Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki


sayfa1/3
d.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar
  1   2   3
Şair Sabahaddin Volkan yıllar sonra 1987 tarihinde çıkarttığı ikinci kitabı olan KOYDAN AKSEDEN ŞARKI isimli kitabında, önceki kitabı olan ÖMÜRDEN SESLER adlı kitabında neşrettiği şiirlere de yer vermiş olduğu için, ben oğlu olarak her iki kitabında ki şiirleri bir isim altında toplayarak burada Sizlerin menfaatlerine arz etmek istedim.

SES VE HEP SES

ÖMÜRDEN SESLER / KOYDAN AKSEDEN ŞARKI

Yasmina’ya / Annemin hatırasına



ÖMRÜM
Bir su farz et ey kâri bir su ki sesten berrak;

Bembeyaz köpüklerle çağlayarak akıyor.

Onun açtığı yoldan geçmemiş hiçbir ayak,

Kayalardan atlayıp ormanlara sarkıyor...
En yalçın tepelerden en derin vâdilere,

Köpükten yelesiyle şahlanıp akan bu su;

Böyle, tam otuz yıldır akıp gitti boş yere.

Bağrında taşıyarak bin bir hayat kaygısı...
Çiçekli, renkli yollar kaldı çok gerilerde.

Bu su, şimdi en ıssız bozkırları geçiyor;

Onu <> yok edecek ilerde...

Eyvah!.. Güneş doğmadan,ömrüm sona eriyor.

AŞKIM
Bir <> olsa sinerdi !.. Bir <> sa sönerdi !..

Bir<>sa geçerdi !. Bir <> sa dinerdi !.

Ne bir<>dı geçti.. Ne bir <> dı indi;

Yedi başlı bir Ejder gibi yaşadı Aşkım !..

Yanarken kalbimdeki hüsran ateşi yer yer,

Solarken göz yaşımla ruhumda açan güller,

Bana zehir sundukça şifâ umduğum eller,

Yedi başlı bir Ejder gibi yaşadı Aşkım!..
AF
Son günde seni ye’ sile hicran ile gördüm;

Gel !. Kalpteki kinlerimi nisyânıma gömdüm.

Bir <> zülfüne hüsrân teli katmış;

Gel!.kalpteki kinlerimi nisyânıma gömdüm.
Ömrünce, girip koynumda sefâ süreceksen,

Göğsünde solup ölmeği çok görmeyeceksen,

Kalbimde yanan ateşi teskin edeceksen,

Gel !. Kalpteki kinlerimi nisyânıma gömdüm
ATAMA

19 Mayıs 1938 günü karşısında
Hangi mahmur kelime seni tarihte ansın?.

Sen ki, tarihi yıkıp onu baştan yapansın..

Trablüsgarp, Suriye , Selanik, Çanakkale,

Dumlupınar, İnönü, Sakarya, Kocatepe;

Bunlar senin Dehânın hudutsuz cidalgâğı !

Sana, şükranla dolu bu Milletin Kalpgâğı...
Garbı bize tanıtan, Garba bizi saydıran;

Bizi, bir Güneş gibi, zulmetlerden ayıran;

Asırları günlere sığıştıran insansın,

Tarihin görmediği eşsiz bir Kahramansın!.

Zumlumla boğazlaştın, istilâya saldırdın;

Yere düşen Bayrağı semâlara kaldırdın.

Bayrak, Vatan ufkunda.. Sen kalplerde Bayraksın;

On sekiz milyon Türkün damarındaki kansın...

*

Sana, <>demekle, hatâ etti Milletin:

Sen, yalnız <> değil, <> sin Kürenin.
AYNADAKİ AKSİM
Son ışıklar erirken tepelerin ardında,

Rüzgârın nefesleri sanki kısıldı, dindi !.

Son kanat sesleri de dönüyorken yuvaya

Akşamın ilk loşluğu birden gönlüme indi...
Günün şu son deminde ben odamda yalnızım;

Yapa yalnız diyemem, karşımdaki aynada

Aksimin derinleşen gözlerime dalmışım...

İkimizde hüzünle susuyoruz şu anda.
Aynı derdi taşıyan iki muzdarip gibi,

Aynadaki aksimle konuşmadan anlaşık.

Yandığımız cehennem tanıştırmıştı bizi,

İztırabın örsünde göz yaşiyle kaynaştık
Akşamın perdeleri yüzümüze iniyor..

