BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere


sayfa1/8
d.ogren-sen.com > Doğru > Evraklar
  1   2   3   4   5   6   7   8
DURUŞMA TALEPLİDİR


…………… BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE gönderilmek üzere

………… …...AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA,
DOSYA NO...............................: …………../…………. Esas

İSTİNAF KANUN

YOLUNA BAŞVURAN

SANIK .................................... :

İSİM-SOYİSİM TC:………………………………..

ADRES

SUÇ İSNADI.......................... : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

TEBLİĞ TARİHİ ……………………….: ……./………./…………….

KONU……………………………………: ……………… ……...Ağır Ceza Mahkemesi ……./………./……….tarih ……../……….Esas ve …………/………….. Karar sayılı kararının istinaf incelemesi isteminden ibarettir.
BAŞVURU SEBEPLERİ VE GEREKÇESİ :
Örgüte üye olma isnadıyla yerel mahkemede yargılanmış olup TCK md:314/2 maddesi gereği …………. yıl …………. ay hapis hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Müvekkil ……./………./………. -……./………./……….tarihlerinde gözaltında, ……./………./………. - ……./………./………. tarihleri arasında tutuklu kalmıştır. Yerel mahkemenin hakkında vermiş olduğu Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan vermiş olduğu hapis cezası kararı usul ve yasaya aykırı olup iş bu karara süresinde itiraz ediyorum.

Tarafımızca yapılan itirazlar gereği yerel mahkemece eksik araştırma ve incelemelerin yüksek mahkemece tamamlanarak kararın DEĞİŞTİRİLİP-DÜZELTİLEREK BERAAT kararı verilmesine, yüksek mahkeme BERAAT talebimiz konusunda aksi kanaatteyse itirazlarımızın kabulüyle ……………… ……...Ağır Ceza Mahkemesi ……./………./……….tarih ……../……….Esas ve …………/………….. Karar sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmesini talep ediyorum. Şöyle ki ;
Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan “ByLock Uygulaması Bilgi Notu”na dayanarak savcılıklar tarafından on binlerce insan hakkında işlem yapılmış, gözaltına alınmış, tutuklanmış halen insanlar bir gece yarısı operasyonu ile hayatları karartılmaya devam edilmektedir. ByLock uygulaması hakkında bugüne kadar medya organları tarafından bir yerden hazırlanıp sürüme sunulmuş izlenimi verircesine gerçek dışı haberler yapıldı, insanların zihinleri asparagas haberlerle felç edildi. Hem yapılan haberler hem de Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan “ByLock Uygulaması Bilgi Notu”ndaki iddialar hakkında tarafsız uzman bilirkişiden teknik rapor alınması gerekmektedir. Ancak Ağır ceza mahkemelerine bu konuda ByLock mağdurları tarafından defalarca talepte bulunulmasına rağmen hiçbir mahkeme rapor almaya cesaret edememiştir. Eğer mahkemeler tarafından bilirkişi raporu alınabilseydi, ByLock hakkında medyada dolaşan bütün bilgilerin gerçek dışı olduğu ve Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından hazırlanan “ByLock Uygulaması Bilgi Notu” ndaki iddiaların asılsız ve dayanaksız olduğu ortaya çıkacaktı ve insanlar haksız yere tutuklanmayacak ve hayatları karartılmayacaktı.

Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından tarafsız bilirkişilerden rapor alınmaması nedeniyle ByLock mağdurları tarafından, bilişim alanında uzman bilirkişilerden raporlar alınmış ve internette yayınlanmıştır. Bu raporlar internette yayınlanmasına rağmen raporda belirtilen teknik bilgiler ve sonuçları hakkında hiçbir eleştiri getirilememiş ve aksi kanaat belirtecek bilirkişi raporu ortaya konulamamıştır. Bunun nedeni ise Raporlarda belirtilen değerlendirmelerin evrensel ilkelere dayanmasıdır.
BYLOCK UYGULAMASI DELİLİNE YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ;

A-Usule Dair İtirazlarımız, B-Esasa Dair İtirazlarımız olmak üzere iki bölümde oluşmaktadır. Bu itirazlarımız aşağıdaki gibidir.
A-Usule Dair İtirazlarımız

Hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilmeyen deliller ceza yargılamasında kullanılamaz. MİT’in şifre kırma, satın alma v.s gibi yöntemlerle yasal olarak elde etmediği DİJİTAL MATERYALLER ve bu materyallere dayanarak hazırlanan TEKNİK ANALİZ Bilgi Notu ve ByLock Listeleri hükme esas alınamaz.
Ceza Hukukunda Yasak Delil?

