Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI


d.ogren-sen.com > öykü > Evraklar

HİYANET-İ VATANİYE KANUNU’NUN ÇIKARILIŞI


Osmanlı Hükümeti, dıştan gelen işgal tehlikesine karşı savaşan ulusal güçleri arkadan vurmak için düşmanla birleşerek ayaklanmalar çıkardı. Bir yandan işgal karşı savaşan TBMM diğer yandan da Osmanlı Hükümeti’nin sebep olduğu ayaklanmalar ve yıkıcı propoganda dolayısıyla olağanüstü koşullar içinde bulunuyordu. Düşmanla savaşırken, içte ihanet cephesini yıkmak için “İhtilalin tabii sonucu olan” bir kanun çıkarmak zorundaydı. Bu tehlikeler yüzünden M. Kemal 23 Mart 1920’de düşman lehine propaganda yapanların, düşmanla ilşki kuranların, casusluk gibi suç işleyenlerin bölgesel hükümetlerce cezalandırılmasını istedi.

23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin üzerinde önemle durduğu ve uzun tartışmalardan sonra kabul ettiği kanun ”Hiyanet-i Vataniye Kanunu” idi.

Uzun konuşmalardan sonra, kanunun şeklini saptayan 8 önerge verildi. Bunların içinde en ilginç olanı, Refik Şevket Bey’in kanunun adının “Hiyanet-i Vataniye olması suç belirlenmediği için bunun eklenmesi, isyanı kışkırtıcılarında hain kabul edilmesi” gerektiğini belirleyen önergesidir. Bu önergeden sonra yapılan görüşmeler, kanunun kabulune karşı olanların kararsızlık ve çekingenliğini göstermektedir. Osmanlı Ceza Kanunu’nun ortada olduğu ve vatan hainliği olarak adlandırılan suçların bu kanunda bulunduğu belirtiliyordu. Bu tutucu görüşü savunanlar, yeni bir ulusal devletin kurulmakta olduğunu, bu devletin kendi kanunlarını çıkarıp, uygulanması gerektiğini anlamıyor, hala eskiye bağlılıkta direnip, ulusun büyük bir tehlike içinde bulunduğu sırada kanunun çıkarılmasını engelliyorlardı. Özellikle yeni mahkemeler kurulması teklifi, birçoğunu korkuttuğundan teklif yeniden yapılamadı.

23 Nisanda tartışmalar yeniden başladı.en önemli sorun kanunun hangi mahkemelerce yürütüleceği idi. Kanun teklifindeki amaçlardan birisi de davaların çabuk sonuçlandırılması idi. Sonuçta, bidayet ve liva mahkemelerince, hatta gerekli bölgelerde sıkı yönetim ilan ilan ederek harp divanlarıyla bu görevin yapılabileceği benimsendi.

29 Nisanda kanun tasarısı baştan madde madde yeniden okundu. Gerekli olan ekler ve düzeltmeler yapılıp, kanunun tümü 14 madde halinde “hayırlı olsun” sesleri ve alkışlarla kabul edildi. Böylece ihtilal koşullarının meclisi olan TBMM ilk ihtilal kanununu cıkarmış oldu.
İSTİKLAL MAHKEMELERİ’NİN KURULUŞ SEBEBLERİ

TBMM’nin açılışı “Hiyanet-i Vataniye Kanunu”nun uygulanmaya başlanmasından sonra 4 ay geçmesine rağmen beklenen sonuç alınamamıştı. İstanbul ihanetine devam ediyor, Anadolu’da otorite kurulamıyordu. Zararlı propagandacıların çalışmaları, casusluk, bozgunculuk, eşkiya ve asker kaçakları, saltanatçıların çalışması, ekonomik bozukluk, güvensizlik gibi bütün tehlikeler hala yaşıyordu. Bu arada İstanbul’da Askeri Nigehban Cemiyeti gizli ve bozguncu bir cemiyet kurumuştu. Cemiyet, Anadolu’da ulusal birliği parçalayıcı, merkezi otoriteyi yıkıcı veya geciktirici bir güç olabilirdi. Bu çeşit çalışmaların engellenmesi gerekiyordu.

Cepheye yakın bölgelerde askerlik görevi için, üç aylık sırayla silah altına alma usulü uygulanıyordu. Buna rağmen kaçak olaylarının önü alınamıyordu.

TBMM’nin ihtilal kanunu olarak çıkardığı “Hiyanet-i Vataniye Kanunu” savaşın gereklerine çare olmadığı gibi, kanunu uygulayacak mahkemelerde yoktu.

Ulus büyük bir tehlike içindeyken, tedbir almakla görevli olanların hainliği, idaresizliği, cezasız kalamazdı. Fakat yürürlükte kanunlar ve mahkemeler olağanüstü devrin ihtiyacını yerine getirebilecek yetenekte olmayıp, mahkem usulleri ağır, etkiden uzak ve çoğu kez adil değildi. Asker kaçaklarına verilen cezalar, kaçak olaylarını durdurmaktan çok artırıyordu. Son bir ay içinde taburların er sayısı 80-100’den 3-4’e inmişti.

Suçlulara bakmakla görevli bidayet mahkemeleri ve harp divanlarının çalışmaları ve sistemi bozuktu. Bu mahkemeler, kısa süre içinde verdikleri kararlarıyla bile beklenen sonuçlar sağlnamıyordu. İdamı gereken birinin yöntem dolayısıyla beraatettiği görülüyor.

Asker kaçağı, cepheden kaçtığında gerisinde hayat hakkı tanımayan bir güç bulunduğun inanmalıydı. Bu ihtiyacı giderecek normal mahkemelerin çalışmalarından olumlu sonuç alınamaması, Milli Mücadeleyi baltalayacak olayların ve karşı davranışların yok edilmesi, merkezi otoritenin kurulamaması , İstiklal Mahkemeleri’nin kuruluşunu hazırlayan etkenler oldu.

