1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


sayfa1/4
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3   4
1997 MAYIS KPDS SORULARI
1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz.

1. As a result of continuing economic recession, a huge _____ in the budget seems inevitable.

  1. redundancy

  2. improvement

  3. profit

  4. distinction

  5. deficit


2. The recent economic figures _____ that the country is slowly coming out of the crisis.

  1. commit

  2. imply

  3. incur

  4. evolve

  5. invoke

3. When the rate of exchange began to rise again, he felt _____ to call a meeting of the financial staff.

  1. obliged

  2. blamed

  3. consumed

  4. omitted

  5. rewarded


4. As far as we are concerned, the evidence put before the court was not _____ enough to convict the man.

  1. subsequent

  2. conclusive

  3. adamant

  4. earnest

  5. consecutive


5. He devised an _____ scheme whereby the rate of unemployment in the country could be brought down sharply.

  1. irrelevant

  2. unstable

  3. ingenious

  4. untamed

  5. illegible

6. I was greatly impressed by the way the judge conducted the trial, _____ when it came to summing up the case.

  1. particularly

  2. completely

  3. sufficiently

  4. effectively

  5. respectively



7. As soon as the leak in the boiler was noticed, one of the engineers was naturally _____ .

  1. taken after

  2. run down

  3. made out

  4. sent for

  5. turned up


8. At the board meeting, his suggestion was _____ as it seemed politically controversial.

  1. put out

  2. taken out

  3. held in

  4. burst into

  5. cast aside

9. When the relief workers reached the scene of the disaster, they immediately began to help _____ who could do nothing for _____ .

  1. that / himself

  2. them / their

  3. those / themselves

  4. these / ourselves

  5. us / yourself



10. The very idea of establishing a literary ‘canon’ has become _____ controversial that the people running the Library of America have wisely avoided using the term.

  1. too

  2. as

  3. such

  4. so

  5. more



11. They haven’t met for twelve years or more, but I understand they still write to _____ at a regular interval.

  1. the other

  2. each other

  3. themselves

  4. the others

  5. one other


12. It was foolish of me to turn down such an offer; in fact _____ I think about it, _____ I regret it.

  1. as much / so much more

  2. the more / as much

  3. much / as much

  4. the most / so much

  5. the more / the more



13. The scheme has been _____ consideration for a long time now, but I doubt whether it will ever be put _____ effect.

  1. under / into

  2. within / through

  3. for / to

  4. in / off

  5. over / ever

14. It was _____ his efforts that the two sides finally agreed to hold talks _____ the principles of economic cooperation.

  1. by / through

  2. ever / for

  3. through / on

  4. with / at

  5. without / from

15. I was forced to admit that there was a drop in sales towards the end of the year _____ he had predicted.

  1. such as

  2. even so

  3. in case

  4. just as

  5. so far as


16. Under these circumstances he should never have been allowed to take charge of the operation _____ he was the most senior of the officers available.

  1. whyever

  2. whether

  3. even though

  4. whenever

  5. so that


17. Why can’t you admit that _____ hard he works, he will never manage to achieve what his elder brother has achieved?

  1. unless

  2. whatsoever

  3. though

  4. whenever

  5. however


18. Many more people would doubtless have attended the debate _____ they had known in advance who the principal speakers were.

  1. if only

  2. while

  3. since

  4. after

  5. until



19. Our delegates hadn’t shown themselves willing to come to terms, those from other countries _____

  1. would be, too.

  2. wouldn’t have, either.

  3. had not, either.

  4. have had, too.

  5. would have, too.


20. In recent decades the efficiency of the United Nations _____ by a growing number of countries.

  1. will have been questioned

  2. was questioned

  3. had been questioned

  4. would be questioned

  5. has been questioned


21. It seems likely that, by the end of the week, the costs involved in the construction of the bridge _____ by the Ministry.

  1. would have been announced

  2. would be announced

  3. are being announced

  4. will have been announced

  5. have been announced



22. They set up a liaison office in East Africa for marketing their goods but now they wish they _____ so.

  1. had not done

  2. have not done

  3. would not do

  4. would not have done

  5. never do

23. Had they apologised for deliberately overcharging me, I _____ a complaint with the Consumers’ rights Office.

  1. will not have filed

  2. may not have filed

  3. would not have filed

  4. was not filing

  5. may not file

24. We _____ no problems whatsoever with the dam since it _____ forty years ago.

  1. had / has been constructed

  2. have had / was constructed

  3. had had / had been constructed

  4. are having / is constructed

  5. were having / was being constructed


25-34 sorularda, verilen İngilizce cümlenin Türkçe dengini bulunuz.

25. To protect its own fisheries, Canada has taken a tougher line with foreign vessels fishing its coasts.

  1. Kanada, kendi balıkçılığını geliştirebilmek için, kıyılarında avlanan yabancı teknelere karşı önlemlerini artırmıştır.

  2. Kanada, kendi balıkçılık bölgelerini kurtarmak amacıyla, kıyılarında avlanan yabancı teknelere karşı sert bir mücadeleye girmiştir.