MİT tarafından tespit edilen ByLock haberleşme programı yapılan soruşturmalarda ve kovuşturmalarda yasal delil olarak kabul edilip buna göre hukuki çıkarımlarda bulunulmaktadır. Ceza usul hukukunda, re ’sen araştırma ilkesi ve vicdani delil sistemi geçerli olup, amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçek, hukuka uygun elde edilen her türlü delille ispatlanabilir.

Anayasa'ya göre, kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz (m.38/6).

CMK uyarınca, yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir (m. 217/2).
Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur (m.206/2-a).
Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir (m. 289).
Hukukun uygulanmasında hukuka uygun olmayan bir şeyin üzerine meşru bir şey bina edilemez. Örneğin, yasak yöntemlerle alınan savunmada belirtilen adreste hukuka uygun bir arama yapılsa bile elde edilen deliller hukuka aykırı olacaktır. Buna “hukuka aykırı delillerin dolaylı etkisi, uzak etkisi” ya da “zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir” denilmektedir. Bu itibarla ikrar olarak kabul edilen bu itiraflar mahkûmiyet için geçerli ve yeterli değildir.
Sanığın ifade, sorgu ve savunmasının alındığı aşamalarda hukuk kurallarına uyulmadan yapılan arama sonucu (suç eşyasının) bulunduğuna dair arama zabıtları önüne konulan ve böylece köşeye sıkıştırıldığını hisseden sanık bu baskı altında itirafta bulunmak zorunda kalabilir. Sanığın hissettiği bu baskı ve köşeye sıkışmışlık, CMUK'nun 135/a (CMK m. 148) maddesinde sayılan yasak yöntemler arasında bulunmamakla birlikte, hukuka aykırı arama ile elde edilen deliller bulunduğuna dair tutanağın kendisine her ifade alınışında gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Böylece sanıktan, hukuka aykırı elde edilmiş delil sayesinde itiraf-ikrar delili elde edilmiş, sanığın kendisini suçlaması sağlanmıştır. CMUK'nun 254/2. (CMK m. 148/3, 217/2) maddesi hükmüne göre bu itiraf hükme esas alınamaz. CGK'nun 25.11.2014 tarih ve 2014/166-514 sayılı Kararında; "Hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen delillerin hükme esas alınamayacağının belirlendiği olayda; ... arama işleminin hukuka aykırı yapılması nedeniyle ele geçirilen ruhsatsız tabancanın hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olmasından dolayı hükme esas alınmayacağı... başkaca maddi delillerle desteklenmeyen ikrara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması usul ve kanuna aykırıdır." Bu şekildeki arama işleminden sonra ele geçen ve ispat aracı olarak yararlı görülen değerlere ilişkin el koyma işleminin sulh ceza hâkimi tarafından onaylanması da arama işlemini geriye dönük olarak hukuka uygun hale getirmeyecektir.
Anayasa Mahkemesi de, 19.11.2014 tarih ve 2013/6183 Başvuru Numaralı Kararında, ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmadan yapılan arama sonucunda elde edilen hukuka aykırı delillerin hükme esas alınarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdiği gibi Yargıtay CGK bir kez daha (28.04.2015 tarih ve 2013/464, 2015/132 sayılı Kararda), arama işleminin, arama tanıkları (komşu veya ihtiyar heyetinden) kimseler hazır edilmeden yapılması sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Açıklanan pozitif hukuk normları, Anayasa Mahkemesi ve CGK Kararları karşısında; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde yer alan ve Anayasamıza da eklenen (m. 36) adil yargılanma hakkının gereğidir.
Arama işlemi Kanun'un öngördüğü usullere uygun olarak gerçekleştirilmemişse, bu yolla elde edilen delil hukuka aykırı olduğu gibi suçun maddi unsuru olan ancak hukuka aykırı olarak elde edilen bu deliller sanığın önüne konulup, buna karşı diyecekleri sorularak alınan savunmanın dış müdahaleler olmaksızın, özgür iradeye dayanılarak yapıldığı söylenemez. Nasıl ki sanığın talep etmesine veya yasal zorunluluk bulunmasına rağmen müdafi atanmadan ya da yasal hakları hatırlatılmadan alınan savunması hukuka aykırı olup, bu şekilde alınan savunmada suçun ikrar edilip edilmediğine bakılamaz. Aynı şekilde hukuka aykırı olarak elde edilip, "delil" olma özelliği bulunmamasına rağmen, suçun sübutuna en büyük delil olarak sanığa gösterilerek, buna dayalı olarak alınan savunmadaki "ikrar" özgür iradeye dayalı olmayacağından, değer atfedilmemelidir.
Cumhuriyet savcısı veya Hâkim, hukuka aykırı olarak elde edildiğini belirterek, suça konu eşya ele geçmemiş gibi sanıktan savunma yapmasını isteselerdi sanık aynı şekilde suçunu ikrar edecek miydi? Suçun maddi unsuru ortada yokken ikrarda bulunulsa bile bu ikrar soyut kalacağından, mahkûmiyete yeterli delil olarak kabul edilemez. CGK'nun 25.11.2014 tarih ve 2014/166-514 sayılı, 28.4.2015 tarih, 2013/464, 2015/132 sayılı Kararlarında da hukuka aykırı olarak yapıldığı kabul edilen aramada elde edilen maddi delil dışındaki başkaca maddi delillerle desteklenmeyen ikrara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı belirtilmiş, Anayasa Mahkemesi de bu şekilde verilen mahkûmiyet kararı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
CGK'nun 25.11.2014 gün ve 2013/610, 2014/512 sayılı Kararında belirtildiği gibi hukuka aykırı arama emri ile gerçekleştirilen aramadaki el koyma işleminin hâkime onaylatılması da işlemi hukuka uygun hale getirmez. Gerekçeleri CGK'nun 25.11.2014 tarih ve 2014/166-514 sayılı Kararında ayrıntılı olarak gösterildiği üzere yasal şartları oluşmadan verilen arama kararı Kanuna aykırı olduğu gibi arama esnasında CMK'nun 119/4. maddesi hükmüne aykırı olarak ihtiyar heyetinden veya komşulardan kimse bulundurulmadığından, arama işlemi de hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu itibarla arama sonucunda bulunup el konulan ve mahkûmiyete esas alınan eşya hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil niteliğindedir.

Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, cezalandırılma imkânı bulunmamaktadır. Gerekçeli kararda sanığın ikrarı, arama ve el koyma tutanağı ile bilirkişi raporu kapsamından suçun işlendiği belirtilmiş ise de, sanığın işyerinde hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen arama işleminde elde edilen suça konu maddi deliller ile buna dayanılarak düzenlenen bilirkişi raporlarının mahkemece hükme esas alınması isabetsizdir. Çünkü bilirkişi raporu aramada ele geçen ürünün değerlendirilmesine yönelik bir araçtır. Sanığın ikrar olarak nitelendirilecek savunması olsa bile, suçun maddi konusu olan eşya hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, sanığın cezalandırılmasına imkân bulunmamaktadır. Gerekçeli kararda sanığın ikrarı, arama ve el koyma tutanağı ile bilirkişi raporu kapsamından suçun işlendiği belirtilmişse de, sanığın işyerinde hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen arama işleminde elde edilen suça konu maddi deliller ile buna dayanılarak düzenlenen bilirkişi raporlarının mahkemece hükme esas alınması isabetsizdir. Çünkü bilirkişi raporu aramada ele geçen ürünün değerlendirilmesine yönelik bir araçtır. Sanığın ikrar olarak nitelendirilecek savunması olsa bile, suçun maddi konusu olan eşya hukuka aykırı şekilde ele geçirildiğinden, yok sayılması gerekir. Bu halde de ikrar soyut kalacak, mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacaktır.
Yukarıda izah edilen gerekçelere göre;
a-Hukuka aykırı şekilde elde edilen hiçbir delil yargılamada delil olarak kullanılamaz.

b-Hukuka aykırı olarak elde edilen delile dayanarak alınan İKRAR da hükme esas alınamaz.

c-Hukuka aykırı olarak elde edilen delil sonradan hâkim tarafından onaylanmış olsa bile bu delili hukuka uygun hale getiremez.
MİT TARAFINDAN HAZIRLANAN BYLOCK İLETİŞİM BİLGİLERİ CEZA YARGILAMASINDA DELİL NİTELİĞİNİ TAŞIYOR MU ?
Bu sorunun cevabını bulabilmek için öncelikle bilinmesi ve açıklığa kavuşturulması gereken kavramlar; “iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması”, “iletişimin tespiti” ve “telekomünikasyondur”.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Türk Ceza Kanununda tanımı yapılmayan bu kavramlar 10.11.2005 tarih ve 25989 sayı ile 14.02.2007 tarih ve 26434 sayılı Resmi Gazetelerde yayımlanan iki ayrı yönetmelikte tarif edilmiştir. Buna göre;
İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASI:
Telekomünikasyon yoluyla gerçekleştirilmekte olan konuşmalar ile diğer her türlü iletişimin uygun teknik araçlarla dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik işlemlerini tarif eder. Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişimin içeriğini dinleme ve kaydetme bu kapsamdadır.
İLETİŞİMİN TESPİTİ:
İletişimin içeriğine müdahale etmeden iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemlerini tarif eder. Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişimin içeriği kaydedilmeksizin, bu program üzerinden kim, kiminle, ne zaman, nerede iletişime geçtiğinin tespiti bu kapsamdadır.

