Medeni usul hukuku üNİte-11


d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar


MEDENİ USUL HUKUKU ÜNİTE-11

İSPAT

İspatın Konusu

İspat belirli bir vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda hâkimi ikna etme çabasıdır. İspatın konusu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardır. Bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.

Bazı durumlarda ispat faaliyeti gerçekleştirmeye gerek yoktur. İspatına gerek olmayan hâller ise şunlardır: çekişmesiz vakıalar, ikrar edilmiş vakıalar ve herkesçe bilinen ve ünlü olan olaylarında ispat edilmelerine gerek yoktur.

ÖRNEK: •Genel seçimlerin yapıldığı tarih herkes tarafından bilinen bir olaydır. Yahut uçak seferleri, tren seferleri herkesçe bilinen olaylar olup bunların ispatına gerek yoktur. Bunlar herkesçe bilinen olaylardır.

•Bir davada haksız fiile ilişkin hükümler mi yoksa sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümleri mi uygulanacağını hâkimin kendisi belirler.

İspat Hakkı

Hak arama özgürlüğünün gerçekleştirilebilmesi için tarafların iddia ve savunmalarını ispat etmelerinin sağlanabilmesi gerekir. Taraflar kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. İspat hakkı bir yük değil bir haktır.

Bir delilin hukuka aykırı olup olmadığını hâkim kendiliğinden (re’sen) dikkate alır. Yani taraflar ileri sürmese bile hâkim delilin hukuka aykırı bir delil olduğu kanaatine varırsa, o delili kullanmaktan vazgeçebilir.

İspat Yükü

Bir vakıanın kim tarafından ispat edileceğine ilişkin kurallardır. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme olmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

İspat yüküne ilişkin kural daha önce yalnızca Medeni Kanun m. 6’ da düzenlenmişken artık Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile de hüküm altına alınmıştır. (HMK.m.190).

Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.

Karşı delil gösteren taraf ispat yükünü üstüne almış olmaz.Karinelerin olması hâlinde ispat yükü karinenin aksini iddia edendedir.

Karine ise belli bir olaydan, belli olmayan bir olay için çıkartılan sonuçtur.Karineler kanuni karinelerfiilî karineler olmak üzere ikiye ayrılır.

Fiili karineler; kanun tarafından öngörülmüş olmakla beraber ispat edilen olgudan, başka bir olgunun varlığının veya yokluğunun sonucunun çıkarılmasıdır.

Kanuni karine; belli bir olaydan belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçtur. Kesin kanuni karine‐kesin olmayan kanuni karine olmak üzere ikiye ayrılır.

Kesin kanuni karinenin aksi ispat edilemez. Örneğin tapu sicilindeki hususların bilinmediği ileri sürülemez.

Kesin olmayan kanuni karinenin aksi ispat edilebilir. Örneğin, babalık karinesi, birlikte ölüm karinesi, boşanmadan sonra 3 yıl ortak hayatın kurulamaması evlilik birliğinin temelden sarsıldığına karinedir.

İspat Ölçüsü

Hâkimin dayanılan vakıayı ispatlanmış sayabilmesi için gereken kanaatin derecesidir. İspat ölçüsü tam ispat ölçüsü ve yaklaşık ispat ölçüsü olmak üzere ikiye ayrılır.

Tam ispat; bir davada aranan iddia edilen vakıanın gerçek olduğunun kabulü için gerekli ispat ölçüsüdür.

Yaklaşık ispat; ispat ölçüsünün düşürüldüğü bir durumdur. Usuli taleplerin kabulünde kullanılan ispattır.

İspata Gerek Olmayan Durumlar

İspat faaliyeti iddia edilen vakıaların gerçek olduğu konusunda hâkimde kanaat uyandırma çabasıdır. İspat faaliyeti kural olarak taraflar arasında çekişmeli olan vakıalar arasında yapılması gerekir. Çekişmesiz vakıaların ispatına gerek yoktur.

Hukuk kurallarını hâkim kendiliğinden (re’sen) uygulamak zorundadır. Bu nedenle bunlarında ispat edilmesine de gerek yoktur. Hukuk kurallarından kasıt bir uyuşmazlığın haksız fiile mi girdiği yoksa sebepsiz zenginleşme hükümlerine mi girdiğini taraflar ispatlamaz.İkrar edilmiş vakıalarında artık ispatına gerek bulunmamaktadır.

İkrar

İkrar bir tarafın, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğruluğunu bildirmesidir.

