Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z


sayfa9/61
d.ogren-sen.com > Kimya > Evraklar
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   61
KNM-ER 1472 yalanı


KNM-ER 1472 bir uyluk kemiği fosiline verilen addır. Bu uyluk kemiği günümüz insanınkinden farksızdır. Bu kemiğin Homo habilis fosilleriyle aynı tabakada, ancak birkaç kilometre ötede bulunmuş olması, Homo habilis'in iki ayaklı bir canlı olduğu gibi yanlış bir yoruma yol açmıştır. 1987 yılında bulunan OH 62 fosili, Homo habilis'in hiç de sanıldığı gibi iki ayaklı bir canlı olmadığını göstermiştir. Böylece sahipsiz kalan KNM-ER 1472, Homo erectuslar sınıfına dahil edilmiştir. (bkz. Homo erectus)

KNM-WT 15000 (en eski insan fosili)
KNM-WT 15000 ya da bir başka adıyla Turkana Çocuğu iskeleti, bugüne kadar bulunmuş belki de en eski ve en eksiksiz insan kalıntısıdır. (bkz. Turkana Çocuğu) 1.6 milyon yıl yaşında olduğu söylenen fosil üzerinde yapılan araştırmalar, bunun 12 yaşında bir bireye ait olduğunu ve bu kişinin boyunun yetişkinliğe ulaşınca 1.80 cm civarında olacağını göstermiştir. Neanderthal ırkı insanına büyük benzerlik gösteren bu fosil, insanın evrimi hikayesini yalanlayan en çarpıcı delillerden birisidir. (bkz. Neandertal Adamı:Bir insan ırkı)

Evrimci Donald Johanson bu fosili şöyle tarif eder:

Uzun ve zayıftı. Vücut şekli ve uzuvlarının oranları bugünkü Ekvator Afrikalılarınınkiyle aynıydı. Uzuvlarının ölçüleri, bugün yetişkin beyaz Kuzey Amerikalılarınkilerle tamamen uyuşuyordu.


Koaservat


Evrimin önde gelen savunucularından Alexander I. Oparin, koaservatı, "sıvı ile çevrili bir ortamda protein ya da proteine benzeyen moleküllerin biraraya gelerek oluşturdukları kümeler"35 olarak tanımlar. Evrimciler bir dönem koaservatların hücrenin atası olduklarını, proteinlerin de koaservatların evrimleşmeleri sonucunda ortaya çıktıklarını iddia ettiler. Ancak hiçbir tutarlılığı ve bilimsel dayanağı olmayan bu iddia bir müddet sonra evrimci bilim adamları tarafından dahi terk edildi.

En basit görünen bir canlı dahi kendi varlığını sürdürebilmek için, enerji üreten ve dönüştüren mekanizmalara, ayrıca neslini sürdürebilmek için de kompleks kalıtım mekanizmalarına sahiptir. Koaservatlar ise, tüm bu sistemlerden ve mekanizmalardan yoksun basit molekül topluluklarıdır. En küçük doğal etkenlerle parçalanıp dağılmaya uygun yapıları vardır. Bunların zaman içinde kendi kendilerine bu tür kompleks sistemler geliştirerek canlandıklarını iddia etmek son derece bilim dışı bir iddiadır.

Koaservatların canlılığın temeli olamayacağı evrimci bir kaynakta şöyle yer almaktadır:

Koaservat gibi metabolizmalı damlacıklar elbette canlı sayılamaz. Çünkü kalıtım ve mutasyon gibi iki temel karakteristikten yoksundurlar. Üstelik ilkel hücre, yani Protobiyont öncesi bir oluşum basamağı da sayılamaz. Çünkü bu damlacıklarda kullanılan maddeler bugünün organizmalarından oluşuyor.36

Ne var ki, evrimi ideolojik bir slogan haline getiren çevreler, herhangi bir bilimsel kaygı taşımadan evrimin pek çok terkedilmiş tezi gibi koaservatları da yayınlarında evrimin önemli bir delili gibi sunmaya devam ederler. Amaç her zamanki gibi konu hakkında detaylı bilgi ve araştırma imkanına sahip olmayan kesimleri yanıltarak evrim teorisini zengin bilimsel delillere sahip bir teori gibi lanse edebilmektir.


