EŞya hukuku'nun konusu ve kaynaklari


d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar


MEDENİ HUKUK-2 ÜNİTE-10

EŞYA HUKUKU'NUN ANLAMI VE ÖNEMİ

Eşya Hukuku, Medeni Hukuk'un mal varlığına ilişkin olan diğer alt dallarıyla yani Borçlar Hukuku ve Miras Hukuku ile de sıkı bir bağ içindedir. Şöyle ki, Borçlar Hukuku, kişiler arasındaki borç ilişkilerini düzenler ve bu borç ilişkileri çerçevesinde çoğu zaman bir eşyanın teslimi borcu doğar.

EŞYA HUKUKU'NUN KONUSU VE KAYNAKLARI

Eşya Hukuku'nun konusu, eşya ile kişilerin eşya üzerinde sahip oldukları egemenliğin kaynaklarıdır. Kişilerin eşya üzerinde sahip oldukları egemenlik bazen fiilî bir egemenlikten ibarettir, bazen bunun yanı sıra hukuki bir egemenlik de söz konusu olur. . Kat Mülkiyeti Kanunu, Tapu Kanunu, Kadastro Kanunu, Taşınmaz Mal Zilyetliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun, Tapu Sicili Tüzüğü gibi pek çok başka kanun, tüzük ve yönetmelik de Eşya Hukuku'nun yürürlük kaynakları arasında yer alır.

Eşya Kavramı

Eşya Kavramının Tanımlanması ve Tanımın Unsurları

Terim olarak eşya sözcüğü Arapça "şey" sözcüğünün çoğuludur; ama hatalı bir ifade olmakla birlikte halk arasında "eşyalar" ifadesinin kullanıldığına da çok rastlanır. Oysa "eşya", "şeyler" demek olup zaten çoğul bir anlam içermektedir. Ancak bizi ilgilendiren eşya sözcüğünün hukuki anlamıdır.

Medeni Kanunumuz eşya kavramını tanımlamış değildir. Ancak Medeni Kanunumuzun Eşya Hukuku başlıklı dördüncü kitabını ve tüm hukuk sistemimizi göz önünde bulunduran öğreti, eşya kavramını tanımlamıştır.

Eşya Türleri

Eşya, değişik açılardan ayrıma tabi tutulmaya elverişlidir. Bu ayrımların sonucunda eşya türleri ortaya çıkar.

Eşyaya ilişkin en önemli ayrım, eşyanın taşınır veya taşınmaz olmasına ilişkindir. Çünkü Medeni Kanun'un Eşya Hukuku kitabında yer alan kurallar özellikle bu ayrım esas alınarak öngörülmüştür. Niteliğine zarar verilmeksizin bir yerden başka bir yere taşınabilen eşyaya taşınır (menkul) eşya, niteliğine zarar vermeksizin bir yerden başka bir yere taşınamayan eşyaya ise taşınmaz (gayrimenkul) eşya denilir. Kalem, masa, bardak, koyun, bilgisayar gibi eşyanın taşınır eşya olduğunda şüphe yoktur. Bir eşyanın sahipli veya sahipsiz olduğunu söyleyebilmek, aslında o eşyanın özel mülkiyete konu olup olmadığı ayrımıyla da ilgilidir. Özel mülkiyete konu olamayan eşyanın sahibinden bahsetmek de mümkün olmaz. Kamu malları özel mülkiyete konu olmayan eşyalardır. Bunlar ormanlar, madenler, sahiller, yer altı suları, dağlar, tepeler gibi devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerler olabilir. Yollar, parklar, meydanlar gibi orta malları ile okul, hastane, cami gibi hizmet malları da özel mülkiyete tabi değildir. Bu mallar üzerinde devletin de özel mülkiyet hakkı söz konusu değildir.

Ayni Haklar

Eşya Hukuku'nun konusunu sadece eşya değil, kişilerin eşya üzerinde sahip oldukları haklar da oluşturur.