ÖRNEK: •Davacı davalıya beş bin lira ödünç verdiğini iddia eder, davalı da bu parayı ödünç olarak aldığını bildirirse, ödünç verme vakıası ikrar edilmiş olur.

İkrar taraflarca hazırlanma ilkesinin uygulandığı davalarda geçerlidir.Kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda ikrar hâkimi bağlamaz.

İkrar yapıldığı yere göre mahkeme içi ikrar mahkeme dışı ikrar olmak üzere ikiye ayrılır.

Mahkemede yapılan ikrara mahkeme içi ikrar denir. Yetkisiz ve görevsiz

mahkemede yapılan ikrar dahi mahkeme içi ikrar olarak kabul edilir. Mahkeme

içi ikrar, sözlü olarak yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir.İkrardan ancak ikrarın maddi bir hatadan kaynaklandığının ispatı hâlinde dönülebilmesi mümkündür. Bunun dışında ikrardan dönülemez. İkrar davaya son veren taraf işlemlerinden ve kabulden farklıdır.

İkrarı Türleri

İkrar, ikrar beyanının içeriğine göre üçe ayrılır. Bunlar; basit ikrar, vasıflı ikrar ve birleşik ikrardır. Bu ayrım ikrarın bölünüp bölünememesi bakımından önemlidir. İkrarın bölünmesi ise, ispat yükünün yer değiştirmesi manasındadır.

Basit ikrar

Karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın doğru olduğunu kayıtsız şartsız bildirmeye basit ikrar denir. Davacı davalıya beş bin lira ödünç verdiğini bildirir ve davalı da “evet bu parayı ödünç olarak aldım” derse bu bir basit ikrardır.

Vasıflı ikrar

Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü vakıanın doğru olduğu, ancak bunun hukuki niteliğinin iddia edildiğinden başka olduğu bildirilir. Örneğin davalı, davacıdan beş bin lira aldığını ikrar eder, fakat bu parayı ödünç olarak değil, bağış olarak aldım derse vasıflı ikrar yapmış olur.

Bileşik ikrar

Bileşik ikrarda bulunan taraf, diğer tarafın ileri sürdüğü vakıayı ikrar eder, fakat ikrarına, bu vakıadan çıkan hukuki sonucu hükümden düşüren ve bu vakıanın doğumu ile ilgili bulunmayan başka bir vakıa ekler.Bileşik ikrar bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olmak üzere

ikiye ayrılır.

Bağlantılı bileşik ikrar; bu durumda ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı mevcuttur.

DELİLLER

Genel Olarak

Hâkimi ikna etmek için kullanılan ispat araçlarına delil denir. Tarafların yükü bulunmaktadır. Somutlaştırma yükü, mahkemenin uyuşmazlığı tam tespit edebilmesi için getirilmiştir. Somutlaştırma yükü karşı tarafın kendini savunabilmesi için gereklidir. Somutlaştırma yükü iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konmasıdır. Dava açılırken ve cevap dilekçesi verilirken taraflar dayandırdıkları vakıaların hangi delillerle ispat edileceği belirtmek zorundadır. Delillerin vakıalarla bağlantısının kurulması gerekir. Herhangi bir delil gösteren taraf karşı tarafın açık izni olmadıkça o delile dayanmaktan vazgeçemez. Deliller birlikte ve aynı duruşmada (oturumda) incelenir. Hukuka aykırı yoldan edilen delil kullanılamaz. Bu durum kendiliğinden (re’sen) göz önüne alınır.

Deliller kesin deliller ve takdiri deliller olmak üzere ikiye ayrılır. Buna göre belirli miktarı geçen hukuk işlemlerin kesin delillerle ispat edilmesi gerekir. Kesin deliller ise senet, yemin ve kesin hükümdür.

Kesin Deliller

Belirli bir miktarı geçen hukuki işlemlerin kesin delillerle ispatı zorunludur.Kesin deliller; senet, yemin ve kesin hükümdür.

Senet ve belge

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199’ncu maddesiyle sadece kesin delil olan senet değil, aynı zamanda daha üst bir kavram olan belge kavramı da düzenlemeye kavuşturulmuştur. Buna göre, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi

taşıyıcıları bu kanuna göre belgedir. Senedin unsurlarının neler olduğu kanunda açıkça belirtilmemiştir. Ancak bir belgenin senet olarak kabulü için en azından belli unsurları taşıması gerekir.Senet yazılı olmalıdır. Senedin yazıldığı madde veya cismin önemi yoktur. Önemli olan dış dünyaya yansıyacak şekilde varlık kazanmış olması gerekir.Bir senet imza, mühür veya özel işaret taşımalıdır. İmza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak sureti ile yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.Senetteki kazıntı veya silintinin olması durumunda bunun ayrıca

imzalanması gerekir. Fotokopi, fax, mektup imzalanmaz ise delil başlangıcıdır.Güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler senet hükmündedir.

