1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


sayfa1/4
d.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar
  1   2   3   4
1995 KASIM KPDS SORULARI
1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz.

1. Many of the critics clearly regarded several of the paintings on ____ as of poor quality.

  1. discovery

  2. display

  3. occasion

  4. approval

  5. account



2. The report issued by the National Health Council draws attention to the hazards of ____ to X rays.

  1. resistance

  2. involvement

  3. confinement

  4. exposure

  5. implication


3. He’s clever, he seems to know by instinct where someone is ____ and strikes there.

  1. conceited

  2. sufficient

  3. vulnerable

  4. informative

  5. critical


4. It was decided at the board meeting that more funds should be allocated to getting the firm’s products ____ more widely.

  1. publicized

  2. priced

  3. curtailed

  4. expanded

  5. confirmed


5. There’s nothing very brilliant about the report, but he has ____ collected all the data needed.

  1. infectiously

  2. recklessly

  3. considerably

  4. restrictively

  5. conscientiously



6. What really surprised everybody was that he saved the company from bankruptcy quite ____ .

  1. extremely

  2. relatively

  3. dependently

  4. single-handedly

  5. responsively

7. Before I send this article to the editor, I’d be grateful if you could ____ it for me.

  1. watch out

  2. look up

  3. break through

  4. take over

  5. go through

8. I had my doubts about her when I took her on, but now I’m pleased to say that she has ____ to be a talented executive.

  1. taken up

  2. run over

  3. turned out

  4. made out

  5. carried on



9. Though he got other people to do research for him in the archives he ____ wrote the whole report

  1. too

  2. himself

  3. also

  4. as well

  5. thus

10. At present ____ car is being repaired so we shall have to go in ____ .

  1. my / yours

  2. mine / your

  3. their / us

  4. his / our

  5. hers / theirs


11. ____ the manager looks shy, youthful and mild, he is in fact a rare combination of discipline, energy and intellect.

  1. So that

  2. Even so

  3. Although

  4. Therefore

  5. in case


12. Considering there are millions of hungry people in the world, it shouldn’t be difficult to appreciate ____ important it is for us to find new sources of food.

  1. just

  2. why

  3. what

  4. that

  5. how



13. ____ wins will be expected to take the rest of us for a meal.

  1. Whoever

  2. Who

  3. Whomever

  4. Whomsoever

  5. Whatever

14. Today, ____ rapid transportation and communications, the whole world is becoming one community with common economic interests.

  1. as long as

  2. in spite of

  3. just as

  4. because of

  5. such as

15. Of all the drugs that have been prescribed so far, this has proved to be ____ effective one.

  1. most

  2. the most

  3. more

  4. just as

  5. the more

16. Under the present circumstances we don’t have to take the case to the court ____ ?

  1. do we

  2. have we

  3. is it

  4. isn’t it

  5. don’t we

17. It was clear that he wasn’t impressed by the way the business was run, and I must admit ____ .

  1. I also was

  2. I did too

  3. I wasn’t either

  4. neither did I

  5. so did I


18. The way of life ____ which he was drawn ultimately led ____ the collapse of his business.

  1. with / up to

  2. from / out of

  3. by / into

  4. into / to

  5. through / down to


19. ____ first consulting us I don’t think he had any right to reach such an agreement ____ the strikers.

  1. By / over

  2. After / on

  3. Before / from

  4. In / to

  5. Without / with

20. It wouldn’t have surprised me if he ____ after that incident.

  1. resigned

  2. had resigned

  3. were to resign

  4. has resigned

  5. would’ve resigned

21. If we are to get out of this political mess, someone ____ the lead, and the sooner they start the better.

  1. has taken

  2. should have taken

  3. had to take

  4. must have taken

  5. will have to take

22. It is hoped that by the end of the century the growth rate of the world population ____ substantially.

  1. will have been curbed

  2. would have been curbed

  3. has been curbed

  4. will curb

  5. will have to be curbed



23. Obviously there ____ a remarkable improvement in the condition of the patient since he ____ surgery.

  1. is / undergoes

  2. was / has undergone

  3. will be / had undergone

  4. has been / underwent

  5. would have been / would undergo



24. By the time Brahms ____ to compose his symphonies, this form ____ well established.

  1. was beginning / would have been

  2. had begun / was

  3. began / had been

  4. has begun / has been

  5. would begin / would be


25-34 sorularda, verilen İngilizce cümlenin Türkçe dengini bulunuz.

25. Sooner or later a time comes when a rapid increase in the population of a country exceeds the usual supply of food.

  1. Böyle giderse bir süre sonra ülke nüfusundaki hızlı artış yıllık gıda arzını çok geride bırakır.

  2. Ne yazık ki bir gün ülke nüfusundaki bu hızlı artış yıllık gıda üretimini aşacak.

  3. Bir zaman gelecek ki ülkedeki hızlı nüfus artışını karşılamak için gıda üretimi normalin üzerine çıkacak.

  4. Eninde sonunda bir zaman gelir ki bir ülkenin nüfusundaki hızlı artış normal gıda arzını geçer.

  5. Şöyle veya böyle, bir gün gelir ki ülkenin normal gıda arzı hızlı nüfus artışını karşılayamaz.

