1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


sayfa1/3
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3
1995 MAYIS KPDS SORULARI
1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz.

1. On the third day of the shipwreck they gave up all hope of finding any ____ .

  1. deserters

  2. survivors

  3. conclusions

  4. suppliers

  5. discrepancies



2. Since the firm has been found negligent by the court, his claim for ____ for the accident hasn’t been accepted.

  1. compensation

  2. reduction

  3. employment

  4. relevance

  5. cooperation


3. As he has adamantly withstood all kinds of political pressure on this issue for so long, it is unlikely that he would ____ at this stage.

  1. reinforce

  2. relent

  3. pursue

  4. compete

  5. dispose


4. The British entry into the European Community has ____ a new line of policy.

  1. negotiated

  2. confined

  3. resented

  4. constituted

  5. refunded


5. The argument he has put forward is hardly ____ with the information we have so far received on the case.

  1. reflective

  2. representative

  3. arbitrary

  4. resistant

  5. compatible



6. I don’t approve of the methods he is using, but his ____ aim, as regards the project, is admirable.

  1. conclusive

  2. ultimate

  3. controversial

  4. convenient

  5. deplorable

7. I have looked through the report, but I must admit, only ____ .

  1. carefully

  2. thoroughly

  3. superficially

  4. seriously

  5. experimentally


8. The allocation made by the budget committee can be used ____ to finance work on child health.

  1. plainly

  2. excessively

  3. extremely

  4. remarkably

  5. solely


9. In an effort to ____ the rate of inflation many banks have raised their interest rates.

  1. run out of

  2. watch out

  3. stand by

  4. put out

  5. keep up with

10. As my secretary will be away for a couple of days, would you be kind enough to ____ my correspondence?

  1. play back

  2. bring off

  3. take care of

  4. return to

  5. turn off


11. Plenty of evidence has come to light to prove that he has been involved ____ smuggling.

  1. through

  2. at

  3. by

  4. in

  5. over


12. The high rate of inflation obviously puts a great strain ____ the majority of working families.

  1. on

  2. in

  3. beyond

  4. through

  5. by



13. It is just possible that there is ____ reason behind his refusal of this award.

  1. other

  2. another

  3. the others

  4. any

  5. rather

14. Even in classical times there were people with a ____ ethical approach to education than one can find in our time.

  1. few

  2. most

  3. more

  4. little

  5. much


15. Local authorities have always given ____ importance to the improvement of recreational facilities.

  1. any

  2. some

  3. too

  4. quite

  5. many

16. There were many casualties on both sides, but more on the enemy side than ____ .

  1. ours

  2. them

  3. we

  4. their

  5. our

17. The government is determined to improve the communications system ____ the costs involved will be a serious burden on the budget.

  1. so that

  2. while

  3. despite

  4. as if

  5. even though

18. ____ well one may think of him, one must admit that he’s too old for the job.

  1. So

  2. Although

  3. Even

  4. However

  5. As


19. Have you seen the display of the books written by the visiting professor ____ is going to talk this afternoon on the future of the European Community?

  1. whose

  2. whom

  3. who

  4. which

  5. what


20. The minister said to his under-secretary: “You will check that all the details are correct, ____ ?”

  1. aren’t you

  2. will you

  3. could you

  4. won’t you

  5. are they

21. Following a noticeable improvement in the general economic scene, unemployment too, seems ____ a turn for the better.

  1. having taken

  2. to have taken

  3. to be taken

  4. taking

  5. to have been taken


22. For nearly a decade most governments in the world ____ to find ways of combating environmental problems.

  1. were tried

  2. would have tried

  3. try

  4. could try

  5. have been trying

23. By the end of this term of office, he ____ all the projects he has already undertaken.

  1. has completed

  2. will have completed

  3. completed

  4. had completed

  5. is completing


24. Before the nationwide vaccination campaign ____ , the infant mortality rate ____ to an alarming extent.

  1. is being introduced / would rise

  2. will be introduced / rose

  3. had been introduced / has risen

  4. will be introduced / was rising

  5. was introduced / had risen


25-34 sorularda, verilen İngilizce cümlenin Türkçe dengini bulunuz.

25. The greatest failure of many rich countries has been to leave their future economies to chance.

  1. Pek çok ülke, hataların en büyüğünü işleyerek ekonomilerini geleceğe hazırlamayı ihmal etmiştir.

  2. Pek çok zengin ülkenin ekonomisi, gelecek için hazırlıksız yakalanarak büyük sarsıntı geçirmiştir

  3. Ekonomilerini geleceğe hazırlamayan ülkeler, zengin olma şansını kaçırmışlardır.

  4. Zengin ülkelerin çoğunun en büyük hatası, ekonomilerini geleceğe hazırlamamak olmuştur.

  5. Çoğu zengin ülkenin en büyük başarısızlığı, gelecekteki ekonomilerini şansa bırakmaları olmuştur.