Senet Çeşitleri

Resmî senet

Resmî bir makam veya memurun katılımı ile hazırlanan senettir. Elektronik imza ile resmî senet düzenlenmesi mümkün değildir.Düzenleme veya onaylama biçimindeki noter senetleri ile Konsolosların düzenlediği veya onaylandığı senetler resmî senettir.Resmî senet ile adi senet arasında ispat kuvveti bakımından fark yoktur.Resmî Senetler; sahteliği ispat edilinceye kadar geçerlidir. Adi Senetler ise, aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir.

Adi senet

Resmî bir makam veya memur olmadan hazırlanan senettir. Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler kesin delil sayılır.

Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, adi senet hükmündedir.

Tarafın ve üçüncü kişiler ile resmi makamların elindeki senetlerin

ibrazı mecburiyeti

Tarafların davanın aydınlanması için ellerindeki belgeleri ibraz etmeleri zorunludur. Ancak bunun için bazı şartların oluşması gereklidir. İbrazı istenen belgenin; ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ise, isteğin kanuna uygun olduğuna mahkeme kanaat getirmiş ise, karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükût ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkeme, üçüncü kişi veya kurumun elinde bulunan bir belgenin taraflarca ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu olduğuna karar verirse, bu belgenin ibrazını emreder.Belgeyi ibraz etmesine karar verilen herkes, elindeki belgeyi ibraz etmek; belgeyi ibraz edememesi hâlinde ise bunun sebebini delilleri ile birlikte açıklamak zorundadır.

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması

Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

Senetle (Kesin Delille) İspat Zorunluluğu

Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri iki bin beş yüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.

Kesin delille ispat zorunluluğu ancak hukuki işlemler için geçerlidir. Bu nedenle hukuki ve maddi vakıalar buna tabi değildir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi

bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Senetle ispat zorunluluğunda hukuki işlemi yapıldığı zamanki değeri dikkate alınır.

Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları

Kural olarak belirli bir miktarı geçen hukuki işlemlerin senetle (kesin delille) ispatı zorunlu olsa da bu kuralın birçok istisnası vardır. Bu istisnaların olduğu durumlarda taraf iddiasını her türlü delille ispat edebilir. Bu istisnalar şunlardır:

Delil başlangıcı

Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Bir belgenin delil başlangıcı olarak kabul edilebilmesi için çeşitli

unsurları taşıması gerekir. Bu unsurlar şunlardır; Belge olmalıdır, bu belge, aleyhine kullanılacak tarafça verilmelidir veya gönderilmelidir. Hukuki işlemi tam olarak ispat etmese de onun varlığına delalet etmelidir.

Yakın hısımlar arasındaki hukuki işlemler

Kanun koyucu yakın hısımlar arasında yapılan hukuki işlemlerin ispatını senetle ispat kuralı dışına çıkartmıştır. Gerçekten yakın hısımlar arasında yapılan hukuki işlemlerde senet düzenlenmesi oldukça

güçtür. Ancak bu yakın hısımların kimler olduğu kanunda sayma sureti ile belirtilmiştir. Bunun anlamı bu sayılan hısımlar dışındaki kimselerin bu kapsama girmeyeceğidir.

Bu yakın hısımlar şunlardır:

 Altsoy – üstsoy arasında yapılan hukuk işlemler,

 Kardeşler arasında yapılan hukuki işlemler,

 Eşler arasında yapılan hukuki işlemler,

 Kayınpeder‐Kaynana ve Gelin ‐ Damat arasındaki hukuki işlemler.

İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede

bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler

Yapılan bazı hukuki işlemlerin o yörede senede bağlanmaması teamül hâlinde gelmiş olabilir. İşte taraflar bu teamül gereği yapmış oldukları hukuki işlemi bir senede bağlamazlar. Yarıcılık ve ortakçılık sözleşmesi bunlara örnek olarak verilebilir.

Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler

Bu durumda yapılan hukuki işlemin senede bağlanması konusunda maddi bir imkânsızlık bulunmaktadır. Bu durumlar sayma suretiyle belirlenmemiştir. Yangın, deniz kazası, deprem gibi işlemlerin yanında senet düzenlenmesinin olağanüstü güçlük bulunduğu durumlarda da yapılan hukuki işlemler takdiri deliller ile ispat edilebilir.

Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile (hata, hile, tehdit) aşırı yararlanma iddiaları

Yapılan hukuki işlemler şayet irade bozukluğu hâllerinde dayanılarak geçersiz oldukları iddia ediliyorsa bu durumda bunu iddia eden iddiasını takdiri deliller ile ispatlayabilmesi mümkündür. Zaten bu durum aslında hukuki işlem değil, hukuki fiil niteliğindedirler.

Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları

Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişiler o sözleşmenin tarafı olmamasına rağmen yapılan o sözleşmeden etkilendikleri için yapılan işlemin kendilerine zarar verme kastıyla muvazaalı bir şekilde yapıldığını her türlü delil ispatlayabilmeleri gerekir.

Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli

Bir senedin sahibi elinde olmayan bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolmuş ise, önce bu hususun her türlü delil ile ispatı gerekir.
Senede Karşı Senetle İspat Zorunluluğu (Kesin Delille Karşı Kesin Delille İspat Zorunluluğu)

Bir senede karşı ileri sürülen ve onu hükümden düşüren hukuki işlemlerin değeri ne olursa olsun ancak senetle ispatı mümkündür. Hukuki işlemi değeri ne olursa olsun bir kere senede bağlanmışsa, kimin arasında yapılırsa yapılsın aksi ancak senetle ispat edilebilir. Senetle ispat zorunluluğu ve senede karşı senetle ispat zorunluluğu hem taraflar hem de halefler için geçerlidir. 3. kişilere karşı ileri sürülemez.

Senede Karşı Senetle İspat Zorunluluğunun İstisnaları

Bir hukuki işlemin miktarı belirli bir miktarı geçmese dahi şayet iddia eden iddiasını senetle ispat etmiş ise artık karşı tarafta iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Buna senede karşı senetle ispat zorunluluğu denir.Ancak senede karşı senetle ispat zorunluluğunda istisnaları bulunmaktadır.Yani iddia sahibi taraf iddiasını senetle ispat etse dahi karşı taraf iddiasını şayet sayacağımız istisnai durumlar mevcut ise her türlü delil ile ispat edebilir.

Senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları şunlardır:

 Delil başlangıcı,

 Haksız fiil,

 İddianın tanıkla da ispatlanabileceğine dair delil sözleşmesi varsa,

 Hata, hile, tehdit, gabin iddiaları varsa,

 Bir senedin sahibi elinde beklenmeyen bir olay veya zorlayıcı bir nedenle yahut usulüne göre teslim edilen bir memur elinde veya noterlikte herhangi bir şekilde kaybolduğu kanısını kuvvetlendirecek delil veya emarelerin bulunması hâli,

 Senede karşı ileri sürülen hukuki işlem yangını deniz kazası, düşman istilası gibi zor durumlarda yapılmışsa,

Ancak;

 Yakın hısımlar arasındaki hukuki işlemler için eğer bir kere senet düzenlenmiş ise bu senede karşı diğer tarafta iddiasını senetle ispat etmek zorundadır.

 İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler senede bağlanmış ise artık diğer taraf aksini gene senetle ispatlamalıdır.

 Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları.

Yemin

Yemin uyuşmazlığın çözümünde, iddiasını tam olarak ispat edemeyen tarafın, iddia edilen vakıanın doğruluğu hakkında karşı taraftan istediği bir şeydir. Karşı tarafın yemin etmesi ile iddia tam olarak ispatlanamamış olarak kabul edilir. Yani yemin iddiasını ispatlayamamış tarafın son çare olarak karşı

tarafın beyanına başvurmasıdır.

Yemin iddiasını ispatlayamamış tarafın son çare olarak başvurduğu bir yoldur. Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.

Yemin usulü

Yemin teklifi için vakıanın o kimseden kaynaklanması yani o kimsenin o şeyi bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekir.Yemin teklifini taraflar yapar. Feri müdahil yemin teklifinde bulunamaması

gerekir.Yemin bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur.

Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.

Yemin, mahkeme huzurunda eda olunur. Yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker.
Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.

Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.