Raşit Bey ve arkadaşlarının verdiği, asker kaçaklarının cezalandırılmasına ait kanun teklifi, sert tedbirlerin uygulanması ve kaçaklar konusunda verilen tekliflerin en önemlisiydi. Öngörülen bu tasarı red edilmiş olmakla beraber, İstiklal Mahkemeleri’nin başlangıcı oldu.
İSTİKLAL MAHKEMELERİ’NİN KURULUŞUYLA İLGİLİ “FİRARİLER HAKKINDA KANUN”UN ÇIKARILIŞI

Dr. Tevfik Rüştü Bey, çetelerin yarattığı tehlike ve kaçaklar konusunda çare olmak üzere M. Kemal’e “İhtilal Mahkemeleri”nin kurulmasını teklif etti. Nitekim ilk kanun teklifi İhtilal Mahkemeleri adıyla yapıldı. Refik Şevki Bey’in de Rüştü Bey’e katılmasıyla kurulacak mahkemelerin adı “İstiklal Mahkemeleri” olarak saptandı.

2 Eylül 1920’de Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanan “Firar Ceraimini İrtikap Edenler Hakkında Kanun Tasarısı” bundan önceki teklifler gibi başarılı olamadı. Milli Mücadele’nin başlangıcında “Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri” tarafından uygulanan ,kaçakların hayvan ve mallarına el koymak, evlerini yakmak ve yıkmak gibi cezaların uygulanmasını ilan etmek yoluyla kaçmanın engellenebileceği kanıtlanmış oldu, bunun kanunla yürütülmesinin yararlı bir tedbir olacağı belirtildi. Genelgede hükümetçe verilen sürede gelmeyen kaçakların evlerinin yıkılacağı ve el konulacağı, silah, cephane, ve hayvanlarıyla tekrar kaçan veya soygunculuk yapanların veya peşinden gelenlere silahla karşı koyanların idam edileceği, seferde kaçaklar hakkında takip ve sevk işleri ile görevli kimselerin yolsuzluğu konusunda “Hiyanet-i Harbiye” kanunu ile cezalandırılacağı ve kanunun yürütülmesi Milli Savunma, Adliye, İçişleri ve Maliye Bakanlıklarına veriliyordu.

Bu tasarı yargı yöntemi ve mercii gösterilmediği ve sadece ceza hükümleri saptandığından eksikti. Milli Savunma Encümeni Fevzi Paşa’yla beraber bir önerge hazırladı. Önergede harp divanlarının ve yargıçların bu görevi yapacak durumda olmadıkları cezanın derhal uygulanması gerektiği, bu yöntemle çalışan kuruluşlara duyulan lüzum anlatılarak, hükümetin teklifi kabul edilmekle beraber “evlerin ve malların tahribi” yerine “hükümetçe el konması” , “Hiyanet-i Harbiye Kanuna göre cezalandırılırlar” sözüne “idam olunurlar” eklendi. 4.5.6. maddeler kabul edildi. Ek olarak Meclis’in kudret ve otoritesini halk gözünde gerçekleştirmek için Meclis’ten seçilen üç öyeli olağanüstü mahkemeler kurulması ön görüldü. Bu mahkemelere “İstiklal Mahkemeleri” adı verildi. Bu mahkemelerin kararları kesin olup, kanunun yürütülmesi Milli Savunma, Adliye, Maliye, İçişleri Bakanlıklarına ve İstiklal Mahkemelerine verildi.

İSTİKLAL MAHKEMELERİ BÖLGELERİ VE ÜYELERİNİN SEÇİMİ

16 Eylül 1920’de Selahattin Bey ile arkadaşlarının İstiklal Mahkemeleri üyeleri seçilmesi için verdikleri önerge mahkemelerin nerelerde açılacağının, kuruluşunun ne şekilde olacağının ve kaç mahkemeye ihtiyaç olduğunun belirtilmesi için Bakanlar Kuruluna gönderildi.

18 Eylül’de M Kemal, Genelkurmay başkanı İsmet Bey’in imzasını taşıyan İstiklal Mahkemeleri’nin kurulması gerekli bölgeleri gösteren bildiriyi TBMM’ye verdi.

1-)Kastamonu mıntıkası: Kastamonu vilayeti, Bolu livası; 2-)Eskişehir mıntıkası: Eskişehir, Bilecik, Kütahya livaları; 3-)Konya Mıntıkası: Konya vilayeti, Afyonkarahisar Sancağı; 4-)Isparta Mıntıkası: İsparta, Antalya, Denizli, Muğla livaları ve Aydın; 5-)Ankara Mıntıkası: Ankara vilayeti, Yozgat, Çorum livaları; 6-)Kayseri Mıntıkası: Kayseri,Kırşehir, Niğde, Silifke livaları; 7-)Sıvas Mıntıkası: Sıvas Vilayeti, Canik, Amasya, Tokat livaları; 8-)Maraş Mıntıkası: Maraş, Kozan Sancakları; 9-)Ma’murat’ül Aziz mıntıkası: Ma’muratül Aziz vilayeti; 10-) Diyarbekir Mıntıkası: Dıyarbekir vilayeti; 11-)Bitlis Mıntıkası: Bitlis vilayeti; 12-)Refahiye Mıntıkası: Giresun, Gümüşhane, Karahisar-ı Şarki, Erzincan livaları; 13-)Erzurum mıntıkası: Giresun kazalarından maada Trabzon vilayeti, Erzurum livası ve Beyazıt Sancağı; 14-) Van Mıntıkası: Van vilayeti(Hakkari Sancağı dahil).

