Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz


sayfa5/7
d.ogren-sen.com > Coğrafya > Evraklar
1   2   3   4   5   6   7

. . .

Bir bakarsın halk otobüsündeyim, 
O an yaşadıklarımı yazarım, 
Bakarsın görmek istediğimi görememişimdir, hayalini yazarım. 
Hasreti yazarım, 
Aşkın işkencesini de, 
Oturmuşumdur bir cafede, 
Yaşayamadıklarımı, 
Gecenin bir yarısında düşündüklerimi yazarım. 
Varlıklılığın sahte yüzlerini, 
Yoksulluğun yüceliğini yazarım. 
O'nun çektiği acıları duyarım yüreğimde, 
Yazamasa da ben yazarım onun yerine, 
Doğumu, ölümü, dünyanın yalanlarını yazarım, 
Doğrularını dökerek satırlara. 
Geçmiş veya gelecek farketmez, 
Olmuşları olacakları yazarım. 
Senin sevdanı, sevdiğinin nankörlüğünü, 
Zenginin şımarığını, garibanın bonkörlüğünü yazarım. 
Yalnızlığın acısını, 
Kıymet bilmeyenin kapkara yüreğini, 
Temiz yüreklerin dileğini, 
Gönlün neler istediğini yazarım. 
Solmayan çiçeği de, 
Katledilen fidanı da, 
İyilikten anlayanı, 
İnsanı satanı da yazarım. 
Denizler, Gökyüzü, doğa, tüm canlılar o an hepsi benim, 
Çirkin yoktur dünyada, 
Güzeli yazan benim. 
Ellerinden tutarım minik bebeklerin, 
Melektir onlar, 
Görüneni de, görünmeyenleri de yazarım. 
Yazmak en büyük özgürlüktür konuşabilmek gibi, 
Son gün gelip çatsa dahi, 
Bir yandan yazarım, 
Kendi mezarımı kendim de kazarım. 

. . .

Hayat herkese eşit yaşatmıyor kendini, 
Kimine bol keseden, 
Kimi şükreder aldığı nefesten. 
Bayramları hiç sormayın, 
Birilerine hergün, 
Farkı yok, arife, bayram, sonraki gün. 
Özler bayramları birileri de, 
Lakin el öpmenin manevi hazzımı, 
Şekerlerin tadımı, 
İnsanlıkla barışığımı kaldı, 
Yoksa o özleyenlere sadece adımı kaldı, 
Buruk hayatlarda bayramlarımızı bile çaldılar, 
Kapkaçcı misali umutlarımızı dahi kattılar hazinelerine, 
Ama her bayram, her ezan sesi, her bir soluğumuzda, 
Ahımızı aldılar,alıyorlar,alacaklar.

. . .

Hep göğsümde uyuyacaktın geceler boyu, 
Gün ışığıyla birlikte gözgöze uyanacaktık, 
Öyle bir sevdaydı ki, hiç acıkmayacaktık. 
Ellerimizin arasına kimseler giremeyecek, 
Aşkımıza kem göz değemeyecek, 
Gönlümüze asla ayrılık düşmeyecek, 
Ayrı yer, ayrı zamanlarda can vermeyecektik ya hani. 
Olmadı be gülüm, olamadı, 
Çünkü sen yoksun, 
Bekledim bir ömür, 
Hep bu hayallerle avundum, 
Bulamadım be benim olmayan bitanem, 
Biliyorum, kendimi kandırdığımı, 
Rüyalarla yaşadığımı, 
Kimsin, nesin meçhul, 
Ama düşlediğimsen çık da gel, 
Beni bulman kolay, 
Sevgi tepesinde, 
Aşk yuvasında, 
Saygı ocağında, 
Bekler dururum, 
Gerçeğin varsa gel, 
Hayalinle bunca yıl yaşamışken, 
Gerçeğin sonsuzluğa bedel, 
Yeter ki gel. 

. . .