  3. Kanada, kendi balıkçılığını güçlendirmek için, kıyılarına yaklaşan yabancı balıkçı teknelerine karşı sert önlemler almıştır.

  4. Kanada, kendi balık alanlarını korumak için, kıyılarında balık avlayan yabancı teknelere karşı daha sert bir tavır almıştır.

  5. Kanada, kendi balık alanlarını iyileştirmek amacıyla, sert önlemler alarak kıyılarında yabancı teknelerin avlanmasını engellemiştir.



26. In his statement, he did not conceal the fact that Serbia’s hard-line attitude had led to the breakdown of the talks.

  1. Demecinde, Sırbistan’ın katı tutumunun görüşmelerin kesilmesine yol açtığı gerçeğini saklamadı.

  2. Yaptığı açıklamada, görüşmelerin kesilmesinde Sırbistan’ın uzlaşmaz tutumunun etkili olduğu gerçeğini saklamadı.

  3. Konuşmasında, Sırbistan’ın olumsuz tavrı sonucu görüşmelerin kesildiği gerçeğini belirtmekten sakınmadı.

  4. Görüşmelerin kesilmesine, Sırbistan’ın uzlaşmaz tavrının neden olduğu gerçeğini belirtmekten çekinmedi.

  5. Sırbistan’ın katı tutumu nedeniyle görüşmelerin kesildiğini açıkça belirtmekten çekinmedi.


27. It seems likely that the recession in the wool textile industry will continue throughout the year and many mills may be permanently closed.

  1. Görünüşe bakılırsa, yünlü dokuma sanayiindeki gerileme yıl içinde de sürecek ve bazı fabrikalar tamamen kapanacaktır.

  2. Yünlü dokuma sanayiinde bütün yıl boyunca devam eden bunalım sonucu çoğu fabrikanın süresiz olarak kapanması kaçınılmaz görünüyor.

  3. Yünlü dokuma sanayiinde yıl içinde bir durgunluk görüleceği ve pekçok fabrikanın tamamen kapanacağı kesindir.

  4. Yünlü dokuma sanayiinde durgunluğun yıl boyunca süreceği ve pek çok fabrikanın süresiz kapanabileceği muhtemel görünüyor.

  5. Çoğu fabrikanın süresiz kapanmasına neden olabilecek durgunluk, yünlü dokuma sanayiinde yıl boyunca devam edecek gibi görünüyor.



28. What we really expect to find in a work of art is a certain personal element and a distinctive sensibility.

  1. Bir sanat eserinde bulunmasını istediğimiz şeyler arasında belirli bir kişisel nitelik ile kendine özgü bir duyarlılıktır.

  2. Belirli bir kişisel anlatım ve farklı bir duyarlılık, bir sanat eserinde gerçekten bulunması istenen niteliklerdir.

  3. Gerçekten bir sanat eserinde bulmayı umduğumuz şey, belirli bir kişisel öge ve belirgin bir duyarlılıktır.

  4. Çarpıcı bir duyarlılık ve belirli bir kişisel boyut, bir sanat eserinde esas olarak bulunmasını istediğimiz ögelerdir.

  5. Belirli bir kişisel özelliğin ve etkileyici bir duyarlılığın, bir sanat eserinde bulunmasını gerçekten arzuluyoruz.


29. It was pointed out that the company, which had been on verge of bankruptcy, got over the crisis through substantial borrowings from various banks.

  1. İflasın eşiğine gelmiş olan şirketin çeşitli bankalardan yüklü krediler alarak bunalımı aştığı belirtildi.

  2. Bazı bankalardan bol kredi alarak bunalımı atlatmaya çalışan şirketin, iflasa doğru sürüklendiği belirtildi.

  3. İflasla karşı karşıya gelmiş olan şirketin, bunalımı aşmak için, pek çok bankadan büyük krediler aldığı belirtildi.

  4. Çeşitli bankalardan yüklü krediler alarak bunalımı atlatmaya çalışan şirketin iflasdan kurtulamadığı açıklandı.

  5. İflas tehlikesini atlatmış olan şirketin bazı bankalardan bol kredi alarak bunalımdan çıktığı belirtildi.


30. Since the signing of the Maastricht Treaty, Britain has constantly been in conflict with her partners in the European Union over the question of monetary union.

  1. Maastricht Antlaşması imzalandıktan sonra, İngiltere, para birliği konusunu ileri sürerek, Avrupa Birliği’ndeki ortakları ile sert bir çatışma içine girmiştir.

  2. Maastricht Antlaşması’nın imzalanmasından beri İngiltere, Avrupa Birliği’ndeki ortaklarıyla para birliği konusunda sürekli bir çatışma içinde olmuştur.

  3. Maastricht Antlaşması’nın imzalanmasından bu yana, İngiltere para birliği konusu üzerinde durmuş ve Avrupa Birliği’ndeki ortakları ile zaman zaman tartışmıştır.

  4. Maastricht Antlaşması’nın imzalanması üzerine, İngiltere para birliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki ortaklarından farklı bir tavır içine girmiştir.

