BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere


sayfa8/8
d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
1   2   3   4   5   6   7   8
Sonuç olarak; Silahlı Terör Örgütü kabulüne ilişkin yukarıda belirtilen unsurlar, yıllar içinde Yargıtay’ın uygulamaları ile içtihat haline gelmiş, halen terör suçlarına bakmakla görevli Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kamuoyunda Ergenekon ismi ile bilinen dava dosyasında da kararlıkla uyguladığı unsurlardır.
Sanık ile ilgili Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında, “Silahlı Terör Örgütü” olarak kabul için aranan unsurlarının hiçbirini somut kanıtları ortaya konularak, örgütün ve örgüt üyelerinin eylemleri ile ilişkisi kurulmak sureti ile tartışılmış, açıklamış değildir. Sanığa isnat edilen bir eylem bulunmadığı gibi, sanığın dosya kapsamındaki atılı suçlara ilişkin somut kanıtlara dayalı eylem ve faaliyetleri ile bu eylem ve faaliyetlerindeki irtibatı, iştirak iradesini aşan hiyerarşik bir yapılanma içinde bulunup bulunmadığı tartışılmış, ortaya konulmuş da değildir.
Mahkemenin kabulü maddi gerçekleri ortaya koyan kanıtlardan ziyade bir takım “tahmin”, “yorum”, “niyet okumalara” dayalıdır. Mahkemenin uygulamalarını ve kabullerini vatandaşlara uygulanan normal ceza hukuku uygulaması olarak görmek mümkün olmayacaktır.
Bu bağlamda mahkeme tarafından yapılan uygulama düşman ceza hukuku ilkeleri açısından özetle değerlendirildiğinde ulaşılan tespitler şunlardır;
- Hükümetin bazı üyeleri hakkında başlatılan yolsuzluk soruşturmalarından “Gülen Hareketi” sorumlu tutulmuştur. Bu süreçten sonra o güne kadar Sivil Toplum Örgütü Niteliğinde kabul edilen yapı bir anda “tehlikeli” ve “şüpheli” ilan edilmiş, “Terör yargılamalarının” süjesi haline getirmiştir.
- Yargılaması yapılan “sanıkların” Gülen Hareketine yakın olmaları, sanıkların “şüpheli kişiliği” ni ortaya koymak için yeterli görülmüştür.
- Sanıkların “fiiline” bakılmasına gerek görülmemiş, sanıkların “kişiliğine” bakılması ile yetinilmiştir.
- Sanıklara verilecek ceza kusur ile orantılı olmayıp, sanıkların “tehlikeliliği” esas alınarak belirlenmiştir. Hangi sanık daha tehlikeli kabul ediliyorsa daha ağır şekilde cezalandırılmış olması bunun sonucudur.
- Mahkemece sanıkların “hukuku fiilen ihlal etmesinin” bir önemi bulunmamaktadır. Sanıkların bu ihlal için ne ölçüde hazırlıklı olduğu varsayımı ve şüphesi yeterlidir.
- Henüz yargılamanın başlamadığı dönemde bile “Terörist” ilan edilip, “düşman” kabul edilen “Gülen Hareketi” ve “sanıklar” ile ilgili “şüphe” ye çok önem verilmişti. Buradaki şüphenin sanıkların “şüpheli kişilikleri” olduğunu tekrar belirtmek gerekir.
- Mahkemece “Şüphe” var ise “maddi gerçek” de bulunmuş sayılmıştır. “Şüphe” kanıtların yerini almıştır. Ayrıca kanıtlarla “maddi gerçeği” aramaya gerek görülmemiştir. Sanıkların durumundan “şüphelenilmesi” sanıkların “cezalandırılmaları” için yeterli kabul edilerek mahkûmiyet kararları verilmiştir.
Mahkemenin düşman ceza hukuku uygulaması ile, sanıkların “masumiyet karinesi”, “şüpheden sanık yararlanır ilkesi”, “savunma hakkı”, “tabii hâkim ilkesi”, “yargı bağımsızlığı”, “tarafsızlık”, “delillerin yasallığı”, “silahların eşitliği”, “kanun önünde eşitlik”, “adil yargılanma hakkı” “insan onurunun dokunulmazlığı” gibi birçok ceza hukuku ilkesi ihlal edilmiştir.
FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ VEYA HİZMET HAREKETİ OLARAK BİLİNEN ÖRGÜTLÜ YAPI, HANGİ MADDİ VAKIA VE HANGİ TARİHTEN İTİBAREN SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK KABUL EDİLDİĞİNİN MAHKEMECE BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR.
Hakkımda Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan hapis cezası verilebilmesi için öncelikle Fethullah Gülen Cemaati veya Hizmet Hareketi olarak bilinen örgütlü yapının HANGİ MADDİ VAKIA İLE HANGİ TARİHTEN itibaren SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ olarak kabul edildiğinin mahkemece belirlenmesi gerekmektedir. İş bu maddi vakıa ve tarih belirlendikten sonra SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ faaliyeti çerçevesinde varsa eylemlerim ve delilleri tespit edilirse, ancak örgüte üye olma suçundan ceza verilebilir.
Yerel mahkeme maddi vakıa ve tarih tespiti yapmayarak Yargıtay 16.Ceza Dairesi (ilk derece) 24.04.2017 tarihli ve E.2015/3, K.2017/3 sayılı kararına atıf yaparak karar kurmuştur.
Yargıtay 16.Ceza Dairesi (ilk derece) 24.04.2017 tarihli ve E.2015/3, K.2017/3 sayılı 147 sayfalık kararı incelendiğinde 81-90 sayfaları arasında 1966 yılından itibaren kuruluşu, lideri ve işleyişi, amacı, hiyerarşisi ve yapılanması anlatılmış fakat iddia olunan örgütlü yapının HANGİ MADDİ VAKIA İLE HANGİ TARİHTEN itibaren SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ olarak kabul edildiğine dair bir tespit yapılmamıştır. Kararın 90.sayfasında “……Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNDEN YADA ÖRGÜTE MENSUBİYETLERİNDEN DOLAYI AÇILIP BİR KISMI DERDEST OLAN YADA MAHKEMELERCE KARARA BAĞLANAN DAVALAR, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı kanunun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 saylı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır….”şeklinde karar kurmuştur ve bu karar 26.09.2017 tarihinde YCGK (Yargıtay Ceza Genel Kurulu) tarafından yine maddi vakıa ve tarih tespiti yapılmadan onanmıştır.
Yargıtay 16.Ceza Dairesi iddia olunan silahlı terör örgütünün maddi vakıa olarak kabul ettiği eylemlerini- 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar- şeklinde tespit etmiştir. Darbe girişiminin tarihi 15 Temmuz 2016 olup örgüte mensubiyetlerinden dolayı ilk açılan ve halen derdest olan dava İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2015/281 Esas ile görülen kamuoyunda Tahşiye davası olarak bilinen davadır. İş bu davanın iddianamesi incelendiğinde suç kabul edilen eylemin tarihinin ise 06.04.2009 olduğu görülecektir.
Yargıtay 16.Ceza Dairesi’nin YCGK onamasından geçen kararı esas alınması halinde, iddia olunan silahlı terör örgütünün maddi vakıa anlamında örgüt faaliyeti çerçevesinde ilk suç kabul edilecek eylemi 2009/1016 sayı ile başlatılan TAHŞİYE soruşturma dosyası ve eylem tarihini de 06.04.2009 olarak kabulü gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.
Halbuki malum olduğu üzere kamuoyunda Fetullah Gülen Davası olarak bilinen soruşturma 18 Haziran 1999 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1999/420 soruşturma numarası üzerinden başlatılmıştır. İş bu soruşturma sonucunda devletin niteliğini değiştirmek amacı ile örgüt kurmak suçu yönünden Ankara 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesine 31/08/2000 tarihinde 2000/124 Esası üzerinden açılan kamu davasına ilişkin olarak 2003 yılında mahkemece 4616 sayılı yasaya istinaden davanın ertelenmesi kararı verilmesi sonrasında devam eden süreçte karara yapılan itiraz üzerine 2007 yılında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince Fetullah Gülen hakkında beraat kararı verildiği, ve bu kararın da Yargıtay 9. Ağır Ceza Dairesince onanmış olduğu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın onamaya itirazı üzerine YCGK 24.06.2008 tarih ve 2008/82 E., 2008/181 K.ile savcılığın itirazını ret ederek dairenin beraat yönündeki onamasını kesinleştirdiği bilinmektedir.