Genel Kurmay Başkanı İsmet Bey teklifte belirtilen 14 İstiklal Mahkemesi’nden yedisin (Kastamonu, Sivas, Eskişehir, Konya, Isparta, Ankara, Kayseri) acele olarak kurulmasunın diğer yedisininde gerektiğinde kurulmasını istiyordu. Sonuçta, emniyeti kurmak, asker kaçığını önlemek İsmet Bey’in önerdiği 7 bölgede İstiklal Mahkemesi kuruldu.

II. Başkan yardımcısı Vehbi Efendi’nin teklifi ile, önce 21 üyenin, sonra bunların üçer üçer ayrılıp, bölgeleri için seçilmesine karar verildi. Kazananlardan bazıları tecrübeleri olmadıkları için aflarını istediler. İkinci turun neticeleri 22 Eylül’de belli oldu. 148 oydan 38’i çekimser kaldı. 2/3 çoğunluğu kimse alamadı. Üçüncü turda da kimse çoğunluğu alamadı. Oya katılma 144, çekimser sayısı 67 idi. Bu turda en çok oyu alanların tüzük gereği seçileceğinden Rasih, Kılıç Ali, Osman Nuri, Necati, Emin, Tevfik Rüştü, İhsan, Hüseyin, Suat, Hamdi, Atıf, Fikret, Zekai, Besim, Hacı Tahir Beyler seçildi.Üye seçimleri sonucunda İstiklal mahkemeleri bölgelere göre şöyle dağıldılar:

fotokopi

Üye seçimi sonuçlandıktan sonra üyeler, 27 eylülde toplanıp kendilerine bir çalışma programı yaptılar. Refik Şevket Bey’in hazırlamış olduğu beyanname okunup kabul edildi. Bu beyannamede okunup kabul edildi. Bu beyannamede halka “Vatanın tehlikede olduğu” hatırlatılıp göreve çağrılıyordı. Asker kaçaklarının teslim oldukları takdirde affedilecekleri, bu mahkemelerin üzerinde başka yetki bulunmadığı, en küçük memurundan en büyüğüne kadar herkesi yargılayıp, hiçbir kanun maddesine bağlı kalmadan ceza verme yetkisine sahip olduklarını bildiriyordu. Beyanname basılıp, mahkeme hey’etleri yola çıkmadan bölgelerine gönderildi. Bu beyanname dört sayfa olup, isim yeri boş bırakıldığı için her İstiklal Mahkemesi kendi adını yazarak yayınladı. Beyannamenin birinci sayfasında Müslümanlığın ve vatanın tehlikede olduğu anlatılmaktaydı. İstiklal Mahkemeleri Kanunu’nun mahkemelerin kuruluş amacı, sahip oldukları yetkileri gösteren ilk dört maddesi ile bu kanuna ek olan 26 eylül tarih ve 28 nolu kanun belirtiliyordu. Üçüncü sayfada mahkemelerin bu amaç için izleyecekleri program ve kanunun birinci maddesinde gösterilen, suç sayılan davranışlar on madde halinde açık bir şekilde anlatılıyordu. Dördüncü sayfada, mahkemelerin hiç fark gözetmeksizin herkesi eşit bir şekilde yargılanacağı, kararların kesin olup verilir verilmez uygulanacağı, emirlerine karşı koyanlanların da yargılanacağı belirtiliyordu.
I.DÖNEM İSTİKLAL MAHKEMELERİ

Eskişehir İstiklal Mahkemesi adına Adana Mebusu Zekai Bey 27.10.1920’de Meclis’te görüşülmeye başlanan 21 Ekim tarihli önergesiyle, üyelerden biri hasta olup veya başka özürle görev yapamadığı durumlarda mahkemenin toplanamadığı için üye sayısının dörde çıkarılmasını istedi. Adliye Encümeni de mahkeme üyelerinin dörde çıkarılmasını uygun buldu. Bu konuda hazırlanan kanun teklifi:“Madde 1 Firariler hakkında 11 Eylül 1920 tarihli kanunun ikinci maddesi berveçh-i adli tadil olunmuştur. Bu mahkemeler üç aza ile teşekkül eder. Ancak hey’et-i hekimiye tari olacak noksanın ikmalini te’minen azanın adedi dört olup TBMM’nin ekseriyeti arasile intihap ve içlerinden birisi kendileri tarafından reis olunur” şeklinde kabul edildi.

2 Aralık 1920’de Ankara İstiklal Mahkemesi adına İhsan ve Kılıç Ali Beyler’in verdikleri önergede Ankara İstiklal Mahkemesi’nin bir kişi hasta olması nedeniyle çalışamadığı ve üye sayısının 4’e çıkarılmasını istedi.

Konya İstiklal Mahkemesi’nin de bu sebeple çalışamadığı ve Konya’da bir İstiklal Mahkemesi’nin daha kurulması teklifi üzerine derhal oy sayımı yapıldı, katılan 114 kişiden 104’ünün oy kullandığı ğörüldü. Cevdet ve Sıdkı Beyler yeterli oy alabildiler. İkinci turda Nafiz Bey yeterli oy alabildi. Üçüncü turda oy çokluğu usulüne göre Tahsin, Yusuf, Sırrı ve Necip Beyler kazanup seçildiler. Bu arada 29 Kasım 1920’de Necip Bey’in teklifi üzerine TBMM, İstiklal Mahkemeleri’nin bölgeleri içinde “Harekat-ı keyfiyeleri son dereceyi bulan bazı eşhas-ı ahalinin emniyet ve ihtimali için devir ve denetlemelerine karar verdi. M Kemal 8 Ocak 1921’de İstiklal Mahkemeleri’nin bölgelerinin yeniden saptanması ve mevcutlara iki tane daha eklenmesi için TBMM’ye Meclis Başkanı sıfatıyla bir önerge verdi.