Ayni Hakların Tanımı ve Özellikleri

Hak sahibinin, eşya üzerinde sahip olduğu, kimsenin aracılığına ihtiyaç duymaksızın doğrudan doğruya yararlanabildiği ve herkese karşı ileri sürebildiği haklara, ayni haklar denilir.

Ayni haklar mevcut bir eşya üzerinde söz konusu olabilir. Alacak hakları da mevcut bir eşyayı konu edinebilir; ama alacak hakları henüz mevcut olmayan eşyayı da konu edinmiş olabilir.

Ayni hakların eşya üzerindeki haklar olmaları, mal varlığına ilişkin haklardan olduklarını gösterir.

Ayni haklar, kural olarak devredilebilen haklardır; ama hak sahibinden başkasına devri veya mirasçılara geçmesi mümkün olmayan ayni haklar da bulunmaktadır.

Ayni hakların kimsenin aracılığına ihtiyaç duyulmaksızın kullanılabilmesi onları eşya üzerindeki alacak haklarından ayıran başka bir özellikleridir.

Ayni haklar, yararlanma hakları arasında yer alır. Çünkü ayni haklar, sahibine konusu olan eşyayı kullanma, bu eşyanın ürünlerini elde etme, bu eşyanın biçimini değiştirme, hatta onu bozup yok etme gibi fiilî yetkiler sağlar.

Ayni hakların mutlak haklar arasında yer alması, bu hakların herkes tarafından ihlal edilme tehlikesi altında oldukları anlamına da gelir. Bu yüzden ayni hak sahipleri, haklarını ihlal eden herkese karşı iade talebinde bulunabilecekleri gibi, haklarını takip etme yetkisine de sahiptirler.

Ayni Hakların Türleri

Ayni haklar iki ana grupta toplanabilir. Bunlardan biri mülkiyet hakkıdır. Diğerleri ise sınırlı ayni haklar grubunu oluşturur.

Mülkiyet Hakkı

Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi ve devamında yer alan hükümler mülkiyet hakkına ayrılmıştır. Mülkiyet hakkı, eşya üzerinde sahibine en geniş yetkileri sağlayan ayni haktır. Mülkiyet hakkı sahibine malik adı verilir. Malikin eşya üzerinde aktif ve pasif yetkileri bulunmaktadır.

Malikin eşya üzerindeki aktif yetkilerinden kasıt, eşyayı kullanmak, eşyayı ürünlendirmek, eşya üzerinde hukuki ve fiilî tasarruflarda bulunmaktır.

Malik mülkiyet hakkı üzerindeki aktif yetkilerini kullanırken hukuk düzeninin sınırları içinde hareket etmek zorundadır (TMK. m. 683/V). Örneğin hiç kimse arazisi üzerinde imar planlarınca izin verilmeyen yükseklikte bir bina yapamaz ya da hiç kimse taşınır eşya olarak değerlendirilen hayvanına eziyet edemez. Ayrıca mülkiyet hakkının kullanılması için de diğer tüm haklarda olduğu gibi dürüstlük kuralının frenleyici işlevi bulunmaktadır.

Pasif yetkiler ise, üçüncü kişilerin eşyaya yönelik müdahaleleri karşısında malikin koruma talep edebilmesidir. Bunlar malikin pasif yetkileridir, çünkü malik dışında bir kişi mülkiyet hakkına herhangi bir müdahalede bulunmadığı sürece bu yetkiler sessiz, pasif kalacaklardır, yani kullanılamayacaklardır.

Mülkiyet hakkı değişik açılardan ayrımlara tâbi tutulabilir. Örneğin bir kişi eşya üzerinde tek başına mülkiyet hakkına sahip ise buna müstakil mülkiyet veya tek başına mülkiyet denilebilir iken, birden fazla kişi eşya üzerinde birlikte mülkiyet hakkına da sahip olabilir. Birlikte mülkiyet de iki ayrı şekilde ortaya çıkabilir: Paylı mülkiyet veya el birliği mülkiyeti. Ayrıca taşınır mülkiyeti ve taşınmaz mülkiyeti olmak üzere mülkiyete konu olan eşyanın türüne göre de bir ayrım yapılabilir.