Kesin hükmün iki etkisi vardır 1-Bağlayıcılık 2- Aynı fiilden dolayı aynı kişinin yeniden yargılanamaması. O halde kesin hüküm yasama ve yürütme organları ile idare ve kişileri bağlar. Yani bu kararlar değiştirilemez, yerine getirilmesi geciktirilemez. Anayasa m. 138/4’ün sözünü ettiği mahkeme kararları kesin hüküm niteliğindeki mahkeme kararlarıdır.
Fetullah Gülen Cemaati veya Hizmet Hareketi olarak bilinen örgütlü yapıya 18 Haziran 1999 tarihinden önceki olaylar ve eylemler isnat edilerek anılan kesin hüküm gereği SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ denilemez. Mahkemenin 18 Haziran 1999 ile 15 Temmuz 2016 tarihleri arasından bir maddi vakıa ve tarih belirlemesi usul ve yasa gereğidir.
Yargıtay 16.Ceza Dairesi’nin YCGK onamasından geçen kararı 18 Haziran 1999 öncesi olayları gerekçe yapması ve sonrasında da örgüt faaliyeti çerçevesinde bir maddi vakıa tespiti yapmadığından ilgi karar eksik ve hatalı olup mahkemece dikkate alınması usul ve yasaya aykırıdır.
İDDİA EDİLEN SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İLK EYLEMİNİ 06.04.2009 TARİHLİ TAHŞİYE SORUŞTURMASI KABULU HALİNDE 06.04.2009-17.12.2013 TARİHLERİ ARASINDA TÜRKİYEYİ YÖNETEN AK PARTİ İKTİDARI VE KAMU BÜROKRATLARININ İDDİA OLUNAN ÖRGÜTE SOSYAL-SİYASİ VE RESMİ DESTEKLERİNİN CEZA HUKUKUNDA KARŞILIĞI NE OLACAKTIR.
Yerel mahkemenin 18 Haziran 1999 ile 15 Temmuz 2016 tarihleri arasından bir maddi vakıa ve tarih belirlemesi usul ve yasa gereğidir. Fethullah Gülen Cemaati veya Hizmet Hareketi olarak bilinen örgütsel yapının Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu veya herhangi bir idari kararlarla suç örgütüne evrildiğini kabul etmek ve bu karar tarihleri itibarıyla bir terör örgütünün kabulünün hukukta karşılığı yoktur ve mahkemelerce de itibar edilemez. Somut birtakım suçlardan hareketle yapılacak yargılamalarla bir örgütsel yapının suç örgütüne evrildiğini kabul etmek mümkün olabilir.
Tüm bu açıklamalardan sonra maddi vakıa yani ilk eylem ve ilk eylem tarihinin tespiti silahlı terör örgütü üyeliğinden ceza verilmesi yönünden hayati önem arz etmektedir;
1-06.04.2009 tarihli Tahşiye soruşturması ilk eylem ve ilk eylem tarihi mi kabul edilecek?
2-17/25 Aralık 2013 tarihli önce yolsuzluk ve rüşvet operasyonları soruşturması ilk eylem ve ilk eylem tarihi mi kabul edilecek?
3- 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması ilk eylem ve ilk eylem tarihi mi kabul edilecek?
4-Tüm bunların haricinde 18 Haziran 1999 ile 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında başka bir eylem ve ve ilk eylem tarihi mi kabul edilecek?
Yargıtay 16.Ceza Dairesi’nin YCGK onamasından geçen kararı esas alınması halinde, iddia olunan silahlı terör örgütünün maddi vakıa anlamında örgüt faaliyeti çerçevesinde ilk suç kabul edilecek eylemi 2009/1016 sayı ile başlatılan TAHŞİYE soruşturma dosyası ve eylem tarihini de 06.04.2009 olarak kabulü gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.