Kısa bir tartışmadan sonra önerge gündeme alındı. Fakat henüz açıklığa kavuşmamış olan bazı sebepler yüzünden tekrar görüşülemedi. Mehmet Şükrü Bey, İstiklal Mahkemeleri’nce mahküm edilenlerin cetvellerinin Meclis’e verilmesini ve böylece mahkemelerin başarı ve çalışmaları hakkında Meclis’in aydınlatılmasını istedi. Mahkemelerin çalışmalarını yakından izlemek isteyen Meclis, bu teklifi kabul etti.

KURULAN İSTİKLAL MAHKEMELERİ VE ÇALIŞMALARI

1-)Ankara İstiklal Mahkemesi

Ankara İstiklal Mahkemesi iki senelik çalışması içinde 583 kişiye çeşitli cezalar verdi. Bunlar;

Ahz-u gasb : 1 Firar : 182

Asilere dehalet : 2 Firara yataklı ve sebebiyet : 42

Asker ailesini dağa kaldırmak : 2 İsyan suçu ile mahküm olan eşhasa ait liste: 15

Askeri eşyayı satmak : 2 Vatana ihenet : 189

Şüpheli şahıs ve casus : 30 casus İsyan : 29

:27 şüpheli Katil ve sirkat : 37

Düşmana iltihak ve ameline hizmet : 21 Rüşvet ve şekavet : 32

Emniyet-i suistimal : 2 Su-i istimal ve şüpheli şahıs : 27

Askeri eşyayı satmak,çalmak ve saklamak:6 Ayrıca asker kaçağı olup da topluca mahkemeleri yapılan ve 226 kişilik elebaşlarının cezası bu listede sayılmamıştır.mahkeme bu dönem içinde aşağıda gösterilen cezaları verdi;

Mahkemeye gelen maznun miktarı: 13096

Adem-i mes’uliyet ve beraet :470

İdam : 108

Müecelen idam : 279

Gıyaben idam : 48

Kal’a-bend ve kürek : 54

Muhtelif cezalarla mahkümiyet : 12737

II-) ESKİŞEHİR İSTİKLAL MAHKEMESİ

Eskişehir İstiklal Mahkemesi 20.10.1920 ve 17.02.1921 tarihleri arasında görev yapmıştır. Bu dönem çalışmaları içerisinde 92 kişiye çeşitli suçlardan cezalar verdi. Bunlar;

Beylik eşyayı satmak :2 Hırsızlık :2 Sahtekarlık :1 Türklüğü tahkir :2

Casusluk :18 Hükümete aleyhtar:4 Sarkıntılık : 1 Vatana ihanet :19

Düşmana hizmet :10 Kadın kaçırma :1 Serserilik :1 Vazifeyi ihmal :1

Eşkiyalık :5 Kanuna muhalefet :1 Şekavet :7 Vazifeyi su-i istimal:1

Eşkiyaya rehberlik :1 Katil :2 Şüpheli şahıs:3 Yaralama :1

Hakaret : 2 Rüşvet :2 Tezvirat :1

Mahkeme 5 Ekim 1920’den 19 Şubat 1921’e kadar şu cezaları verdi;

Mahkemeye gelen maznun miktarı :13489

Adem-i mes’uliyet ve beraat :470

İdam :57

Müeccelen idam :594

Gıyaben idam : 20

Kal’a bend ve kürek :272

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :11270

III-)ISPARATA İSTİKLAL MAHKEMESİ

21.10.1920 tarihinde göreve başlamış 22.2.1921’de çalışmalarına son vermiştir.Isparta İstiklal Mahkemesi çalıştığı süre içinde 144 davayı sonuçlandırıp çeşitli suçlardan 126 kişiyi mahküm etti.

Ahz-u gasb :16 Hukümete muhalefet :1

Casus :3 İsyan :8

Dai-i şüphe :1 Rüşvet :11

Düşmana hizmet :4 Sahtekarlık :1

Eşkıyayı himaye :3 Silah atmak :6

Firar :27 Silah satmak :1

Firarı himaye :4 Şekavet :5

Firara sebebiyet :5 Terk-i vazife :1

Firar ve şekavet :10 Vazifeyi su-i istimal : 3

Firarı teshil :5 Vazifeyi sui istimal, rüşvet :2

Firara teşvik :2 Yalan şehadet :2

Fuhuşa dehalet :1 Yol kesme :2

Hırsızlık :2

Bu çalışmalar için aşağıda listede uygulamalar yapıldı. (9 Ekim 1920-23 Mart 1921 arası)

Mahkemeye gelen maznun miktarı :555

Adem-i mes’uliyet ve beraat :248

İdam :7

Müeccelen idam :-

Gıyaben idam :6

Kal’a bend ve kürek :29

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :265

4-)KONYA İSTİKLAL MAHKEMESİ

8.11.1920 tarihinde göreve başladı 18.2.1921’de çalışmalarına son verdi.Konya İstiklal Mahkemesi çoğunluğu ayaklanmayla ilgili çeşitli suçlaradan 805 kişiyi cezalandırdı.