Sınırlı Ayni Haklar

Mülkiyet hakkının, sahibine eşya üzerinde en geniş yetkileri sağladığını yukarıda ifade etmiştik. Malik, mülkiyet hakkının eşya üzerinde kendisine sağladığı bu yetkilerin bir kısmını başkalarına bırakabilir. İrtifak hakları, taşınır veya taşınmaz eşya üzerinde söz konusu olabilir; ama bunların bazıları sadece taşınmaz eşyaya özgüdür. Bunlar taşınmaz lehine irtifak hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifak haklarıdır. Rehin hakları ise taşınırlar üzerinde de taşınmazlar üzerinde de kurulabilir. Taşınırlar üzerinde kurulan rehin haklarının temel tipi teslime bağlı rehin hakkıdır. Bir diğer taşınır rehni ise hapis hakkıdır. Alacaklar ve diğer haklar üzerinde rehin için de aksine bir hüküm bulunmadıkça teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır. Rehin karşılığında ödünç verme ile uğraşanlar ile yapılan rehin ve rehinli tahvil de taşınır rehin tipleri arasında yer alır. Taşınmaz rehinleri ise üç türdür. Bunlar ipotek, ipotekli borç senedi ve irat senedidir
Zilyetlik ve Tapu Sicili Kavramları

Ayni haklar herkese karşı ileri sürülebildiği için, bir kişinin eşya üzerinde ayni hak sahibi olduğunun dışarıdan bakıldığında anlaşılabilmesi gerekir. Zilyetlik de tapu sicili de ayni haklara açıklık sağladıkları, yani onların başkalarınca anlaşılabilir olmasına hizmet ettikleri için, bunların bir bakıma ayni hakların büründüğü biçimi temsil ettikleri söylenebilir. Bu yüzden bu iki kurumun birlikte şeklî eşya hukukunun konusunu oluşturdukları kabul edilir.

