Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini


d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
ULUSAL MEVZUATTA

ERKEN EVLİLİKLERİN YERİ1
Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini ifade etmekle birlikte, ülkedeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de tezahür ettiği en yıkıcı biçimdir.
Ülkemizde erken ve zorla evliliklerin en önemli gündem maddeleri arasına konulduğunu söylemek güç olmakla birlikte, son yıllarda konuyla ilgili çalışmaların arttığı sevindirici bir gelişmedir. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) 2009 yılında, erken yaşta evlilikle hakkında inceleme yapılmasına dair bir alt komisyon kurulmasına karar vermiş ve Mayıs 2009’da beş kişilik bir alt komisyon kurulmuştur. Bu alt komisyon ilk iş olarak erken evlilikler konusunu gündemine almış ve konunun sosyo - ekonomik, hukuki, eğitim ve sağlıkla ilgili pek çok yönünü incelemiştir. Meclis’te birlikte imza atan KEFEK, çocuk evliliklerini parlamentonun gündemine taşımayı başarmıştır. İki aylık yoğun bir çalışmanın sonunda, “Erken Evlilikleri İnceleme Alt Komisyonu Raporu” yayınlanmış ve vurgulanan öncelikli çözüm önerilerinden biri de, “Adalet Bakanlığı’nın ‘çocuk’ tanımını yeniden yapması gerektiği” olmuştur.
Konuya dair kayda değer çalışmalara bakıldığında sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmaları da önem arz etmektedir. Örneğin, Uçan Süpürge 2006 yılında veri toplamak ve konuya dikkat çekmek amacıyla bir pilot proje yürütmüştür. Daha sonar 2007-2008 yılları arasında bir kısa film yarışması düzenlemiş ve çeşitli festivallerde gösterilmesini sağlamıştır. Uçan Süpürge benzer şekilde Sabancı Vakfı işbirliği ile “Çocuk Gelinler: Yıkıcı Gelenekler ve Ataerkil Sosyal Mirasın Mağdurları” başlıklı bir proje yürüterek,54 ilde veri toplamaya ve ülkede farkındalık uyandırmaya çalışmıştır.

Erken ve zorla evlilikler Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında farklı kanunlarda çeşitli biçimlerde yer almıştır.



  1. Erken Evliliklerin Önlenmesine Yönelik Ulusal Mevzuatta


Gerçekleştirilen Yenilikler



  1. Anayasa


Bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirten, vatandaşların temel hak ve ödevlerini belirleyen ve temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan anayasada erken ve zorla evlilikler çeşitli maddeler altından okunabilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na baktığımızda öncelikle karşımıza “eşitlik ilkesi” çıkmaktadır. Anayasanın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinde şunlar bulunmaktadır:

Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadırlar.

Anayasanın bu maddesine, cinsiyete dayalı ayrımcılığın önlenmesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yapılan ve 21/05/2004 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmü eklenmiştir.
Erken evliliklerin kız çocukları başta olmak üzere, çocukların eğitim hayatları üzerindeki olumsuz sonuçları göz önüne alındığında, anayasanın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. Maddesi de göz önüne alınmalıdır. Bu maddeye göre;
Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun rakılamaz…”
İlköğretim kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır…”

Devlet,, maddi imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini rrebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar…”
Anayasa’da, uluslararası anlaşmalara uyum sağlanmasına yönelik 90ıncı madde “Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma” başlıklı maddeye göre;
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konuşmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletler arası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletler arası antlaşma hükümleri esas alınır denilmektedir.


