BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere


sayfa2/8
d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
1   2   3   4   5   6   7   8
Önleme ya da istihbari dinleme olarak da tarif edilen bu dinleme şekli aynı zamanda adli soruşturma görevleri dışında polis ve jandarmaya da tanınmış bir yetkidir. Bu husus 2559 sayılı PVSK’nın Ek 7. Maddesinde, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Kanunu’nun Ek 5. Maddesinde ve 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak istihbari dinlemeler ile elde edilen kayıtların bu amaç (istihbarat amacı) dışında kullanılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6.maddesinde “Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, bu Kanunda belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu düzenlemenin hiçbir istisnası bulunmamaktadır. Polis ve Jandarmanın adli soruşturma kapsamında ayrıca dinleme yetkileri bulunduğu halde, istihbari nitelikteki dinlemelerden elde edilen kayıtlar bu soruşturmalarda delil olarak kullanılamamaktadır.
Yargıtay İçtihatları da bu yöndedir.
“............5397 sayılı Yasa uyarınca önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesine, ancak suç işlenmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önlenmesi amacıyla başvurulabilecek ve önleme amacıyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular da, yasanın öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak da kullanılamayacaktır.............” Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.05.2011 tarih ve 2011/9-83 E., 2011/95 K.
“… sayılı iletişimin tespiti kararının, 5397 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 2803 sayılı Yasaya eklenen Ek 5. madde uyarınca verilen (ve 2937 sayılı Yasanın 6. Maddesi uyarınca verilen) önleme dilemesi kararı niteliğinde olması karşısında, bu şekilde ulaşılan bulgular, yukarıdaki açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağından ve bu bulgulara dayalı hüküm kurulamayacağından, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular dışındaki somut deliller değerlendirilerek sanığın hukuksal durumunun tayin ve takdiri gerekmektedir..........”Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/93 E., 2011/95 K.

“…Önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgularla bir suç işlendiğinin anlaşılması karşısında, elde edilen bu bulgular, 5397 sayılı Kanunun 1 (2559 sayılı Yasaya ek), 2(2803 sayılı Yasaya ek),. ve 3 (2937 sayılı Yasaya ek) maddeleri uyarınca, kanunun öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacağından… “Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.10.2014 tarih ve 2012/1283 E. , 2014/430 K.
Kamuoyunda Ergenekon davaları olarak bilinen yargılamalar sırasında bazı sanıklar hakkında (İlhan Selçuk v.d.) mahkeme kararı olan ancak istihbari olarak yapılan dinleme kayıtlarının soruşturma ve sonrasında da kovuşturma dosyasına girmesi üzerine istihbari dinlemelerin tek başına delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı tartışmalara konu olmuştur.
Ergenekon davalarında sanıkların kendileri ve vekilleri savunmalarında bu durumu özellikle ön plana çıkarılmış ve kamuoyunun da bu dinlemelerin delil olarak kullanılamayacağı konusunda yasada yazılı bilgileri ve uygulamayı öğrenmesi sağlanmıştır. Yargıtay'ın Ergenekon davalarına dair bozma kararında da bu dinlemelerin delil olmayacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan HTS kayıtları yahut iletişim tespit tutanakları bir suçun ispat vasıtası olarak tek başına delil gücüne sahip değildir.
Yukarıda yaptığımız tüm açıklamalar karşısında BYLOCK uygulamasına dair MİT ve diğer kolluk kuvvetleri tarafından CMK’nın 135. Maddesi kapsamında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararı bulunmadığı gibi, istihbarat amaçlı alınmış bir önleme dinlemesi kararı bulunsa dahi bu şekilde elde edilen kayıtların ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılması mümkün değildir.
SORUŞTURMA VE YARGILAMADA DELIL OLARAK KABUL EDILEN BYLOCK YASAL OLARAK ELDE EDİLMİŞ”DELİL Mİ DİR.?
BYLOCK UYGULAMASINA AİT DİJİTAL MATERYALLER NASIL ELE GEÇİRİLMİŞTİR;