Zilyetlik

Türk Medeni Kanunu'nun 973. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir. Bu hüküm zilyedi tanımlamaktadır. Zilyetlik bir eşya üzerinde zilyet olma durumu olarak ifade edilebileceğine göre, bu hükümden zilyetlik kavramının tanımını çıkarmak mümkündür. Buna göre zilyetlik, eşya üzerinde sahip olunan fiilî hâkimiyettir. Eşya üzerinde fiilî hâkimiyete sahip olma iradesi, kural olarak fiilî hâkimiyet kurulurken ortaya çıkar; ancak bazen bu iradenin önceden açıklanmış olması da mümkündür. Ağaçtan bir elma koparırken, onu fiilî hâkimiyetimiz altına alma irademiz vardır. Buna gerçek zilyetlik iradesi de diyebiliriz. Ancak evde olmadığımız zaman posta kutumuza bırakılacak reklam amaçlı ürünler üzerinde de zilyetlik kurmak istediğimiz varsayılabilir. Zilyetlik iradesi eşya üzerinde zilyetlik kurulurken veya farazi zilyetlik iradesi bakımından daha önceden sahip olunması gereken ve yeterli olan bir iradedir. Bir kişi bir eşya üzerinde iradi olarak fiilî hâkimiyetini bir kez kurduktan sonra bu fiilî hâkimiyetin devamı süresince zilyetlik iradesine sahip olması gerekmez. Zilyetlik tanımı için fiilî hâkimiyet unsurunun yeterli olmadığını, bu hâkimiyetin iradi bir şekilde kurulması gerektiğini ileri süren yazarlar bile, fiilî hâkimiyet iradesinden ne anlaşılması gerektiğinde hemfikir değillerdir. Bazı yazarlar eşyanın maliki olma en azından maliki gibi davranma iradesini ararlarken bazı yazarlar zilyedin malik olma iradesine sahip olmasa bile eşya üzerinde hiç olmazsa sınırlı ayni hak veya kişisel (şahsi-nispi) hak sahibi olma iradesini aramaktadırlar. Malik olma iradesi aranacak olsa, eşya üzerinde malikin veya hırsızın zilyetliğini açıklamak mümkün olabilir; ama kiracının, ödünç alanın veya rehin alanın eşya üzerindeki zilyetliğini açıklamak mümkün olmaz. İkinci görüş, bu kişilerin de zilyet sayılmaları gerektiği sonucunu doğurur; ama eşyayı vekil, taşıyan, saklayan veya tamir için elinde bulunduran kişilerin zilyetliğini açıklamak mümkün olmaz. Bu kişilerin tümünün de eşya üzerinde zilyetliğini kabul edebilmek için üçüncü görüşün benimsenmesi gereklidir. Hırsızın zilyetliğinin eşyanın gerçek malikine karşı bile korunduğu durumlarda gerçek malik vaktiyle kendisinden çalınmış eşyayı hırsızdan gasp etmeye çalışmaktadır, yani kendi hakkını bizzat kendisi aramaktadır. Oysa hukuk düzeni kişilerin haklarını kendi kuvvetleriyle aramalarına izin veremez. Aksi hâlde kamu düzeni zedelenebilir. Bunu söyledikten sonra, zilyetliğin çoğu zaman malikin veya kiracının ya da rehin hakkı sahibinin zilyetliğinde olduğu gibi bir hakka dayandığına, ama hırsızın zilyetliğinde olduğu gibi bir hakka dayanmayan zilyetliğin de söz konusu olabileceğine de dikkat çekelim. Zilyetliğin hukuki niteliğine ilişkin öğretideki değişik görüşler bu yaptığımız açıklamalardan yola çıkarlar. Bazı yazarlara ve hatta Yargıtay'a göre, zilyetlik bir haktır ve hatta ayni bir haktır. Çünkü hukuk düzeni tarafından korunmaktadır. Üstelik Medeni Kanun'un Eşya Hukuku başlıklı dördüncü kitabında düzenlenmektedir. Zilyetliğin başkalarına devri veya miras yoluyla intikali de mümkün olduğuna göre bunu bir hak olarak nitelendirmek gerekir. Diğer bazı yazarlara göre zilyetlik hukuken korunan fiilî bir durumdur. Hırsızın zilyetliğinin bile korunması, onun çaldığı eşya üzerinde bir hakkı hem de ayni hakkı olmasıyla açıklanamaz; ama hukuk düzeni kamu düzenini korumak amacıyla bu özel hâlde dâhi fiilî bir durum olan zilyetliği korumaktadır.