26. Very few of the participants noticed that there had been a change in order of the items on the agenda.

  1. Gündem maddelerinin sıralamasında yapılan değişikliğe katılanlardan bazıları itiraz etti.

  2. Gündemdeki maddelerin sırasında bir değişiklik yapılmış olduğunu katılanlardan çok azı fark etti.

  3. Katılanlardan birkaçının uyarısı üzerine, gündem maddelerinin sırasında bir değişiklik yapıldı.

  4. Katılanlardan birkaçı, maddelerin gündemdeki sırasında yapılan değişikliği dikkatle incelediler.

  5. Katılan bazı üyeler, maddelerin gündemdeki sırasında yapılan değişikliği dikkatle incelediler.


27. She put off replying the letter until she had fully studied the matter and determined the policy to be pursued.

  1. Konuyu iyice anlayıp izlenecek politikayı saptayıncaya kadar mektuba cevap vermeyi erteledi.

  2. Konuyu iyice değerlendirip izlenecek politikaya karar verdikten sonra mektupla cevap vermeyi uygun buldu.

  3. Mektubu cevaplamayı bir kenara bırakıp, sadece konu ile ilgilendi ve izlenecek politikayı saptadı.

  4. Konuyu tam olarak inceleyip, benimsenecek politikayı belirlemeden mektuba cevap vermeyi istemedi.

  5. Ancak sorun iyice tartışılıp izlenecek politika belirlenince, mektubu cevaplamayı kabul etti.



28. Most critics maintain that the effect of Freud upon literature has been no greater than the effect of literature on Freud.

  1. Freud’un edebiyat üzerindeki ve edebiyatın da Freud üzerindeki etkileri pek çok eleştirmence ele alınmıştır.

  2. Eleştirmenlerin çoğu, edebiyatın Freud üzerindeki etkisinin Freud’un edebiyat üzerindeki etkisi kadar olmadığı görüşünü taşır.

  3. Çoğu eleştirmenin belirttiği gibi, Freud’un edebiyata yaptığı etki, edebiyatın Freud’a yaptığı kadar büyüktür.

  4. Çoğu eleştirmen, Freud’un edebiyat üzerindeki etkisinin, edebiyatın Freud üzerindeki etkisinden daha büyük olmadığı görüşündedir.

  5. Freud’un mu edebiyat üzerinde, edebiyatın mı Freud üzerinde daha fazla etkili olduğu konusu pek çok eleştirmence tartışılmaktadır.


29. Originally, humanism was a concept used to define the education based upon the ancient Greek and Latin classics.

  1. Hümanizm kavramının temelinde öncelikle eski Yunan ve Latin klasiklerine dayalı bir eğitim anlayışı vardır.

  2. Esas itibariyle, hümanizm eski Yunan ve Latin klasiklerini de içine alan bir eğitim anlayışını tanımlamak için kullanılıyordu.

  3. Hümanizm, ilk kez eski Yunan ve Latin klasiklerinde eğitime dayalı olarak tanımlanmış bir kavramdır.

  4. Özgün anlamıyla hümanizm, eski Yunan ve Latin klasiklerini kapsayan bir eğitim yaklaşımıdır ve bu amaçla kullanılmıştır.

  5. Başlangıçta, hümanizm eski Yunan ve Latin klasiklerine dayalı eğitimi tanımlamak için kullanılan bir kavramdı.


30. Mozart started his career from a point that all other composers of his time were desperately trying to reach.

  1. Mozart döneminin öteki bestecileri, onun mesleğine başladığı noktaya ulaşmak için olağanüstü gayret göstermiştir.

  2. Mozart’ın mesleğine başladığı nokta, döneminin öteki bestecilerinin her ne pahasına olursa olsun varmaya çalıştıkları noktadır.

  3. Mozart mesleğine, çağının tüm diğer bestecilerinin canını dişine takarak ulaşmaya çalıştığı bir noktadan başlamıştır.

  4. Kendi döneminin bestecilerinin hiç bir zaman ulaşamayacağı bir noktayı, Mozart, mesleğinin başlangıcı olarak almıştır.

  5. Mozart’ın mesleğinin başlangıç noktası, kendi döneminin tüm bestecilerinin mutlaka varmaya çalıştıkları noktadır.

31. In underdeveloped tropical countries there are many diseases associated with the absence of effective health measurement.

  1. Az gelişmiş tropikal ülkelerde yeterli sağlık önlemlerinin alınmaması sonucu pek çok hastalık ortaya çıkmıştır.

  2. Az gelişmiş tropikal ülkelerde etkili sağlık önlemlerinin yokluğuna bağlı pek çok hastalık vardır.

  3. Az gelişmiş tropikal ülkelerde pek çok hastalık için etkili sağlık önlemleri alınmamaktadır.

  4. Alınan sağlık önlemleri herhangi bir etki sağlamadığı için, az gelişmiş tropikal ülkelerde çeşitli hastalıklar görülmektedir.

