Daughter in law in our provebs, idioms and manis *


d.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar
ATASÖZLERİMİZ, DEYİMLERİMİZ VE MANİLERİMİZDE

GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ
Yard. Doç. Dr. Serhan Alkan İspirli**

ÖZET

Atasözlerimiz, deyimlerimiz ve manilerimizde gelin kaynana ilişkisi üzerine bir gezinti yaptık. Atasözleri, deyimler ve manilerimizde gelin kaynana kimdir, birbirlerine karşı tutum ve davranışları, birbirlerinden beklentileri nelerdir?... sorularına cevap aradık.


THE RELATION SHIP BETWEEN MOTHER-IN LAW AND

DAUGHTER IN LAW IN OUR PROVEBS, IDIOMS AND MANIS*
ABSTRACT

We had a trip to daughter-in-law mother-in-law relationship in our proverbs, idioms and manis. We tried to find answers; who the daughter-in-law is, who the mother-in-law is, what manners, behaviours and expects they have to each other.




GİRİŞ

Kadın, bir anne olarak fedakarlık sembolüdür. Ancak kayınvalide (kaynana) olunca araya yetiştirip büyüttüğü kızının eşi (damadı) veya oğlunun eşi (gelini) girince fedakarlık sembolü olan anne “kaynanalık etmeye” başlar. “Kaynanalık etmek” Türkçe sözlükte: “1/Gelin ve damada kötü davranmak 2/ Bir yakınına gereğinden çok karışmak”1 şeklinde ifade edilir.

Kaynana-gelin anlaşmazlığına dair ilk veriler 4 bin yıl önceye gidiyor:

“Bundan 4 bin yıl önce yaşayan genç bir kadın, kocasına gönderdiği çivi yazılı mektupta: “Annenden çok çekiyorum. Bir an önce dön ve beni bu kadından kurtar” diye sesleniyor.

İki ezeli rakip olan gelin-kaynana arasındaki anlaşmazlığın 4 bin yıllık bir geçmişi olduğu belgelerle ispatlandı. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan çivi yazılı bir tablette, genç bir kadının kendisinden binlerce kilometre uzaktaki kocasına, “Gel beni bu annenden kurtar, yoksa öleceğim” diye seslendiği ortaya çıktı.

Kayseri yakınlarındaki Kültepe-Kaniş Höyüğü’nde, 1948 yılından beri kazı çalışmalarına başkanlık eden Prof. Dr. Tahsin Özgüç, günışığına çıkartılan çivi yazılı tabletlerde, M.Ö 2000 yılına ait önemli bilgilere rastlandığını söyledi. Özgüç, Kültepe ve Kaniş’e yerleşen Asurlu tüccarların Mezopotamya’dan getirdikleri kalay ve kumaşları Anadolu’da yüksek fiyatlarla satarak gelir elde ettiklerini belirterek şu bilgileri verdi:

“Asurlular silah yapımında kullanılan kalay ile dünya moda merkezi olan Mezopotamya’dan getirdikleri kumaşları Anadolu’da pazarlamışlar. Asurlu tüccarlar ayrıca, Mezopotamya’dan kendilerine kalay ve kumaş gönderen meslektaşlarıyla ve orada bıraktıkları yakınlarıyla karşılıklı çivi yazılı tabletler göndererek mektuplaşmışlar. Bu tabletler içerisinde Mezopotamya’da kalan bir gelin, Kaniş’de bulunan kocasına kervanla gönderdiği mektupta kaynanasını şikayet edip “Annenden çok çekiyorum, bana büyük kötülük yapıyor, artık bunu taşıyacak halim kalmadı. Bir an önce dön ve beni bu kadından kurtar” diyor. Kocasının Kaniş’ten geri dönmemesi üzerine dertli gelin, eşine gönderdiği ikinci mektubunda ise “Çocukların da büyüdü, onlara da söz dinletemiyorum. Annen ve çocukların beni öldürmeden çabuk gel.” diye yazıyor. Adam, aldığı mektuplara rağmen Mezopotamya’ya geri dönmüyor ve Kaniş’te ölüyor. Prof. Dr. Özgüç, kayınvalidesinden yana dertli olan gelinin gönderdiği iki çivi yazı mektubun, Kaniş’te ölen tüccara ait mezarda bulunduğu kaydetti.