Ahz-u gasb :11 Fiil-i şini :2 İşkence :4 Şüpheli şahıs :20

Casus :24 Firar :241 Katil Şekavet :4 Tahkir :3

Dai-i şüphe :1 Firara sebebiyet :3 Mahkum kaçırma :1 Tezvirat :1

Dövme :1 Firar ve şekavet :7 Mal kaçırma :2 Vapura adam kaçırma:2

Düşmana hizmet :6 Firara teşvik :3 Mal satmak :1 Vatana ihanet :43

Irza tecavüz :22 Firariyi himaye :5 Menfi propaganda :2 Vazifeden firar :1

Kaçakçılık :2 Fuhşa teşvik :1 Miri mal satmak :1 Vazifeyi ihmal :1

Kadın kaçırma :2 Hakaret :5 Muhalefet :3 Vazifeyi su-i istimal :9

Kanuna muhalif :4 Hırsızlık :23 Rüşvet :15 Vazifeyi terk :1

Katil :10 Hiyanet-i Vataniye:8 Rüşvet ve firar :1 Yağmacılık :1

Düşmana yataklık :2 Hükümet aleyhtarı:1 Sahtekarlık :18 Yalan beyan :1

Düşmana yardım :8 İhtilas :1 Serseri :1 Yalan ihbar :1

Emre itaatsizlik :1 İsyan :157 Silah sahlamak :5 Yaralama :1

Eşyayı askeriyenin İsyana teşvik :6 Silah taşımak :4 Yataklık :10

zayına sebebiyet :2 İsyan ve katil :1 Şekavet :94

Mahkeme 1 Ekim 1920’den 18 Şubat 1921’e kadar şu uygulamalarda bulundu;

Mahkemeye gelen maznun miktarı :3600

Adem-i mes’uliyet ve beraat :575

İdam :2

Müeccelen idam :-

Gıyaben idam :1

Kal’a bend ve kürek :105

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :2917

5-)SİVAS İSTİKLAL MAHKEMESİ

Diğer mahkemelerle beraber kurulmuşve 17 Şubat 1921 ‘de çalışmaları durdurulmuştur. Mahkeme 20 Ekim 1920 ‘den 15 Mart 1921 ‘e kadar şu cezaları verdi;

Mahkemeye gelen maznun miktarı :280

Adem-i mes’uliyet ve beraat :23

İdam :12

Müeccelen idam :109

Gıyaben idam :1

Kal’a bend ve kürek :34

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :101

Cezaların suçlara dağılılı şöyledir;

Casusluk :7Rrum Hiyanet-i Vataniye :1

Cerh :3 İhtifa :13

Davete gelmemek :4 Rum Pontusçuluk :199 (Rum)

Eşkiyaya yardım :43 (42’si Rum) Rum çetelerine iltihak :39 (Rum)

Eşkiyayı himaye :15 Rum Sevke tabi Rum kadınları kaçırmak:1

Firar :119 (100’ü Rum) Şekavet :2 (Rum)

Şakilere iltihak :1 Rum Şüpheli şahıs :44 (Rum)

Firar ve şekavet :1 Rum Vazifeyi ihmal :2

6-) KASTAMONU İSTİKLAL MAHKEMESİ

16.10.1920 tarihinden 2.3.1921 tarihine kadar çalıştı. Mahkeme 244 davayı karara bağladı. Dörten fazla beyanname yayınladı. Binlerce kişi yargıladı ve çeşitli şuçlardan 420 kişiye çeşitli cezalar verdi. Bunlardan bir kısmı ağır cezalar almış, büyük bir kısmı hafif cezalarla birliklerine gönderilmiştir. Cezaların dağılımı şöyledir;

Vecahen idam :9 Zarb :113

Gıyaben idam :3 Bila zarb zevk :108

Maslub idam :135 Tard ve rütbe kat’i :2

Ta’liken :35 ? ? ? ? ? ? ? :1

Müebbed kürek:8 Memleket haricine ihraç :4

Kürek :6 Ald olduğu mahkemeye gönderile :4

Pranga :38 İkamete mecbur v.s. : 19

Hapis :26 Beraat :69
Bunların yanında çok kısa süre için çalışıp kapanan Diyarbekir ve Pozantı İstiklal Mahkemeleri’de I. Dönem İstiklal Mahkemeleri arasındadır.
I. DÖNEM İSTİKLAL MAHKEMELERİ’NİN KALDIRILIŞI

İstiklal Mahkemeleri’nin olumlu çalışması ve bölgelerinde TBMM’nin otoritesini kurup, büyük tehlikeleri yok etmesi hükümeti çok memnun etti. M Kemal bu amaçla, Meclis Başkanı sıfatıyla 8.1.1921’de İstiklal Mahkemeleri bölgelerini yeniden saptamaya ve sayısını 10’a çıkaran bir önerge verdi. Bu durumda Trabzon ve Elaziz’de yeni mahkemeler kurulacaktı. Fakat muhaliflerin etkisi yüzünden gerçekleşemedi.

İstiklal Mahkemeleri’nin kuruluş sebepleri, asker kaçakları sorununa çare bulmaktı. II İnönü Şavaşı’nın kazanılması ve İstiklal Mahkemeleri’nin olumlu çalışmaları sonucu; 1-)TBMM hükümeti içte ve dışta tanındı. 2-)Ayaklanma olayları bastırıldı, kanun hakim oldu. 3-)Devlet kurulu işledi, vergi toplanması ve askere alınma işleri yoluna konuldu. 4-)Milletin orduya inancı arttı, ordu kurulması mümkün oldu. 5-)TBMM Hükümeti Osmanlı Hükümeti’ne karşı üstünlük kazandı. Böylece mahkemelerin kurulmasını gerektiren nedenler ortadan kalkmış gibi görünüyordu. Yeniden büyük tehlikeler doğabileceğini düşünmeyen aleyhtarlar için bu ortam çok elverişliydi.