Ve gözler, gecelerin birer ışığı gibi

Bakışları karartan mesafeyi deliyor.

Alnımızdaki hatlar gurbet yolları gibi..
Onun da gözlerinde kurumamış yaşlar var,

Onun da saçlarına vakitsiz aklar düşmüş !

Onun yüreğinde de aynı yara izi var,

Onun saadeti de kısa süren bir <> müş!
Son ışıklar eridi tepelerin ardında.

Çırpınan kanatların sesi yuvada dindi

Gecenin siyah eli etrafımı sardı da,

Aynadaki muzdarip, gözlerimden silindi...
BEBEK DÖNÜŞÜ
Karanlık geceler nurunla doldu,

Azmin şimşekleri çarpıştı serde.

Sevgimin dişleri hicrânı boğdu,

Daha dün göz yaşı döktüğüm yerde!
Kalbimde baharın neşesi yandı,

Çiçekler renk aldı senin sevginden .

Mâbette bekleşen kuşlar uyandı,

-<> diyen içli sesinden.
Dün, hasta ve nevmit dalarken ufka,

Bir hamle bu ye’si sarstı yerinden!

Gayeye saldıran bu temiz aşka

Zaferin hilâli doğdu yeniden...
BENİ SEVENE
Sen, daha dün çıktın benim karşıma;

Bu gün, benim olmak emelindesin!.

Karışmak hırsıyla kara bahtıma,

Vakitsiz bir ölüm istemedesin.
Sen, bir ilkbaharsın, yaşın henüz genç.

Bense, kıştan kalma karlı bir günüm.

Sana her şey erken, bana her şey geç;

Çakıllı yollarda can verdi ömrüm..
-<> diyorsun, içli sesinle.

Seni sevebilmek bir saadettir.

Seni nasıl boğarım kendi elimle!

Sana, sever görünmem bir cinayettir.
Çılgınca sevdiğin şu genç insanın,

Bilsen ki, kalbinde ne matemler var!

Göğsünde dinlenen şu yorgun başın

İçinde şahlanmış ne hicranlar var

Yine, sen bilme bu matem nedir !

Bunu bildiğin gün, beni yakarsın ..

Bilme, sen bilme o hicran nedir!

Onu sezdiğin gün, beni boğarsın...

BİLİR MİSİN ?
Çiçeklerde senin yüzün,

Bülbüllerde senin sesin,

Şafaklarda senin rengin,

Ne <> sin, bilir misin?
Şebnem senin göz yaşındır,

Bahar ise, tebessümün ;

Hilâl incecik kaşındır,

Ne varlıksın, bilir misin?
Ne tatlıdır tekellümün,

Lisanının <> i sin !

Bin nağmedir teneffüsün ,

Sen, bir füsûn iklimisin.
Baygın, sehhâr gözlerinle

Bir İlkbahar neş’esisin.

Ruhlu, kıvrak sözlerinle

Sen, bir <> sin.

BIRAKIN AĞLAYAYIM!.
Bırakın ağlayayım!. Bırakın ağlayayım!.

Yedi yıldır çektiğim ızdırap tükeniyor.

Bir az da saadetle ağlamaya doyayım,

Yedi asır beklenen o sevgili, dönüyor...
Gittiği günden beri nuru sönen gözlerim,

Kaybolan güneşini karşısında bulacak.

O ilâhi ateşe açılınca gözlerim ,

Hayatıma mazinin cennetleri dolacak.
Ona tekrar kavuşmak !.Bilin, bu bence nedir:

Mukaddes bir ölünün dirilişi mezardan..

Ona tekrar kavuşmak!. Tanrıdan mucizedir.

Ruhum, çok elem duydu şu kızıl intizardan.
Yıllardır hasretini çektiğim siyah gözler,

Demek aynı sevgiyle tâ ruhuma bakacak!.

Yıllardır kalbimdeki hüzne sarınmış hisler,

Zulmetleri boğarak yine baştan doğacak!.

O İlâhi varlığa değdiği gün ellerim,

Bütün ömrüm bir anda bir lâv seli olacak.

O saadetle artık kapansa da gözlerim,

Ruhum ölüm de bile bir şi’riyet bulacak.
Bırakın ağlayayım !. Bırakın ağlayayım !.

Yedi yıldır çektiğim ızdırap tükeniyor.

Bir az da saadetle ağlamaya doyayım,

Yedi asır beklenen o sevgili, dönüyor...

