1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


sayfa1/3
d.ogren-sen.com > Ekonomi > Evraklar
  1   2   3

1993 KASIM KPDS SORULARI
1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz.

1. The topics included in the conference programme are not as ____ as one might have hoped.

  1. obsessed

  2. illuminated

  3. preoccupied

  4. varied

  5. disposed



2. At the opening of the new production of Aida the guest soprano gave a superb, a truly ____ performance.

  1. dazzling

  2. declining

  3. disappointing

  4. recalling

  5. degrading


3. Diplomatic relations between the two countries, which were ____ during the war, have not yet been restored.

  1. defeated

  2. established

  3. severed

  4. determined

  5. featured


4. If the situation in Somalia improves, a significant part of the allied forces will be ____ .

  1. enclosed

  2. withdrawn

  3. encouraged

  4. recruited

  5. sustained


5. They raised no ____ to his prolonged leave of absence since they didn’t want to lose him altogether.

  1. refutation

  2. refusal

  3. objection

  4. refund

  5. compulsion


6. The criticism he made concerning the annual fiscal report was ____ to the point.

  1. remarkably

  2. immediately

  3. incessantly

  4. preferably

  5. incompetently

7. I would like to open a private old people’s home but I don’t know yet how to ____ it.

  1. look through

  2. set about

  3. rush upon

  4. put on

  5. turn on

8. He was rather ____ when he learned that his proposal had been turned down.

  1. hurried on

  2. sent away

  3. found out

  4. seen to

  5. put out


9. Research into the causes of cancer is ____ vital importance if we are to learn how to control the disease.

  1. on

  2. with

  3. in

  4. of

  5. under

10. The economy of most Middle Eastern countries is largely based ____ oil exports.

  1. with

  2. upon

  3. about

  4. onto

  5. for

11. In his new job he will be responsible ____ the coordination of relief to the refugees.

  1. about

  2. to

  3. for

  4. at

  5. from

12. As far as I am concerned he is one of ____ talented lawyers the company has ever had.

  1. most

  2. the most

  3. more

  4. mostly

  5. least



13. Some of the board members are convinced that the price quoted is ____ high to be accepted.

  1. more

  2. so

  3. little

  4. too

  5. as

14. John said he couldn't make it on Tuesday or Wednesday; I told him I couldn’t ____ .

  1. either

  2. also

  3. too

  4. neither

  5. as well


15. I suspect the most interesting developments in space exploration have been the most recent ones, ____ ?

  1. aren’t are

  2. are they

  3. is it

  4. do I

  5. haven’t they

16. Surely we’re in a position now ____ we can afford to pay for the best legal advice.

  1. where

  2. which

  3. what

  4. that

  5. whom

17. ____ decision he makes we’ll have to accept it.

  1. Whenever

  2. Whatever

  3. Whatsoever

  4. Wherever

  5. Whoever

18. The doctor advised him to have monthly check-ups ____ any return of symptoms might be detected immediately.

  1. if ever

  2. in case

  3. such as

  4. even though

  5. so that



19. If you really ____ to promote him, you ____ so right away.

  1. are meaning / did

  2. meant / will have to do

  3. have meant / had to do

  4. mean / must do

  5. were meaning / had done

20. One way of ____ waste is ____ such things as glass and paper.

  1. cut down / recycling

  2. cutting down / to recycle

  3. cutting down / recycle

  4. cut down / recycling

  5. being cut down / to have recycled


21. No new staff ____ appointed since the two companies ____ merged.

  1. are / would be

  2. were / have been

  3. are going to be / have

  4. would have been / are being

  5. have been / were

22. Today the telephone ____ an indispensable part of our daily life but ____ so.

  1. had been / had not always been

  2. has been / is not always

  3. is / has not always been

  4. will be / would not always be

  5. was / couldn’t always have been

23. In the end I ____ him for the election since the attitude of the delegates ____ so completely.

  1. didn’t propose / had changed

  2. have proposed / will change

  3. am proposing / would have changed

  4. could not have proposed / is changing

  5. had not proposed / changed


24. I ____ him taking notes frantically while the minister ____ the troops.

  1. saw / had addressed

  2. could see / was addressing

  3. see / was addressing

  4. had seen / would be addressing

  5. have seen / addressed


25-34 sorularda, verilen İngilizce cümlenin Türkçe dengini bulunuz.

