Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code


sayfa1/6
d.ogren-sen.com > Coğrafya > Evraklar
  1   2   3   4   5   6



VENDÔME PICTURES Sunar
Bir MARK GORDON COMPANY Yapımı

YAŞAM ŞİFRESİ

(SOURCE CODE)


Oyuncular Jake Gyllenhaal, Michelle Monaghan, Vera Farmiga, Jeffrey Wright
Yönetmen Duncan Jones
Senaryo Ben Ripley
Yapımcılar Mark Gordon, Phillipe Rousselet, Jordan Wynn
Süre: 93 Dakika
Gösterim Tarihi: 08 Nisan 2011
Dağıtım: Tiglon Film

KONU
Çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code / Yaşam Şifresi zaman ve mekanla ilgili algılarımızı da sorgulayıp zorluyor. Parmak ısırtan ayrıntılar ve kalp sıkıştıran cinsten bir şüphe ile örülen filmin yönetmeni ‘Moon’ filminden de tanıdığımız Duncan Jones.

Kaptan Colter Stevens (Jake Gyllenhaal) hız treninde uyanır ve buraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri yoktur. Karşısında Christina (Michelle Monaghan) adlı kendinin tanımadığı ama belli ki kadının kendini tanıdığı birisi oturmaktadır. Tuvalette kendine sığınacak yer ararken aynada kendi yerine başkasının yansımasını görmesiyle şok olur ve cüzdanında da bir sınıf öğretmeni olan Sean Fentress’ın kimliği vardır. Aniden trenin içinde büyük bir patlama meydana gelir.

Hemen ardından Colter yüksek teknolojili bir tecrit birimine gönderilir ve uniformalılardan Goodwin (Vera Farmiga) onun gördüğü herşeyden haberdar gibidir. Colter Chicago’da bir treni havaya uçuran ve daha binlercesini de öldürmeyi planlayan bombacıyı saatler öncesinden tarif edebilmek için yüksek-önemlikli bir göreve atanır. Çok gizli bir program olan ‘yaşam şifresi’ sayesinde Colter paralel bir gerçeklikte Sean olarak davranabilmektedir.

Trene her dönüşünde Colter’ın bombacının kimliğini tanımlayabilmesi için sekiz dakikası vardır. Her seferinde yeni deliller toplasa da avı onu atlatmayı başarır. Daha fazla bilgi aldıkça, bu ölümcül faciayı önleyebileceğine daha çok inanır – elbette zaman onun önüne geçmezse.

Source Code / Yaşam Şifresi Duncan Jones (Moon) tarafından yönetilmiş ve senaryosunu da Ben Ripley (Species III) yazmıştır. Başrollerinde Jake Gyllenhaal (Brothers, Brokeback Mountain), Michelle Monaghan (Eagle Eye, Gone Baby Gone), Vera Farmiga (Up in the Air, The Departed) ve Wright (Quantum of Solace, Syriana) oynuyor. Yapımcılar Mark Morgan (Twilight, The Wedding Planner), Philippe Rousselet (Lord of War) ve Jordan Wynn. Görüntü Yönetmeni Don Burgess (Forrest Gump). Prodüksiyon Amiri Barry Chusid (2012). Kurgucu Paul Hirsch (Mission: Impossible). Kostüm Tasarımı Renée April. Ortak yapımcılar Stuart Fenegan (Moon) ve Tracy Underwood (White Oleander). Yürütücü yapımcılar Jeb Brody (Little Miss Sunshine), Fabrice Gianfermi (Lord of War) ve Hawk Koch (Untraceable).

YAPIM HAKKINDA



Karmaşık bir kurmaca olarak kaleme alınmış, görsel açıdan özgün ve zorlayıcı bir tasvirle sunulan Yaşam Şifresi izleyiciyi bilimadamlarını dahi büyülüyen, onyıllardır kurmaca yazarlarının da ilgisini çeken bir dünyaya sürüklüyor: zamanda yolculuğa.