BORA
Gece, giryeli bir hâl alıverdi semâvât :

Bulutlar ufuklara yıldırımlar yağdırdı..

Rüzgârlar kükreyerek <<Ölüm!.>> diye haykırı;

Sandım, son nefestedir bu sâldide kâinat...
.........................................................................

Ne tezat !

Bu korkunç gecenin ümitsiz sabahından,

Nurlu bir Güneş doğdu pembe şafağında !.

CEVABİ ARZIHAL

  • den bazı parçalar –


Rikkat Bilkur’a

> demiştim. Sizlere çok evvelden.

Bu, bir yalan değildi, şüphe etmeyen benden..

Biz ki, erkânındayız << Müselles ittifakın >> ;

Biz ki, ta kendisiyiz o büyük iztırabın ( ! ) .

İmkân var mı unutsun bir bedbaht diğerini

Hangi sevgi doldurur sizden boş kalan yeri ?

Sizi unuttuğum gün , unutuldum demektir.

Unutulmaksa , bence : ölmeden gömülmektir...
Sapancada ağardı günün siyah saçları,

Varlığımı bir anda kapladı göz yaşları:

On dört yıl önce buradan Türk ordusu geçmişti,

On dört yıl önce burada, Türk, talii yenmişti.

Ağaçlar, sarp yamaçlar, el’an o hazla sarhoş !

Bana, sanki dediler : <<_Ey genç, durma sen de koş!.>>

Tren, bütün hızıyla uçarken garba doğru,

Düşündüm: Neler gördü şu bizim Anadolu!.

Yalçın, sarp tepecikler arkamızda kalmıştı;

Katar, yeşil ve dümdüz bir ovaya dalmıştı...
Aşıp engin ovayı, yaklaştık sahillere .

Koca <<İzmit körfezi >> sanki, nurdan bir dere ;

Nazlı gelinler gibi bize gülümsüyordu.

<<-Orta Anadolulu’lar, hoş geldiniz !..>> diyordu..

Tulûu seyre daldım o gelinin yüzünde ;

Ne güzel yurdumuz var, eşi yok yer yüzünde!.

Sahilde uçuyorduk siyah bir martı gibi.

Sonra, Pendiğe vardık.Yolun yaklaştı dibi.

Az sonra, bizim köyler görünmeğe başladı,

Ah!, O anlar içimde ne yangınlar başladı,

Ufkunuzdan geçerken yâde geldi hayatım ;

Canlandı hayalimde <>...
O cebrî seferberlik beni sersem etmişti,

Verdiğim <>hafızamda silmişti

Muhitimin kapılıp pâyânsız neş’esine,

Fark etmeden gelmiştik ayrılık çeşmesine...

Saatler çağlayarak bir su gibi geçmişti;

Güneşle başlayan gün, artık, sona ermişti!

Akşamın ilk örtüsü düşerken yamaçlara,

Aynı Orduyla gelip silâh çatmıştık gara...
Saat yedi olunca feryat, figan başladı;

Öpüşüp ağlaşanlar, derdime dert aşladı.

Bir anne yavrusunu kokluyorken bir yanda,

Bir nişanlı ağlıyor yas tutup beri yanda.

Bir baba kucaklarken son defa yavrusunu,

Gönlüm çok acı buldu <> nu...

Nihayet, çalınırken düdükler, kampanalar ;

Hıçkırıklar taş oldu, duruldu akan yaşlar !.

Sonra...Islak mendiller arkamızdan sallandı.

Tren, yine Gurbetin yollarına yollandı...
Az zamanda aşmıştık <> yollarını.

Yine <> bizlere açmıştı kollarını ..

Benliğimi simsiyah bulutlar kaplamıştı,

<> sarmıştı.

Mehtap kızıl aksiyle doğuyorken ufuktan ,

Sanki, bir <> geçti ürperen sudan!.

Neler , neler düşündüm Adalara bakarak ;

Bir <<Ömür>> tekrarlandı, enginlere dalarak...

DÖN BAHAR!.
Susun, ötmeyin kuşlar!. Gönül artık şen değil.

Yine, bin bir çiçekle niçin geldin ey bahar ?

Ey güneş !. Doğma artık !. Gönül o gülşen değil.

Kalbimde ağlayanı niçin coşturdun bahar ?
Seslerin dinsin artık !.Şarkılar söylenmesin..