…Kayseri-Malatya karayolundaki Kültepe-Kaniş Höyüğü’nde bulunan çok sayıdaki çivi yazılı tablet ile diğer tarihi eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Kayseri Arkeoloji müzesi’nde sergileniyor…”2

Manilerimizde, atasözlerimizde kaynana-damat çekişmesinden daha çok gelin-kaynana çekişmesine rastladık.


  1. SÖZLÜKLERİMİZDE BULABİLECEĞİMİZ GELİN VE KAYNANA İLE

İLGİLİ İFADELER:

Gelin: “1/ Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın 2/ Bir kimsenin oğlunun karısı 3/ Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın”3

Gelinboğan: “Bir ahlat türü”4

Gelin böceği: “Hanımböceği”5

Gelincik: “1/ Yazın kırlarda, özellikle ekin tarlalarında yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bir yıllık ve otsu bitki 2/ Sansargillerden ince ve uzun yapılı, sivri çeneli küçük bir hayvan 3/ Mezgitgillerden yılanbalığına benzer eti sevilen bir balık 4/ Yılancık, arpacık, çıban vb verilen ad”6

Gelin çiçeği: “Zambakgillerden bir bitki”7

Gelinfeneri: “Kuş kirazı”8

Gelin havası: “Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması”9

Gelin kuşağı: “Gökkuşağı”10

Kaynana: “Kadını göre kocasının, kocaya göre karısının annesi, kayınvalide”11

Kaynana dili: “1/ Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan kaktüs türüne halkın verdiği ad 2/ Bir iğne oyası örneği”12

Kaynanalık: “1/ Kaynana olma durumu 2/ Kaynanaya yakışır davranış ___etmek: 1/ (kaynana) geline veya damada kötü davranmak 2/ Bir yakınına gereğinden çok karışmak”13

Kaynana zırıltısı: “Bir sap çevresinde çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran çocuk

oyuncağı”14


2. ATASÖZLERİMİZ VE DEYİMLERİMİZDE GELİN-KAYNANA İLİŞKİSİ

Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış (kurmamış): Ana baba kızlarını sultanlar gibi yaşatabilirler. Ama onun evlendikten sonra mutlu olmasını sağlamak ellerinde değildir.15

Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar16

Ananın bahtı kızına17

Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez)18

Anasına bak kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak bezini al19

Evladın var mı derdin var20
Evladı (oğlumu) ben doğurdum, ama gönlünü ben doğurmadım: İnsanın çocuğu kendisinin bir parçasıdır. Bir çok özellikleri onunkine benzer. Yalnız gönlü ve huyu benzemeyebilir. Bir kimse evladına emredip bir çok şeyler yaptırır, ancak gönlüne hükmedemez.21

Gelini ata bindirmişler “ya nasip” demiş: 1. Nikah kıyılmış, gelin kocasının evine gitmek üzere ata binmiş de olsa evlenmenin gerçekleşmemesi ihtimali vardır. 2. Kesin sonuç alınmadan, hiçbir işe oldu bitti gözü ile bakılmamalıdır. Umulmadık engeller işi bozabilir.22