Mahkemelerin kaldırılması için yapılan görüşmeler yumuşamaya başladığı sırada 17.2.1921’de Meclis Başkanlığının verdiği, İstiklal Mahkemeleri’nin kaldırılması ile ilgili “....kurulduğu günden itibaren fevkalade hizmeti görülmüş olan, fakat şimdilik ihtiyaç kalmadığı ve eğer atiyen ihtiyac-ı mahsus bulunduğu zaman yine Meclis-i Ali’nin karar ve tensibiyle lüzum görülen mahalde İstiklal Mahkemesi her zaman mümkün olacağına binaen....” gerekçesi ve “Ankara İstiklal Mahkemesi’nden ma-ada bi-l-umum İstiklal Mahkemeleri’nin şimdilik faaliyetine nihayet verilmiş ve Meclis’e davet edilmiştir. Mahkemelerde bulunan evrakın ait oldukları mahkeme-i nizamiye ve divan-ı harplere devrine” ait kararı, Meclis tarafından kabul edildi ve Milli Mücadele içinde çalışan 1. Dönem İstiklal Mahkemeleri’nin çalışmaları (Ankara İstiklal Mahkemesi hariç) son buldu. Bu karar bütün İstiklal Mahkemeleri’ne bildirildi. Mahkemelerin çalışmalarına son vermeleri ise bu kararı alış tarihine göre değişik tarihlerde oldu.
II. DÖNEM İSTİKLAL MAHKEMELERİNİN KURULUŞU

İstiklal Mahkemeleri’nin çalışmaları durdurulmuş olmasına rağmen kuruluşlarını gerektiren sebepler hala yaşanıyordu. Mahkemelerin çalışmalarına gerçekte ihtiyaç olduğu halde bir süre bundan söz edilmedi. Mahkemelerin çalışmalarının durdurulmasından on gün sonra, sertliği şikayet konusu olan Kastamonu İstiklal Mahkemesi bölgesine bağlı kaza ve köylerden TBMM’ye baş vurulup, İstiklal Mahkemesi’nin yeniden kurulması isteniyordu. “Açık Söz” gazetesine mektuplar gönderiliyor, “mahkemelerin kaldırılmasından doğan teessür” belirtiliyordu.

Özellikle Konya ayaklanmasından sonra yakalanan yüzlerce asiye ait davaların, normal mahkemelerin ağır çalışmaları yüzünden sonuçlandırılamaması yüzünden Vali Galip Paşa yargılamanın merkezi hükümetçe yapılması için Meclis’e baş vurdu. Onun bu teklifi İstiklal Mahkemeleri’nin yeniden kurulmasında büyük etki yaptı.

İstiklal Mahkemeleri’nin çalışmalarına son verilmesinden bir ay sonra asker arasında kaçak olayları ve bozguncu propaganda çoğaldı. Bazı birliklerde sulh lehinde ve askerin terhisi hakkında haberler yayılıp, morali bozulmaya çalışılıyordu. Bunun önüne geçilmesi için Batı Cephesi Kumandanı, komutanlıklarına emir verdi. Yunanlılar’a savaş esnasında esir düşmüş erlere, Yunanlılar tarafından bozguncu telkin yapılıp, serbest bırakılanlar dönüşlerinde büyük dert oluyorlardı

Sakarya Savaşı öncesi olanaksızlar yüzünden askerin bakımı oldukça kötü idi. Giyecek ve yiyecek noksanlığı, askerin moralini bozuyor ve birliklerdeki kaçak olaylarının çoğalmasına sebep oluyordu. Temmuz 1921’de Türk ordusunun geri çekilmesinin yarattığı moral çöküntüsü kaçak olaylarını çok artırdı. Bu yüzden 39 122’si silahsız 687 silahlı, toplam 30 809 kaçak olayı saptanmıştır. Sakarya Savaşı sonunda ise bu sayı 48 335’e yükseldi. Kaçakların büyük kısmının silahsız oluşunun sebebi İstiklal Mahkemeleri’nin silhsız kaçakları genellikle affetmesiydi.

Asker kaçakları yüzünden İstiklal Mahkemeleri kurulmasına yeniden büyük ihtiyaç duyulmasına rağmen, geçeci kararlarla olaylara çare aranıyordu. 30 Haziran 1921’de Meclis Başkanı Mustafa Kemal, Şeriye Bakanının imzasını taşıyan ve Milli Savunma ve Maliye Encümenleri’nin de görüşlerini açıklayarak bir önerge verdi. Kıtalarından techisat ve elbiseleri ile firar edenlerin, mal ve mülklerinden zayi ettiklerinin iki mislinin alınmasına ve bu eşyanın rayici üzerinden kıymetlerinin kolordu kumandanlıklarınca takdir edilmesini öneren bu teklif 7.7.1921’de kabul edildi. Fakat bu uygulamada olumlu sonuç vermedi.

Kütahya-Eskişehir savşları yenilgisi, düşman ilerlemesi karşısında kaybedilen topraklar ve tehlikenin Ankara’ya yaklaşması, Ankara’nın terk edilmesi korkusu büyük moral çöküntüsü yarattı. Bu yüzden Meclis’te beliren eğilim, mahkemelerin yeniden kurulmasını sağladı.

Bakanlar Kurulu Başkanı Fevzi Paşa 23 Temmuz 1921’de askeri durum hakkında bilgi verdi ve çalışmaları durdurulmuş olan İstiklal Mahkemeleri’nin Konya ve Kastamonu merkezli iki İstiklal Mahkemesi kurulmasını teklif etti. Mecli Kastamonu, Konya ve Samsun’d’a üç İstiklal Mahkemesi kurulmasına karar verdi. 24.7.1921’de Antalya Mebusu Tahsin ve Mardin Mebusu İbrahim Beyler üye seçimi için 20 kişilik bir liste verdiler. 30 Temmuz’daki üçüncü turda Veli, Mahmud, Esad, Yusuf, Necati, Mustafa Necati, Hamdi, Neşet, Şevket Ali Saib, Hacim Muhittin, Muhitin Baha Beyler seçildiler.

5 Ağustos 1921’de M Kemal’e Başkumandanlık yetkisi verildi. Bu yetkiler 5 Ekim 1921, 5 Şubat 1922’de ve 5 Mayıs 1922 tarihinde üç kez uzatıldı. Bu tarihe kadar Meclis’e sorumlu olan İstiklal Mahkemeleri, doğrudan doğruya Başkumandan M Kemal’e bağlandılar.