Genç kızlar saçlarına gülden çelenk örmesin.

Bahçeler dile gelmiş renklerle süslenmesin.

Bırak bu güzelliği, matemime uy bahar !..
Ey bahar !.İlk uğrağın, söyle hangi diyardı ?

Siyah gözlü bir Ceylân gördün mü hiç yollarda ?

Onun ana vatanı göğsümdeki diyardı,

Ona hasret geçiyor ömrüm bu sarp yollarda.
Dön Bahar !.Gönlümdeki öksüzlüğü incitme ;

Ona giden yolların semâsında git dolaş !,

Ona, ızdırabımdan sakın bir şey bahsetme ;

Saçlarını dağıtan rüzgârlarla kucaklaş !.
Gönlünün türküsüne değiştiği diyâra

En güzel renklerinle, seslerinle git bahar !.

Ömrün en genç çağını gayre veren o yâra,

Göz yaşımdan örülü bir çelenk götür bahar !
Bu dağların ardına bir daha dönme sakın !

Burada ömrü uzun, gecelerin, kışların .

Dönersen, yapa yalnız geleyim deme sakın,

Seninle dönmez ise o <>.

EBEDÎ BİRLİĞİMİZ
O kadar bana yakın , o kadar benlesin ki,

Her anını benimle beraber yaşıyorsun !

O kadar sana yakın, o kadar Senleyim ki,

Bu rûhi yakınlığa sen bile şaşıyorsun !
Vücudun yıpranırken bir yabancı elinde,

Yaşla dolan gözlerin karşımdan ayrılmıyor.

Ömrümüz çürüyorken gurbetlerin ilinde,

Varlığın bir an bile yanımdan ayrılmıyor.
Bir, Mayıs günü gibi çiçekliydi ömrümüz.

Birden, en çetin kışlar yollarımıza saldı.

En İlâhi zevkleri tadıyorken gönlümüz,

Seni, bir aç kurt gibi tâli ,elimden aldı.
Bahtımıza dolanan bu sarp, geçitsiz yollar

Ruha değil, sadece cismimize gurbettir.

Ne çıkar, seni bugün sarmıyorsa bu kollar ;

Ey Büyük kadın !. bil ki , Aşkın bence<> tir.


EBEDÎ ÖMRE DOĞRU
Sığmıyorum içime, sığmıyorum kendime ;

Bir hamlede zamânı durdurmak istiyorum.

Bir tûfan seli gibi, ne gelirse önüme

Yıkarak, denizlere karışmak istiyorum.
Bu istekle çarpışan kalbimin duyguları

Yıldırımlar yaratıp bana çatmak istiyor.

Gönlümün bu enginde kuduran dalgaları

Bana, <> Türküsünü söylüyor.
Sönmeyen şöhretlerin güneşi var gönlümde,

İlhâmımı onların nuru ile besliyorum.

Bugün, yalnız şu arzu şahlanmada göğsümde :

Ömrümü yarınlara bağlamak istiyorum.
Bir gün, bendimi aşıp taşacağım denizler,

Namımı kâinatın her buduna yayacak.

Ateşin hislerimle çalkanacak nesiller,

Dünya beni tabımla : <> diye anacak !..

GÖNÜL
Nedir zorun, maksadın ?

Yine dertlisin Gönül !

Sevdaya mı susadın ? !

Uslanmadın mı Gönül ? !
Hiç ihtiyar olmadın,

Bir gün bana uymadın,

Beni rahat koymadın,

Bu ne hırçınlık Gönül ? !.
Bir Güneşti taptığın,

Yâd illere attığın.

Nedir senin yaptığın ?

Utansana a Gönül !.
Hiç bermürât olmadın,

Bir kadehtin dolmadın,

Rengine renk bulmadın,

Kaderine yan Gönül !.
Nehirler gibi taşma,

Sakın bendini aşma,

Gönüllerde dolaşma,

Sonra, yanarsın Gönül.
Gel, şu sözümü dinle :

Artık ne yan, ne inle .

Ama, senin ipinle

Kuyuya varmam Gönül...

GÖZTEPE
Bir belde ki, orada, aşkın nefesi ile

Mevsimler tazelenir, iklimler tazelenir.

Bir belde ki, orada , hislerin ateşiyle

Bülbüller alevlenir, gönüller alevlenir.
Şafağındaki renkler, grûbunda başkadır,

Biri sevgiye benzer, biri sevda sonuna.