Komünizm ve Evrim


Karl Marx ve Friedrich Engels adlı iki Alman filozofun 19. yüzyılda tarihi zirvesine ulaştırdığı komünizm, tüm dünyada Nazilerin ve emperyalist devletlerin soykırımlarını dahi geride bırakacak kadar çok kan dökülmesine sebep oldu. (bkz. Marx, Karl) Her ne kadar 1991 yılında komünizmin yıkıldığı kabul edilse de, bu ideolojinin karanlık yüzü, insanları dinden ve ahlaktan uzaklaştıran materyalist felsefesi ve insanların üzerindeki etkisi hala devam etmektedir.

20. yüzyılda dünyanın dört bir köşesinde terör estiren bu ideoloji, aslında antik çağdan beri varolan bir düşünceyi temsil ediyordu. Bu düşünce, materyalist yani maddeyi tek değer olarak gören felsefe idi. Komünizm bu felsefe üzerine bina edilerek 19. yüzyılda dünya gündemine getirildi.

Komünizmin fikir babaları Marx ve Engels, materyalist felsefeyi "diyalektik" adı verilen bir yöntemle açıklamaya çalıştılar. (bkz. Diyalektik) Marx, insanlık tarihinin bir çatışmadan ibaret olduğunu, mevcut çatışmanın işçiler ve kapitalistler arasında geçtiğini ve yakında işçilerin ayaklanıp komünist bir devrim yapacaklarını iddia ediyordu. Her ikisi de koyu birer ateist olan Marx ve Engels, dini inançların yok edilmesini komünizm açısından zorunlu görüyorlardı. Fakat yapacakları eylem ve çatışmaların meşru bir zemine oturtulması gerekiyordu. Darwin'in, Türlerin Kökeni adlı kitabıyla öne sürdüğü evrim teorisi ise bu ideoloji için beklenen bilimsel kılıf oldu. Çünkü Darwin, canlıların "yaşam mücadelesi" sonucunda, diğer bir deyişle "diyalektik bir çatışma"yla ortaya çıktıklarını vve geliştiklerini iddia ediyordu. Dahası, yaratılışı inkar ederek, dini inançları reddediyordu. Bu bakımdan Darwinizm, komünizmin faaliyetleri için sözde bilimsel bir destek oldu.

Darwinizm-komünizm ittifakının temelini ise din düşmanlığı oluşturuyordu. Komünistlerin Darwinizm'e olan bağlılıklarının en önemli nedeni; Darwinizm'in ateizme sağladığı göstermelik dayanaktır. David Jorafsky, Sovyet Marksizm'i ve Doğa Bilimi isimli kitabında bu ilişkiyi şöyle açıklar:

Bilimsel yetersizliğine rağmen evrimin ileri sürdüğü bilimsel karakter her türlü Allah karşıtı sistemi ve uygulamaları haklı çıkarmak için kullanıldı. Şimdiye kadar bunlardan en başarılısı komünizm gibi gözüküyor ve bütün dünyadaki taraftarları komünizmin evrim bilimini temel aldığı söylenerek kandırılmışlardır.37

Komünizmin amacı, Darwin'in biyoloji alanında uyguladığı evrim teorisinin insan toplumları içinde de uygulanması ve insanların doğadaki vahşi hayvanlar gibi bir çatışma, savaş içinde olmasıdır.
Konjugasyon
Bakteri gibi canlıların, aralarında gen aktarımı yapma yollardan biridir. Konjugasyonda, aynı tür iki bakteri yan yana gelir, aralarında geçici bir sitoplazmik köprü kurulur, bu geçitten karşılıklı DNA değişimi gerçekleşir. Sonra sitoplazma köprüsü ortadan kalkar. Bakteriler birbirinden ayrılır, oluşan bakteriler yeni gen kombinasyonlarına sahip olurlar. Taşınan bu DNA kombinasyonları da yeni özelliklerin ortaya çıkmasına sebep olur.38