M Kemal 7-8 Ağustos 1921’de halkı maddi ve manevi kaynaklarıyla Milli Mücadele’ye katılmaya çağıran “Tekalif-i Milliye Emirleri”ni yayınladı. Kanun kapsamında olan bu emirler, uygulanmadığı takdirde etkili olamazdı. Emirlerin uygulanması için Tekalif-i Milliye Komisyonları kuruldu. Bu emirleri yerine getirmeyenlerin cezalandırılması için İstiklal Mahkemeleri görevlendirildi. İstiklal Mahkemeleri bu emirlerin yürütülmesi için, uygulanışa ait gerekçeyi halka duyuruyor, emirlere uymayanarın mahkemelerce en ağır şekilde cezalandırılacağı bildiriliyordu.

24.7.1921’de seçilen İstiklal Mahkemeleri üyelerinden bir kısmı, bir süre sonra istifa edip ayrıldılar. Yerlerine yeni üyeler Başkumandan tarafından atandı. Yine Başkumandan’ın emriyle, duyulan lüzum üzerine 8.9.1921’de Yozgat İstiklal Mahkemesi kuruldu. Ankara İstiklal Mahkemesi ile birlikte bu dönemde beş İstiklal Mahkemesi görev yaptı.

Yunan ordusu Eskişehir-Kütahya çizgisine geldiğinden bu bölgede İstiklal Mahkemesi kurulmadı. Mahkemelerin üye sayısının artması karşısında, Meslis’te mebus sayısı azalacağı için mahkemelerin sayısı azaltıldı. Doğu Anadolu’da ise, daha önce de olduğu gibi 15’inci Kolordu Kumandanlığının bölgede otoriteyi sağlamış olmasından ve Diyarbakır bölgesinde de sükünet bulunduğundan, bu bölgelere İstiklal Mahkemesi gönderilmedi.

I-)KASTAMONU İSTİKLAL MAHKEMESİ

Kastamonu İstiklal Mahkemesi 12 Ağustos’ta Çankırı’da iken göreve başladı. 1922 Ağustos’unda 249 nolu kanun gereğince görevine son verildi. Kastamonu İstiklal Mahkemesi’nin çalışmaları;

Mahkemeye gelen maznun miktarı :9016

Adem-i mes’uliyet ve beraat :648

İdam :5

Müeccelen idam :-

Gıyaben idam :3

Kal’a bend ve kürek :69

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :7477

II-)KONYA İSTİKLAL MAHKEMESİ

12 Ağustos’da Konya’da göreve başladı. 1 Ağustos 1922’de 249 nolu kanun gereğince son verildi. Syf 177 fotokopi çalışma tablosu

III-)SAMSUN İSTİKLAL MAHKEMESİ

17 Ağustos 1921’de göreve başlamış 3 Ağustos 1922’de 249 nolu karar gereği görevine son verildi.

Mahkemeye gelen maznun miktarı :2673

Adem-i mes’uliyet ve beraat :862

İdam :56

Müeccelen idam :-

Gıyaben idam :24

Kal’a bend ve kürek :537

Muhtelif cezalarla mahkümiyet :1194
İSTİKLAL MAHKEMELERİ HAKKINDA GÖRÜŞLER SONUÇLAR

İstiklal Mahkemeleri konusunda bir karara varabilmek için, bu mahkemelerin hangi siyasi, askeri, sosyal olağanüstü durumda çalıştıklarını göz önüne almak ve kendi devrinin koşulları içinde incelemek gerekir. Ulusun top yekün olağanüstü bir tehlike içinde bulunduğu bir dönemde normal hukuk usüllerinin kullanılması ve birey haklarının üstünlüğü söz konusu olmazdı. Olağanüstü tehlikelere ancak yeni olağanüstü çağreler bulunmalıdır. İstiklal Mahkemeleri bu düşüncenin sonucu olarak kuruldular. Kazım Karabekir, 4 Mart 1925’de takrir-i sükün kanunu ile ilgili görüşmeler yaptığı konuşmada, İstiklal Mahkemelerinin “İstiklal Harbimiz esnasında yapılmış ve yapılması lazım gelen” kuruluşlar olduğunu belirtmekte ve bu mahkemelerin Cumhuriyet döneminde kurulmasına karşı olmasına rağmen, Milli Mücadele dönemindeki çalışmalarını gerekli bulmaktadır.

Milli Mücadele’nin şekillenmeye başladığı dönemde, dış savaşı kazanabilmek için, içte çıkan ayaklanmaları bastırmak, düzenli ordu kurmak ve buna bağlı olarak asker kaçaklarına engel olmak, emniyeti ve güvenliği sağlamak, casusluk, bozgunculuk gibi yıkıcı davranışları yok etmek, sorunları çözümlemek gerekiyordu. Bu sorunlar yüzünden Büyük Taarruza kadar düzenli ordu istenilen seviyeye getirilemedi. Zaferin kazanılması ise ancak bu sorunların çözümlenmesinden sonra başarılabildi. Bu sorunların çözümlenmesinde adaletin temel ilkesi olan yargı usulüne bağlılık düşüncesi üstün rol oynadı.