26. In contrast, many Southern European Countries have made great strides in child care.

  1. Öte yandan, Güney Avrupa ülkelerinin çoğunda çocuk bakımı önemli sorunların kaynağı olmuştur.

  2. Öte yandan, Güney Avrupa ülkelerinin çoğu çocuk bakımında büyük ölçüde gerilemiştir.

  3. Çoğu Güney Avrupa ülkesinin tersine, çocuk bakımında önemli gelişmeler kaydettik.

  4. Aksine, çok sayıda Güney Avrupa ülkesi çocuk bakımında büyük adımlar atmıştır.

  5. Aksine, çoğu Güney Avrupa ülkesi çocuk bakımında büyük zorluklarla karşılaşmıştır.



27. Some scientists suspect that changes in ocean circulation may have led to sudden climate shifts in the past.

  1. Bazı bilim adamları, okyanus akıntısındaki değişikliklerin ani iklim değişmelerine yol açmış olabileceğinden şüpheleniyorlar.

  2. Bazı bilim adamları, geçmişteki ani iklim değişikliklerinin okyanus akıntısındaki değişmeden kaynaklandığına inanmıyorlar.

  3. Bazı bilim adamları, geçmişte okyanus akıntısında görülen değişikliklerin iklim değişikliklerinden kaynaklanmış olabileceği düşüncesindeler.

  4. Bazı bilim adamları, okyanus akıntısını değiştiren etkenin geçmişteki ani iklim değişiklikleri olduğundan şüpheleniyorlar.

  5. Bazı bilim adamları, okyanus akıntısındaki değişikliklerin geçmişteki ani iklim değişmeleriyle aynı zamanda olduğundan emin değiller.


28. The success of the new company in the bitterly competitive global market will depend on its ability to keep costs down.

  1. Böylesine amansız bir rekabet ortamında yeni bir şirketin dünya pazarında başarılı olması, maliyetleri daha düşük tutabilmesinden kaynaklanıyor.

  2. Yeni şirketin başarısı, dünya pazarındaki acımasız rekabete rağmen maliyetleri düşürebilmesine bağlı olacak.

  3. Yeni şirketin amansız bir rekabetin hüküm sürdüğü dünya pazarındaki başarısı, maliyetleri düşük tutabilmesine bağlı olacak.

  4. Dünya pazarındaki amansız rekabet göz önüne alındığında, yeni şirketin başarısı maliyetleri düşük tutmanın önemini kavramasına bağlı olacak.

  5. Yeni şirketin başarısı, dünya pazarındaki acımasız rekabet ortamına girdiğinde bile maliyetleri düşürmesinden anlaşılıyor.


29. It remains to be seen whether expanding trade ties will lead to an improvement in diplomatic relations.

  1. Diplomatik gerginliklerin ticari ilişkilerin gelişmesinde bir engel oluşturup oluşturmayacağını göreceğiz.

  2. Genişleyen ticari bağlantıların diplomatik ilişkilerde bir iyileşme sağlayıp sağlamayacağı zamanla görülecek.

  3. Ticari bağları geliştirmenin diplomatik anlaşmazlıklara yol açıp açmayacağı zamanla görülecek.

  4. Genişleyen ticari bağlantının diplomatik sorunlara yol açıp açmayacağını araştırmak gerekiyor.

  5. Diplomatik ilişkileri geliştirmenin ticari konularda anlaşma sağlayıp sağlamayacağını zaman gösterecek.


30. Even companies that cannot reuse their waste products are learning to minimise the impact they have on environment.

  1. Atıklarını yok edemeyen şirketler de onları çevreye en az zarar verecek şekilde kullanmayı öğreniyor.

  2. Atıkları kullanılamayan kuruluşlar da çevreye verdikleri zararı en aza indirmeyi öğreniyor.

  3. Atıklarını yeniden kullanamayan şirketler bile, onların çevre üzerindeki etkisini en aza indirmeyi öğreniyor.

  4. Atıklardan kurtulamayan şirketler de hiç değilse çevreye verecekleri zararı azaltmayı öğreniyor.

  5. Atıklarını satma yolu bulamayan şirketler de onlardan çevreye en az zarar verecek şekilde kurtulmayı öğreniyor.


31. Although the satellites have a life span of only three to five years, NASA intends to benefit from them for a longer period.

  1. Her ne kadar uydular yalnızca üç ile beş yıllık bir ömre sahipseler de NASA bunlardan daha uzun bir süre için yararlanmayı amaçlıyor.

  2. Uydularda ancak üç ile beş yıl yaşanabildiğinden NASA bunları daha faydalı bir hale getirmeyi planlıyor.

  3. Uydulardan ancak üç ile beş yıl yararlanıldığı anlaşıldığından, NASA bunları göndermeyi durdurmak niyetinde.

  4. Uyduların ömrünün üç ile beş yıl olduğunun anlaşılmasına rağmen NASA hâlâ bunlardan daha uzun bir süre yararlanabileceğini savunuyor.