  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu


17 Şubat 1926 tarihli Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlükten kaldırılarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 22 Kasım 2001’de kabul edilen ve 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren, Türkiye’de medeni hukuka dair kuralları içeren kanundur.
Türk Medeni Kanununun10 uncu maddesinde; Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti varr.ifadesi, “Erginlik” başlıklı 11. maddesinde ise; Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenmek kişiyi ergin kılar. İfadesi bulunmaktadır. Kanunun bir sonraki maddesi “Ergin kılınma” başlığı altında; On beş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. İfadesi yer almaktadır. Dolayısıyla bu maddeyle birlikte, aslında Medeni Kanunda on sekiz olan ergin olma yaşı, bazı hallerde “erken ergin olma” durumu söz konusu olduğunda erkene alınabilmektedir. Erken ergin olma iki şekilde olmaktadır:


  1. Evlenme ile ergin olma,




  1. Mahkeme kararı ile ergin kılınma.


Türk Medeni Kanunu’nun “Evlenme Ehliyeti ve Engelleri” kısmında yer alan evlenme yaşıyla ilgili bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Kanuna göre daha önce evlenme yaşı erkekler için on yedi, kadınlar için on beş iken, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nda, Anayasada yer alan “cinsiyetler arasındaki ayrımcılığı ”yasaklayan maddelere uygun düzenlemeler yapılmıştır. Daha önce kadın-erkek için farklılık gösteren evlenme yaşı ortadan kaldırılarak her iki cins içinde on yedi olarak belirlenmiştir. Buna göre Kanunun 124 üncü maddesinde;
Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba dinlenir. İfadesi yer almaktadır.
Bu yaş sınırlamasıyla on yedi yaşını doldurmuş reşit olmayan bireyler anne-baba rızasıyla evlenebilirken, ailelerin ve küçüklerin rızası olsa dahi on yedi yaşın altındaki kişilerin evlendirilmesi olağanüstü durumlar haricinde mümkün değildir.
Burada sözü edilen olağanüstü durumlar ise genellikle kadının hamile veya çocuk sahibi olduğu durumlardır. Kadının mağdur olduğu hallerde hâkim on altı yaşını doldurmuş bireylerin evlenmesine izin verebilmektedir. Bu durumda hâkim uygun bulduğunda, anne-babanın rızasının alınması şart değildir, sadece görüşleri alınabilir.
Türk Medeni Kanununda dini ve resmi nikâhın yeri de 143. maddede ifade edilmiştir:
Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere bir aile cüzdanı verir. Aile zdanı gösterilmeden evlenmenin dinî reni yapılamaz. Evlenmenin geçerli olması dinî renin yapılmasına bağlı değildir.
Verilen bu maddeden de anlaşılacağı gibi Türk Medeni Kanununa göre ülkemizde hukuken kabul edilen tek nikâh, resmi nikâhtır. Bunun haricindeki geleneksel ve dini seremonilerin resmi nitelikte hiçbir bağlayıcılıkları bulunmamaktadır.


  1. 5237sayılıTürk CezaKanunu


Türk Ceza Kanununa erken ve zorla evlilikler kapsamında baktığımızda, çocukların cinsel ihmal ve istismarına yönelik yer alan maddeler karşımıza çıkmaktadır. Kanun, çocukların cinsel istismarına yönelik fiilleri suç olarak tanımlamış ve bu suçun yetişkin kişilere karşı uygulanması durumunda “cinsel saldırı” ifadesini kullanırken, çocuklar açısından “cinsel istismar” ifadesi kullanılmıştır.
Kanunun “çocukların cinsel istismarı” başlığı altındaki 103. Maddesine göre;


  1. Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Cinsel istismar deyiminden;


  1. On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her rcinsel davranış,




  1. Diğer çocuklara karşı sadece bir tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılır.




  1. Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hüküm olunur.




  1. Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kanısı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.




  1. Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a)bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara re verilecek ceza yarı oranında artırılır.




  1. Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.




  1. Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.




  1. Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.