Kesin Hüküm

Kesin delillerin sonuncusu kesin hükümdür. Kesin hüküm kanunda sayılan delillerden biri değildir. Ancak dava konusu yapılmış bir uyuşmazlık hakkında daha önceden alınmış bir kesin hüküm varsa, mahkeme, davayı kesin hüküm nedeniyle reddeder.

Kesin hükümden bahsedebilmek için aynı davanın daha önce açılmış ve sonuçlanarak kesinleşmiş olması gerekir. Aynı davadan kasıt konusu, sebebi ve tarafları aynı olan dava anlaşılır.

Takdiri Deliller

Takdiri deliller tanık, bilirkişi, keşif, uzman görüşü ve kanunda düzenlenmemiş diğer delilerden oluşur.

Takdiri deliller ancak kesin delillerle ispatı zorunlu olmayan veya kesin deliller ile ispatın istinası olan durumlarda incelenebilir.

Tanık

Tanık belirli bir vakıa hakkında gördüğünü, duyduğunu bildiren kişilerdir.Kural olarak herkes tanık olabilir. Sanıldığının aksine yaş sınırı yoktur. Sadece tanıklık edecek kişinin olayları algılayabilecek derece temyiz gücünün olması yeterlidir.

Hiç kimse kendi davasında tanık olamaz. Tanıklık yapacak kişinin üçüncü kişi olması gerekir. Taraflar bir davada isticvap edilirler.Mahkemenin tanığı dinleyebilmesi için o vakıanın tanıklıkla ispat edilebileceğini kabul etmesi gerekir. Daha sonra tanıklık giderlerinin yatırılması gerekir. Süresi içinde gider avansını yatırmayan taraf tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılacağı ihtaren bildirilir. Ancak Yargıtay’ a göre gider yatırılmasa dahi, tanıkların dinleneceği duruşmada tanıklar hazır bulundurulursa, tanıkların dinlenebileceği kabul edilmektedir. Tanığı davet, telefon, faks, elektronik posta gibi araçlarla da yapılabilir.Ancak, bu davet için uygulanacak hükümler uygulanmaz.

Tanıklık yapma mecburiyeti

Kural olarak tanıklık yapmak mecburidir. Türk yargısına tabi olmayanlar için tanıklık yapma yükümlülüğü yoktur. Tanıklık yapmak zorunda olan kişiler kendi istekleri ile gelmemeleri hâlinde zorla getirtilebilir.

Tanıklık çekinme hakkı olmadığı hâlde çekinen kimse veya yemin etme mecburiyeti olduğu hâlde yemin etmez ise, disiplin para cezasına hükmedilir. Direnmesi hâlinde disiplin hapsine hükmedilir.

Tanıklıktan çekinme hakkı ve bu hakkın istisnaları

Kural olarak tanıklık yapmak mecburide olsa kişisel nedenlerle, sır nedeniyle ve menfaat tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkı bulunmaktadır.

Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme

Kanun koyucu belirli derecede yakın hısımlara tanıklıktan çekinme hakkı tanınmıştır. Ancak bu nedenler sınırlı sayıda sayılmıştır. Bu nedenler şunlardır:

 İki taraftan birinin nişanlısı,

 Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi,

 Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu,

 Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar,

 Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları,

 Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.

Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme

Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Ancak, 19.3.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükmü saklı kalmak üzere sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verildiği takdirde, bu kimseler

tanıklıktan çekinemezler.Kamu görevlileri görevlerinden ayrılmış olsalar bile, ilgili makamın izni ile tanıklık yapmak zorundadırlar. Sır nedeniyle tanıklıktan çekinemezler.

Milletvekillerine tanıklık yapma izni TBMM tarafından verilir. Bu iznin verilmesi durumlar milletvekilleri sır nedeniyle tanıklık yapmaktan kaçınamaz.Bakanlar kurulu üyelerine izin verecek makam Cumhurbaşkanı’dır. Bu iznin verilmesi hâlinde bir bakan devlet sırrı nedeniyle tanıklık yapmaktan kaçınamaz.

Menfaat ihlali nedeniyle tanıklıktan çekinme

Tanığın beyanı, meslek veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse, bu durumda tanık, sır nedeniyle değil menfaat ihlali nedeniyle tanıklıktan çekinebilecektir. Tanıklıktan çekinmenin caiz olmadığı hâller

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 248 ve 249’ncu maddeler ile 250’nci maddenin (a) bendindeki hâllerde tanıklıktan çekinmek caiz değildir. Tanıklıktan çekinmenin caiz olmadığı hâller şunlardır:

 Bir hukuki işlemin yapılması sırasında tanık olarak bulundurulmuş olan kimse o işlemin esası ve içeriği hakkında,

 Aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmelerinden kaynaklanan olaylar hakkında,

 Aile bireyleri arasında, ailevi ilişkilerden kaynaklanan mali uyuşmazlıklara ilişkin vakıalar hakkında,

 Taraflardan birinin hukuki selefi veya temsilcisi olarak kendisinin yaptığı işler hakkında.