Tahşiye soruşturmasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/133596 soruşturma no ile 16.05.2014 tarihinden itibaren yürütülmüş ve 14.12.2014 tarihli göz altılarla kamuoyunun bilgisi olmuştur.
06.09.2009 tarihli Tahşiye soruşturması esas alınması halinde 06.04.2009-17.12.2013 tarihleri arasında Türkiye’yi yöneten Ak Parti iktidarı ve kamu bürokratlarının iddia olunan silahlı terör örgütüne sosyal-siyasi ve resmi desteklerinin hukuki izahı nasıl yapılacaktır. Nitekim 15.05.2013 tarihli Milliyet Gazetesinde çıkan haber Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Fetullah Gülen ile görüşecek misiniz?” sorusuna “Programımızda yok. Gökten ne yağar ki yer kabul etmez, bu ayrı konu” yanıtını verdi şeklindeki haberden de anlaşılacağı üzere iddia olunan örgüt lideri 15.05.2013 tarihi itibariyle halen başbakanla görüşme ihtimali olan bir kişidir ve adıyla anılan hareketi terör örgütü olarak görülmemektedir.
Diğer taraftan 17/25 Aralık 2013 tarihli önce yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonra hükümete darbe soruşturması olarak adlandırılan soruşturma ilk eylem ve ilk eylem tarihi kabul edilmesi halinde iddia olunan silahlı terör örgütüyle iltisaklı kabul edilen yasal mevzuat çerçevesinde kurulan ve faaliyet gösteren okullar, bankalar, sendikalar, dernek ve vakıflar vs. gibi kurum ve kuruluşlar 15 Temmuz 2016 darbe girişimine kadar 20 ay boyunca faaliyetlerine nasıl devam etmişlerdir.
Devlet tarafından faaliyetine 20 ay boyunca izin verilen hatta teşvik adı altında kamu kaynakları aktarılan kurum ve kuruluşlarda çalışmak veya bankada mudi olmak veya STK ve sendikalarda üye olmayı silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil kabul edilmesinin hukuki izahı olamaz.
15 Temmuz darbe girişimi soruşturması İddia olunan silahlı terör örgütünün ilk eylem ve ilk eylem tarihi olarak da 15 Temmuz 2016 olması halinde iş bu tarihten önceki yasal sınırlar içinde yapılan faaliyet ve eylemlerden dolayı kişiler aleyhinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Tüm bu açıklamalardan sonra Fetullah Gülen Cemaati veya Hizmet Hareketi olarak bilinen örgütlü yapının HANGİ MADDİ VAKIA İLE HANGİ TARİHTEN itibaren iddia olunan SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ olarak kabul edildiğinin mahkemece belirlenmeden silahlı terör örgütü üyeliğinden ceza verilmesi AHİM, AYM ve 15 Temmuz 2016 öncesi Yargıtay yerleşik içtihatlarına açıkça aykırıdır.
Sonuç olarak suçun maddi ve manevi unsurları açısından; Mahkeme tarafından gerekçeli kararda kabul edilen olgu ve olayların hiçbiri Silahlı Terör Örgütü Üyeliğini kabule yeterli ve elverişli unsurlar değillerdir. Örgüt faaliyeti olarak kabul edilen hususlar Silahlı bir Terör Örgütünün faaliyeti içinde, Devletin varlığına ve Anayasal düzene karşı amaç suçları işlemek için yürütülen faaliyetler değildir. Bunun aksi somut kanıtları ile mahkemece ortaya konulmuş da değildir. Sanıkların hayatın olağan akışı içinde yer alan meşru davranışları Silahlı Terör Örgütü Üyeliği içinde yürütülen faaliyet olarak kabul edilemez. Bu faaliyetleri ile cebir ve şiddet içeren, silahlı bir eylemin gerçekleştirilmesine matuf, doğrudan veya dolaylı nasıl bir faaliyet içinde olmuşlardır, cebir, şiddet ve silahlı eylem ile sanıkları faaliyetleri arasında nasıl bir illiyet bağı kurulmuştur. Bu konular gerekçeli kararda açıklanmamış, somut kanıtları ile ortaya konulmamıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin uygulamasına göre “sanıkların eylem ve faaliyetleri ile örgütteki hiyerarşik ilişkileri somut delillerle ortaya konulup hukuki durum” belirlenmemiştir. Mahkemenin kararı tamamen “soyut” ve “maddi gerçeklikten” uzak, hukuka aykırı düşman ceza hukuku uygulaması niteliğindedir.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda izah olunan ve resen nazara alınacak nedenlerle;