Yıllar önceydi, 
Sana sunduğum anahtar ile girdin, 
Bir akşamüstü, yalnızlığıma. 
Biraz korkak, biraz ürkek, 
Belli ki üşümüştün de. 
Titriyordun, 
Uçmaya yeni yeni başlayan bir yavru güvercin misali. 
Önce saygımla üzerini örttüm, 
Sevgimle sıcacık ısıttım, 
Yavaş yavaş alıştın sol yanımda yaptığım yuvaya. 
Sonraları sen de benim yüreğimi ısıtmaya başladın, 
Çok alıştık birbirimize çok. 
Kanatların kanatlarımın altında, 
Sen güvende ben ise mutlu, geçip gitti seneler. 
Sevmeyi sevilmeyi de öğrettim sana, 
Sahip çıkıp korunmayı da ben de öğrendin. 
Birtek sadakati vefayı işleyememişim ruhuna, 
Solgun ve yarı ölü geldiğin canevimde, 
Ellerimle büyütüp dirilttiğim halde. 
Verdiğim anahtar ile girdiğin gönlümden, 
Uçmayı öğrendiğin evden, 
Bir gün gizlice uçup gittin penceremden. 
Yok artık anahtarlar, 
Kapım desen ardına kadar açık, 
Sen bile çekip gittikten sonra, 
Kalmadı bende inanç, ha hiç ha birazcık. 
Şimdi dileyen gelip geçiyor, 
Ya bir selamlık, 
Ya da bir çay, bir sigara içimlik, 
Gönlümdeki durağı kaldırdım, 
Geçip gidenlerden inen olmasın diye. 
Ve mühürledim kalbimi, 
Bir daha senin gibi giren olmasın diye. 

. . .

Yaşamak cesaret ister, hatta ölmek de. 
Sevmek sevilmek de öyle, 
Kazanmak cesaret ister, 
Kaybetmek cesaret. 
Yoksa cesaretin, 
Heveslenme, 
Ha yaşamaya, ha aşka, 
Özgüvenle nefes alabilmek bambaşka

. . .

Beni sorma, 
Şunun şurasında alacağımız birkaç nefes, 
Senden ne haber, 
Adına mutluluk denilen şeyi buldunmu, 
Hayalindeki hanlara saraylara kavuştunmu, 
Hiç adam gibi aşık oldunmu, 
Yoksa dünya malı telaşıyla elden ele dolaşıp sararıp soldunmu. 
Benim sevdam hâlâ nefesimde, 
Gözüm yok elalemin kesesinde. 
Senin adın "bir zamanlar" , 
Benim yine "sevenler anlar" 

. . .

BİR GÜN HERKES YALNIZ KALACAK, 
YAŞARKEN ALIŞANLAR İÇİN PEK DE ACI OLMAYACAK

. . .

Yalnızlık türküsüdür bu, 
Ney ile başlar, tâ derinden, 
Hüznümü şenlendiren. 
Klarnet isyanlarımı haykırır, 
Yalan sevdalara, sahte insanlara, 
Keman ruhuma can verir, 
İçimdeki karanlığı eritir, 
Ud ve kanun ara taksimidir hayatın, 
Uzunca bir zaman kedere keyf katan, 
Yalnızlık türküsüdür bu, 
Biraz hüzzam, 
Biraz gam. 
Hep birlikte çaldıklarında hızla geçer zaman, 
Ve an gelir, Ney duyulur uzaklardan, 
Elemle beraber sanki tatlı bir huzur verir geriye kalanlardan. 
Son demdir yaşananlar, 
Ardından son nefes. 
Öyle bir inler ki başucunda, 
Ney ile ezan sesi kavuştuğunda, 
Başkaları duymaz, duyamaz, 
O birkaç kürek toprak atıldığında, 
Yalnızlık türküsüdür bu, 
Bir sen dinlersin, 
Bir de toprak duyar seni kucakladığında. 

. . .

Ben ne diye yaşarımki boşuna, 
Hem de onca yıl. 
Elalem benim adıma konuşur, 
Benim yerime kararlar verir, Sözde benim için, 
Bana sormadan basarlar damgayı, 
Göremezler gerçeği, gördükleri onları dev gösteren aynayı, 
Yüzümü değil ardımı tercih ederler konuşmak adına, 
Bakarsın bir anda göklere çıkarıp, 
Birden bırakıverirler boşluğa, 
Sanki yürek, beyin ve benliğim ambargolarında, 
İster öldürürler, 
Olur ya süründürürler, 
Saygıyla yaklaşsan da, 
Çıkarırlar adını bilmem neye, 
Peki bunca uğraş niye, 
Yokmu başka işiniz, gücünüz, 
Yokmu insanlık ölçünüz, 
Ulan adam gibi hayatı bile çok gördünüz, 
Ey yargısız infazcılar, 
Sözüm size insafsızlar. 
Bırakın da insan gibi yaşayım, 
Sanmayın ki ben sizler gibi ne sahte dost, ne de kaşarım. 

. . .

Bir ömürlük sevdaydı sana sunduğum, 
Senin gönlündeki bir terkedişlikmiş, 
Kadehten şişeden bir yürek kurdum, 
Sendeki aşk dediğin bir gecelikmiş. 