Ülkemizde on beş yaşından küçük kız çocukları evlendirilebilmektedir. Bu durum fark edildiğinde sanık ile anne ve babası ve mağdurenin annesi ve babası hakkında adli işlem yapılmaktadır. Mağdure on yedi yaşına gelip sanıkla resmi evlilik yapsa dahi, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 434. Maddesine benzer bir düzenleme yeni Türk Ceza Kanunu’nda bulunmadığından dolayı evlilikle bu cezadan kurtulma imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanık, annesi, babası, kayınpederi ve kayınvalidesi yargılanarak ceza alabilmektedir.
Türk Ceza Kanununun “reşit olmayanla cinsel ilişki ”başlıklı 104. Maddesine baktığımızda;
Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İfadesi görülmektedir.
Kanunun tartışmalı maddelerinden birisini 104. Madde oluşturmaktadır. Söz konusu maddede reşit olmayan bir kişiyle cinsel ilişki bir suç olarak tanımlanmasına rağmen on beş yaşını doldurmuş bir çocuk gayri resmi olarak evlendirildiğinde, bu çocuğun eşi şikâyet edilmediği müddetçe cezalandırılmamaktadır. Buradaki şikâyet hakkı sadece mağdura tanınmaktadır. Mağdur şikâyetçi olmadığı müddetçe kişi cezalandırılmayacaktır.
Türk Ceza Kanunun da resmi olmayan evliliklere yönelik bir maddede bulunmaktadır. “Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören ”başlıklı 230. Maddede dinsel törenlerle yapılan evliliklerin geçersizliği ve bu tarz evlilikleri yapanlara uygulanacak yaptırım belirtilmiştir.
Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…
Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medenî nikâh yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Evlenme akdinin kanuna re yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.




d) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
Çocuk Koruma Kanunu, korunma ihtiyacı olan ve suça sürüklenen çocukların korunmasına ve haklarının güvence altına alınmasına yönelik tedbirler ile “çocuk mahkemelerinin kuruluş, görev ve yetkilerine ”ilişkin hükümleri düzenlemek için çıkarılmış ve 2005 yılında kabul edilmiş 5395 sayılı kanundur.
Kanunun 3. maddesine göre çocuk, daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamı kişi olarak belirtilmiştir.
Çocuk ve koruma kanununda geçen çocuk tanımında belirtilen on sekiz yaş sınırı, uluslararası anlaşmalarla uyumluluk göstermekle birlikte, ulusal mevzuatımızı oluşturan diğer kanunlar ile çelişkiler yaşamaktadır.
e) 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun
Çocuk gelinler sorunu söz konusu olduğunda Ailenin Korunmasına Dair Kanun koruyucu tedbirleriyle ön planda yer alamamaktadır. Erken evliliklerin büyük çoğunluğunun resmi nikâh olmaksızın gerçekleştiriliyor olması, bunun en büyük sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla erken evlilik mağdurları bu kanunun getirdiği koruyucu tedbirlerden faydalanamamaktadırlar.
Kanunun uygulanmasında da problemler görülmektedir. Hâkimler arasında kanunun uygulamalarında bir standart bulunmamaktadır. Hâkimlerin bir kısmı kanunu sadece resmi evlilikler söz konusu olduğunda uygularken, bir kısmı kanunu uygulamak için resmi evlilik şartı aramayarak gayri resmi evliliklerde de Koruma Kanunu’nu uygulamaktadır.

1Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK), (2011). Evlilik mi Evcilik mi? Erken ve Zorla Evlilikler : Çocuk Gelinler, USAK Rapor No: 11-08, sayfa : 35-41.





sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconTürkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve teknik koşullara bağlı olarak...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconTÜRKİye insan haklari ve eşİTLİk kurumu kanunu

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconAnadolu, elmanın anavatan bölgesi içerisine girdiğinden ülkemiz değişik...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconDöküntü, bir hastalığın neden olduğu, görülebilir bir lezyondur....

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconEh neredeyse bir ermiş olduğu, sesin güzel hatta soprano olduğu çok...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini icon2 Bu Kanunun uygulanmasında, Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconBebek beslenmesinde 0-3 yaş arası kritik bir dönemdir. Bu dönemde...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconİnsan doğası ve davranışları, ekonomi ve modern finans teorisinin...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconForbes Dergisi tarafından bugün dünyanın en değerli markası olarak...

Erken ve zorla evlilikler dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’nin de en önemli sosyal sorunlarından biridir. Bu evlilikler bir insan hakları ihlalini iconİnsan haklari avrupa sözleşmesi


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com