1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


sayfa1/3
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3
1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz.

1. They have had to agree to provide free lunches, but obviously they have had done so ____ .

  1. faultlessly

  2. precisely

  3. exceedingly

  4. reluctantly

  5. extraordinarily


2. Unfortunately, few children behave in such a ____ manner towards the old and infirm.

  1. ridiculous

  2. considerate

  3. restricted

  4. fragile

  5. progressive


3. The development of the experimental method to verify the theories had the ____ effect and there was a rapid increase in scientific knowledge.

  1. adverse

  2. reluctant

  3. appropriate

  4. erroneous

  5. partial


4. We will have to hire more workers soon; we can’t put it off ____ .

  1. plainly

  2. supremely

  3. emphatically

  4. intensely

  5. indefinitely


5. A well organised company that knows its products are of a high standard does not fear ____ .

  1. conversion

  2. concentration

  3. competition

  4. departure

  5. pretension



6. When births outnumber deaths, the population increases; when the ____ is true, then it falls.

  1. opposite

  2. growth

  3. proportion

  4. rate

  5. decreases


7. In the past, too, people relied on plant substances to ____ a wide range of illnesses.

  1. recover

  2. cure

  3. infect

  4. undermine

  5. restrain



8. Industry is slowly realising that the manner in which waste products are being ____ of is of vital importance to the environment.

  1. forwarded

  2. exposed

  3. composed

  4. disposed

  5. restored


9. I was astonished to learn how such an experienced man as Dr Foster could be ____ by her tricks.

  1. locked up

  2. found out

  3. run over

  4. made up

  5. taken in

10. I don’t know how the nurse ____ the constant demands of that elderly patient.

  1. thinks over

  2. changes over

  3. puts up with

  4. wakes up

  5. turns on


11. After that last incident, even the manager admits that we can ____ their services.

  1. go on

  2. do without

  3. put out

  4. show off

  5. break into



12. Following the bomb explosion in the shopping centre, the police have been warning people to ____ any suspicious-looking parcel.

  1. rely on

  2. run through

  3. take over

  4. watch out for

  5. send for


13. As regards the decision to modernise the mines in the region, here is a report which contains ____ relevant information.

  1. another

  2. any

  3. many

  4. a

  5. some


14. Of all the medicines we have tested, this is obviously ____ effective.

  1. much

  2. more

  3. the most

  4. a little

  5. less


15. An hour after the accident he was conscious ____ to describe how it had happened.

  1. enough

  2. more

  3. as well

  4. so much

  5. fairly

16. The project he has in mind is ____ complicated to be feasible.

  1. very

  2. too

  3. so

  4. such

  5. as

17. This patient is not as seriously ill as ____ I examined a little while ago.

  1. whom

  2. other

  3. some other

  4. one another

  5. the one

18. The manager told Brian to do the job ____ and not pass it on to ____ assistant.

  1. ourselves / their

  2. themselves / hers

  3. himself / ours

  4. himself / his

  5. yourself / my

19. Recently he’s had a novel published, the title of ____ I can’t recall at the moment.

  1. which

  2. whom

  3. whose

  4. what

  5. that

20. Clearly, you weren’t very impressed by the way he managed the press conference; I must say I wasn’t ____ .

  1. neither

  2. too

  3. either

  4. as well

  5. also



21. Ambitious plans ____ the expansion of the railway network have had to be abandoned due to lack ____ funds.

  1. in / of

  2. on / about

  3. from / in

  4. for / of

  5. over / on


22. ____ the world there has been a growing sense of disillusionment with the United Nations and its policies.

  1. For

  2. Among

  3. On

  4. From

  5. Throughout


23. The physicist I work with was bitterly disappointed ____ that his experiments had not produced the desired results.

  1. learning

  2. on learning

  3. having learned

  4. to be learned

  5. to be learning



24. ____ able to get hold of any new supporting evidence since I saw you last?

  1. Will you be

  2. Would you be

  3. Have you been

  4. Had you been

  5. Are you

25-34 sorularda, verilen İngilizce cümlenin Türkçe dengini bulunuz.

25. If there is no improvement in sales, then we may have to reduce the work force even further.

  1. Satışları artıramadığımız müddetçe işgücündeki azalma sürecektir.

  2. İşgücünü bu kadar azaltırsak satışlardaki artış kısa sürede duracaktır.

  3. Satışları artırabilmek için, işgücünü azaltmaktan vazgeçmemiz gerekebilir.

  4. Eğer son zamanlarda satışlarda bir iyileşme gözlenmiyorsa bunun nedeni işgücündeki azalmadır.

  5. Eğer satışlarda bir iyileşme olmazsa, işgücünü daha da azaltmak zorunda kalabiliriz.


26. As time goes on, most people will not only use a computer in their work but also have one in their houses.

  1. İşyerlerinde bilgisayar bulunduranların çoğu en kısa zamanda bir tane de evlerinde bulundurmak isteyecektir.