TELEKOMÜNİKASYON:
İşaret, sembol, ses ve görüntü ile elektrik sinyallerine dönüştürülebilen her türlü verinin; kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektro kimyasal, elektro mekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve alınmasıdır. Örneğin akıllı telefonlarda kullanılan BYLOCK adlı program ile yapılan iletişimin bu kapsamda kaldığı tartışmasızdır.
İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASI;
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüphelinin ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınması Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile vereceği karar ile mümkündür. (CMK 135/1) Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişiminin dinlemesi ve kaydedilmesi ancak Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile vereceği karar ile söz konusu olabilir. Eğer bu çerçevede alınmış bir mahkeme kararı yok ise iletişimin dinlenmesi ve kaydedilmesi hukuka aykırıdır. Bununla birlikte hukuka aykırı olarak yapılmış bir dinleme ve kayda alınma söz konusu ise bu şekilde elde edilen kayıtların da ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında delil olarak kullanılması mümkün olmadığı gibi bu işlemi yapanlar için Türk Ceza Kanunu’nun 132 ve 133. Maddelerindeki Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması suçlarının oluşacağı açıktır.
Ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında MİT’in CMK’nın 135. Maddesi kapsamında iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınması yönünde Sulh Ceza Hakimlikleri ya da Mahkemelerden karar alabilmesi ve bu çerçevede adli bir soruşturma yürütmesi bizim hukuk sistemimizde mümkün değildir.
MİT ancak kendi teşkilat Kanunu’nda belirlenen görev tanımına uygun olarak istihbarat amaçlı dinleme kararı alabilir. Eğer bu çalışmalarda suç tespit edilmiş ise yapılacak olan bununla ilgili olarak soruşturma makamlarını bilgilendirmek ve paylaşımda bulunmaktır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı, iddia olunan örgüte yönelik bir iddianamede ByLock uygulaması dair MİT raporunu örgüt üyeliği yönünden tek başına delil olarak kabul ederken raporu hazırlayan kurum yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca örgüte isnadı yapılan kendi personeli hakkında ByLock uygulamasını kullanmasını tek başına örgüt üyeliği yönünden delil kabul etmeyerek hakkında suç duyurusu dahi bulunmamıştır.
ByLock kullandığı tespit edilen MİT personeliyle ilgili MİT’in Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği kendi ByLockçu personeliyle ilgili hazırladığı raporda “ByLock programını kullandığı tespit edilen eski personellerden örgüt ile irtibatlı/iltisaklı olmakla birlikte, örgüt mensubu olduklarına dair yeterli kanaat oluşmadığından haklarında suç duyurusunda bulunulmamış olup, haklarında düzenlenen soruşturma raporlarının onaylı birer örneği ve anılanların açık kimlik, irtibat ve adres bilgileri Başsavcılığınızca yapılacak değerlendirmeye esas olmak üzere ilişikte gönderilmektedir.” Denmiştir.
Doğruluğu hiçbir şekilde sorgulanamamış ve denetime tabi tutulmamış istihbarî nitelikteki bilgilerin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve diğer yargı organlarınca BYLOCK uygulamasına dair MİT'e ait gizli ibareli 88 sayfalık TEKNİK RAPOR ve rapor dayanak gösterilerek hazırlanan 102.000 kişilik istihbari nitelikteki listelerin delil kabul edilmesi usul ve yasaya açıkça aykırıdır
MİT’in görevi 2937 sayılı Kanun’un 4. Maddesinde “Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak” olarak tanımlanmıştır ve ancak bu çerçevede istihbari dinleme yapabilir.
  1   2   3   4   5   6   7   8

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay ceza dairesine gönderilmek üzere bölge adliye mahkemesi İSTİnaf ceza dairesiNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconBÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconYargitay 13. Ceza dairesi

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİdare mahkemesi başkanliğI’na sunulmak Üzere

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconİstanbul sulh ceza hâKİMLİĞİ’ne sunulmak üzere istanbul sulh ceza hâKİMLİĞİNE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconCumhuriyet savcilarina ceza kovusturmasi yapmak uzere acik cagrimizdir!

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğina

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconAĞir ceza mahkemesi başkanliğI'NA

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconSulh ceza mahkemesi sayin hâKİMLİĞİ’NE

BÖlge adliye mahkemesi İLGİLİ ceza dairesi’ne gönderilmek üzere iconNÖbetçİ trafik ceza mahkemesi HÂKİMLİĞİ’NE


Yasa




© 2000-2018
kişileri
d.ogren-sen.com