Çeşitli basın-yayın organlarında MİT ajanların ByLock şifresini kırmak için Litvanya'daki server binasında operasyon yaptığını ve sonrasında şifreyi kırarak kayıtlı yaklaşık 215 bin ByLock kullanıcısının bilgilerini elde ettiği veya dijital materyalleri satın aldığına dair MİT tarafından da yalanlanmayan haberler yapılmıştır.
Bu kapsamdaki bir kısım haberler aşağıdaki gibidir ;
SABAH GAZETESİ/30.1.2017/BYLOCK’UN ANA SERVERI ELE GEÇİRİLDİ
"..............Örgüt'ün yıllardır gizli iletişim için kullandığı şifreli cep telefonu programı olan ByLock'un 'server'ının (servis sağlayıcı) Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta bulunduğu aylar öncesinden ortaya çıkmıştı. Daha önce bir siber operasyonla gizli ağa ulaşan Türk istihbaratı, şifreyi kırarak kayıtlı yaklaşık 215 bin ByLock kullanıcısından 53 binini ele geçirmeyi başardı.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ/06 ŞUBAT 2017/YENİ ŞAFAK YAZARI: MİT AJANLARI BYLOCK ŞİFRESİNİ KIRMAK İÇİN LİTVANYA'DAKİ SERVER BİNASINDA OPERASYON YAPTI
Yeni Şafak yazarı Bülent Orakoğlu, Fethullah Gülen cemaatinin kripto haberleşme programı olduğu ileri sürülen ByLock 'server'ının bulunduğu Litvanya'daki binaya MİT tarafından bir operasyon yapıldığını iddia etti. "Litvanya'nın ret cevabı üzerine MİT'te özel olarak oluşturulan siber operasyon ekibi devreye sokuldu" diyen Orakoğlu, "Vilnius'ta 'server'ın bulunduğu binaya giren ekip yanlarındaki son teknoloji ekipmanlar sayesinde sekiz kademeli şifreyi kırdı. Server içindeki ByLock kayıtlarına ait tüm bilgileri kısa sürede kopyalayarak olay yerinden uzaklaştı. Operasyon gecesi uçakla Türkiye'ye dönen ekibin 215 bin 92 kullanıcısı bulunan ByLock'taki tüm kayıtları eksiksiz getirdiği anlaşıldı" ifadesini kullandı.
AYDINLIK GAZETESİ/15.10.2016/HİKMET ÇİÇEK KÖŞE YAZARI/ MİT BYLOCK’U NASIL ELE GEÇİRDİ?
“MİT, sistemin Litvanya’da depolandığını öğrendikten sonra bu ülkeye elemanlarını gönderdi. Şirket yöneticileri ile görüşüldü. Veri tabanının bir kopyası istendi. Şirket bunu reddetti, “veremeyiz” denildi. Bunun üzerine MİT ne mi yaptı? 15 Temmuz darbe girişiminden bir süre önce şirketi 13 Milyon Dolar’a satın aldı!”
Yukarıda izah ettiğimiz ve Anayasa md:38/6 gereği yüksek mahkemeden “BYLOCK” UYGULAMASINA AİT OLDUĞU İDDİA OLUNAN DİJİTAL MATERYALLERİN nasıl elde edildiğinin MİT(Milli İstihbarat Teşkilatı) ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne sorulması gerekir.
Yüksek mahkemeden, kurumların cevabi yazılarında “ByLock” uygulamasına ait dijital materyallere şifre kırma, satın alma v.b yöntemler gibi hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmediğinin anlaşılması veya devlet sırrı veya MİT’İN "ByLock uygulamasına dair verilerinin kurumuza özgü teknik istihbarat usul araç ve yöntemleriyle elde edilmiştir “şeklinde cevap vermesi halinde BYLOCK UYGULAMASINA DAİR MAHKEMEYE GÖNDERİLEN DELİLLERİN hukuka uygun olmadığını kabul ederek CMK m.206/2 gereği dava dosyasından derhal çıkartılmasını ve yargılama dışı bırakılmasını talep ediyoruz.
Usul Hükümleri Açısından;
5271 sayılı CMK’nın 160. Md. gereğince suç işlendiğine ilişkin bilgi geldiğinde savcılık araştırmaya ve suç şüphesi var ise işlendiği iddia edilen suça ilişkin delilleri toplamaya başlar, yukarıda gerekçesiyle izah edildiği şekliyle ByLock kullanmak, indirmek ve kurmak suç olmadığına göre başka bir suçun işlendiği ve suçun işlenmesinde ByLock kullanıldığı şüphesi varsa adli soruşturma nasıl yürütülür.?