Tapu Sicili

taşınmazın malikinin olup olmadığını, bu taşınmaz üzerinde herhangi bir kimsenin sınırlı bir ayni hakkının olup olmadığını, bu taşınmazın malikinin veya üzerindeki sınırlı ayni hak sahiplerinin kimler olduğunu öğrenebiliriz. Ancak hak sahiplerinin taşınmaz üzerinde zilyetliklerini sürdürmeleri her zaman çok kolay olmadığı gibi, bu çoğu zaman pek akıllıca da değildir. Örneğin ipotek edilmiş, yani taşınmaz rehinine konu edilmiş bir taşınmazın rehinli alacaklının zilyetliğine bırakıldığını düşünelim. Böyle bir ihtimalde, taşınmazını bir borcu karşılığında ipotek ettirmiş olan malikin, borcunun vadesi gelene dek bu taşınmazı kullanması ve bu sayede gelir elde etmesi de mümkün olamayacak ve belki de bu yüzden borcunu ödeyemediği için ipotek ettirdiği taşınmazının satılmasına katlanmak zorunda kalacaktır. Çok sayıda taşınmazları olan bir malik de bu taşınmazları üzerindeki ayni haklarına açıklık kazandırmak için her birini fiilen kendi hâkimiyeti altında tutmaya kalkışsa, çoğu zaman bunların bir kısmından fiilen yararlanamayacaktır. Tapu sicili, Türk Medeni Kanunu ilkelerine göre kurulmuş bir sistemdir. Bu sicil, devletin kurduğu teşkilat çerçevesinde tapu sicil memur ve muhafızları tarafından tutulur. Sicil, pek çok defter ve belgeden oluşan bir bütünü ifade eder. Bu sicilin temel unsuru tapu kütüğüdür. Tapu kütüğü köy veya mahalle bazında tutulan bir defterdir. Her köy veya mahalle için tutulan tapu kütüklerine o köy veya mahallede yer alan taşınmazlar için birer sayfa açılır. İşte bu taşınmazlarla ilgili yapılacak her tür hukuki işlem, bu sayfalar üzerinde gösterilir. Böylece belli bir taşınmaz için tapu kütüğünde oluşturulmuş olan sayfayı inceleyen herkes, ilgili taşınmazın bir maliki olup olmadığını anlayabilir. Taşınmazın malikinin kim olduğu, bu taşınmaz üzerinde birilerinin sınırlı ayni haklarının olup olmadığı, hatta birilerinin bu taşınmaza ilişkin kuvvetlendirilmiş kişisel haklarının olup olmadığı ve bu taşınmazla ilgili olup da hukuk düzeninin bilinmesini gerekli gördüğü her tür veri bu sayfada görülebilir. Tapu kütüğü, böylece zilyetliğin taşınırlar için sahip olduğu işlevi yerine getirmiş olur. Böylece eğer bir kişi bu sayfada belli bir taşınmazın maliki olarak kayıtlıysa bu kişinin gerçekten de o taşınmazın maliki olduğuna ilişkin bir karine olur. Tapu sicili, taşınmaz eşya üzerindeki ayni haklara açıklık kazandırmak için tutulduğuna göre, bu sicil kamuya açık bir sicildir. İlgisini inanılır kılan herkes bu sicili inceleyebilir, örnek isteyebilir. Hatta ilgililer bu sicili incelemekle yükümlüdürler. Öyle ki, hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez, yani tapu sicilinin iyi niyeti önleyici bir rolü de bulunmaktadır.

Tapu sicili devlet memurları tarafından çok sıkı kurallara bağlı olarak tutulan resmî bir sicildir. Bu yüzden kişiler bu sicile güven duymakta haklıdırlar. Bu sicilin tutulmasında bir yanlışlık olsa bile, bu yanlışlığı bilmeyen bilmesi de gerekmeyen kişilerin bu sicile dayanarak kazandıkları ayni haklar korunur

EŞYA HUKUKU'NUN TEMEL İLKELERİ

Belirlilik

Ayni haklar mevcut ve belirli bir eşyanın tamamı üzerinde söz konusu olabilir. Bir eşyanın sadece belli bir kısmı zilyetliğe konu olabilir; ama ayni hakka konu olamaz. Bir eşyaya birden çok kişinin birlikte malik oldukları paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti hâllerinde bile aslında eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcuttur. Örneğin bir çeşit irtifak hakkı olan geçit hakkı, belli bir arazinin tümü üzerinde söz konusudur; ama hak sahibi geçit hakkını kullanırken bu arazinin her noktasına basma ihtiyacı duymayacak, sadece belli bir kısmından gelip geçecektir.

Açıklık

Ayni haklar mutlak haklar arasında yer alır. Bu yüzden herkese karşı ileri sürülebilirler. Çünkü herkes tarafından ihlal edilme tehlikesi altındadırlar. Bu tehlikeyi mümkün olduğunca bertaraf etmek ve ayni hakkımıza saygı duyulmasını sağlamak istiyorsak, ayni hakkımıza konu olan eşya ile aramızdaki ilgiyi, yani bu eşya üzerinde ayni hakka sahip olduğumuzu açık (anlaşılabilir) hâle getirmeliyiz. Buna ayni hakların açıklığı ilkesi denilir. Bu yüzden taşınırlarımızı zilyetliğimiz altında bulundurur, taşınmazlarımızı tapuda adımıza tescil ettiririz.