  5. Maastricht Antlaşması’nın imzalanmasıyla İngiltere, para birliği konusunda Avrupa Birliği’ndeki ortaklarıyla tam bir uyum içine girmiştir.

31. The committee unanimously rejected a proposal to divide the city into two zones and stressed the need to consider the whole city as a unit.

  1. Kurul, kenti iki bölgeye ayırmayı amaçlayan öneriyi tümüyle reddetti ve kentin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savundu.

  2. Kentin iki bölgeye ayrılmasına ilişkin öneriyi derhal reddeden kurul, tüm kentin bir bütün olarak ele alınması gerektiği görüşüne vardı.

  3. Kurul, kenti iki bölgeye ayırma önerisini oybirliğiyle reddetti ve tüm kentin bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

  4. Tüm kentin bir bütün olarak değerlendirilmesi gereği üzerinde duran kurul, kenti iki ayrı bölgeye ayırmaya yönelik öneriyi tereddütsüz reddetti.

  5. Kentin iki ayrı bölgeye ayrılmasını öngören öneriyi oy çokluğuyla reddeden kurul, tüm kentin bir bütün olarak görülmesi gereği üzerinde ısrarla durdu.


32. The report makes it clear that in 1995 most European countries met almost half of their energy needs by means of natural gas.

  1. Raporda, doğal gazın 1995’de Avrupa ülkelerinin çoğunda enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını karşıladığı belirtilmektedir.

  2. Avrupa ülkelerinin çoğunun, enerji ihtiyaçlarının yarısını doğal gaz kullanarak karşıladığı 1995’de hazırlanan raporda da açıklanmıştır.

  3. Raporda, 1995’de Avrupada enerji ihtiyaçlarının yarısından çoğunu doğal gaz yoluyla karşılayan pek çok ülke olduğu açıkça ifade edilmektedir.

  4. Raporda açıkça ifade edildiğine göre, 1995’de çoğu Avrupa ülkesi, enerji ihtiyacının yarısını doğal gazla karşılamak zorunda kalmıştır.

  5. Rapor, 1995’de çoğu Avrupa ülkesinin, enerji ihtiyaçlarının yaklaşık yarısını doğal gaz vasıtasıyla karşıladığını açıkça ortaya koymaktadır.



33. Most speakers at the meeting pointed out that, in recent years, some of the research projects undertaken by universities had been concerned more with current problems than with purely scientific matters.

  1. Toplantıya katılan çoğu konuşmacı, son yıllarda üniversiteler tarafından uygulanan araştırma projelerinin sadece bilimsel konularda değil, aynı zamanda güncel sorunlarla da ilgili olması gerektiğini vurguladı.

  2. Konuşmacıların toplantıda görüş birliğine vardığı gibi, son yıllarda üniversiteler tarafından yürütülen araştırma projeleri salt bilimsel konulardan çok, güncel sorunlarla ilgilidir.

  3. Toplantıdaki pek çok konuşmacı, üniversitelerde sürdürülen araştırma projelerinden bazılarının salt bilimsel konular yerine, güncel sorunlarla ilgili olması gerektiğini belirtti.

  4. Toplantıdaki konuşmacıların çoğu, son yıllarda üniversitelerce üstlenilen bazı araştırma projelerinin salt bilimsel konulardan çok güncel sorunlarla ilgili olduğunu belirtti.

  5. Toplantıda söz alan pekçok konuşmacı, son yıllarda üniversitelerin yürüttüğü araştırma projelerinin bilimsel konularla olduğu kadar güncel sorunlarla da ilgili olduğunu belirtti.


34. Some years ago the German Constitutional Court decided by a 6 to 2 vote that no law could allow abortion in violation of the rights of the unborn.

  1. Yıllar önce Alman Anayasa Mahkemesinin 2’ye karşı 6 oyla aldığı bir karara göre, hiçbir yasa, doğmamış çoçuğun haklarını hiçe sayarak kürtaja izin veremez.

  2. Alman Anayasa Mahkemesinin birkaç yıl önce 2’ye karşı 6 oyla aldığı karar göre, doğmamış çocuğun haklarını ihlal etmek demek olan kürtaja hiçbir yasa izin veremez.

  3. Birkaç yıl önce, Alman Anayasa Mahkemesi, hiçbir yasanın doğmamış çocuğun haklarına aykırı olarak kürtaja izin veremeyeceğine 2’ye karşı 6 oyla karar verdi.

  4. Alman Anayasa Mahkemesi, doğmamış çocuğun haklarının ihlal edilmesi demek olan kürtaja hiçbir yasanın izin veremeyeceği görüşünü birkaç yıl önce 2’ye karşı 6 oyla değiştirdi.

  5. Alman Anayasa Mahkemesi, birkaç yıl önce, hiçbir yasada kürtaja izin verilemeyeceğine 2’ye karşı 6 oyla karar vererek, doğmamış çocuğun hakkının ihlal edilmesini engelledi.


35-44 sorularda, verilen Türkçe cümlenin İngilizce dengini bulunuz.
  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com