  5. NASA, ömrü yalnızca üç ile beş yıl olduğu anlaşılan uydulardan daha uzun süre yararlanabilme yollarını arıyor.


32. The prospects of a permanent peace depend on how well the interim arrangements can be made to work.

  1. Sürekli barışın sağlanması, geçici anlaşmaların bozulmaması için gösterilecek çabaya bağlı olacaktır.

  2. Sürekli barış umudu, ara düzenlemelerin ne kadar iyi işletilebileceğine bağlıdır.

  3. Geçici anlaşmalara ne ölçüde uyulursa, sürekli barış sağlanması olasılığı o kadar artacaktır.

  4. Kalıcı bir barış umudu, geçici düzenlemelerin ne kadar işe yarayacağına bağlıdır.

  5. Barışın sürekli olup olmayacağı, iyi niyet çabalarının karşılıklı olarak sürdürülmesine bağlıdır.

33. The fact that you can understand this sentence doesn't prove that you are literate.

  1. Böyle bir cümle kurabilmiş olmanız okuryazar olduğunuzun kanıtı olamaz.

  2. Gerçek şu ki bu cümleyi anlamakla edebiyat bilginizi kanıtlamış olmazsınız.

  3. Gerçek şu ki bu cümlenin anlamını çözebilmiş olmanız aydın olduğunuzu kanıtlamaz.

  4. Bu cümleyi anlayabilmeniz okuryazar olduğunuzu kanıtlamaz.

  5. Bu cümledeki gerçeği görebilmeniz okuryazar olduğunuzun kanıtı değildir.



34. We believe the only way to make regulations work is to make them mandatory.

  1. Çalışma sırasında kuralların düzenli bir şekilde uygulanması gerektiğine inanıyoruz.

  2. Kanımızca, kuralların işlemesini sağlamanın tek yolu onları zorunlu kılmaktır.

  3. Düzenli bir çalışmanın ancak gerekli kuralların uygulanmasıyla mümkün olacağına inanıyoruz.

  4. Kuralların, ancak zorunlu hallerde uygulanması gerektiğine inanıyoruz.

  5. Kanımızca, ancak kurallar uygulandığı takdirde düzenli bir çalışma yapılabilir.


35-44 sorularda, verilen Türkçe cümlenin İngilizce dengini bulunuz.

35. Müşterinin ne istediğini öğrenmek her şeyden önemlidir.

  1. What we really need to know is what the customer is looking for.

  2. The main difficulty was to find out just what the customer was in need of.

  3. Finding out what the customer wants is more important than anything else.

  4. Our main concern should have been to find out just what the Customer wanted.

  5. You must find out what the customer wants; nothing else matters.


36. Gelecek, elleri yerine kafalarını kullanan insanlarındır.

  1. People who use their brains more than their hands are going to control the future.

  2. In the future people will use their brains rather than their hands.

  3. It's our heads not our hands that are going to be important.

  4. The future belongs to people who use their heads instead of their hands.

  5. In future people will have to learn to use their hands rather than their reason.


37. Oraya kim önce ulaşırsa onun büyük bir avantaj sağlayacağından söz ettiğinizi hatırlıyorum.

  1. I remember you saying that whoever gets there first will have a major advantage.

  2. I am reminded of what you said about this being their first major advantage.

  3. I'm sure you said that the first to get there had a major advantage.

  4. I remember you saying that it would be their first real advantage.

  5. You will remember that getting there first gave them a real advantage.


38. Ozon tabakası ne kadar incelirse o kadar çok miktarda kanser yapıcı morötesi ışın dünyaya ulaşır.

  1. Should the ozone layer continue to get weaker even more cancer making ultraviolet rays will reach the earth.

  2. If the ozone layer gets any thinner the cancer making ultraviolet rays will reach the earth even faster.

  3. The thinner the ozone layer gets, the more cancer making ultraviolet rays reach the earth.

  4. As the ozone layer got thinner, more cancer forming ultraviolet rays began to reach the world.

  5. The more cancer forming ultraviolet rays there are in the world the less effective will be the role of the ozone layer.



39. Avrupa'da işsizlik yeniden yüzde onun üzerine çıkıyor ve düşecekmiş gibi de görünmüyor.

  1. Unemployment in Europe is again rising above ten per cent and doesn't seem likely to drop.

  2. Once more the unemployment figures for Europe are above the ten per cent mark and may go higher.

  3. Unemployment in Europe has gone up a further ten per cent and the position is not likely to change.

  4. No one expects the unemployment figures in Europe will drop below ten per cent.

  5. A drop to just above ten per cent in unemployment figures in Europe didn't seem very likely.

  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com