğinde;

Üstünde el yazması Mehmet KOÇ yazan ve içeriğinde "Bilsanla İlişkiler nasıl başladı" başlığı altında yazıda Bilsan genel Yönetim Kurulu Başkam Faruk Balcı'nın yanında işe başladığını belirten bir şahsın 1981-1982 yıllarında Bilsan isimli işyerinde çalışırken gördüğü yolsuzluk ve rüşvet olaylarım anlattığı röportaj şeklinde yazılmış el yazması doküman olduğu içeriğinde;
-Sana çek verdiler. Sen de bazı adamlara çek mi veriyorsun? -Evet ben rakamları yazıyorum. Kişilere vermeyi kabul etmediğimden çeklerin dağıtımım Semih isimli biri yapıyordu. -Verdiğin oldu mu hiç?

-Hayır ne kadar verileceği bildiriliyordu bana. Teması Semih sağlıyordu. Çek verildiğini hatırladıklarım arasında o dönemin Orman Bakanlığı IBM Müdür Özgen Bey, EGO, SKK, PTT ve Milli Eğitim Bakanlığı IBM Müdürleri de vardı.

-Tarih ne zaman?

-81' in son aylarından 82' inin Mayıs aylarına kadar —ne gibi karanlık işler?

—hissettiklerim bunlar Çünkü tek basma Contmus Form fabrikası kurmak için teşvik almak çok zor bir şey değildi. Bu Baykal'sız da çözebilirlerdi. Dahası şirket yöneticileri Baykal'm evinde karargah kurmuşlardı.

—nereden biliyordun?

—çünkü bütün yemek faturaları elime ulaşıyordu. Resmi muhasebeye işlemek için. Yemekleri götüren Semih'e sorduğumda kimlerin yemekte bulunduğunu öğreniyordum. —Kimlerdi?

—F.B., Genel Müdür Ruhi, V. Ç.ve D. B.

—Yani bunlar teşvik alınmasına aracılık yapmasını sağlamak içindi —Evet, hatta İstanbul Muhasebe Müdürü geldiğinde BAYKAL' m evinde birlikte çalıştırlar. Bu arada iyice meraklanmaya başladım ve araştırmaya koyuldum. Tam bu sırada BAYKAL' a paralar gitmeye başladı. Semih götürüyordu. Muhasebe işlemleri bende olduğundan paralar elimden geçiyor ve kime gittiği biliyordum. —Kaç para götürmüştü Semih?

—İlk götürdüğü 3 milyon ikincisi ise 2 milyondu. Bunların dışında İstanbul Muhasebe Müdürünün Ankara' ya gelip verdiği ve BAYKAL' m da İstanbul' dan aldığı paralar olduğunu biliyorum. Bunların kesin miktarlarını hatırlayamıyorum şimdi.

—Proje için mi veriyorlar parayı?

-Ortada gözüken neden buydu. Bu işler dönerken Ankara Şb. Müdürü Mehmet Bey iki kez istifa etmeye kalkıştı. Nedenini sorduğumda "Faruk' un b..tan işleri" diye yanıtladı.

Bu arada İstanbul' dan para geldi. D.B.' . götürülmek üzere. Olaya bizzat tanık olmak istediğimden Semih' in Ankara' da olmamasından da yararlanıp bu kez ben götürdüm parayı. Talimat gereğince BAYKAL' ın karısına götürdüm ve bürosunda teslim ettim.

—Neredeydi bu büro?


—Sokağın ismini tam olarak hatırlayamıyorum. Cumhuriyet Gazetesi' nin bulunduğu sokaktan sonrakiydi. Konur mu Selanik mi bilemiyorum. Adı uzunca olan bir devlet dairesiydi.

—Senin tarafından verilen başka para var mı? —Tabi elbette. Hem bu kez evine götürdüm. —Nerede evi?

—Oran Setesi' nde. Tam olarak hatırlayamıyorum. Galiba ikinci kattaydı. Kapıyı açıp beni karşısında görünce telaşa kapıldı... ve BAYKAL' la konuşmaya başladık. Türkülerim nedeniyle iltifatta bulundu.

—Bu olaydan 10 gün sonra gözaltına alandım. Bir lokantada yemek yerken polis gelip ismen beni aldı. 23 gün kaldım içerde.

—Tutuklandığımda Sağmalcılar Müdürü beni apartman isimli bir gardiyana teslim edip "bu adamın bütün isteklerini yerine getirin, rahat ettirin, bir şikayet duymak istemiyorum" dedi.

—ama sen bir halk şairi ve sanatçı olduğun içindir.

.. ."şeklinde ibareler geçen doküman,
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   71

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconKürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’in 2004 Görüşme Notları

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını icon6736 sayılı “ Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconZu uzman erbaş olarak alinacak erbaş/er siniflari ve bunlarin

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconKişi, bir gruba katılmayı zorunlu gibi gösteren bir hissin içindedir....

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconTapu sicilinin açıklık ilkesine göre tutulan resmî bir sicil olduğunu,...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını icon1. 1- daha önce gss kapsamında olmayanlar ile daha önce sağlık yardımı...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconKцyьmьzьn kurulu?u olan 1878 tarihi bir ba?lang?з olarak al?n?rsa,...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconSÖzleşme kavrami : Sözleşme,belirli bir hukuki sonuç doğurmak amacıyla...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını icon1. Farklı bir hafta sonu geçirmek isteyen Asel, kahvaltısını tamamladıktan...

Doğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan\"ın yakalanmasından önce teslim olacağına ilişkin bir görüşme yapmadığını, Doğan erbaş \"m Abdullah Öcalan\"m avukatı olduğunu, daha sonra kendisi ile görüştüğünü, ancak böyle bir konuyla ilgili bir görüşmelerinin olmadığını iconTaraf gazetesine inananlara göre 2002-2003 yıllarında Çetin Doğan...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com