Ceza hukukunda suç soruşturması ve kovuşturmasında, şüphelinin ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınabilmesi, “somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde” (diğer bir ifade ile, şüpheli hakkında başlatılmış bir ceza soruşturması çerçevesinde), yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin (suç tarihi itibariyle) oybirliği ile vereceği karar ile mümkündür (CMK m. 135/1, 134/1). Örneğin ByLock ile yapılan iletişiminin dinlemesi ve kaydedilmesi, ancak Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile vereceği karar ile söz konusu olabilir. Bilgisayar programı olarak tespit edilebilmesi için ise CMK 134/1 maddesi gereğince işlem yapılması gerekir. Eğer bu çerçevede CMK 135/1 ve 134/1 maddesi gereğince alınmış bir mahkeme kararı yok ise programın tespiti, iletişimin dinlenmesi ve kaydedilmesi hukuka aykırıdır. Bununla birlikte hukuka aykırı olarak yapılmış bir dinleme, kayda alınma ve tespit söz konusu ise bu şekilde elde edilen kayıtların da ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında delil olarak kullanılması imkânsızdır (AY m. 38/6). Bu şekilde illegal olarak kayıt yapanlar, TCK’nun 132 ve 133. Maddelerinde öngörülen “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması” suçlarını işlemiş olurlar.
ByLock’ un bilgisayar programı olması sebebiyle; yasal delil için CMK’nın 134. Maddesi gereğince işlem yapılmış olması gerekecektir. Bunun için; Bir suç şüphesiyle başlatılmış soruşturmanın bulunması
CMK. 134’üncü maddesine göre, bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama ve kopyalama koruma tedbirine suç dolayısıyla başlatılan bir ADLİ soruşturmada başvurulabilir. Buradaki soruşturmadan maksat, adli soruşturmalar olup, idari ya da disiplin soruşturmaları ve İSTİHBARİ DİNLEME VE ARAŞTIRMALAR bakımından, bu tedbire başvurulamaz. İstihbari dinleme ve tespit için karar veren yetkili mahkeme tek dir Ankara 4 ACM’dir. Adli soruşturmalarda suçun işlendiği yerdeki mahkemeler yetkilidir.

ByLock programının MİT tarafından tespit edildiği ortaya çıkarıldığı belirtilmektedir. MİT’ İN ADLİ SORUŞTURMA YAPMA YETKİSİ YOKTUR. MİT’ in casusluk soruşturması kapsamında yaptığı hariç adli soruşturma yapma yetkisinin olmaması sebebiyle, mit tarafından yapılan ByLock tespitlerin hukuki bir değeri de yoktur. Hükme esas alınamaz. Yasak delil kapsamındadır. Yine Emniyet ve Jandarmanın istihbari amaçla elde ettiği delillerde aynı kapsamdadır. Adli soruşturma olarak değerlendirilemez.
MİT’İN BYLOCK TESPİTİ ADLİ SORUŞTURMAYA DAYANMAMAKTADIR. BÖYLE YETKİSİ DE YOKTUR. BU AÇIDAN YASAK DELİL KAPSAMINDADIR.
ZATEN JANDARMA VE EMNİYET SORUŞTURMA VE MAHKEMELERE GÖNDERDİKLERİ YAZILARDA İSTİHBARİ AMAÇLI BİLGİLERİN DELİL OLARAK KULLANILAMAYACAĞINI NOT OLARAK BELİRTMEKTEDİRLER

Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı bulunması
CMK 134/1 gereğince bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma koruma tedbirinde, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı bulunması gerekmektedir.
Somut olayımızda MİT tarafından tespit edildiği belirtilen ByLock tespitinde casusluk şüphesinin ne olduğunun tespiti ile birlikte, Emniyet ve Jandarmanın adli soruşturmaya dayanan somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığına ilişkin tutanağın olması gerekir.
ADLİ SORUŞTURMANIN OLMADIĞI AŞAMADA BYLOCK TESPİTİ YAPILMIŞ OLMASI SEBEBİYLE KUVVETLİ ŞÜPHEDEN BAHSETMEK MÜMKÜN OLMADIĞI İÇİN BU YÖNDEN DE YASAK DELİL KAPSAMINDAIR.
Başka surette delil elde etme imkânın bulunmaması
Bu koşul, “Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin” 4/c üncü maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre; “soruşturma veya kovuşturma sırasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı hususunda bir beklentinin varlığı veya başka yöntemlerden biri veya birkaçının uygulanmasına rağmen delil elde edilememesi ve delillere ancak bu yönetmelikte düzenlenen tedbirlerle ulaşılabilecek olması” halinde, başka surette delil elde etme imkânının bulunmadığından bahsedilir. Böylece bireyin özel hayatına ve kişisel verilerine önemli bir müdahale teşkil eden bu koruma tedbirine, son çare (ultima ratio) olarak başvurulması amaçlanmıştır. Bilgisayarlar veya ilgilinin kişisel veri niteliğinde internet ağından indirmiş olduğu bilgisayar programları üzerinde arama yapılabilmesi ve verilerin kopyalanabilmesi için, yürütülen soruşturmada başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması gerekir.

ADLİ SORUŞTURMANIN OLMADIĞI AŞAMADA (ERGENEKON OLARAK İSİMLENDİREN DOSYANIN BOZMA KARARINDA DA BELİRTİLDİĞİ ŞEKİLDE) BAŞKA DELİL ELDE ETME İMKÂNI OLMADIĞINA İLİŞKİN TUTANAK OLMASI GEREKTİĞİ, ANCAK DOSYADA BULUNMADIĞI, SORUŞTURMANIN OLMADIĞI AŞAMADA BYLOCK TESPİTİ YAPILMIŞ OLMASI SEBEBİYLE TUTANAKTAN BAHSETMENİNDE MÜMKÜN OLMADIĞI İÇİN BU YÖNDEN DE YASAK DELİL KAPSAMINDAIR.

Hâkim kararı bulunması

ByLock programının tespiti için CMK 134/1 gereğince, CMK 135/ 1 gereğince içeriğinin dinlenmesi, izlenmesi ve kaydedilmesi için usulüne uygun karar alınması gerekir. Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama, soruşturma aşamasında C. Savcısının talebi üzerine, hâkim tarafından karar verilir (CMK. m.134/1). CMK’daki bazı koruma tedbirlerinde “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” C. savcısına verilen tedbire başvurma yetkisi, CMK. m.134’te öngörülmemiştir.

Bu sebeple MİT tarafından yapılan ByLock tespiti, adli soruşturmaya dayanan hâkim kararı ile yapılmış bir arama sonucunda elde edilmiş bir delil değildir. Yine Emniyet ve jandarmanın ihtihbari amaçla yapmış olduğu tespitlerde bu anlamda adli soruşturma için alınan bir hâkim kararına dayanmadığı için delil olarak kabul edilemez.

Ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında MİT’in CMK’nın 135. Maddesi kapsamında iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınması yönünde, yine CMK’nın 134/1 gereğince ByLock’un tespiti için suç tarihi itibariyle Ağır Ceza Mahkemesinden ve mahkemeden karar alması ve bu çerçevede adli bir soruşturma yürütmesi bizim hukuk sistemimizde mümkün değildir. MİT ancak kendi teşkilat Kanunu’nda belirlenen görev tanımına uygun olarak istihbarat amaçlı dinleme kararı alabilir. Bu kararı alabileceği yetkili ve görevli mahkeme Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesidir. Aldığı istihbari dinleme kararı sonrasında suç tespit edilmiş ise yapılacak olan bununla ilgili olarak soruşturma makamları olan EMNİYET VE JANDARMA’ yı bilgilendirmek ve paylaşımda bulunmaktır. Önleme ya da istihbari dinleme olarak da tarif edilen bu dinleme şekli aynı zamanda adli soruşturma görevleri dışında polis ve jandarmaya da tanınmış bir yetkidir. Bu husus 2559 sayılı PVSK’nın Ek 7. Maddesinde, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Kanunu’nun Ek 5. Maddesinde ve 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak istihbari dinlemeler ile elde edilen kayıtların bu amaç (istihbarat amacı) dışında kullanılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6.maddesinde “Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, bu Kanunda belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu düzenlemenin hiçbir istisnası bulunmamaktadır. Polis ve Jandarmanın adli soruşturma kapsamında ayrıca dinleme yetkileri bulunduğu halde, istihbari nitelikteki dinlemelerden elde edilen kayıtlar bu soruşturmalarda delil olarak kullanılamamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2011 tarih ve 2011/9-83 E., 2011/95 K. Sayılı içtihadında; “5397 sayılı Yasa uyarınca önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesine, ancak suç işlenmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önlenmesi amacıyla başvurulabilecek ve önleme amacıyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular da, yasanın öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak da kullanılamayacaktır.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/93 E.  ,  2011/95 K. Sayılı içtihadında ; “… sayılı iletişimin tespiti kararının, 5397 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 2803 sayılı Yasaya eklenen Ek 5. madde uyarınca verilen (ve 2937 sayılı Yasanın 6. Maddesi uyarınca verilen) önleme dilemesi kararı niteliğinde olması karşısında, bu şekilde ulaşılan bulgular, yukarıdaki açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağından ve bu bulgulara dayalı hüküm kurulamayacağından, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular dışındaki somut deliller değerlendirilerek sanığın hukuksal durumunun tayin ve takdiri gerekmektedir.” Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.10.2014 tarih ve 2012/1283 E., 2014/430 K. sayılı içtihadında “…Önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgularla bir suç işlendiğinin anlaşılması karşısında, elde edilen bu bulgular, 5397 sayılı Kanunun 1 (2559 sayılı Yasaya ek), 2(2803 sayılı Yasaya ek),. ve 3 (2937 sayılı Yasaya ek)  maddeleri uyarınca, kanunun öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacağından… “ ÖNLEME ARAMASINDA BİLE; HÂKİM KARARI OLMASINA RAĞMEN OLAYIN ŞÜPHELİSİNİN BELLİ OLMASI HALİNDE, ARANMASI VE BİR DELİL ELDE EDİLMESİ HALİNDE YASAK DELİL OLARAK KABUL EDİLMESİNE RAĞMEN HİÇ BİR HÂKİM KARARINA DAYANMAYAN BYLOCK TESPİTİNİ DELİL KABUL ETMEK VE YASAK DELİL OLMADIĞINI İDDİA ETMEK AKIL VE MANTIKLA HUKUKEN İZAH EDEBİLMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.
1   2   3   4   5   6   7   8

Benzer:

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay ceza dairesine gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi İSTİnaf ceza dairesiNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconBÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay 13. Ceza dairesi

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİdare mahkemesi başkanliğI’na sunulmak Üzere

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİstanbul sulh ceza hâKİMLİĞİ’ne sunulmak üzere istanbul sulh ceza hâKİMLİĞİNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconCumhuriyet savcilarina ceza kovusturmasi yapmak uzere acik cagrimizdir!

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğina

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğI'NA

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconSulh ceza mahkemesi sayin hâKİMLİĞİ’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconNÖbetçİ trafik ceza mahkemesi HÂKİMLİĞİ’NE


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com