Daha once yapımcılık yaptığı filmler arasında 2012 ve Saving Private Ryan da olan yapımcı Mark Gordon, senarist Ben Ripley’e zamanda kısa aralıklarla yolculuk edebilen bir kişi yaratma fikriyle gitti. “Ben bana mükemmel bir film fikriyle gelmişti.”diyor Gordon. “Altı aydan bir yıla kadar bir sürede beraber senaryoyu geliştirdik. Biriyle işbirliği yaptığınızda beklediğiniz çok güçlü fikirleri olan ama aynı zamanda size de dinleyip dikkate alacak birisiyle çalışmaktır; ve o da Ben idi. Çok güçlü fikirleri var ve bunlara sımsıkı sarılıyor.”

Senaryo geliştikçe Philippe Rousselet (Vendôme Pictures’ın CEO’su ve filmin yapımcılarından biri)ın da dikkatini çekti. “Senaryoyu çok beğendik,” diyor Rousselet. “Ticari bir değeri de olan böyle özgün bir hikaye bulmak çok zor. Çok dahiyane, sofistike bir aksiyon-gerilim, aynı zamanda eğlenceli de. Olaylar izleyiciye karakterle iyice aşina oldukça sunuluyor ve bu da daha eğlenceli kılıyor. Her gün böyle bir senaryoyla karşılaşma şansınız olmuyor.”

Ripley’in aklındaki zamansal sıralamayla ilerlemeyen ve bilimkurgusal dönemeçleri olan bir film. “Bir hikayeyi geleneksel yollardan anlatmayan filmlerden çok etkileniyorum.” diyor. “Farkettim ki zaman yolculuğunda ilk deneyimler çok da heyecanlı olmuyor. Yüzyıllarca öteye değil, birkaç dakika veya saat öncesine ancak gidilebiliyor. Bu teknolojinin ancak bir laboratuvar deneyinde kazaara ortaya çıkabileceğini ve Savunma Departmanı tarafından el konulacağını düşünürüz. Halen ne yapacaklarını bilmiyor ama deneylere devam ediyorlar. Görevini tamamlaması için sadece sekiz dakikaya sahip olması bir aciliyet de katıyor çünkü toplayacağı bilginin bir limiti var.”

Senarist, zaman yolculuğunun bir gün gerçek olabileceğini öne sürmeye niyetli. “Zamanda yolculukla ilgilenen bilimadamlarının bahsetmekten en çok hoşlandığı kısım geleceğe yolculuk. “Işık hızına yakın hızda yol aldığınızda saatinizi yavaşlatmayı başarabiliriz, bu da gelecekte hareket edebilmenizi sağlar. Geçmişe yolculuk ise daha problematic ve tam olarak nasıl işleyeceğini bilmediğimiz bir durum. Fiziğe gore geçmiş değiştirilemez. Öneri olarak parallel evren ortaya atılır; bizimkine eş ama kopya bir gerçeklik. Yaşam Şifresi başka bir gerçekliğe sekiz dakikalık bir sure için geçebilme şansı sunuyor.”

Senaryoyu Ripley ile geliştirdiğimizde, Gordon, Kaptan Colter Stevens’I oynaması adına oyuncu Jake Gyllenhaal’a gönderdi. “Jake ile The Day After Tomorrow’da beraber çalışmıştık,” diyor Gordon. “İrtibatta kalmaya devam ettik ve beraber yapabileceğimiz bir film düşünüyorduk. Senaryo için çok heyecanlıydı ve farklı fikirlerle doluydu. Jake bu filmin oluşumunda çok önemli bir rol oynadı.”

Filmin çoğunluğu Chicago’ya giden ve her gün binlerce yolcu taşıyan banliyo treninde geçiyor. Fakat bu yolculardan biri için bu sıradan günlerden biri olmayacak. Amerikan Ordusu’nda bir Karaşahin helikopter pilotu olan Colter Stevens zorlu bir görevdedir. “Kendini bir sabah bir trende bulur ve oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri yoktur.,” diyor Gyllenhaal. “Karşısında Christina (Michelle Monaghan) adlı kendini tanıyormuş gibi davranan bir kadın oturmaktadır. Bu da aklını iyiden karıştırır. Sonra da aynada kendi yansımasını görür ama gördüğü kendisi değildir.”