25. I would probably have reacted in a similar manner if I had been faced with the same situation.

  1. Böyle bir durumla karşılaşırsam, onunkine benzer bir tepki gösterebilirim.

  2. Aynı durumla herhalde ben de karşılaşırsam onunkine benzer bir tepki gösterebilirim.

  3. Eğer aynı durumla karşılaşsaydım herhalde ben de benzer şekilde tepki gösterirdim.

  4. Eğer aynı durumla yine karşılaşırsam, herhalde aynı tepkiyi gösteririm.

  5. Belik ben de aynı durumla karşılaştım ve tepkim de benzer şekilde oldu.

26. In the past many writers enhanced their repute by travelling and lecturing on a variety of public issues.

  1. Geçmişte şöhretini artırmak isteyen pek çok yazar, bol bol seyahat ediyor ve çeşitli konulardaki konferanslara katılıyordu.

  2. Geçmişte pek çok yazar seyahat ederek ve çeşitli toplumsal konularda konferanslar vererek şöhretini artırmıştır.

  3. Geçmişte pek çok yazar, gerek şöhretini artırmak gerek toplum sorunları ile ilgilenmek için sık sık seyahat ediyordu.

  4. Geçmişte şöhretini artırmak isteyen pek çok yazar hem seyahat ediyor hem de toplumun konuları üzerinde konuşuyordu.

  5. Geçmişte yazarların çoğu seyahat ederek ve toplumsal konulardaki derslere katılarak şöhrete ulaşıyordu.



27. Certain amendments will have to be made in the law before free trade zones can be made to work effectively.

  1. Yasalarda gerekli değişiklikler yapıldığı takdirde, serbest ticaret bölgelerinin hemen faaliyete geçmesi sağlanabilir.

  2. Yasalarda çeşitli düzenlemeler yapılmadan serbest ticaret bölgelerinin verimli bir şekilde çalışması imkansızdır.

  3. Serbest ticaret bölgelerinin en verimli şekilde çalışmalarını sağlamak için bazı yasal değişikliklerin yapılması gereklidir.

  4. Serbest ticaret bölgelerinin etkili bir şekilde işletilmesi sağlanmadan önce, yasada bazı değişikliklerin yapılması beklenmektedir.

  5. Serbest ticaret bölgelerinin karlı bir şekilde işletilmesi için bazı yasal değişikliklerin yapılması şarttır.

28. Many oil producing countries have balance of payments surplus; some of this amount should be used for humanitarian purposes.

  1. Petrol üreten pek çok ülkenin ödemeler dengesinde büyük bir artış gözlenmektedir; bunun önemli bir miktarı insanlara yardım amacıyla kullanılabilir.

  2. Petrol üreten pek çok ülke, ödemeler dengesi fazlalığına sahiptir; bu miktarın bir bölümü insancıl amaçlar için kullanılmalıdır.

  3. Petrol üreten çeşitli ülkelerin ödemeler dengesindeki fazlalık önemli bir miktarda olmasa da, bunun bir bölümü insancıl amaçlara tahsis edilebilir.

  4. Petrol üreten pek çok ülke ödemeler dengesi bakımından iyi durumda bulunmaktadır; bu nedenle, insanlara yardım için önemli bir miktar kaynak ayırabilirler.

  5. Ödemeler dengesi fazlalığına sahip olan petrol üreticisi çeşitli ülkeler, insancıl amaçlar için kullanılmak üzere bir kaynak oluşturdular.

29. Some people are of the opinion that privatisation should be first implemented in the areas which are a big burden on the budget.

  1. Bazı çevreler, öncelikle bütçe üzerinde etkili olan alanlarda özelleştirmeye gidilmesini savunuyor.

  2. Bütçe üzerinde büyük bir yük olan alanlarda özelleştirmeye gidilmesi düşüncesi bazılarınca kabul ediliyor.

  3. Bazıları, özelleştirmenin öncelikle bütçeye büyük bir yük olan alanlarda uygulanması gerektiği görüşündedir.

  4. Bazıları özelleştirme uygulanırken önceliğin, bütçeye büyük bir yük olan alanlara verilmesini savunuyor.

  5. Bazılarının görüşü, bütçe üzerinde büyük bir etkisi olan alanların özelleştirmeye öncelikle alınması doğrultusundadır.