Tanıkların dinlenmesi

Tanıkların dinlenmesi sırasında önce kimlik ve meslek bilgilerinin alınması gerekir. Daha sonra doğruyu söylemesi konusunda ihtar edilir ve yemin ettirilir.Tanığın yemin etmesi kuraldır. Ancak dinlendiği sırada on beş yaşını bitirmemiş olanlar ve yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar yeminsiz dinlenebilir.

Bilirkişi

Çözümü özel ve teknik bir bilgiyi gerektiren konuda görüşüne başvurulan kişiye bilirkişi denir. Hâkimlik mesleğini gerektirdiği genel ve hukuki çözüm gerektiren konularda bilirkişiye gidilemez. Bilirkişiler bölge adliye mahkemesi adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenecek olan listede yer alan kişiler arasından seçilir.Mahkeme bilirkişi olarak yalnızca bir kişiyi görevlendirebileceği gibi tek sayı olmak koşulu ile birden fazla kişide görevlendirilebilir.Kural olarak hiç kimse bilirkişilik görevini kabule zorunlu değildir. Ancak bu kuralın istisnaları vardır: Resmî bilirkişiler ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 268’inci maddesinde belirtilmiş bulunan listelerde yer almış olanlar, bilgisine başvurulacak konuyu bilmeksizin, meslek veya zanaatlarını icra etmesine olanak bulunmayanlar, bilgisine başvurulacak konu hakkında, meslek veya sanat icrasına resmen yetkili kılınmış olanlar (örneğin; doktor, ebeler mühendisler gibi) bilirkişiliği kabule zorunludurlar.

Bilirkişinin yasaklılık hâlleri ve reddi

Adil bir yargılama yapılabilmesi için bilirkişilerin de tarafsız olmaları gerekir. Bilirkişiler göreve başlamadan önce il adli yargı komisyonu huzurunda yemin ederler. Listeye kaydedilmeyenler göreve başlamadan önce yemin eder.Hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Ret talebinin kabulüne ilişkin kararlar kesindir. Ret talebinin reddine ilişkin kararlar ise ancak esas hakkındaki kararla birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Bilirkişi incelemesi ve raporu

Mahkeme, tarafların da görüşünü almak suretiyle bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında, aşağıda belirtilen hususlara yer vermek zorundadır:

 İnceleme konusunun bütün sınırlarıyla ve açıkça belirlenmesi,

 Bilirkişinin cevaplaması gereken sorular,

 Raporun verilme süresi.

Bilirkişi raporunu hazırlama süresi üç ayı geçemez. Ancak talep üzerine süre üç ay daha uzatılabilir. Bilgisine başvurulan kişi bir hafta içinde görevin uzmanlık alanına girmediği veya bir başka bilirkişilerin yardımına ihtiyacı olduğunu bildirir.

Bilirkişi raporuna taraflar iki hafta içinde itiraz edebilirler. İtiraz etmedikleri

takdirde artık rapora itiraz hakları kalmaz. Bilirkişinin belirteceği oy ve görüş bir

takdiri delil niteliğinde olup hâkimi bağlamaz. Hâkim gerektiğinde bir başka

bilirkişiyi görevlendirebilir.

Bilirkişinin yükümlülükleri ve yetkileri

Bilirkişiler yapmış oldukları işle ilgili olarak çeşitli yükümlülükleri ve

yetkileri bulunmaktadır. Bilirkişi görevini başkasına bırakamaz. Görevlendirildiği

görevi bizzat kendisi yapması gerekir. Bilirkişi sır saklamakla yükümlüdür.

Bilirkişinin sorumluluğu

Bilirkişi Türk Ceza Kanunu anlamında bir kamu görevlisidir. Ancak memur

değildir. Bilirkişiler kamu görevlisi olması sebebiyle kamu görevlilerinin işleyeceği

suçları işleyebilir.

Bilirkişilerin hukuki sorumluluğu hâkimlerin hukuki sorumluluğu ile paralel

düzenlenmiştir. Bilirkişilerin aleyhine devlete karşı tazminat davası açılabilir.