Dakikalar sonra Colter anlar ki trene gelecekte birkaç saat ileri gönderilerek gelmiştir. “Filmdeki karakterler için bile yaşam şifresi tam olarak bilinir değildir.” diyor Ripley. “Yaşam Şifresi dünyasından ayrıldığımızda ne oluyor. Biz gitmeden once de var mıydı? Bilemiyoruz.”

Zamanda yolculukla ilgili kült film Donnie Darko’da da oynayan Gyllenhaal, filmin önermesinden etkilenirken, karakterinin barındırdığı oyunculuğunu zorlayacak zorluklardan da etkileniyor. ,“Zaman kavramından çok etkileniyorum, o yüzden işin o kısmını irdelemeyi çok seviyorum,”diyor oyuncu. “Colter’ı anlamak için özümsemem gereken çok şey vardı, özellikle ön-yapım sürecinde. Genel olarak tekrar ve tekrar yaşamak durumunda kaldığı sekiz dakika yayında takılı kalıyor.”

Başrol olarak anlaşmaya imza atan Gyllenhaal yapımcılara, ilk filmi Moon ile kendisini çok etkilemiş olan yönetmen Duncan Jones’u önerdi. “Moon ilk anından sonuna kadar çok etkileyiciydi,” diyor. “İzledikçe Duncan’ın film dilinin ne kadar akıcı olduğunu farkettim. Hikaye anlatımı o kadar çevik ki, hemen onunla çalışmayı düşündüm.”

Gordon Moon’u izleyip Gyllenhaal’un önerisi üzerine Duncan Jones ile görüştü. “Moon’da tek bir actor ve tek bir mekanı o kadar iyi kullanmış ki,” diyor Gordon. “Filmimizin büyük çoğunluğu tren ve arabada geçiyor olsa da, klostrofobik bir his vermiyor. Çok fazla olup biten var.”

Jones’un Moon filminde orijinal ve tamamıyla inandırıcı bir dünya yaratabilme yeteneği onun seçilmesinde büyük etken oldu diyor Rousselet. “Duncan kendine özgü görsel dünyasını da projeye kattı. Mükemmel bir yapımcı ve çok güçlü bir hikaye anlatıcısı ve bud a Yaşam Şifresi için tam ihtiyacımız olan şeydi. Duncan görsellik konusunda olduğu kadar aktörler ve hikaye anlatımında da tutkuyla çalışan biri. Bu anlamda bütüncül bir yönetmen.”

Yaşam Şifresi’nun zaman, kimlik ve insane yön arayışında Jones’ın ilk filmine gore farklar var. “Duncan gerçekliği bir nebze değiştirerek sunmaya ilgili,” diyor Gyllenhaal. “Aynı zamanda bilinçaltının derinlerinde inmesini biliyor. İki filminde de başta kayıp birisini ve sonrasında içinde bulundukları garip durumdan çıkmanın yollarını arayan birini görüyoruz. Ne yapıyor olduklarını ve neden orada olduklarını anlamaya çalışıyorlar.”

İlk filmiyle ne kadar övgü ve ilgi çekmiş olsa da Jones başta başka bir bilimkurgu filmi daha yapmak istemiyordu. “Ama senaryoyu çok sevdim. Çok sıkı yazılmış ve hareketli bir hikaye. Aynı zamanda Jake Gyllenhaal’un da hayranıyım. Onunla çalışma fırsatını kaçırmak istemedim.”

Yönetmen belli olduğunda Gyllenhaal ile hemen fikir alışverişine başladılar. İkisinin de senaryonun ne yöne gideceğine dair güçlü fikirleri vardı. “İnanılmaz bir işbirliği geliştirdik,” diyor Jones. “İlk başta masaya yatırdığımızdan daha fazla espri anlayışı da ekledik ve bu beni çok memnun ediyor. Aşk hikayesi de daha güçlü ve dokunaklı bir hal aldı, o kadar ki seviyesini ben de film çekilirken farkettim.”