30. The negotiations on the border dispute are long drawn out because neither side has agreed to make any concessions whatsoever.

  1. Hiçbir tarafın taviz vermeye yanaşmaması nedeniyle, sınır anlaşmazlığı ile ilgili tartışmalar daha da sürecektir.

  2. İki tarafında herhangi bir esneklik göstermemesi ve tavizden kaçınması nedeniyle, sınır anlaşmazlığı tüm çabalara rağmen uzayıp gitmektedir.

  3. İki taraf da karşılıklı taviz vermeyi kabul etmediği sürece, sınır anlaşmazlığının çözümü ile ilgili görüşmeler daha da uzayacaktır.

  4. Sınır anlaşmazlığı ile ilgili görüşmeler, hiçbir tarafın kesinlikle herhangi bir taviz vermeyi kabul etmemesi nedeniyle çok uzadı.

  5. Hiç kimse taviz vermeye yanaşmadığı için sınır anlaşmazlığını çözmeye yönelik görüşmeler uzayıp gidiyor.

31. He is the only person with enough experience and expertise to carry out this scheme.

  1. Bu projeyi yürütecek yeterli deneyim ve uzmanlığa sahip tek kişi odur.

  2. Deneyim ve uzmanlığa sahip bir kişi olarak bu projeyi o yürütecektir.

  3. Bu projeyi ancak yeterli deneyim ve uzmanlığa sahip bir kişi yürütebilir.

  4. Bildiğim kadarıyla, bu projeyi yürütecek deneyim ve uzmanlığa sahip tek kişi vardır.

  5. Yeterli bilgi ve deneyimi ile bu projeyi yürütebilecek tek kişinin o olduğu açıktır.



32. Since the economic situation is improving, many international companies have increased the scope of their investments in the country.

  1. Ekonomik durumun iyileşmesi üzerine, uluslararası pek çok şirket ülke içindeki yatırımlarının miktarını oldukça yükseltmiştir.

  2. Ekonomik durum düzelmekte olduğundan, uluslararası pek çok şirket ülkeleri yatırımlarının kapsamını genişletmiştir.

  3. Ekonomik durumun iyileştiğini gören uluslararası pek çok şirket, ülke içindeki yatırımlarının sayısını ve miktarını artırmaya yönelmiştir.

  4. Uluslararası pek çok şirket, ekonomik durumu düzeltmek amacıyla ülke içindeki yatırımlarının düzeyini yükseltmiştir.

  5. Ülkedeki ekonomik durumun düzelmesini takiben, uluslararası pek çok şirket yatırımlarının kapsamını daha da genişletmiştir.


33. On taking office last week, he made it clear that he would introduce a number of radical changes in the management.

  1. Geçen hafta göreve başlarken açıkladığı pek çok köklü yönetim değişikliğini uygulamaya başladı.

  2. Yönetimde yapacağı çok sayıdaki kapsamlı değişikliği, geçen hafta göreve gelir gelmez açıkladı.

  3. Geçen hafta görevi devralırken, yönetimi temelden değiştireceğini ifade etti.

  4. Yönetimde yapmak istediği pek çok önemli değişikliği geçen hafta göreve gelir gelmez açıkladı.

  5. Geçen hafta göreve başladığında, yönetime bir dizi köklü değişiklik getireceğini açıkça belirtti.


34. The article he has published is concerned with the way matter behaves at very low temperatures.

  1. Onun makalesinde açıkladıkları, maddenin çok düşük sıcaklıklardaki davranış biçimi ile uyuşmaktadır.

  2. Maddenin çok düşük sıcaklıklardaki hareketi ve biçimi ile ilgili bir makale yayınlandı.

  3. Yayınladığı makalede, maddenin oldukça düşük sıcaklıklardaki davranış biçimini açıklamaktadır.

  4. Onun yayınladığı makale, maddenin çok düşük sıcaklıklardaki davranış biçimi ile ilgilidir.

  5. Düşük sıcaklıklarda maddenin gösterdiği davranışlar onun yayınlanan makalesinde ele almaktadır.


35-44 sorularda, verilen Türkçe cümlenin İngilizce dengini bulunuz.