Her bahçesi bir cennet, her bucağı safâdır;

Mehtaplı geceleri benzer Cânan koynuna.
Ben, o beldede doğdum...O beldede yaşadım.

Annemden ilk ninniyi dinlemiştim orada.

Ben, o Cennette sevdim, o Cennette ağladım.

Sevginin kızıl eli bana değdi orada...
Yıllardır hasretini çekmedeyim o yerin ;

Ömrüm uzak geçiyor suphuna, mehtabına.

O ilâhi beldeyi görüp bilmeyenlerin,

Aşina çıkmaları müşkül, ızdırabıma !.
Dilerim orda geçsin ömrümün son günleri.

Bana , en son ninni de söylensin o diyarda.

Gözlerime dolsun da mazinin o renkleri,

Ruhum, rahat uyusun gömüldüğü mezarda...

GRUP
Ne sevgi, ne de şehvet yaşamıyor içimde ;

Mermer heykeller gibi duymadan yaşıyorum.

Her gün bir sevgili his can veriyor içimde ;

Sonsuzlukta çürüyen ömrüme acıyorum...
Hayatımın ufkunu sardı korkunç bulutlar.

Fırtınalar bahçemde çiçeklerimi kırıyor..

Tez başladı ömrümü hüzne saran akşamlar;

Güneş, kızıl renklerle artık grup ediyor...


HATIRALAR

<< Ege >> sahillerinin en güzel kıyısında,

Yeşil gölgeliklerin kucağında yatarak,

Seninle ne ilâhi bir bahar yaşamıştık...

Yorgun günlerin ufka yaslandığı akşamlar,

Saçlarını enginin rüzgârıyla dağıtır,

Sulardaki aksini seyretmeye koşardın.

Bir ceylân kaçmış gibi anasının bağrından,

Kalbim senin arkandan üzgün hislere düşer,

Döneceğin yollarda gözlerimi yorardın...

O ilâhi bahara, o ateşin sevgiye

Aylarca bucak oldu o yemyeşil sahiller.

Bizden yükselen sesler sinmişti rüzgârlara,

Bir eksîr içmiş gibi sarhoş oldu duyanlar

Rüzgârın kalplere söylediği türküden.

Güneş, gömülüyorken koyu mavi sulara..

Vâdinin genç kızları sahillere indiler,

Sularda akşamları seyrederken, dediler:

--- << Ege’nin güzel kızı, gönül vermiş burada !.. >>
*
Şimdi, ne o sahiller ; ne de sen varsın !

Seni de bir fırtına ayrı düşürdü benden !

Bil ki, yıllarca geçmez kalbimizdeki yara..

Bir uzak hâtıra mı kalacaktın bu güne ?

Ben, ne içten bağlıydım senle geçen o düne !.

<< Hayat >> nedir ki zaten : Hâtıra... hep Hatıra...

İNKİSAR
Talîsiz başımı çalsam taşlara,

Kanayan bağrımı elimle deşsem.

Kalbimi koparıp atsam kuşlara,

Ruhuma bir başka âşina seçsem.
Dinmiyor kalbimin tutuşan kini,

İntikam ateşi yakıyor beni,

Belki kurtulurdum, unutup seni,

Kendime hüsranı mâcera bilsem.e

?

  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconÖrneğin, Türkçe, İngilizcenin ses kurallarıyla öğretilebilir mi?...

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconİngilizce, Almancanın ses sistemi = düzeni Türkçeleştirilmiştir....

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki icon2 Dolby Digital ac-3 Ses Çıkışı Nedir?

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconSes temelli TÜRKÇE, İNGİLİzce, Çİnce, rusçA

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconNeden Dİlleri (sesleri) öğrenemiyoruz, öğretemiyoruz? ‘ses’ öğretimini...

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconİletişim teknolojilerinin hızla geliştiği çağımızda, multimedya uygulamaları...

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconKirmizi cell – kirmizi kare iletiŞİm ltd.ŞTİ ses voip abonelik sözleşmesi

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconA dını alan ailenin temel sazıdır 17-24 perdesi vardır. Meydan sazından...

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki icon2- teklif alma toplantısı Merkez İstanbul Eskidji Yenibosna / İstanbul,...

Ses ve hep ses öMÜrden sesler / koydan akseden şarki iconHaydi, hep berâber amik ovasi ya da armegeddon savaşI’nin hazirliklarina…


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com