1- Duruşma talebimizin Kabul edilmesi,
2- MİT’İN "ByLock uygulamasına dair verilerinin kuruma özgü teknik istihbarat usul araç ve yöntemleriyle elde edildiği anlaşılması nedeniyle ByLock uygulamasına dair yüksek mahkemeye gönderilen delillerin hukuka uygun olmadığını kabul ederek CMK m.206/2 gereği dava dosyasından derhal çıkartılması ve yargılama dışı bırakılması, ByLock server'ının (servis sağlayıcı) kendisinin yada kopyasının ve ByLock listelerinin oluşturulmasına dayanak ByLock server'ından (servis sağlayıcı) alınmış imajla birlikte tüm teknik verilerin silahların eşitliği ve çelişmeli yargı ilkeleri gereği mahkemece incelenmek üzere MİT'ten istenerek adli emanette saklanması ve sanıkların incelemesine açılması,
3- ByLock uygulaması hakkındaki iddialar yönünden yukarıda isimleri belirtilen BİLİRKİŞİ RAPORLARI'nın bilimsel mütalaa olarak kabul edilmesi, ihtiyaç halinde dosyanın kül halinde gönderilerek ulusal/uluslararası standartları karşılar her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle desteklenen Dijital Adli Analiz Raporu aldırılması,
4- ByLock uygulaması Google Play ve Apple App Store online mağazalardan tam olarak hangi tarihlerde indirilebildiğinin Bölge adliye mahkemeleri bozma kararları ve maddi gerçeğin kesin ve net olarak ortaya çıkması yönünden şirketlerden usulünce sorulması,
5- Yukarıda izah edilen nedenlerle, tarafımca yapılan itirazlar gereği yerel mahkemece eksik araştırma ve incelemelerin yüksek mahkemece tamamlanarak kararın DEĞİŞTİRİLİP-DÜZELTİLEREK BERAAT kararı verilmesi, yüksek mahkeme BERAAT talebimiz konusunda aksi kanaatteyse itirazlarımızın kabulüyle, ……………… ……...Ağır Ceza Mahkemesi ……/………/………tarih ……/………Esas ve …………/…………. Karar sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesi arz ve talep olunur. ………/………2017
İstinaf kanun yoluna başvuran
Sanık

/53

1   2   3   4   5   6   7   8

Benzer:

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay ceza dairesine gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi İSTİnaf ceza dairesiNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconBÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay 13. Ceza dairesi

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİdare mahkemesi başkanliğI’na sunulmak Üzere

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİstanbul sulh ceza hâKİMLİĞİ’ne sunulmak üzere istanbul sulh ceza hâKİMLİĞİNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconCumhuriyet savcilarina ceza kovusturmasi yapmak uzere acik cagrimizdir!

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğina

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğI'NA

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconSulh ceza mahkemesi sayin hâKİMLİĞİ’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconNÖbetçİ trafik ceza mahkemesi HÂKİMLİĞİ’NE


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com