Gelin ata binmiş ya nasip, kim bilir kime münasip23

Gelin altın kürsü getirmiş, çıkmış üstüne kendi oturmuş24

Gelin atta kısmeti yadda25

Gelin babasına “hem ağlarım hem giderim” demiş26

Gelin çiçek, her dediği gerçek, kaynana yılan her dediği yalan27

Gelin eşikte, oğlan beşikte28

Gelin gitti yerine, kalan kızlar yerine29

Gelin güvey olmak30

Gelin odası gibi31

Gelin odası ziynetli olur32

Gelini dini yok kaynananın imanı33

Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım34

Karı koca ipek, araya giren köpek35

Karıdan korkmayan yanılır36

Karımın kurduğu başa, anamınki dağa taşa37

Kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle (işit, anla): Düşüncelerimi çok yakınım olan birisine söylüyorum. Ama maksadım bunları onun bilmesi değil, doğrudan doğruya kendisine söylemeyi uygun bulmadığım kimsenin bilmesidir. Çünkü sözlerimi ikisi birden dinlemektedir.38

Kaynana dırıltısı39

Gelinin dini yok kaynananın imanı

Kaynana gelinin altın duvağıdır

Kaynana öcü, oğlu cici: Gelinler kocalarını severler de kaynanalarını rahatsızlık veren bir yaratık sayarlar.40

Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse, gelinin başı yarılır: Kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun her hali gelinini rahatsız eder.41

Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası: Eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek kadar fazla görülür. Ama kızın anası baş köşeye oturtulur.42

Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir: Kendine uygun bir evlenme yapmayan kız, yerine yerine helak olur. Boya göre dikilmemiş elbise de yerde sürünerek yıpranır gider.43


3. FIKRALARIMIZDA GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ

Gelin, yaşlı kaynanasını iyice gönlü olacak şekilde yıkar. Kaynanası bu işten çok memnun olur. Gelinine içten bir dua etmek ister. “E gelin sen beni nasıl pakladın ise, Allah da seni paklasın” der.
Kaynana Damat İlişkisi İle İlgili Bir Fıkra

Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkarmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeğini ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: “Niçin yanan eve girip çıkıyorsun, hiçbir şey getirmiyorsun?” diye. “Kayınvalidem içeride!” demiş adam. “Arada bir gidip çeviriyorum.”
4. İKİ GAZETE HABERİ VE İKİ MEZAR TAŞI

1. “Konya’da 1933’te ölen Ali Baş’ın mezar taşında kayınvalidesine yazılan methiye dikkat çekiyor. Ali Baş’ın vasiyeti üzerine yazıldığı belirtilen mezar taşında “Üçüncü son kaynanam Fatma, sen her muradı tattırdın bana, Seydişehir’den göçtün bu yana. Ben kalır mıydım geldim yanına” ifadesi yer alıyor.”44

2. “Samsun’da bir karı koca, intihar eden kızlarının mezar taşına “Kaynanası yüzünden intihar etti” sözlerini yazdırdı.

4 ay önce Almanya’nın Mannheim kentinde Ren Nehri’ne atlayarak intihar eden 21 yaşındaki 15 aylık evli Ümmü Gülsüm Tüzen, Samsun Kıranköy Mezarlığı’na defnedildi. İntihardan kayınvalide Serhat Tüzen’i sorumlu tutan Ümmü Gülsüm’ün annesi Fikrinaz ve babası Cemal Şimşek, kızlarının mezar taşına, “Almanya’da kaynanası yüzünden kendini Ren Nehri’ne atıp intihar eden 21 yaşındaki Ümmü Gülsüm Şimşek, Ruhuna Fatiha” yazdırdı.”45
5. MANİLERİMİZDE GELİN KAYNANA İLİŞKİSİ
Kaynananın Söylediği Maniler:
“Tereye petek koydum