Jones için bilimsel verilere dalmak her ne kadar önemliyse de, anlatım üzerine yoğunlaşmayı tercih etti. “Kendime o tarafa yönelmeye daha çok izin verseydim hikaye anlatımını engellemiş olacaktım.” diyor. “Felsefe ve bilimde azımsanmayacak bir evveliyatım var, o yüzden önerilen üzerinden gitmek daha doğru gibiydi. Kuralları ve hikayenin kurallar dahilinde nasıl anlatılacağını kavramıştım ama aklımın orada takılmasına izin vermedim.”

Hikayenin çözülümü her bir yaşam şifresinun çözülmesiyle gelişiyor. “Puzzle gibi çözülüyor olması oldukça etkileyiciydi,” diyor Jones. “Mesela mekan sayısı oldukça kısıtlı ve hepsi bir şekilde kendi içinde kapalı yerler. Karakterleri birbirinden ayırırken geri döndürdüğünüzde farkı farketmelerini nasıl sağlayabilirdik? İnce geçişler olsa da? Zorluğun bir kısmı dab u evrimi sağlamak oldu. Film ilerledikçe bir çok şey aydınlığa çıkıyor.

“Hikayenin güzel yanı sürekli yeni bir şey keşfetmenizi sağlaması.,” diyor Jones. “Colter her bir tekrara ya da filmdeki adıyla ‘yaşam şifresi’na daha fazla bilgiyle dönüyorç Herbir seferinde duruma yeni birşey ekleniyor. Zorlandığımız nokta her bir şifresi nasıl akılda kalıcı tutup izleyiciye onları hikayeyle bağlantılı tutacak birşey vereceğimizdi.”

Yaşam Şifresi yeni tür bilimkurgu hikaye anlatımının öncül örneklerinden diyor yönetmen. “Espri anlayışı ile bilimkurgu öğelerinin birleşmesi filmi farklı ve çekici kılıyor. İzleyici hikayenin mantığı ya da bilimsel yanı içinde boğulmak zorunda değil. Bu süreci takip edebiliyor olmalı yeterli.”

Zorlu puzzle’ları seven izleyici için film fazlasını sunuyor. “İzleyicinin yarısı aşk hikayesi aksiyon ile tatmin olacaksa diğer yarısı da hikayenin sonundan ve o noktaya gelişinden memnun olacak.” diyor Jones. “Sanırım herkesi çekecek bir yanı var.”

Gordon’a göre izleyicinin beğeneceği bir öğe daha var, “Bu filmi özel kılan çok fazla aksiyon içermesi ve aynı zamanda mükemmel bir gerilimi olması.” diyor yapımcı. “Eğlenme beklentiniz olan bir filmin vaadlerini karşılayabiliyor. Fakat sonunda perdeler kapandığında insanların sinemadan bu gerilimden haz duyarak çıkıyor olmalarını ve hayatlarının ne kadar değerli olduğunu düşünüyor olmalarını diliyorum. Sekiz dakika da olsa, bir ömür de olsa tadını çıkarmanız gerekiyor. Hepimiz kötü günler yaşadık ama hayat büyüleyici bir güzellikte. Kulağa çok duygusal gelebilir ama filmden çıktığınızda bir minnettarlık hissediyorsunuz çünkü Jake’in karakteri hayatta ikinci bir şans yakalıyor.”
OYUNCU SEÇİMİ
Yaşam Şifresi’nun az sayıdaki karakteri filmde esaslı bir yer tutuyor ve her bir aktör beklenmeyen durumlar ve Zorlu koşullarda iyi performans gösterebilecek nitelikte olmalıydı.