Konjugasyonla bakterilerde çeşitlilik artmış olur. Ancak yeni bir bakteri hücresi oluşmadığı için söz konusu mekanizma, eşeyli üreme olarak kabul edilemez.39

Fakat evrimciler ortaya çıkan bu yeni kalıtsal varyasyonları eşeyli üremenin evrimsel özelliği olarak kabul ederler. (Bakterilerin birbirleri ile kavuşma yaparak üremelerine konjugasyonla eşeyli üreme denir.) Başlangıçtaki bakteriler ile daha sonra oluşan bakterilerin kalıtsal özellikleri farklı olduğundan bunun evrime bir delil olduğunu zannederler. Halbuki burada bir varyasyon (çeşitlenme) söz konusudur. İki bakteriden gelen genler çeşitlilik meydana getirmekte, gen havuzuna yeni bir gen veya bilgi eklenmemektedir. Sonuçta, bakteri bakteri olarak kalmakta ve yeni bir tür oluşmamaktadır.

Kör Saatçi Saçmalığı (The Blınd Watchmaker)
1986'da yayınladığı The Blind Watchmaker adlı kitabıyla Darwinizm'in en büyük savunucusu sıfatını kazanan Richard Dawkins, söz konusu kitabında okuyucularına "Biyoloji, belli bir amaç için dizayn edilmiş görünümü veren karmaşık şeylerin incelemesidir." der.40 Richard Dawkins, bu itirafına rağmen yaşamın kendi kendine, tesadüfi etkilerle evrimleştiğini savunur ve bunu bir "kör saatçi" benzetmesiyle anlatır. Dawkins'e göre "kör saatçi" sadece kör değil, aynı zamanda bilinçsizdir. Dolayısıyla kör saatçinin canlılığın oluşumunda ileriyi görmesi, plan yapması, bir amaç gütmesi söz konusu değildir.41 Fakat Dawkins bir yandan da, karşı karşıya kaldığı canlılardaki karmaşık düzenlilik karşısında bilinçli bir tasarım izlenimi oluştuğunu da kabul etmektedir.

Kitabın devamında ise "eğer bir Meryem Ana heykelinin sizlere el salladığını görseniz dahi, bir mucize ile karşı karşıya olduğunuzu sanmayın" der. Çünkü Dawkins'e göre bu, "çok küçük bir olasılıktır, ama belki de heykelin sağ kolundaki atomların hepsi, tesadüfen, bir anda aynı yönde hareket etme eğilimi içine girmiş olabilirler".42

Evrimcilerin içinde bulundukları bu zor durum -yani imkansızı savunmanın ve açık bir gerçeği reddetmenin zorluğu- onları bazen bu denli mantık bozukluklarını öne sürmeye mecbur bırakır.

Apaçık gözlemledikleri bir gerçek olan bilinçli dizaynı (yani yaratılışı) kabul etmemek için sürdürdükleri tüm bu çabalar, bizlere önemli bir gerçeği göstermektedir: Evrim teorisi adına sürdürülen bütün çabaların yegane amacı Allah'ın apaçık varlığını inkar etmeye yöneliktir. Ve görüldüğü gibi tüm bu çabalar daima sonuçsuz kalmaktadır.

1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   61

Benzer:

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconAnsiklopediK İSİm söZLÜĞÜ

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconBÜYÜk bir köRDÜGÜM; evrim teorisi

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconTertip : 5 Cilt : 3 Sayfa : 2827

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconTertip: 5 Cilt: 12 Sayfa: 2342

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z icon1921 Tertip Düstur, Cilt: 1, s. 196

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconYayımlandığı Düstur : Tertip : 5, Cilt : 40, Sayfa

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconYayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 24 Sayfa: 125

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconYayımlandığı Düstur : Tertip : 5 Cilt : 10 Sayfa : 3102

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconYayımlandığı Düstur : Tertib: 3 Cilt: 37 Sayfa: 2457

Evrim açmazi (ansiklopediK) Cilt k-z iconYayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt : 37 Sayfa : 2457


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com