  2. Zamanla, birçok insan işyerinde olduğu gibi evinde de bilgisayar kullanmanın önemini kavrayacak.

  3. Zaman geçtikçe çoğu insan, bilgisayarı yalnızca işyerinde kullanmayacak, evlerinde de birer tane bulunduracak.

  4. Çok zamanlarını alsa da, birçok insan bilgisayarı hem işyerinde hem de evde kullanmayı tercih edecek.

  5. Zaman geçtikçe insanlar bilgisayarların yalnız işyerlerinde değil evlerinde de gerekli olduğuna inanacaklar.



27. The developing companies of Eastern Europe are trying to improve their telecommunication systems in order to achieve economic growth.

  1. Doğu Avrupa’da şirketler, haberleşme sistemlerini kuvvetlendirdikleri için hızlı bir ekonomik büyüme sağlıyor.

  2. Doğu Avrupa’nın gelişmekte olan şirketleri ekonomik büyümeyi gerçekleştirmek için haberleşme sistemlerini iyileştirmeye çalışıyor.

  3. Doğu Avrupa’daki ekonomik büyüme, haberleşme sistemleri iyi olan iyi olan gelişmiş şirketlerin çabaları ile kolaylaşmıştır.

  4. Doğu Avrupa’nın gelişmiş şirketleri, ekonomik büyümeyi haberleşme sistemlerini iyileştirme çabalarına bağlıyor.

  5. Doğu Avrupa’nın gelişmekte olan şirketleri, ekonomik büyümeyle birlikte haberleşme sistemlerinin de gelişeceğine inanıyor.


28. This proved to be the final blow for a country already dependent on the outside world for survival.

  1. Hayatta kalabilmek için zaten dış dünyaya bağımlı olan ülkeye bunun son darbe olduğu ortaya çıktı.

  2. Bunun, ekonomik bakımdan dış dünyaya bağımlı olan ülke için son şans olduğu açık.

  3. Bunun, ülkenin dış dünyaya bağımlılıktan kurtulma yolundaki son fırsatı olduğu kesindir.

  4. Dış dünyadan bağımsızlığını kazanarak kendi imkanları ile gelişmeye çalışan ülke için bu ağır bir darbedir.

  5. Bu, zaten dış dünyaya bağımlılıktan kurtulma çabası içinde olan ülkenin sonu olmuştur.

29. One way of finding out if you are suitable to work in another country is to go to a career counsellor.

  1. Yabancı bir ülkede çalışabilmek için gerekli şartları öğrenmenin kestirme yollarından biri de bir meslek danışmanına gitmektir.

  2. Başka bir ülkede iş bulabilmenin kestirme yollarından biri de bir meslek danışmanına gitmektir.

  3. Yabancı bir ülkede iş bulmanın tek yolu, bir meslek danışmanına giderek kendinizi yetiştirmenizdir.

  4. Başka bir ülkede çalışabilecek nitelikte biri olup olmadığınızı anlamının bir yolu da bir meslek danışmanına gitmektir.

  5. Sizin için başka bir ülkede çalışma olanağı olup olmadığını öğrenmenin tek yolu, bir meslek danışmanına gitmektir.


30. The notion that we can or should put some kind of a limit on economic growth seems to be neither necessary nor practical.

  1. Görünüşte gerekli ve pratik olmasa da, bir düşünceye gör, ekonomik büyümeye belli bir sınır koyabiliriz ve koymalıyız.

  2. Sınırları belirlenmiş bir ekonomik büyüme düşüncesi, gerekli olmadığı gibi pratik de değildir.

  3. Ekonomik büyümeye belli bir sınır koymanın gerekli veya pratik olup olmadığı konusu tartışmalı.

  4. Ekonomik büyümeye sınırlama getirecek uygulamalar üzerinde tartışmak gereksiz gözüküyor.

  5. Ekonomik büyümeyi bir biçimde sınırlayabileceğimiz ya da sınırlamamız gerektiği düşüncesi ne gerekli ne de uygulanabilir görünüyor.


31. It is not difficult to realise how slowly and inaccurately information was passed around before the growth of mass media.

  1. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasından önce, bilginin yavaş ve yanlış aktarılmasını engellemek zordur.

  2. Kitle iletişim araçlarının gelişmesinden önce bilginin ne denli yavaş ve hatalı aktarıldığını anlamak zor değildir.

  3. Tahmin edileceği gibi, kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle bilginin hatalı ve yanlış aktarılması engellendi.

  4. Kitle iletişim araçları ne kadar gelişse de bilginin bazen hatalı ve yanlış aktarılması kaçınılmazdır.

  5. Bilginin zamanında ve hatasız aktarılmasında gelişmiş kitle iletişim araçlarının önemini anlamak zor değildir.

32. The decision to reduce the fine payable by companies polluting the environment has angered conservationists.

  1. Kuruluşların, çevreye verdikleri zararı telafi etmek için çaba gösterme kararından vazgeçmeleri çevrecileri öfkelendirdi.