  5. Az gelişmiş tropikal ülkelerdeki pek çok hastalık etkili sağlık önlemlerinin alınmamasından kaynaklanmaktadır.

32. Magazine advertising charges are based, to a very great extent, on a magazine’s circulation guarantee, the larger the guarantee, the higher the charge per add.

  1. Dergi reklam ücretleri, çok büyük ölçüde, derginin tiraj güvencesine dayanır; güvence ne kadar büyükse reklam başına ücret de o kadar yüksektir.

  2. Derginin reklam ücretleriyle tirajı arasında çok büyük bir ilişki vardır; derginin tirajı arttıkça reklam ücretleri de artar.

  3. Reklam gelirleri, büyük ölçüde, dergilerin tiraj güvencesine bağlıdır; tirajın artması reklam gelirlerinin de artmasını sağlar.

  4. Dergiler reklam ücretlerini, tirajlarına bağlı olarak belirler, bir derginin tirajının giderek artması reklam ücretlerinin yükselmesine yol açar.

  5. Dergi reklam ücretlerinin belirlenmesinde en önemli ölçü tiraj güvencesidir; bu güvence arttıkça reklam ücretleri de yükselir.



33. In the Ottoman Empire, whatever a man’s race or birthplace might have been, he was always considered eligible for government service provided that he absolutely conformed to the principles of the Empire.

  1. Osmanlı İmparatorluğu’nda kişinin ırkı ve doğum yeri ne olursa olsun, esas olan imparatorluğun ilkelerine tam bağlılık ve devlete her koşulda hizmetti.

  2. Osmanlı İmparatorluğu’nda bir kişinin ırk ve doğum yeri ne olursa olsun ondan daima imparatorluğun ilkelerine kesinlikle uyması ve devlet hizmetine hazır bulunması beklenirdi.

  3. Osmanlı İmparatorluğu’nda kişi, ırk veya doğum yeri ne olursa olsun, imparatorluğun ilkelerine mutlak olarak uyması koşuluyla devlet hizmetine her zaman uygun görülürdü.

  4. Osmanlı İmparatorluğu’nda imparatorluk ilkelerine tam olarak uyan kişiler, ırklarına ve doğum yerlerine bakılmaksızın, devlet hizmetlerinden yararlandırılırlardı.

  5. Osmanlı İmparatorluğu’nda devlet hizmetine adaylıkta kişinin ırk ve doğum yeri değil, imparatorluğun mutlak ilkeleri önemli idi.


34. It is obvious that in the design of space shuttle, the heat capacity of the substance forming the surface on which the rays will fall is of vital importance.

  1. Bir uzay mekiğinin tasarımında, üzerine ışınların düşeceği yüzeyi oluşturan maddenin ısı kapasitesinin hayati önem taşıdığı açıktır.

  2. Bir uzay mekiğinin yapımında, ışınları yansıtacak yüzeyi oluşturan maddenin ısı kapasitesi hayati önem taşır.

  3. Uzay mekiğinin yapımında kullanılan maddenin ışınların düşeceği yüzeyin ısı kapasitesi bakımından hayati önem taşıdığı açıktır.

  4. Açıkça görülmektedir ki uzay mekiği projesinde üzerine ışınların düşeceği maddenin ısı kapasitesine çok önem verilmiştir.

  5. Üzerine ışınların düşeceği yüzey ve bu yüzeyi oluşturan maddenin ısı kapasitesi, bir uzay mekiğinin tasarımında hayati önem taşır.

35-44 sorularda, verilen Türkçe cümlenin İngilizce dengini bulunuz.

35. Bu roman, aslında son derece ilginç olan ana tema yeterince geliştirilmemiş olduğu için başarısızdır.

  1. The central theme is, in fact, interesting and by developing it suitably the novel could’ve succeeded.

  2. This novel fails to satisfy because the main theme which incidentally could be quite interesting is not properly developed.

  3. The novel’s central theme, though adequately developed fails to hold the attention of the reader.

  4. This novel fails because the main theme which is in fact extremely interesting has not been adequately developed.

  5. As the main theme has not been satisfactorily developed the novel cannot hold one’s interest for long.



36. Bazı üyeler sorunlarını başkana düşmanca bir tavır içinde yönelttiler ve bu da doğal olarak onu telaşa düşürdü.

  1. The manner in which these few hostile members asked their questions was designed to disconcert the chairman.

  2. The manner in which some members addressed their questions showed their hostility and naturally the chairman lost confidence.

  3. The chairman grew apprehensive when the questions put to him showed the hostility of the members.

  4. The hostility of a few of the members became apparent when they asked the chairman very disconcerting questions.

  5. Some members put their questions to the chairman in a hostile manner and this naturally unnerved him


  1   2   3   4

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz

1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz icon1-24 sorularda, cümlede boş bırakılan yerlere uygun düşen kelime veya ifadeyi bulunuz


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com