”Doğru yönetmeni seçtiğimize sonuna kadar emindik.” diyor Gordon. “Bu yüzden de oyuncu seçimi Yapım sürecinin en önemli aşamalarından biriydi. Yapımcı olarak, senaryoyu iyi kavradıysanız, film için doğru yönetmeni seçip doğru oyuncuları da seçersiniz ve bu işin yüzde sekseni hallolmuş demektir. Sonra yapmanız gereken tek şey insanların işini yapmasına olanak tanımaktır.”

Jones, Yaşam Şifresi’ndaki gibi yetenekli oyuncularla çalışmaya alışıklar. “Yönetmen olarak istediğim oyuncularla çalışmak konusunda çok şanslı olmuşumdur,” diyor Jones. “Bu filmde Jake Gyllenhaal, Michelle Monaghan, Vera Farmiga ve Jeffrey Wright gibi her biri diğerinden iyi oyuncularla çalışma şansı buldum. Hepsini bir filmde birarada görmek mükemmeldi.”

Hepsinin merkezinde Gyllenhaal, Kaptan Colter Stevens rolünde yer alıyor. “Jake filmle mükemmel bir ahenk yakaladı,” diyor Philippe Rousselet. “Şahane bir seçim oldu. Çok tutkulu, çalışkan, zeki ve yaratıcı fikirlerle dolu birisi. Ona bir film yönetmesi gerektiğini söylerim hep çünkü çok yetenekli ve yalnızca bir oyuncu değil. Sette yaratıcı olmayı seviyor, değişik şeyler denemeyi de. Filmin yapım sürecinde çok destekçi birisi oldu.”

Stevens tam anlamıyla bir aksiyon kahramanı ama hikayenin kompleks hali Keskin bir fizik yapısından fazlasını gerektiriyor, hoş bir çene ve sert bir bakıştan da. “Filmde fazlasıyla zihin işi de vardı,”diyor Gyllenhaal. “Ama sete adım attığımız anda bunu bir kenara bırakmam gerekiyordu ki zamanda kayıp bir adamın hikayesini sergileyebileyim. Her türlü duyguyla çevrelenmiş halde ki bu da bir oyuncu için mükemmel bir şey.”

İlk çekim günü tüm oyuncu ekibi için çok kritikti diyor Gyllenhaal, “çünkü o gün yaptıkları her şey sonraki sahnelerde tekrar edilecekti ve farklı versiyonlarla. “İlk yaşam şifresinun çekimi için motor verildiğinde—trendeki ilk seferleri—her sahne birbiriyle tutmak durumundaydı. O zaman senaryoyu biraz değiştirdim ki her seferinde farklı bir sonuç alabileyim. Arada durup bir saatlik aralar verip herşeyi doğru mu yapıyoruz diye bakmamız gerekiyordu”

Yapımcıların Christina’yı, Colter’ın aşık olacağı kişiyi oynayacaka kişiyi seçmek için çok fazla kriteri vardı. Trene her dönüşünde Colter’ın mihenk taşı oalcak kişi o. “O trende Jake’in oynadığı karakterin başka şekilde kontakt kuramadığı bir kişi olmasını sağlamak istiyorduk.” diyor Gordon. “Bu durumu onun için kişisel bir hale getiriyor. Tanımadığı bazı insanları kurtarmaktan fazlasını yapmak istiyor. Eğlenceli, çekici ve biraz da küstah birini arıyorduk; kranda çok görünmese de etkisini bırakacak birisi olmalıydı çünkü aynı sekiz dakikayı tekrar ve tekrar görüyoruz. Michelle Monaghan son derece cana yakın bir aktris, çok zarif ve kibar birisi. Rol için gereken de buydu.”

Jones , Monaghan’ı in Kiss Kiss Bang Bang filminde görüyor ve doğru kişi olduğuna karar veriyor. “İlk görüşmemiz Skype üzerinden oldu,” diyor. “Çok iyi anlaştık. Mükemmel bir kişilik. Bu görüşme sonrasında Michelle ile ilgili çok heyecanlıydım.”