35. Ahlak değerlerindeki çöküş, daima toplumda yozlaşmaya yol açar.

  1. When a society is really decadent it ignores moral issues.

  2. A decadent society always disregards immoral behaviour.

  3. A decline in moral values invariably leads to decadence in society.

  4. Moral issues lose importance when a society is truly decadent.

  5. The decadence of a society is apparent in the absence of moral standards.

36. Aleyhinde kanıtlar kesin olmadığı için muhtemelen beraat edecek.

  1. He will naturally be detained if the evidence against him is conclusive.

  2. He is likely to be acquitted though the evidence against him is not conclusive.

  3. If the evidence against him had been conclusive he would have naturally been detained.

  4. His acquittal seems likely though there is plenty of conclusive evidence against him.

  5. He will probably be acquitted since the evidence against him is not conclusive.

37. Halkın onaylamamasına rağmen, yeşil kuşak içinde iskana izin verilmektedir.

  1. In spite of public disapproval, housing is being permitted within the green belt.

  2. If the public had not shown its disapproval, housing might have been permitted in the green belt.

  3. Housing in the green belt is subject to public approval.

  4. The housing scheme for the green belt is dependent upon public approval.

  5. There will be no housing on the green belt as this has met with so much public disapproval.



38. Barajın inşaatı ile ilgili sözleşmeyi imzalamadan önce bir avukata danışması gerekirdi.

  1. He ought to consult his lawyer before signing a contract for the construction of the dam.

  2. He should have consulted a lawyer before signing the contract for the construction of the dam.

  3. The contract for the construction of the dam will have to be drawn up by a lawyer.

  4. His lawyer advised him on the drawing up of a contract for the construction of the dam.

  5. His lawyer would have advised him to sign the contract concerning the construction of the dam.

39. Ne istersen söyle, gerçekten sert önlemler almadıkça ekonomik durgunluğu aşmamız mümkün değildir.

  1. As you say, with really strong measures we could get over the economic recession.

  2. Whatever anyone says, the only way to get over the economic recession is by firmly cutting back expenditure.

  3. In spite of what you have said, we shall never get over the economic recession unless really strong measures are taken.

  4. Say what you like, we can’t possibly get over the economic recession without taking really drastic measures.

  5. As you’ve pointed out, we’ll never stop the economic recession unless we take some really drastic measures.


40. Onun gibi hırslı birinin böyle bir baskıya boyun eğmesi pek olası değildir.

  1. It’s hardly likely that someone as ambitious as he is will yield to such pressure.

  2. I can’t imagine, anyone with his forceful character yielding to pressure of that sort.

  3. Anyone as ambitious as that would never be able to yield to pressure.

  4. It’s really not possible to make such ambitious people yield to pressure.

  5. It would be almost impossible to put enough pressure on someone as forceful as he is to make him yield.


41. Kuşatmanın bir yılı aşkın bir süredir devam etmesine rağmen teslim olmamaya kararlılar.

  1. Even if the siege had continued for more than a year they would never have agreed to surrender.

  2. If the siege goes on for a full year they will be bound to surrender.

  3. Even though the siege has been going on for over a year, they are determined not to surrender.

  4. They were determined not to surrender until they had endured the siege for almost a year.

  5. Their determination not to surrender failed when the siege had gone on for over a year.


42. Satışlardaki ani düşüş sonucu iflasa doğru sürüklendiğini en yakın dostları bile anlayamadı.

  1. It was only his closest friends who realised that he was heading for bankruptcy with this sharp fall in sales.

  2. Even his very close friends did not realise that, following a sharp fall in sales, he was heading for bankruptcy.

  3. His close friends should have realised that the sharp fall in sales could lead to his bankruptcy.

  4. His close friends even warned him that a sharp fall in sales could lead to bankruptcy.

  5. Even his close friends ignored the fact that he was on the edge of bankruptcy when sales dropped so low.


43. Benim tavsiyemi göz ardı edip, kendi sezgilerine güvenerek, tüm kazancını çok iyi tanınmayan şirketlerin hisse senetlerine yatırdı.

  1. She behaved impulsively and, contrary to my advice, invested all her winnings in the shares of some little-known companies.