Gittin diye durmadı zaman, sönmedi ışıklar, 
Yine elele gözgöze gerçek aşıklar, 
Yürekten sevenler vefasıza alışıklar, 
Söylendiği gibi sende aşk tek hecelikmiş. 

Dönmeni beklemem bu son fasılda, 
İstersen bin kez sevgini fısılda, 
Kalbime bedenin mücevher diye asılsa, 
İnanmam bir daha yalan gözlere, 
Kanmam bir daha sahte sözlere, 

Seviyorum demen bir kerelikmiş, 
Aşk dediğin bir hece, bir gecelikmiş. 

. . .

BİR DAHA DÖNMEYECEKSİN MADEM, 
SENDEKİ EMANETLERİMİ ALIP GÖTÜRME. 
OLUP OLACAĞI BİR TEK YÜREĞİM VAR, 
BİR KENARA BIRAKIVER, ZEVKİ SEFAN İÇİN ONU DA ÖLDÜRME. 

. . .

Artık aşktan sözetmek yok, 
Aşka dair şiirler için katli vaciptir konmuş, 
Laf etmeyegör ona dair, 
İnsanoğlu azar işitir olmuş. 
Oysa bizdeki aşklar, 
İnsan sevdasıyla başlar, 
Doğayla devam eder, 
Yaradanla başbaşa bir ömür sürer. 
Aşk için izin isteme kimseden, 
Çözemeyip kızıyorlar, 
Anlamadan sözün özünü, 
Prangaya vuruyorlar. 
Olsun varsın, vacip görsünler katlimi, 
Ruhu güzel, kendi güzele söylerim sevgimi, 
Ne uçkur geçer aklımızdan, ne de bedenler, 
Nerden bilecekler gönül almak uğruna can verdiğimi. 
Ben onların aşk anlayışından bir dirhem anlamıyorum, 
Varsın uzak dursunlar, süveydamda asla aşksız kalmıyorum. 

. . .

Olur ya birgün ararsan beni, 
Nefesin kadar yakın, 
Nefretin kadar uzağım senden. 
Anlayamadığın sevdamın, 
Sindiremediğin aşkımın sürgünündeyim. 
O gün gerçekleri gördüğün değil, 
İçine düştüğün kördüğüm, 
Yapayalnız kalışın, 
Birbaşına ağlayışındandır. 
Çünkü sende hiç pişmanlık olmaz, 
Kırdığın kalbin vebali bulunmaz, 
Senden bir yudum sevgi bile gönül rızasıyla alınmaz, 
Burnun kaf dağında, 
Aklın bulutların ardında, 
Peki ya ruhun, 
Ruhun asla kalmadı ki bedeninde, 
Ulaşılamaz olduğunu aynalarla konuşurdun, 
Canın kimi çekerse onunla kavuşurdun, 
Sanki bulunmaz hint kumaşından oluşurdun, 
Aynalar sana küstüğünde, 
Ruhun sana döndüğünde, 
İçindeki şeytan öldüğünde, 
Olur ya gelirsem aklına, son çare diye, 
Bulursun beni, 
Nefretin kadar uzak, 
Canın kadar yakın biryerde. 
Ben hâlâ ilk günkü gibi tertemiz, lekesiz, 
Sen ise yaban ellerce kirlenmiş. 
Yıkanamasan, arınamasan da günahlarından, 
En derin izdir kalan, 
Aldığın ahımdan. 
1   2   3   4   5   6   7

Benzer:

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconTapu sicilinin açıklık ilkesine göre tutulan resmî bir sicil olduğunu,...

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconBir toplum birimidir insanlan bir araya getiren toplumlan igerir. Sosyoloji

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconÝazan: Şeýh Muhammet ibn Salyh Al-Useýmin
«(Eý, Muhammet!) Biz sizden öň iberilen her bir pygambere: «Şübhesiz, Menden başga hiç-hili iläh ýokdur, bes, diňe Maňa ybadat ediň!»...

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconResulüm! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz icon"(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconIlâhi hükümlerden bir hükmü veya Rasùlullah’ın bildirdiği hükümlerden...

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz iconFarklı parçaları, uyumlu ve düzenli şekilde bir araya getirmeye

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz icon14 Saz ve 10 Koro Sanatçısı ile 5 Semazen ilk kez bu projeyle bir araya geldiler

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz icon4- biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz

Biz her daim bir araya gelip bir olur, biz oluruz icon1. Atatürk Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com