Monaghan için senaryo, oyuncu ve yönetmen kombinasyonu mutlak gerekliydi. Her gün aynı rolü, sahneyi oynamanın getireceği zorluk karşısında heyecanlıydım. diyor Monaghan. “Her şey ayrıntılarda gizliydi. Bu tarzda bir zorluk size yaratıcı olmaya zorluyor çünkü özünde aynı diyaloğu oynuyorsunuz ama her seferinde yeni bir şey de katmanız gerekiyor.

“Duncan’ın olağandışı bir vizyonu var,” diyor Monaghan, “bu da onunla çalışmayı çok heyecanlı hale getiriyor. Hepsinin de ötesinde Jake ile çalışma fırsatım oldu; inanılmaz birisi ve çok da iyi bir oyuncu. Sanırım çalışmış olduğum en destekleyici oyunculardan biri.”

Set başladığı anda aradaki kimya inanılmazdı.” diyor Jones. “Jake ile berbaer mükemmeldiler. Michelle değişik şeyler denemekten korkmuyordu , bu da şahane çünkü Jake’in de istediği ve iyi olduğu şey buydu. Beraber çalışırlarken senaryodaki diyaloglarla birkaç çekim alıyorduk, sonrasında doğaçlamaya başlıyorlardı anında.

“Jake ona birşeyler fırlatıyordu ama hiç isabet edemiyordu,” diyor yönetmen. “Bu da bir nevi kelebek etkisi yarattı. Jake küçücük bir değilime bile tepki vermeye başladı ki bu da Michelle’e bir sonraki performansında birazcık değişiklik yapabilme imkanı sağlıyordu. İkisinin arasında ileri geri giden bir oyuna dönüştü.”

Jones’ un çalışma şekli kapsamlı bir hazırlıkla sette rahatlık sağlıyordu diyor aktris. “Duncan ego sahibi birisi değil. Birşeyi beğenirse bunu size mutlaka söyler ve sevmediğinde de başka şekilde yapmanızı sağlıyor. Ona güvenebileceğinizi bilmek büyük rahatlık sağlıyor.

“Her sahnenin storyboard’unu alıyor,” diyor Monaghan. “Oyuncular ve ekip amaçladığı efektten her zaman Haberdar oluyordu. Yine de bizlere farklı varyasyonlar yapmamıza olanak sağlıyordu. Bu anlamda ilham verici birisi.”

Vera Farmiga Oscar® adaylığı kazandığı Up in the Air ile biliniyor. Oynadığı karakter Colleen Goodwin, Hava Kuvvetleri’nde bir kaptan ve Colter’ için atanmış bir yaşam şifresi koçu. “Oz’u dile getirmiş biri gibi adeta ve iki gerçeklik arasında Jake’in geçişini sağlıyor.

Oyuncu, Jones’un rol için tek adayıydı. “Başka birini aklımıza dahi getirdik mi bilemiyorum” diyor. “Tam bu role oyuncu seçmek üzerine düşünürken Up in the Air’I izlemiştim. Onu başka filmlerde de görmüştüm ama bu filmde bambaşka bir yanını gördüm. Çok yetenekli, nazik ve kolay iletişim kurulabilir birisi.

“Vera ile çalışmanın en iyi yanlarından biri yüzünün çok şey anlatıyor olması. Her bir mimiği ve bakışıyla oynayabiliyor. Bu özelliğini filmde çok dahice kullandı. Çok esnekliği yoktu çünkü rolü hep aynı küçük kare içerisinde geçiyor. Bu da bir karmaşa yaratıyor çünkü o esnada, konuşurlarken Jake onunla aynı odada olmuyor. Orada gerçekten bulunmayan biriyle konuşuyor rolü yapmak bir oyuncu için çok zorlayıcı bir durum.”

Farmiga bu tarz bir çalışma ile internet üzerinden tanışma arasında bir benzerlik kuruyor; fiziksel olarak karşında biri yokkken kişisel bir iletişim kurma durumu. “İki farklı gerçeklik arasında, aynı boşlukta azınlık gibiydik,” diyor. “Önce Jake’in ses kaydıyla çalışıyordum ama o kadar düşünceli biri ki, çekim olmayan zamanlarda birebir oturup çalıştık. Ama gerçekte karakterim o odada bulunan biriyle irtibatta değil.”