Sınırlı Sayı ve Tipe Bağlılık

Tıpkı alacak hakları gibi mal varlığı hakları arasında yer alan ayni haklar, sınırlı sayı ilkesine bağlı olmaları itibariyle de alacak haklarından farklıdırlar. Borçlar Hukuku alanında kişiler diledikleri tipte ve içerikte alacak hakları oluşturabilirler. İki kişi arasında geçerli olan ve üçüncü kişileri ilgilendirmeyen, çünkü onlara karşı kural olarak ileri sürülemeyecek olan bir borç ilişkisi çerçevesinde tarafların ne tip bir alacak hakkı öngördükleri önemli değildir.

Güvenin Korunması

Ayni haklar için gerekli açıklığın taşınırlarda zilyetlik, taşınmazlarda tapu sicili sistemi ile sağlandığını defalarca ifade ettik. Ancak hırsızın dâhi eşya üzerinde bir zilyetliği olduğunu ve tapu sicilinin bazen yanlış tutulmuş olabileceğini de söyledik. Böyle olunca, eşyanın zilyedinin veya eşyaya ilişkin tapu kaydında malik görünen kişinin gerçekte malik olmamasına rağmen, üçüncü kişiler tarafından malik zannedilmeleri tehlikesi vardır. Taşınır eşyayı zilyedinden taşınmaz eşyayı tapuda malik görünen kişiden iyi niyetle edinen kişilerin bu iyi niyetlerinin korunması gerekir.

Zaman Aşımı veya Hak Düşürücü Süreye Bağlı Olmama

Bir kişi bir eşya üzerindeki ayni hakkını uzunca bir süre kullanmadı diye ayni hakkı sona ermez. Alacak hakları da yararlanma hakları arasında yer alır ve onlar da hak düşürücü süreye tabi değildir; ama onlar bakımından zaman aşımı süresi söz konusudur. Yani alacaklı alacağını belli bir süre içinde talep etmezse alacak hakkı zaman aşımına uğrar. Gerçi Eşya Hukuku'nda da zaman aşımı kavramı mevcuttur; ama bu kavram, Borçlar Hukuku'ndaki alacak hakkını zayıflatan zaman aşımından farklı bir durumu ifade eder. Eşya Hukuku'nda zaman aşımı ayni hakları kazandıran bir olanaktır. Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş yıl iyi niyetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin zaman aşımı yoluyla o eşyanın mülkiyetini kazanması böyledir. Taşınır mülkiyetinin kazandırıcı zaman aşımı ile kazanılması hakkındaki örneğimize dönecek olursak, malikin eşyasını kaybetmesinden ve dolayısıyla eşya üzerinde mülkiyet hakkını kullanmaya ara vermesinden bu yana değil beş yıl elli yıl bile geçmiş olsa, bu eşya iyi niyetli bir kişinin zilyetliğine girmiş olmasaydı, malik de mülkiyet hakkını kaybetmezdi. Ayni haklar hak düşürücü süreye veya zaman aşımına tabi olsalardı, eşyanın salt beş yıl boyunca malikten uzak kalmasıyla sahipsiz hâle gelmesi ve herhangi bir kişi tarafından sahiplenme yoluyla kazanılmasının mümkün olması gerekirdi.


  1. Aşağıdakilerden hangisi eşya kavramının tanımında yer alan bir unsur değildir?

a)Cansız olma b)Ekonomik değer taşıma c)Maddi bir varlığa sahip olma

d)Üzerinde egemenlik kurmaya elverişli olma e)İnsan ve insana ait organ, doku ve uzuvlardan olmama

  1. Aşağıdakilerden hangisi Medeni Kanunumuzun Eşya Hukuku kitabında ayni hakların düzenlenmesinde esas alınan temel ayrımdır?