İçine ipek koydum

Gelinimin adını

Zincirli köpek koydum
Bulgur verdim serçeye

Pisler büke peçeye

Bizim gelin benziyor

……
Gözleri patlak gelin

Çenesi hırtlak gelin

Seni mezar kaçkını

Suratsız hortlak gelin”46
“Çürük gelin ne derdin
Gelin değil kedersin

Yoğurda zehir koydum

Yesin yesin gebersin
Bahçe çapa istiyo

İşçi para istiyo

Düşük çeneli gelin

Çamdan sopa istiyo
Eli elçekli gelin

Kolu kolçaklı gelin

Oğlanı ben doğurdum

Şişe bacaklı gelin
Çiçek gibi her yanım

Sen hizmetçi ben hanım

Evden kovarım seni

Eğer isterse canım
Başı saçaklı gelin

İpten kuşaklı gelin

Dün geldin adam oldun

Leylek bacaklı gelin”47
“Kız gelin dırdır etme

Fazla ileri gitme

Vakitsiz horoz gibi

Gece yarısı ötme
Sokakta geziyorsun

Oğlumu üzüyorsun

Sen de ne güzellik var

Maymuna benziyorsun
Oğluma çatacağım

Seni boşatacağım

Sırtına tekme vurup

Sokağa atacağım”48
“Gelini sevmeli

Ayda bir görmeli

Gördün mü sövmeli

Azınca dövmeli
Kazan dolu salça

Dökülür akça akça

Yaktın beni kül ettin

Şişko gelin Hatça

Gönül bilir dostunu

Yere serer çulunu

Paçalı don yaparım

Gelin senin postunu
Gelin seni oyarım

Sen hizmetçi ben hanım

Seni evden kovarım

Eğer isterse canım
Ben yaylada kışlarım

Türlü nakış işlerim

Pis gelini görünce

Dayanamam dişlerim
Çift minderin çift yüzü

Biz ne tanırdık sizi

Kürk giydin hanım oldun

Aslın çingene kızı
Ele zağar gibi zırlama

İşin gör olma avara

Akşam söylersem oğluma

Getirir üsten bir kuma
Gelin evde durmalı

Konuşmayıp susmalı

Çok gezen gelinin

Ayaklarını kırmalı
Çarşıda güzel çok

Gelinden çirkini yok

Makyaj sana az gelir

Kafanı boyaya sok
Aya çıktım bakarım

Altın yüzük takarım

Çirkin gelin seni

Para gibi harcarım

Eli bıçaklı gelin

Eteği saçaklı gelin

Oğluma hora mı geçtin

Yengeç bacaklı gelin”49
“Maşa bacaklı gelin

Eli bıçaklı gelin

Oğlan senin sen elin

Ayağımı kemir gelin
Masa üstünde pekmez

Bu pekmez bana yetmez

Gelinin dediği laf

Benim kulağıma yetmez
Taştan duvar örülür mü

Kaynana dövülür mü

Kaynanayı döven gelin

Mahallede övülür mü
Yaşa gelin yaşa

Kına yakmış başa

Arkamdan konuşursun

Dilin karnına kaça
Tekkeden hu gelir

Çeşmeden su gelir

Benim terbiyesiz gelin

Gort gort diye geğirir
Gelişe bak gelişe

Bayılırım yemişe

Gelin bana da vermezsen

Gece altına işe
Tarlaya ektim lahana

Tez uyandım sabaha

Ben kadar taş düşsün

Gelin yamuk kafana
Kartal sinek avlamaz

Köpek kuşa havlamaz

Aklı olan gelin

Kaynanaya hırlamaz”50


Gelin, gelin olduğu eve henüz gelirken kaynananın söylediği şu maniler gelinini tanımadan onu sevmediğine işaret ederler:
“Gelin gelin kapımıza

Altın dolu küpümüze

Çeyzi var hepimize

Gelin hoş geldin hoş geldin
Kayadan bakar aya

Bak kıllı karıya

Saftirik olan gelini

Bindirdiler kör taya”51


Kaynananın zaman zaman gelininin annesine de laf dokundurur:

“Oluyor da oluyor

Kız gelin oluyor

Testisi susuz kalıyor

Annesi kızsız kalıyor”52

“Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası” ata sözü dikkate alındığında ise kız anasının söylediği şu mani başka bir anlam kazanır:
“Cevahirin hasıyım