Gyllenhaal’la beraber çalışabildiği ksııtlı zaman o seti bırakıp gittiğinde bile kalacak bir bağ yarattı. “Jake ile çalışmak insanı zorlamıyor,” diyor. “Kolay anlaşılabilen, espri yeteneği yüksek ve enerjik birisi. Samimiyeti ve komik bir yanı var ve bu da süreci rahatlatıyor. Onun etrafında olmak ve onunla birşeyleri keşfetmek bir zevk.”

Diğer oyuncular gibi Farmiga da Moon’u biliyordu ve Jones ile çalışmayı dört gözle bekliyordu. “Eski filmine bakarak felsefik yönü çok kuvvetli biri olduğunu söyleyebilirsiniz.” diyor Farmiga. “Duncan’ın gerçek olan ve olmayanla ilgili bir derdi ve deneyimi olduğu aşikar. Yönetmenliğe özgün bir ses ve stil getirdi; hikayeyi anlatmak için karakterlerin akıl ve psişelerini kullanarak. Hepsi ayrıntı meselesi. Hem teknik hem de içerikle bir türe sıcaklık katıyor.” İzleyicinin filmi eğlenceli ve kışkırtıcı bulacağını düşünüyor. “Umuyorum ki çok etkilenmiş ve coşkulu bir halde ayrılacaklar sinema salonlarından ve dönüp kendilerine baktıklarında, kendi gerçekliklerine farklı bir yol görecekler. İyi filmler insnaı hep kendine bakmaya yöneltirler.”

Goodwin’ın supervizörü kendince bir gizemi olan ve Jeffrey Wright tarafından canlandırılan Dr. Walter Rutledge karakteri. Yapımcılar bu rol için kahramanlık ve kötü adamlık arasındaki ince çizgiyi canlandırabilecek birini arıyorlardı; aynı zamanda politik bir argümana girebilecek ve size hangi tarafın doğru-yanlış olduğu tartışması ortasında bırakabilecekbirini, ki bu da Wright idi.

Bu paradox oRutledge’in kim olduğuna dair oyuncu ve yönetmen arasında ciddi fikir alışverişine dönüştü diyor Jones. “İyi birisi mi, kötü mü? Aslında nasıl biri olduğunu keşfetmek için farklı şekillerde oynamasına karar verdik. Rutledge’in neden böyle olduğunu anlamamız için geçerli sebepler var. Ne yaparsa yapsın, ne kadar kötülük yaparsa yapsın argümanının sonda hep bir gerekçesi oluyor. Kurtarabildiği kadar çok hayat kurtarmak istiyor.”

Wright kendi tanımlaması olan “Keskin bilim-kurgu gerilim” tanımlamasını yapıyor.” Senaryonun çok katmanlı yaklaşımı izleyicinin heyecanını ayakta tutuyor ve hep izleyiciden bir adım önde gidiyor. “Büyük bütçeli aksiyon-macera filmlerinin işaretlerini taşıyor,” diyor. “Aynı zamanda gerilimin üzerine eklenmiş gerçekçi bir yaklaşımı da var. Her film bir mesaj içermek zorunda değildir ama bir karşılığı olan – hayalperest öğeler de barındıran işleri seviyorum.”

Wright’ın araştırmaları onu gerçek bilimadamlarının dünyasına sürükledi ve süreç içerisinde işin bilimsel yanına dair beklediğinden de fazla bilgi edindi. “Internet bir oyuncu için muhteşem araştırma kaynağı,” diyor. “İnternette birşeyler okuyup, YouTube’dan izlediğimde kuantum fiziğindeki son gelişmeleri öğreniverdim. Bu bilimadamlarının bazılarına dair olan tutkuyu görmek, çizmeye çalıştığım karakterde bana yardımcı oldu.”