Raporun İlk derece mahkemesinde esas alındığı hâllerde dava bölge adliye

mahkemesinde, raporun bölge adliye mahkemesinde esas alındığı hâllerde dava

Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde açılır. Bilirkişinin raporun hazırlanmasından önceki aşamada, rapora hazırlık

bağlamında gerçekleştirmiş olduğu tasarruflardan kaynaklanan zararlardan

doğan hukuki sorumluluk için Adalet bakanlığı aleyhinde idari yargı yerlerinde

tam yargı davası açılır.

Keşif

Keşif mahkemenin kişiler veya eşyalar üzerinde duyu organları aracılığıyla

doğrudan bilgi sahibi olmasıdır.

Keşif kararı mahkemece talep üzerine veya kendiliğinden (re’sen) alınabilir.

Keşif hâlinde gerekirse bilirkişide hazır bulundurulabilir.

Keşif davaya bakan mahkemece yapılır. Keşif konusu, büyükşehir belediye

sınırları içerisinde ise inceleme, davaya bakan mahkeme tarafından da yerine

getirilebilir. İstinabe suretiyle de keşif yapılabilir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun

olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soy

bağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak

zorundadır.

Uzman Görüşü

Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa

alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.

Hâkim, talep üzerine veya kendiliğinden (re’sen), kendisinden rapor alınan

uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin

çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.

Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse,

hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz.

Kanunda Düzenlenmemiş Diğer Deliller

Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu öngörmediği hâllerde,

kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.

Senetsiz ispatı caiz olan davalarda akli, mantıki ve hukuka uygun yollardan

elde edilmek koşulu ile vakıaları ispatlayabilecek her türlü delil kullanılır.

Delil Sözleşmesi

Delil sözleşmesi, mevcut ya da ileride çıkabilecek bir hukuki ihtilafın, Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’ndaki delillerle ilgili kurallar kısmen ya da tamamen

bertaraf edilerek başka usullerle ve delillerle ispatlanabileceğinin

kararlaştırılmasıdır.

Delil sözleşmesi münhasır delil sözleşmesi ve münhasır olmayan delil

sözleşmesi şeklinde ikiye ayrılır. Münhasır delil sözleşmesinde taraflar yapmış

oldukları sözleşme ile aralarında çıkacak olan uyuşmazlığın çözümünde yalnızca

sözleşmede belirtilen delil veya delillerle ispat edilmesini kararlaştırırlar.

Münhasır delil sözleşmesinde dikkat edilmesi gereken husus taraflardan

birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil

sözleşmeleri geçersiz oluşudur.

Delil sözleşmesi yalnızca taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı

davalarda yapılabilir. Kendiliğinden (re’sen) araştırma ilkesinin uygulandığı

davalarda delil sözleşmesi yapılamaz.

Delil sözleşmesinin geçerli olabilmesi için delil sözleşmesinin yazılı veya

tutanağa geçirilmiş olması, hangi delillere başvurulduğunun belli olması,

uyuşmazlığın belli olması gerekir. Bu şartları sağlamayan bir delil sözleşmesi

geçerli değildir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1. Delillerin gösterilmesi ve incelenmesi ile ilgili hangisi yanlıştır?

a) Kanunda belirli bir delille ispat zorunluluğu öngörmediği hâllerde kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurabilir.

b) Delil gösteren taraf, tahkikat aşamasına kadar o delile dayanmaktan vazgeçebilir.

c) Deliller kanunda belirtilen hâller dışında davaya bakan mahkeme huzurunda incelenir.

d) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.

e) Başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilmeyen deliller, o yerde istinabe yoluyla toplanabilir.

2. Aşağıdaki delillerden hangisi hukuka uygun delil olarak kabul edilemez?

a) Boşanma davasında karısına ait günlük

b) Boşanma davasın eşin gizlice evine ses tertibatı kurması

c) Müşteri ilişkileri ile yapılan görüşmelerdeki kayda alındığı söylenen telefon görüşmeleri

d) Bir lokantada eşin bir başka kişiyle samimi olarak çekilen fotoğrafları

e) Boşanma davasında eşe ait bir telefonun çeşitli yazılımlar sayesinde gizlice dinlenmesi neticesinde elde edilen telefon kayıtları

3. İkrar ile ilgili söylenenlerden hangisi doğrudur?

a) İkrar senet, yemin gibi kesin delillerden biridir.

b) Yetkisiz ve görevsiz mahkemede yapılan ikrar geçerlidir.

c) 5000 TL aldım ama bunu daha sonra ödedim bir vasıflı ikrardır.

d) Sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrar tarafları bağlar.

e) Bağlantısız birleşik ikrar hem Yargıtay’a göre hem de doktrine göre bölünmez.