  1. Özel mülkiyete konu olan eşya - özel mülkiyete konu olmayan eşya

  2. Tüketime tabi olan eşya - tüketime tabi olmayan eşya

  3. Misli (benzeri olan) eşya - misli olmayan eşya

  4. Taşınır eşya -Taşınmaz Eşya

  5. Sahipli Eşya -Sahipsiz Eşya

3. Aşağıdakilerden hangisi eşya türlerine ilişkin olup da Borçlar Hukuku'ndaki cins borcu - parça borcu ayrımına esas teşkil eden ayrımdır?

a)Özel mülkiyete konu olan eşya - özel mülkiyete konu olmayan eşya

b)Tüketime tabi olan eşya - tüketime tabi olmayan eşya

c)Misli (benzeri olan) eşya - misli olmayan eşya

d)Taşınır eşya - Taşınmaz Eşya

e)Sahipli Eşya - Sahipsiz Eşya

  1. Tüketime tabi eşya - tüketime tabi olmayan eşya ayrımı hangi ayni hak bakımından önem taşır?

a)Üst hakkı b)Kaynak hakkı c)Rehin hakkı

d)İntifa hakkı e)Bağımsız ve sürekli ayni haklar

5.Zilyetlik ve tapu sicili Eşya Hukuku'nun temel ilkelerinden hangisine hizmet eder?

a)Belirlilik b)Açıklık c)Sınırlı Sayı

d)Tipe Bağlılık e)Hak Düşürücü Süreye veya Zaman Aşımına Bağlı Olmama

6.Aşağıdakilerden hangisi Eşya Hukuku'nun temel ilkelerinden biri değildir?

a)Belirlilik b)Açıklık c)Sözleşme Özgürlüğü

d)Güvenin Korunması e)Zaman Aşımı ve Hak Düşürücü Süreye Bağlı Olmama

7.Aşağıdakilerden hangisi ayni hakların özelliklerinden biri değildir?

a)Mutlak haklardır. B)Yararlanma haklarıdır. C)Sahiplerine öncelik sağlarlar.

d)Mal varlığına ilişkindirler. E)Başkalarına devredilemezler

  1. Aşağıdakilerden hangisi hem taşınırlar hem de taşınmazlar üzerinde söz konusu olabilen ayni bir haktır?

a)Üst hakkı b) Kaynak hakkı c) İntifa hakkı d) Hapis hakkı e)İpotek

9.Aşağıdakilerden hangisi malikin pasif yetkilerindendir?

a)Eşyayı kullanma b)Eşyayı ürünlendirme

c)Eşyayı elinde haksız olarak bulunduran kişiye karşı istihkak davası açma

d)Eşyayı yok etme e)Eşya üzerinde bir başkası lehine sınırlı ayni hak tanıma

10.Tapu sicili sistemi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a)Açıklık ilkesine göre tutulan resmî bir sicildir.

b)Hiç kimse tapu sicilindeki bir kaydın yanlış olduğunu ileri süremez.

c)Tapu sicili iyi niyeti önlemez.

d)Tapu sicilinin yanlış tutulmasından bir zarar doğacak olursa bundan sadece sicili tutan memur kişisel olarak sorumlu tutulabilir.

e)Tapu sicilindeki yolsuz kayıtlar, aradan on yıl geçmekle kendiliğinden geçerli hâle gelirler.
1.A, 2.D, 3.C, 4.D, 5.B, 6.C, 7.E, 8.C, 9.C, 10.A

REYHAN TUNA



sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

EŞya hukuku\Çocuk hukuku ve çocuk haklarinin önemi, konusu ve kaynaklari

EŞya hukuku\Eşya Hukuku, Medeni Hukukun kişilerin eşya (mallar) üzerinde doğrudan...

EŞya hukuku\A) zorunlu (BAĞlayici) hukuk kaynaklari b) vergi hukukunun yardimci kaynaklari

EŞya hukuku\Tanim: İdare hukuku, idarenin kuruluş ve işleyişini düzenleyen kamu...

EŞya hukuku\Kamu hukuku (anayasa hukuku)

EŞya hukuku\Vergi usul hukuku (vergilendirme tekniĞİ, vergilendirme hukuku)

EŞya hukuku\İnsan Kaynakları Yönetiminin Özellikleri

EŞya hukuku\Gap toprak-Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma

EŞya hukuku\Bati uygarliğinin kaynaklari eski Yunan'ın mirası

EŞya hukuku\Ders notlari b ö L ü m 1 anayasa hukukunun biLGİ kaynaklari


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com