Has ova elmasıyım

Övünsem de yeri var

Gelinin anasıyım”53


Gelinin Söylediği Maniler:
“Sini sini şekerim

Üstüne bal dökerim

Kaynanamın kahrını

Oğlu için çekerim
Çarşıda et kaynana

Başında bit kaynana

Biz oğlunla yan yana

Dışarı git kaynana
Maniye maraz derler

Güzele kiraz derler

Senin gibi kaynanaya

Küllükteki horoz derler
Ak karpuz kara karpuz

Kaynanalar çok arsız

Arsız olursa olsun

Oğlun durmuyor yarsız
Hop hop kaynana

Güp güp kaynana

Ben oğlunla yan yana

Sen dışarıda kaynana
Çarşıdan aldım lahana

Kıydım koydum sahana

Hiç ömrümde görmedim

Böyle cadı kaynana
Ak tavuk almadın mı?

Kümese salmadın mı?

Ah cadı kaynana ah

Sen gelin olmadın mı?
Kaynaya evde durmaz

İşe elini vurmaz

Bir köşede oturur

Çenesi hiç durmaz”54
“Portakalın dilimi

Tut kaynana dilini

Şimdi oğlun gelirse

Kırar kambur belini
Ben bir biberim

Yuvarlanıp giderim

Çok söyleme kaynanam

Oğlunu alır giderim
Kaynana kişmiş yemez

Eşeğine deh çüş demez

Akşama pişmiş yemez

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Kaynanalar çeker maşa

Gelin durmaz kaçar dışa

Koca köpek ölse kışa

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Koçhisar”dan gelir paşa

Kabak kaynar taşa taşa

Koca köpek beni boşa

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Kaynanam hamama gitse

Dört ayağı birden kaysa

Sandık içi bana kalsa

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Kaynanamın adı Huri

Kör olsun gözünün biri

Koca köpek senden diri

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Sağ göğsünde olur beni

Hep çektiğim gelin derdi

Günde ölsün üçü dördü

Kaynana kaynana kalk cazı oyna
Kaynanam kazan karası

Kaynanam Allah belası

Kaynanam Allah alası

Oğlu da bana kalası
Rafa bir fincan koydum

İçine mercan koydum

Kaynanamın adını

Poççikli sıçan koydum
Atım var katırım var

Elimde satırım var

Vallah vurur öldürürüm

Oğlunun hatırı var
Kaynanam esti mesti

Beni oğluna kesti

Kesti de neler etti

Sarıldı bağrına bastı
Kaynananın elini

Arı soksun dilini

Yedi sene ısırsın da

Doğrultmasın belini
Ak tavuk olmadın mı?

Kümese girmedin mi

A benim kel kayın anam

Sen gelin olmadın mı?
Görümcem baş belası

Kaynana kazan karası

Damadı sorarsan

Baklavanın ortası
Bir o yana bir bu yana

Kol kol seğmenler dolana

Gözlerin aydın kaynana

Şen ola düğün şen ola
Eve serdim kilimi

Tut kaynana dilini

Akşam oğlun gelince

Kırar kambur belini
Oyna hopla kaynana

Hortlak kaynana

Oğlun beni istiyo

Çatla patla kaynana
Kapılar dayanıyor

Karyolam boyanıyor

Çok söyleme kaynana

Efendim uyanıyor
Rafta hedik kaynana

Dişleri gedik kaynana

Oğlun çerez getirdi

Sensiz yedik kaynana
Rafa fincan koydum

İçine mercan koydum

Kaynanamın adını

…..
Kaynanayı netmeli

Kaynar kazana atmalı

Yandım yandım dedikçe

Altına odun atmalı”55

6. FARKLI BİR KAYNANA

Dede Korkut Hikayelerinden “Kam Püre Oğlu Bamsı Beyrek” hikayesinde Beyrek esaretten kurtulup geri dönünce karısı Banı Çiçek kayınvalidesine ve kayınpederine Beyrek’in döndüğü müjdesini verince, kayınvalide gelinine şöyle der:

Dilin için öleyim gelinciğim

Yoluna kurban olayım gelinciğim

Yalan ise bu sözlerim gerçek olsun

Beyrek sağ esen çıkıp gelse

Karşı yatan kara dağlar sana

Yaylak olsun gelinciğim

Soğuk soğuk suları sana

İçit olsun gelinciğim

Kulum halayığım sana

Kırnak (cariye) olsun gelinciğim

Şahbaz atlarım sana

Binit olsun gelinciğim

Katar katar develerim sana

Yüklet olsun gelinciğim

Ağıllarda akça koyunlarım sana

Şölen olsun gelinciğim

Altın akçam sana

Harçlık olsun gelinciğim

Dünlüğü altın, ban evim sana

Gölge olsun gelinciğim

Benim kara başım sana

Kurban olsun gelinciğim56

SONUÇ

Dede Korkut Hikayeleri’nde gelinin “atamdan ileri kayınata, anamdan yeğrek kayınana”57 ifadeleri ile gelin kayınpederi ve kayınvalidesinden bahseder.

Ancak, gelin-kaynana ilişkisinin manilerimizde, atasözlerimizde,… pek çok edebiyat ürünlerinde pek de olumlu işlemediği görülür. Kayınvalide bir zamanlar gelin olduğunu unutmuş, gelinine hoşgörü göstermek yerine “yaşadığını yaşatmayı” tercih eder olmuştur.

Atasözlerimiz, deyimlerimiz ve manilerimizde gelin kaynana ilişkisini ele aldığımız bu çalışmada 31 atasözü ve deyimde, sözlüklerde bulabileceğimiz gelin kaynana ile ilgili 12 ifadede, özellikle Erzurum’un Olur ilçesinde yaptığımız derleme çalışmasında da bu bağlamda 64 mani tespit ettik.

Meselenin, edebî boyutu yanında psikolojik ve sosyolojik boyutunun da olduğu gerçeği ile aile kurumunu yıpratabileceğinin dikkatlerden uzak tutulmaması gerektiğini ifade etmek yerinde olacaktır.

KAYNAKLAR
Ayşe Duvarcı, Kaynana, “Türk Aile Ansiklopedisi” T.C.Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1991 Ankara
Akşam Gazetesi, 7 Ekim 2002
Kaynak kişi: Aliye Coşkun, Çataksu, Olur/Erzurum, Okur yazar değil, Yaş: 45, derleme tarihi: 1991
Kaynak kişi: Cevat Coşkun, Çataksu, Olur /Erzurum, İlkokul mezunu, yaş:48, derleme tarihi:

Milliyet, 3 Ocak 2002, Kerem Pulgat Konya DHA
Kaynak kişi: Fadime Bulut, Çataksu, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 60, derleme tarihi: 1991
Kaynak kişi: Fahime Akçay, Çukurbağlar, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 35, derleme tarihi: 1992
Kaynak kişi: Hatice Özbek, Çataksu, Olur/Erzurum, okur yazar değil, yaş: 72, derleme tarihi: 1991
Kaynak kişi: Hatice Yılmaz, Taşlıköy, Olur/Erzurum, İlkokul Mezunu, yaş: 39, derleme tarihi: 1992
Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991
Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikayeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 252, Halk Kitapları 1, İstanbul 1976
Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK.yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1984
Sabahat Emir, Atasözleri ve Vecizelerin Açıklamaları, Emir Yayınları, 1970 İstanbul
Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988
Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971
Zaman Gazetesi , 18 Ağustos 2001

** Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı ABD. Öğretim Üyesi

* a form of Turkish folk literatüre

1 Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, C.2, sa. 823)