  2. Instead of disregarding my advice and trusting her intuition she would have invested her earnings in these little known companies.

  3. My advice was in line with her intuition, so she invested her winnings in the shares of some well-known companies.

  4. I advise her to invest her earnings in the shares of some well-known companies but she was against this.

  5. Disregarding my advice but trusting her intuition, she invested all her earnings in the shares of companies that are not very well known.


44. Personel geliştirme projesi ile ilgili olarak yönetim kurulu hangi kararı alırsa alsın, projenin başarısını tayin edecek olan, ayrılan para miktarıdır.

  1. The executive committee realises that the success of the staff development scheme really depends upon the amount of money they can allocate to it.

  2. Whatever decision the executive committee may take as regards of the staff development scheme, it is the amount of money allocated that will determine its success.

  3. Whatever decision they reach, the executive committee will allocate the staff development scheme an adequate amount of money to ensure the success.

  4. The success of the staff development scheme will depend on the amount of money the executive committee allocates to it.

  5. However much money is allocated to the staff development scheme, this does not, as the executive committee knows, guarantee its success.


45-52 sorularda, verilen cümleyi uygun şekilde tamamlayan ifadeyi bulunuz.

45. All medicines should be kept in a safe place ____ .

  1. in case there were any side effects

  2. if they can be found in an emergency

  3. so that they were kept cool

  4. where small children cannot reach them

  5. which mustn’t exceed the recommended dose

46. James insisted on taking us all for dinner ____ .

  1. whenever he comes to Istanbul for a weekend

  2. since he’s really very hard up at the moment

  3. even though he really couldn’t afford to

  4. that there was so little to eat in the house

  5. before the contract would have been signed


47. ____ he’ll never be as successful as his father is.

  1. However hard he tries

  2. He should have realised years ago

  3. It must have been hard for him to admit

  4. Walter should have said

  5. It didn’t seem likely


48. I would require a number of people in this company to take early retirement, ____ .

  1. until the affair is forgotten

  2. since I have the authority to do so

  3. that such a scandal had really happened

  4. were I in full charge

  5. even if I had been fully informed of matters well in advance



49. ____ as if surgery may be unnecessary.

  1. They had already explained

  2. In the light of the latest report, it looks

  3. The doctor might have decided

  4. According to the final tests one can conclude

  5. The patient was encouraged



50. ____ by the time they him got to the hospital.

  1. The cause of the accident will be fully understood

  2. He has been critically ill

  3. The condition of patient had deteriorated considerably

  4. They still don’t realise how serious his situation is

  5. The doctor on duty should give him a blood transfusion


51. ____ unless more funding is made available.

  1. He was praised for his scholarly achievement

  2. He failed to reach any satisfactory conclusion

  3. The company has taken serious measures to improve the working conditions

  4. No remarkable progress had been made

  5. It will be impossible to carry out any further research

52. ____ that nothing concrete had emerged from the negotiation concerning the continental shelf.

  1. As members of the committee we were extremely disappointed to learn

  2. The public opinion polls revealed a lack of interest

  3. Both delegations have been withdrawn

  4. So far neither side has been involved

  5. Clearly, the legal position makes it imperatives



53-58 sorularda, verilen cümleye anlamca en yakın olan cümleyi bulunuz.

53. He was sent for trial for causing a disturbance.

  1. The trial turned out to be an extremely unpleasant one.

  2. He found the trial extremely disturbing.

  3. He is upset at the idea of having to stand trial.

  4. He was brought before the judge, accused of breaking the peace.

  5. The trial was conducted under rather unpleasant circumstances.



54. The architects were told to give practical considerations precedence over aesthetic ones.

  1. The architects had to be reminded that a well-designed building is both beautiful and useful.

  2. Architects are supposed to give more attention to appearance than to right construction.

  3. It is said that architects prefer aesthetic considerations to practical ones.

  4. The architects were reminded that the appearance of a building is not of primary importance.

  5. The architects had to concentrate, not on the appearance of the building, but on making it functional.


55. He’s being paid out of all proportion to his usefulness.

  1. A proportion of his salary is kept in reserve.

  2. The extra money has proved most useful.

  3. With piece-work one is paid for each item produced.

  4. He receives far more money than he deserves.

  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com