Wright filmde görülen teknolojilerin ilk göründükleri andaki kadar inanılması güç olduğunu düşünmüyor. “Orada neler olduğunu bilmiyoruz. İzleyiciyi düşündürecek ve hislerini uyandıracak bir yolculuk. Görev ve fedakarlığın altını çizen bir vurgu var filmde, onurun da ve bu hiçbir izleyicinin gözünden kaçmayacaktır.”

Geliştirme sürecinin ileri aşamalarında yapımcılar Max Denoff isimli bir karakter eklediler, sinirli tren yolcusu tiplemesini karakterize etmek adına. Karakter açığa çıktıkça az biraz ünü ve biraz da egosu olan bir stand-up komedyeni olmasına karar verildi. Bunun için de Kanadalı komedyen Russell Peters düşünüldü.

Max Denoff karakteri ününü reality show program “America’s Got Talent (Yetenek Sizsiniz) ile kazanıyor. “İniş çıkışları ve ciddi davranış bozuklukları olan bir karakter,”diyor Peters, cesur bir komedyen olarak. “Max'e gore o dünyanın en ünlü insanı. 21 yıldır stand-up yapan ve gerçek hayatta tanıdığım kişilerden esinlendim bu karakter için. Filmdeki komik unsurumuz o oldu.”

Jones’ şöyle diyor “Filmin hitap edeceği yaş aralığını da düşünmek zorundaydık,” diyor yönetmen. “Epey komiklik yapıyor ama bazıları açık saçık. Çok iyi bir komedyen olduğunu biliyordum ama beni endişelendiren oyunculuk tarafıydı. Bu konuda da ne kadar iyi olduğunu görmekse çok şaşırtıcıydı.”

Max Denoff, Peters’ ın bugüne kadarki en belirgin rolü ve şöhret çılgını biri olarak sette bulunmak onun için harikaydı. “İlk birkaç gün çok gözü korkmuş haldeydim.” diye itirafta bulunuyor. “Oyunculardan biri yanımdan geçtiğinde kendi kendime ‘Aman Tanrım bu Jake Gyllenhaal, a bu da Michelle Monaghan’ diyordum.”Hepsine işlerine çok odaklanmış, tuttuğunu koparabilen oyuncular. Hepsinden çok etkilendim, A) çok iyi oyuncular oldukları için ve B) çok alçakgönüllü oldukları için.”

Sonunda filmin aşk olduğu kadar bir aksiyon filmi de olduğunu söylüyor. “Adam trendeki herkesi kurtarmaya çalışıyor.” diyor Peters. “Ama her gün trende beraber gittiği kıza aşık oluyor. Şöyle bir bakınca dedim ki acaba ben olsam ne yapardım? Tüm bu insanları kurtarmaya çalışır mıydım?”
  1   2   3   4   5   6

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconKцyьmьzьn kurulu?u olan 1878 tarihi bir ba?lang?з olarak al?n?rsa,...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconÖzet Bu makalede Güneydoğu Asya’da bir İslam beldesi olan Açe’nin...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconBilimsel bir topluluk olan Frankfurt Okulu’nun önde gelen bir üyesi...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconKaliforniya'da küçük bir kasabada kız arkadaşı Annie (Kristen Bell)...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code icon5. Aşağıdaki cümlelerde varlıkların özelliklerini bildiren sözcüklerin...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconAtatürk devrimleri arasında siyasi bir devrim niteliğindedir. Çok...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconYaklaşık olarak bir buçuk asırdan beri, gerek Türkiye’de ve gerekse...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconOrtada tek bir seminer vardır. İddianamenin de yasal kabul ettiği...

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconDöküntü, bir hastalığın neden olduğu, görülebilir bir lezyondur....

Konu çok gizli bir askeri operasyondan emekli olan helikopter pilotu, kendisini Source Code ile bambaşka zor bir görevin ortasında bulur. Zekice, çevik bir aksiyon gerilim sunan Source Code iconDoğan erbaş ve Doğu periNÇek ile Abdullah Öcalan"ın yakalanmasından...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com