2 Akşam Gazetesi, 7 Ekim 2002

3 Türkçe Sözlük, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu , Türk Dil Kurumu, Ankara 1988, C.1, sa 534

4 a.g.e., c.1, sa. 534

5 a.g.e., c.1, sa. 534

6 a.g.e., c.1, sa. 535

7 a.g.e., c.1, sa. 535

8 a.g.e., c.1, sa. 535

9 a.g.e., c.1, sa. 535

10 a.g.e., c.1, sa. 535

11 a.g.e., c.2, sa. 823

12 a.g.e., c.2, sa. 823

13 a.g.e., c.2, sa. 823

14 a.g.e., c.2, sa. 823

15 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK.yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1984., c.1, sa.133

16 a.g.e., c.1, sa.133

17 a.g.e., c.1, sa.134

18 a.g.e., c.1, sa.134

19 a.g.e., c.1, sa.134

20 a.g.e., c.1, sa.234

21 a.g.e., c.1, sa.234

22 a.g.e., c.1, sa.241

23 Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971, c.1, sa.190

24 a.g.e., c.1, sa.190

25 a.g.e., c.1, sa.190

26 a.g.e., c.1, sa.190

27 a.g.e., c.1, sa.190

28[ a.g.e., c.1, sa.190

29 a.g.e., c.1, sa.190

30 a.g.e., c.1, sa.190

31 a.g.e., c.1, sa.190

32 a.g.e., c.1, sa.190

33 a.g.e., c.1, sa.190

34 a.g.e., c.1, sa.190

35 a.g.e., c.2, sa254

36 a.g.e., c.2, sa.254

37 a.g.e., c.2, sa.254

38 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi 1984., c.2, sa.786

39 Türk Atasözleri, 100 Temel Eser, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1971, c.2, sa.258

40 Ömer Asım Aksoy, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, TDK yayınları, Türk Tarih Kurumu Basımevi 1984, c.1, sa.288

41 a.g.e., c.1, sa.288

42 a.g.e., c.2, sa.325

43 a.g.e., c.2, sa.382

44 3 Ocak 2002 Milliyet, Kerem Pulgat Konya DHA

45 18 Ağustos 2001, Zaman Gazetesi

46 Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991

47 Kaynak kişi: Hatice Özbek, Çataksu, Olur/Erzurum, okur yazar değil, yaş: 72, derleme tarihi: 1991

48 Kaynak kişi: Fadime Bulut, Çataksu, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 60, derleme tarihi: 1991

49 Kaynak kişi: Hatice Yılmaz, Taşlıköy, Olur/Erzurum, İlkokul Mezunu, yaş: 39, derleme tarihi: 1992

50 Kaynak kişi: Fahime Akçay, Çukurbağlar, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş: 35, derleme tarihi: 1992

51 Kaynak kişi: Yaşar Akçay, Taşlıköy, Olur/ Erzurum, okur yazar değil, yaş:45, derleme tarihi: 1991

52 aynı kişi

53 aynı kişi

54 Kaynak kişi: Aliye Coşkun, Çataksu, Olur/Erzurum, Okur yazar değil, Yaş: 45, derleme tarihi: 1991

55 Kaynak kişi: Cevat Coşkun, Çataksu, Olur /Erzurum, İlkokul mezunu, yaş:48, derleme tarihi: 1991

56 Orhan Şaik Gökyay, Dede Korkut Hikayeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları, 252, Halk Kitapları 1, İstanbul 1976, sa.89

57 a.g.e., sa.211




sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * icon"word formation, prefixes, suffixes, idioms, idiomatic phrases, phrasal...

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconInternational Law-ii

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconThis is an explanation of Mortgage Law 11/78

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconInr 287 international law

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconProtest beyond the law is not a departure from democracy

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconBy-law on environmental impact assessment (eia)

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconDown By Law, CerModern Açık Hava Sineması’nda

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconToplam löve kanunu ( law total tricks )

Daughter in law in our provebs, idioms and manis * iconII. uluslararasi ticaret hukukunu düzenleyen kurumlar a. Unidroit...


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com