4. Aşağıdaki delillerden hangisi kanunda düzenlenmemiştir?

a) Kesin hüküm b) Senet c) Yemin d) Keşif e) Bilirkişi

5. Senetler hakkında verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

a) Elektronik imza ile resmî senet düzenlenmesi mümkün değildir.

b) Resmî senetlerin sahtelik iddiası ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açılan ayrı bir sahtelik davası ile ileri sürülebilir.

c) Resmî senet ile adi senet arasında ispat kuvveti açısından hiçbir fark yoktur.

d) Adi senetler sahteliği ispat edilinceye kadar geçerlidirler.

e) Adi senedin sahteliği ileri sürüldüğünde haksız çıkan taraf kötü niyetli ise, ancak celse harcının iki katına ve talep hâlinde diğer tarafın uğradığı zararları tazmin etmeye mahkûm edilir.


6. Ticari defterlerin delil olarak kullanılması ile ilgili söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Ticari defterlerin delil olarak kullanılmasını yalnızca taraflar isteyebilir. Hâkim kendiliğinden ticari defterlerin incelenmesini isteyemez.

b) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

c) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.

d) Ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir.

e) Ticari defterlerdeki kayıtların aksi senetle ispatlanırsa bu durumda ticari defterler sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.

7. Delil başlangıcı ile ilgili söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Cep telefonu mesajları, elektronik postalar delil başlangıcı olarak kabul edilebilirler.

b) Delil başlangıcının ileri sürülmesi hâlinde taraf iddiasını ispat etmiş sayılır ve ispat yükü karşı tarafa geçer.

c) Bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için o belgenin karşı taraftan sadır olduğunun anlaşılabilmesi gerekir.

d) Yazılı delil başlangıcı hem senetle ispat zorunluluğundan hem de senede karşı senetle ispat zorunluluğundan kurtarır.

e) Zamanaşımına uğramış kambiyo senedi delil başlangıcı olabilir.

8. Aşağıdakilerden hangisi tanıkla ispatlanamaz?

a) Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları

b) İşin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş̧ bulunan hukuki işlemler

c) Alt soy ve üst soy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler

d) Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler

e) Hukuki işlemlere ve senetlere karşı muvazaanın taraflarının muvazaa iddiaları

9. Yemin konusunda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Yemin deliline yalnızca taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda başvurulabilir.

b) Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek hâllerde yemin teklif edilmez.

c) Yemin bir taraf usul işlemi olup görevsiz ve yetkisiz mahkemede yapılan yemin geçerlidir.

d) Yemin teklifinin kabulü usuli müktesep hak teşkil eder. Bundan sonra yemin teklif eden bunu geri alamaz.

e) Yemin teklifi üzerine yeminin iadesi mümkün değildir. Yemin teklif edilen taraf ya yemin eder yahut yemin etmez davayı kaybeder.

10. Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?

a) Bir hafta

b) İki hafta

c) Bir ay

d) Üç ay

e) Hâkimin vereceği kesin süre içinde

Cevap Anahtarı

1‐B, 2‐E, 3‐B, 4‐A, 5‐D, 6‐A, 7‐B, 8‐E, 9‐E, 10‐B

REYHAN TUNA


sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconMedeni usul hukuku üNİte-10

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconMedeni usul hukuku, hukuk mahkemeleri önünde özel hukuka ilişkin...

Medeni usul hukuku üNİte-11 icon60160202anayasa hukuku üNİte 1

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconVergi usul hukuku (vergilendirme tekniĞİ, vergilendirme hukuku)

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconI- usul hukuku ile iLGİLİ beyanlarimiz

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconAile hukuku, medeni hukukun kişilerin aile çevresindeki ilişkilerini düzenleyen kısmıdır

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconCeza genel – Özel usul hukuku özet çAŞIŞma notlari

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconProf. Dr jur.İbrahim kaplan medeni Hukuk – Borçlar Hukuku Öğretim...

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconEşya Hukuku, Medeni Hukukun kişilerin eşya (mallar) üzerinde doğrudan...

Medeni usul hukuku üNİte-11 iconMiras hukuku, gerçek kişinin ölümü veya gaipliği halinde, bu kişinin...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com