İstiklal Mahkemeleri Meclis’in, olağanüstü durum karşısında kendi içinden seçtiği mahkemelere “Ulusal egemenliğin tekliği” ilkesine dayanıp ve özellikle hükümetin ısrarı üzerine olağanüstü yetkiler tanıması sonucu kuruldular. Bu yüzden hukuki olmaktan çok, siyasi ve tarihi zorunluluklara dayanmaktaydı. TBMM’nin olağanüstü tehlike karşısında zaferi kazanmak için aldığı tedbirlerin başında İstiklal Mahkemeleri’nin kuruluşu gelir. Hukuki dayanağı, yetkileri ve çalışma usulü bakımından birer İhtilal Mahkemesi olan bu mahkemeleri, ideal bir adalet sistemi saymak düşünülemez. Adaletten uzaklaşmadan, kuruluşunu gerektiren sebepleri kaldırmak amacı arandı. Çalışmalarında birtakım hatalara düşülmüş olması, üyelerin kötü niyetinden değil, samimi kanaatlarindendir. Mahkemelere seçilmiş olan kimseler, her türlü etkiden uzak olarak, yalnız büyük aziz ideallerin ve memelekette inkilabın korunması için Büyük Millet Meclisinin kendilerine emanet ettiği yüksek yetki ve yargı hakkını yerinde ve gerektiği kadar dikkatle kullanmışlardır. Mahkemeler bu yetkileri kanunun üstüne çıkmak için değil, memleketin hayat ve bağımsızlığı için kullanmışlardır. Bu yönüyle İstiklal Mahkemeleri, diğer İhtilal Mahkemeleri içinde en adil karar vereni ve hukuki esaslara en çok dayananı olarak ün yapmıştır.

İstiklal Mahkemeleri iç ayaklanmalara, casusluk, bozgunculuk, soygunculuk suçlarına, görevini köyüye kullananlara ve özellikle asker kaçakları olaylarına karşı yaptığı başarılı çalışmalar sonunda TBMM’nin otoritesini sağladılar. Asker ve jandarma yardımıyla bu suçların önünü aldılar. İstiklal Mahkemelerinin bulunmadığı dönemlerde, kaçak olayları, soygun, casusluk, ihanet suçları tehlikeli derecede artıyordu. Bu yüzden Meclis mahkemelerin kurulmasını gerekli gördü. 17 Şubat 1921’de görevlerine son verilen mahkemeler Ağustos 1921’de tekrar çalışmaya başladılar.

Mahkemeler hiçbir proğrama bağlı olmaksızın, tam bağımsız bir şekilde çalışıyorlardı. Olayın bulunduğu yere giderek karar veriyorlardı. Çalışmaları olayların gidişine bağlı oluyordu. Bu yüzden çoğu zaman şiddetli kış günlerinde, devrin çok zor ulaşım koşulları altında, bölgeleri içinde dolaşıyorlardı. Mahalli makamlara değil, Meclis’e karşı sorumluydular. Böylece her yerde Meclis hakimiyetini belirtiyorlardı.

Mahkemeler idam yetkisine sahip olup, kararları temyiz edilemez ve gerekirse anında uygulanırdı. Bu yüzden, mahkemeleri terör mahkemelerine benzetenler oldu. Onlara göre İstiklal Mahkemeleri yalnız asmak demekti.

Fransız İhtilalinin İhtilal Mahkemelerinden örnek alınmış olan İstiklal Mahkemeleri, çalışmalarında terör yaratmadı. Fransız İhtilal Mahkemeleri 1793 yıllarında yalnız Paris’te 2774 kişi olmak üzere bütün Fransa’da 17000 kişiyi idam ettirdiler. Bu sayısının hüküm giymeden idam edilenlerle 40000’e çıktığı düşünülürse terör açıkça görülür. İstiklal Mahkemeleri’nde ise üç sene içinde 1054 ( bu sayı elde en az uygulamayı göstermektedir. İdam sayısı tahminen 1450-1500 olabilir.) asıldı. 2696 kişinin idamları askerden yeniden kaçmaları halinde uygulanmak üzere şartlı olarak affetildi. 243 gıyaben idam, 1786 kişiye kal’a-bend ve kürek cezası verildi. 11744 kişi beraat etti. 41768 kişiye ise genellikle dayak cezası olmak üzere çeşitli hafif cezalar verildi. Mahkemeler için idam cezası en son çare idi. Savaş içinde yapıln birçok asma ve kurşuna dizme olayları ise bu mahkemelerin dışında yapıldı. İstiklal Mahkemeleri kuruluşlarında ön görülen amacı büyük bir başarıyla yerine getirdiler. Bu yüzden Cumhuriyet devrinde, Cumhuriyet ve Devrim tehlikeye düşünce, onları yaşatmak için yeniden çalışdılar.

Görevlerini yerine getirmede büyük başarı sağladılar. Asker kaçakları olayları önlendi. İç güvenlik sağlandı. Hükümet mahkemelerin devamlı çalışmasını istedi ve destekledi.

TARİH DÖNEM ÖDEVİ


Ad :SELAMİ

Soyad :KARAARSLAN

Sınıf :8-B

Numara :462

Öğretmen :ALİ ÖZÜYAR

Konu :İSTİKLAL MAHKEMELERİ

Kaynakça :ERGUN AYBARS (istiklal mahkemeleri)

:ANABRİTANNİCA




sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI iconÖrnek 5 vergi usul kanunu’nun 122’NCİ maddesiNE

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI iconKurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü Maddesi Bağlamında Bir İrdeleme

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon4857 sayili iŞ kanunu'nun iŞÇİ ÖZLÜk dosyasi ile iLGİLİ HÜKÜmleri 4

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon4857 Sayılı İş Kanunu'nun İşçi Özlük Dosyası İle İlgili Hükümleri

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanunu’nun Geçici 1’inci Maddesine göre

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon4857 Sayılı İş Kanunu'nun İşçi Özlük Dosyası İle İlgili 75. Maddesi Aşağıdaki Gibidir

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon4857 Sayılı İş Kanunu'nun İşçi Özlük Dosyası İle İlgili 75. Maddesi Aşağıdaki Gibidir

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (cmk) 138. maddesinde özel...

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI iconKira sözleşmelerinde uygulanması gerekli kurallar yalnızca Borçlar...

Hİyanet-i vataniye kanunu’nun çikarilişI icon3794 sayılı “Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına, Bankalar...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com