  2. Çevrecilerin öfkeli tepkisi karşısında, çevreyi kirleten kuruluşlarca ödenen cezayı azaltan karar kaldırıldı.

  3. Çevrenin kirletilmesi karşısında öfkelenen çevreciler, kuruluşlar tarafından ödenmesi gereken cezanın kaldırılmasına karşı çıktılar.

  4. Çevreyi kirleten kuruluşlarca ödenmesi gereken ceza miktarını azaltma kararı çevrecileri öfkelendirdi.

  5. Öfkeli çevrecilerin tepkisi üzerine, çevreyi kirleten kuruluşların, para cezası ödemeleri yanında verdikleri zararı da telafi etmeleri kararlaştırıldı.

33. Crop yields per acre are declining in some parts of the world because of air pollution as well as the buildup of salt and other chemicals.

  1. Hava kirlenmesi yanında tuz ve diğer kimyasal maddelerin birikimi yüzünden, dünyanın bazı bölgelerinde dönüm başına ürün verimi düşüyor.

  2. Dünyanın bazı bölgelerinde ekinlerde görülen bozulma yanında tuz ve kimyasal madde birikimi de hava kirliliğine bağlanıyor.

  3. Dünyanın bazı bölgelerindeki hava kirlenmesi, ekin çeşitlerinde azalma yanında, tuz ve kimyasal madde birikimine de yol açıyor.

  4. Dünyanın bazı bölgelerinde verimli toprak alanlarının azalmasının nedeni havadaki kirlenmeyle birlikte tuz ve kimyasal madde oranının artmasıdır.

  5. Hava kirliliği sonucu dünyanın bazı bölgelerinde tuz ve kimyasal madde oranının artması ekinlerde dönüm başına verimi azaltıyor.


34. The fact that there is an organisation working towards the recognition of the rights of housewives means we are progressing in the right direction.

  1. İşleyen bir örgütün olması, ev kadınlarının haklarının tanınması yönünde en doğru yolu seçtiğimiz anlamına gelmez.

  2. Doğru yönde ilerliyoruz diyebilmek için, ev kadınlarının haklarının tanınması için çalışan bir örgüt kurmalıyız.

  3. Artık bir örgüt de olduğuna göre, ev kadınlarının haklarının tanınması yönünde ilerleyebilmek için her türlü yolu denemeliyiz.

  4. Ev kadınlarının haklarının tanınması yolunda çalışan bir örgütün olması demek, doğru yönde ilerliyoruz demektir.

  5. Ev kadınlarının, kendi haklarının tanınması yolunda çaba göstermelerine olanak verecek örgütlerin olması demek bu konuda çok yol katetmişler demektir.


35-44 sorularda, verilen Türkçe cümlenin İngilizce dengini bulunuz.

35. Seyirci onlara sunacağınız şeyin ilginç olacağına inanmalı.

  1. It is interesting that the audience took everything on trust.

  2. The audience is quite convinced that they are going to see something interesting.

  3. What you are offering the audience has got to be interesting.

  4. What the audience is being offered promises to be interesting.

  5. The audience has to believe that what you are going to offer is going to be interesting.


36. Hem, son söz neden eleştirmenin olsun ki?

  1. Besides, the critic gets his say last, doesn’t he?

  2. Even so, why can’t the critic have the last word?

  3. Indeed the last word should be the critic’s, shouldn’t it?

  4. Why, after all, should the critic have the last word?

  5. Nevertheless, won’t the last voice be the critic’s?


37. Çevre sorumluluğu olmaksızın ekonomik gelişme olamaz.

  1. There can be no economic development in the absence of environmental responsibility.

  2. Economic development surpasses environmental responsibility.

  3. Being environmentally conscious leads to improved economic development.

  4. In the absence of economic development, environmental responsibility is unthinkable.

  5. Being environmentally conscious is preferable to attaining economic development.


38. Gelecek yüzyıl, Avrupa’da bugün olduğundan 20 milyon daha az insan olacak.

  1. By the next century the population of Europe will drop to twenty million.

  2. In the next century there will be twenty million fewer people in Europe than today.

  3. Between now and the end of the century, the number of people in Europe will drop by twenty percent.

  4. During the next hundred years the population of Europe will increase by twenty million.

  5. A hundred years from now there will be less than twenty million people in Europe.



39. Doktor bir hastalığı ne kadar isabetle teşhis edebilirse, tedavi de o kadar etkili olur.

  1. It is more important for a doctor to diagnose accurately than to find the most effective treatment.

  2. The doctor who makes the most accurate diagnosis is not always the one who gives the most effective treatment.

  3. The more accurately the physician is able to diagnose an illness, the more effective the treatment will be.

  4. However accurate a physician’s diagnosis of an illness may be, it is still the treatment that is important.

  5. The efficiency of a physician shows more in his diagnosis of an illness than in the treatment of it.

  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com